Pars, göğsünde gezinen o ince parmakların yarattığı rahatsızlıkla dişlerini sıktı. Kızı sertçe itip terslese Selin’in olay çıkaracağını, kapıda yaygara koparacağını çok iyi biliyordu. Kabindeki varlığı ve aralarındaki kırılgan dengeyi korumak adına tüm sabrını topladı.
Gözlerini kısarak yüzüne zoraki, mesafeli bir sakinlik yerleştirdi. Selin’in bileğini nazik ama geri çevrilmez bir kararlılıkla tutup elini göğsünden indirdi.
"Selin, bak..." dedi, ses tonunu olabildiğince ılımlı tutmaya çalışarak. "Koç buralarda dolanıyor. Biri seni burada görürse ikimiz için de fena olur. Sen yemekhaneye geç, masayı tut. Ben de hemen üzerimi giyinip yanına geliyorum, tamam mı?"
Selin dudaklarını bükse de Pars’ın bu yumuşak ve vaatkâr tavrı karşısında yelkenleri suya indirdi. "Pekala... Ama fazla oyalanırsan tabağını bitiririm, haberin olsun," diyerek cilveli bir tebessümle arkasını döndü.
Selin kapıdan çıkar çıkmaz Pars kapıyı hızla örtüp kilitledi. Derin bir nefes vererek sırtını ahşap kapıya yasladı. Tam kabine doğru yönelecekti ki, içeriden gelen gürültülü su sesi durdu.
Poyraz, Pars’ın Selin’i gönderip yanına geleceğini adım gibi bildiğinden, sırf onunla o daracık kabinde baş başa kalmamak için rekor sürede duşunu almıştı. Islak zeminde sert adımlarla dışarı çıktı; beline gelişiüzel doladığı havlusu ve sırılsıklam sarı saçlarıyla dosdoğru kendi dolabına yürüdü.
Yüzünde dağ ayazından bile daha sert, buram buram kıskançlık ve trip kokan bir ifade vardı. Çenesi kaskatı kesilmişti, dudaklarını birbirine öyle bastırmıştı ki neredeyse çizgi halini almıştı.
Dolabın kapağını biraz fazla gürültülü bir şekilde açtı. Askıdaki gri tişörtü hırsla çekip kafasından geçirmeye çalışırken kumaşla adeta kavga ediyordu. Bir saniye bile Pars’ın olduğu tarafa bakmıyor, onu tamamen yok sayarak fırtına gibi giyinmeye çalışıyordu.
Pars sırtını dayadığı kapıdan ayrıldı; kollarını göğsünde kavuşturup Poyraz’ın bu öfkeli, yangın yeri gibi parlayan haline baktı. Dudaklarının kenarında, Poyraz’ın bu katıksız kıskançlığını görmenin verdiği o tehlikeli ve fazlasıyla memnun tebessüm saniye saniye büyüyordu.