İçeriğe geç

SAKLI MAÇ

Bölüm 23 · 2 dk okuma

SAKLI MAÇ

Bölüm 23

Bölüm 23

Soyunma odasındaki diğer oyuncular teker teker toparlanıp koridora çıktığında, içerideki uğultu yerini fayanslara çarpan su damlalarının boğuk yankısına bıraktı.

Pars, dolabının önünde tek başına kalmıştı. Üzerindeki çamurlu formayı, omuzlukları ve kramponları yavaş, mekanik hareketlerle üzerinden sıyırdı. Çıplak göğsü, sahadaki çarpışmanın etkisiyle yer yer kızarmıştı; soluk tenindeki belirgin kaburgaları ve kasları her soluk alışında geriliyordu. Uzun siyah saçlarını tek eliyle geriye doğru taradı. Zihninde yankılanan tek şey, Barış’ın Poyraz’ın ensesine dokunuşu ve Poyraz’ın o teslimiyetçi duruşuydu. Bu görüntü, göğsünün tam ortasını kızgın bir demir gibi dağlıyordu.

Beline siyah bir havlu sardı. Tereddüt etmedi; adımları sanki önceden çizilmiş bir rotayı takip eder gibi doğrudan duşların olduğu bölmeye yöneldi.

Duş alanı, tavana kadar uzanan beyaz fayanslarla kaplı, sıcak suyun etkisiyle yoğun bir buhar tabakasıyla kaplanmış geniş bir alandı. Su şırıltısı içerideki tek sesti. Pars içeri adım attığında, buharın yarattığı o puslu perdenin ardında aradığı silüeti anında fark etti.

En dipteki bölmede, suyun tam altında Poyraz duruyordu.

Başını geriye atmış, sarı saçları sırılsıklam alnına ve boynuna yapışmıştı. Soğuk su teninden aşağı süzülüyor, çıplak sırtındaki kas kıvrımlarında ve göğsüne yaslanan o gümüş kolyede parlak izler bırakıyordu. Ensesindeki tırnak izleri ve morluklar, suyun altında daha da belirgin bir kırmızıya bürünmüştü; tam olarak Pars’ın ellerinin eseri olan o izler.

Pars’ın çıplak ayakları ıslak zeminde sessizce ilerledi. Buharın içinde beliren o uzun boylu, kemikli ve karanlık silüet, doğrudan Poyraz’ın bulunduğu bölmenin hemen yanındaki duş başlığının altına geçti. Aralarında sadece yarım metrelik dar bir boşluk ve suyun yarattığı şeffaf bir buhar duvarı vardı.

Pars musluğu çevirdiğinde su omuzlarından aşağı boşanmaya başladı. Gözlerini bir an bile Poyraz’dan ayırmadı.

Poyraz yan tarafında beliren varlığı, suyun sesini aşan o ağır ağırlığı hemen hissetti. Gözlerini açıp başını hafifçe yana çevirdiğinde, buharın arasından kendisine dik dik bakan koyu kahve gözlerle karşılaştı.

İki çıplak beden, sıcak suyun ve buharın boğucu atmosferinde, soyunma odasının o yapay zırhlarından tamamen sıyrılmış halde bir kez daha baş başa kalmıştı. Su damlaları ikisinin de çenesinden, göğsünden süzülürken aralarındaki mesafe her saniye daha da dayanılmaz bir yangına dönüşüyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.