İçeriğe geç

SAKLI MAÇ

Bölüm 43 · 2 dk okuma

SAKLI MAÇ

Bölüm 43

Bölüm 43

Pars, kapının kilidini parmak uçlarıyla neredeyse ses çıkarmadan çevirdi ve aralığı dikkatle açıp koridoru taradı. Dışarısı şimdilik boştu; Selin'in topuk sesleri çoktan alt kata inmişti.

"Şimdi," dedi Pars fısıltıyla, çenesiyle çıkışı işaret ederek.

Derin, spor ayakkabılarını parmaklarının ucunda tutarak kapı eşiğinden bir kedi sessizliğiyle koridora süzüldü. Ayrılmadan önce hızla dönüp Poyraz'a "Sonra konuşacağız!" anlamına gelen tehditkar bir göz işareti yaptı ve saniyeler içinde kendi kanadına doğru sıvıştı.

Poyraz yatağın ortasında sırtüstü uzanmış, ellerini yüzüne kapatarak ciğerlerine derin bir nefes çekmeye çalışıyordu. Az önceki tehlike öyle büyüktü ki, nabzı kulaklarında davul gibi zonkluyordu. "Resmen kıl payı kurtulduk..." diye fısıldadı ellerinin arasından.

Kapı hafif bir tık sesiyle örtülüp kilit yeniden yuvasına oturdu.

Pars arkasını döndü. Derin bir nefes alıp omuzlarını yavaşça kapının yanındaki ahşap duvara yasladı; kollarını göğsünde kavuşturdu. Koyu renk gözleri, yatakta pelte gibi yatan sarışın bedeni baştan ayağa ağırca süzdü. O kampa adım attığı ilk andan beri yüzünde taş gibi donmuş duran o soğuk, erişilmez ve mesafeli maske tamamen erimişti. Dudaklarının kenarında kıvrılan o hınzır, şakacı tebessüm, yüz hatlarına bambaşka bir tehlike katıyordu.

Poyraz yüzündeki ellerini indirip Pars'ın duruşunu fark ettiği anda yutkundu.

Yıllardır görmeye alışık olduğu o buz gibi bakışların yerine, kendisini köşeye sıkıştırmaktan inanılmaz keyif alan bir yırtıcının alaycı parıltısı gelmişti. Poyraz'ın dudaklarında istemsiz, gergin bir gülümseme belirdi. Tehlike çanlarının bu kez çok farklı bir yönden çaldığını anında sezmişti.

"Ne bakıyorsun öyle?" dedi Poyraz, sesi hem savunmacı hem de kaçamak çıkmıştı.

Gözlerini Pars’tan ayırmadan, ellerini çarşafın üzerine koyup kalçasını geriye doğru kaydırmaya başladı. Yatağın başlığına doğru, milim milim geri çekiliyordu.

Pars duvardan ayrıldı. Adımlarını hiç acele etmeden, tadını çıkara çıkara yatağa doğru attı. Yüzündeki o hınzır ifade her adımda biraz daha derinleşiyordu.

"Demek sarı civcivin uykusu pek kıymetliymiş, öyle mi?" dedi Pars, sesindeki boğuk tonla bariz bir şekilde dalga geçerek. "Rolünü de pek inandırıcı oynadın. 'Homurdanmalar, çarşafa sarılmalar'... Tiyatroya mı yazılsaydın Aksoy?"

"Dalga geçme Karaca," dedi Poyraz, sırtı yatağın başlığına çarpınca kaçacak yerinin kalmadığını anlayarak. Dizlerini hafifçe kendine doğru çekti ama yüzündeki o gergin gülüşü bastıramıyordu. "Kız içeri dalsa biterdik, farkında mısın?"

Pars yatağın kenarına dizini koydu, yatak onun ağırlığıyla hafifçe çöktü. İki elini Poyraz’ın dizlerinin iki yanına basarak üzerine doğru eğildi. Yüzleri arasında sadece birkaç santim kalana kadar durmadı.

"Farkındayım," diye fısıldadı Pars. Gözleri Poyraz’ın yeşil harelerinden dudaklarına kaydı, oradan da boynundaki kolyeye indi. "Ama Selin haklıydı... Boynumdaki bu izin antrenmanda kask çarpmasıyla olmadığını bir tek sen ve ben biliyoruz."

Poyraz’ın yanaklarına anında sıcak bir kırmızılık yürüdü. Pars’ın bu beklenmedik, oyuncu ve sınır tanımaz yakınlığı karşısında tamamen silahsız kalmıştı. Yatağın köşesine sıkışmış halde, Pars’ın o hınzır gülüşüne karşı koymanın sahadaki en sert darbeden bile daha zor olduğunu hissediyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.