İçeriğe geç

SAKLI MAÇ

Bölüm 46 · 2 dk okuma

SAKLI MAÇ

Bölüm 46

Bölüm 46

Koç Demir, sahanın ortasında kalın kollarını göğsünde kavuşturmuş, boynundaki o meşhur madeni düdüğüyle dikiliyordu. Kaşları her zamanki gibi çatık, bakışları şimşek gibiydi; ta ki taş patikadan sahaya doğru inen o iki figürü görene kadar.

Poyraz’ın Pars’ın koluna sırıtarak vuruşu, Pars’ın ise başını yana yatırıp dişlerini göstere göstere kahkaha atması... Sahadaki herkes gibi Koç Demir’in de gözleri bir anlığına yuvalarından fırlayacak gibi oldu. Düdüğünü tutan parmakları havada dondu.

İki kaptan sahanın beyaz çizgisine basıp takımın önüne geldiğinde, Koç Demir ağır adımlarla onlara doğru yaklaştı. İkisini de kafadan tırnağa, sanki uzaydan inmiş iki yaratığı inceler gibi süzdü. Yüzündeki o sert, disiplinli maske birkaç saniye boyunca bocaladı.

"Gözlerim beni yanıltmıyorsa..." dedi Koç Demir, sesi her zamanki gibi tok ve gür çıksa da içinde açık bir hayret titreşiyordu. "Birbirinizin boğazına sarılmak yerine sabah sabah muhabbet ediyorsunuz. Hayırdır beyler? Ne oldu da bu dağlara kar yağdı bir gecede?"

Poyraz anında ciddileşmeye çalıştı; boğazını temizleyip sırtını dikleştirdi ama dudaklarının kenarındaki o seğirmeyi tamamen gizleyemedi. "Yok bir şey koç. Antrenman stratejisi konuşuyorduk."

Pars ise ellerini antrenman şortunun ceplerine sokup omuz silkti. Yüzündeki o serseri tebessüm hafifçe solsa da gözlerindeki o dingin parıltı yerli yerindeydi. "Kaptanlar arası ateşkes diyelim hocam."

Koç Demir iki gence baktı. Günlerdir kampı cehenneme çeviren, antrenmanları durma noktasına getiren o yırtıcı gerilimin yerini böylesine pürüzsüz bir uyuma bırakmış olması adamın omuzlarındaki tonlarca yükü bir anda indirmişti.

Demir’in o sert yüz hatları yavaşça gevşedi; bıyıklarının altından kocaman, babacan bir sırıtış yayıldı. Elini kaldırıp önce Poyraz’ın, ardından Pars’ın omzuna öyle sert bir şaplak indirdi ki ikisi de hafifçe öne sendeledi.

"Ne olduysa oldu, umurumda değil!" dedi Koç Demir, keyifle gürleyerek. "Gökten vahiy mi indi, birbirinizi dövmekten mi yoruldunuz bilmem ama ne olduysa harika oldu! Sonunda takım gibi görünmeye başladınız be!"

Koç arkasını dönüp sahada ağızları açık onları izleyen diğer oyunculara bağırdı: "Ne bakıyorsunuz öyle koyun gibi?! Kaptanlarınız bile akıllandı, siz hâlâ uyanamadınız! Isınma turlarına başlıyoruz, çift sıra olun!"

Demir düdüğünü neşeyle öttürüp saha kenarına doğru yürürken, Poyraz kaçamak bir bakışla Pars’a döndü. Pars da ona bakıyordu; Koçun sırtı döndüğü anda dudaklarında aynı hınzır tebessüm bir kez daha parıldadı. Gece göl kenarında başlayan o sessiz devrim, sabahın ilk ışıklarıyla sahanın ortasını fethetmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.