İçeriğe geç

SAKLI MAÇ

Bölüm 44 · 2 dk okuma

SAKLI MAÇ

Bölüm 44

Bölüm 44

FÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜT!

Sessiz sabah havasını bıçak gibi yaran o madeni, kulak tırmalayıcı ses, koridordaki taş duvarlardan sekip 204 numaralı odanın tam ortasında patladı. Koç Demir’in meşhur sabah düdüğü, kampın çam ağaçlarını bile titretecek kadar gürültülüydü; ardından adamın gür ve acımasız sesi koridoru inletti:

"HERKES ON DAKİKA İÇİNDE ALT SAHADA! GEÇ KALANIN KRAMPONLARINI KENDİSİNE YEDİRİRİM!"

O büyülü, tehlikeli ve nefes kesen an, tek bir düdük darbesiyle paramparça oldu.

Poyraz’ın yüzündeki o kızarmış, afallamış ifade bir anda yerini derin, çocuksu ve katıksız bir drama kraliçesi bıkkınlığına bıraktı. Başını küt diye arkasındaki ahşap yatak başlığına vurdu. Gözlerini tavana dikip ciğerlerindeki bütün nefesi dışarı üfledi.

"Oflar mısın poflar mısın..." diye homurdandı Poyraz, ellerini havaya kaldırıp sonra çarşafın üzerine pat diye bırakırken. "Adamın ciğerleri körükten yapılmış resmen! Sabahın köründe bu enerji nereden geliyor, kafayı yiyeceğim ya! Hayatımda duyduğum en çirkin ses bu düdük olabilir."

Üzerine eğilmiş halde duran Pars, Poyraz’ın bu ani ruh hali değişimini, kollarını bacaklarını yatağa yayıp suratını asışını saniye saniye izledi.

Ve sonra, yıllardır kampın, sahaların ya da soyunma odalarının hiç tanık olmadığı bir şey oldu.

Pars’ın göğsünden önce boğuk, bastırılmaya çalışılan bir hırıltı yükseldi; ardından kendini tutamayarak geriye doğru çekildi ve başını hafifçe arkaya atıp katıksız, gür bir kahkaha patlattı.

Koyu renk gözleri kısıldı, bembeyaz dişleri sabah güneşinin ışığında parıldadı. O daima mermerden oyulmuş gibi duran, etrafına tehdit saçan takım kaptanı gitmiş; yerine Poyraz’ın bu huysuz çocuk hallerine içtenlikle gülen, apayrı bir sıcaklığa bürünen bir adam gelmişti.

Poyraz kaşlarını çatıp dudaklarını büzdü ama Pars’ın kahkahasını duyunca yüzündeki o sahte öfkeyi korumakta zorlandı. Yeşil gözleri, karşısında ilk kez bu kadar serbest, bu kadar güzel gülen çocuğun yüz hatlarında takılı kaldı.

"Gülme be!" dedi Poyraz, yastığı kaptığı gibi Pars’ın göğsüne fırlatarak. "Komik mi? On dakika diyor Karaca, on dakika! Koçun sabah antrenmanında bizi öldüreceğini biliyorsun!"

Pars göğsüne çarpan yastığı tek eliyle havada yakaladı; yüzündeki o parıltılı, neşeli gülüşü dudaklarının kenarında tutmaya devam ederek yatağın kenarına ilişti. Gözlerini Poyraz’ın darmadağınık sarı saçlarından ayırmadan başını iki yana salladı.

"Seni böyle çaresiz görmek..." dedi Pars, sesi kahkahanın ardından hala titreşirken. "İnan bana, sahadaki bütün ceza koşularına bedel Aksoy."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.