İçeriğe geç

SAKLI MAÇ

Bölüm 45 · 2 dk okuma

SAKLI MAÇ

Bölüm 45

Bölüm 45

Üzerlerine antrenman yeleklerini geçirip merdivenlerden indiklerinde, sabahın serin dağ havası yüzlerine çarptı. Fakat Pars’ın zihnindeki o görüntü—Poyraz’ın yastığı kucaklayıp tavana bakarak çocuk gibi oflayıp poflaması—bir türlü silinmiyordu. Aklına her geldiğinde dudaklarının kenarı istemsizce yukarı kıvrılıyor, boğazından boğuk bir kıkırtı firar ediyordu.

Tesisten alt sahaya inen taş patikada yan yana yürüyorlardı. Pars yine başını hafifçe yana eğip kendi kendine gülünce, Poyraz daha fazla dayanamadı.

"Gülmesene oğlum!" dedi Poyraz, yüzünde engelleyemediği kocaman bir sırıtışla. Dirseğini kaldırıp Pars’ın pazısına hafifçe vurdu. "Ciddiyetsiz herif... Bütün kamp ayağa dikilmiş, sen hâlâ neyin kafasını yaşıyorsun?"

Pars darbeyi yediği kolunu bile umursamadı; aksine, başını çevirip Poyraz’ın sabah güneşiyle parıldayan dağınık sarı saçlarına baktı. Gözleri kısıldı, gamzeleri andıran o nadir kıvrım yanağında yine belirdi. "Kafanı o yatak başlığına vuruşun hâlâ gözümün önünde Aksoy. Sahada da öyle çaresiz olacaksan işimiz var."

"Görürsün sen sahada kim çaresiz kalıyor," diye mırıldandı Poyraz ama sesinde en ufak bir zehir yoktu; yüzündeki serseri tebessümle Pars’ın omzuna bu kez hafifçe yüklendi.

İkili arasındaki bu alışılmadık hava, sahaya adım attıkları anda etraftakilerin dikkatini bir paratoner gibi çekti.

Sahanın kenarındaki banklarda oturan takım arkadaşları, su şişelerini dolduran savunma oyuncuları ve amigoların bir kısmı adeta donakalmıştı. Barış’ın elindeki havlu yere düştü; gözlerini kısarak şaşkınlıkla iki kaptana baktı. Kampın ilk gününden beri birbirini çiğ çiğ yemeye ant içmiş, dün akşam bile aralarından alevler fışkıran iki azılı düşman; şimdi yan yana yürüyor, biri kıkırdıyor, diğeri ona sırıtarak omuz atıyordu.

"Ben mi yanlış görüyorum yoksa birisi bunların suyuna bir şey mi kattı?" diye fısıldadı takımın forvetlerinden biri Barış’a.

Az ilerideki amfi basamaklarında esneme hareketleri yapan Selin ise hareketini yarıda kesti. Gözleri fal taşı gibi açılmış, Pars’ın yüzündeki o daha önce hiç görmediği içten, parlak tebessüme kilitlenmişti. Pars ona bile asla böyle gülmemişti.

Birkaç metre ötede duran Derin ise su matarasına yaslanmış, olan biteni keyifle izliyordu. Poyraz’ın kol atışını ve Pars’ın o teslim olmuş gülüşünü görünce dudaklarını ısırdı; takımın yaşadığı o büyük şok dalgası Derin için sabahın en tatlı manzarasına dönüşmüştü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.