İçeriğe geç

Saklı zamanlar

Bölüm 18 · 1 dk okuma

Saklı zamanlar

Bölüm 18

Galatanın sessizliği

Galata Kulesi’nin gölgesi sabah ışığında uzun ve solgundu. Şehrin en eski tanıklarından biri, bugün bize yeni bir sır verecekti. Yüreğim hızlı atıyordu. Notta yazan o cümle zihnime kazınmıştı: “Üçüncü basamakta bekle.” Birkaç kelimeydi sadece, ama taşıdığı ağırlık yüzyıllıktı sanki.Mert yanımda sessizce yürüyordu. Kalabalığın arasında görünmez gibiydik. Herkes kendi hayatına akarken, biz zamanın içinden süzülüyorduk. Galata’ya vardığımızda kule hâlâ aynı heybetli suskunluğuyla karşımızdaydı. Oysa bugün, içimizdeki karmaşayı görebilecek kadar canlıydı.Girişteki merdivenlere yaklaştık. Üçüncü basamak. Sayarak çıktım.Bir…İki…Üç.Durduk. Mert göz ucuyla bana baktı. Basamağın yan tarafında, taşın arasına sıkıştırılmış küçük bir zarfa rastladım. Kalbim ağzıma geldi. Zarf sararmıştı ama yazı taze görünüyordu. Üzerinde sadece bu yazıyordu:“Lara.”Titreyen parmaklarımla açtım. Mektup kısa ama yıkıcıydı:“Bu kulede seni bekledim. Her gün, aynı saatte. Gelmedin. Oysa gökyüzü bile seninle konuşuyordu. Şimdi sen okuyorsan bunu, demek ki bir zaman kırıldı. Belki de bu defa biri yetişebilecek. Aşk bazen geç kalmaz. Sadece doğru zamanı bekler. Şimdi o zamandasın.”Altında bir isim yoktu.Mektubu katladım, cebime koydum. Gözlerim dolmuştu ama ağlamadım. Ağlamaktan öte bir histi bu. Sanki Elif’in hikâyesi artık sadece bir anı değil, bir kehanetti. Zamanın içinde bize bırakılan işaretlerdi bunlar.Mert, sessizliği bozan ilk kişi oldu.“Birisi bu anı bizim için hazırlamış. Biri bizi bu yola çağırıyor, Lara.”O an, başka bir şey fark ettim. Merdivenin demir korkuluğuna kazınmış bir harf vardı. Küçük, neredeyse görünmez bir “E”.“Bu iz… Elif burada mıydı gerçekten?” diye fısıldadım.“Belki o değil,” dedi Mert. “Ama onun izinden giden biri…”Kuleye çıkmadık o gün. Kule değil, basamaklar bizi çağırmıştı zaten. O küçük durakta, zamanın kısa bir anında buluşmuştuk bir sırla.Geri dönerken şehrin sesi bize yeniden karıştı. Ama artık araya ince bir fısıltı sızıyordu. Elif’in sesi gibi… ya da belki de sadece kalbimizin yankısıydı.Ve o an şunu fark ettim:Bazen en büyük adım, bir üçüncü basamakta atılır.Ve bazen…Aşk, tam da orada başlar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.