Barış ve Kerem aynı anda ileri atılıp çamurun içinde birbirine kilitlenmiş iki bedeni kollarından yakaladı. Dört forvet daha araya girip var güçleriyle asılmasa, ikisi birbirinin kaskını parçalamadan durmayacaktı.
Pars’ın eldivenli parmakları Poyraz’ın ensesinden kayarken arkasında derin, kızarık bir iz bıraktı. Poyraz geriye doğru savrulurken dizlerinin üzerine çöktü; kaskını tek bir hamlede başından söküp çimlerin üzerine fırlattı. Sarı saçları terden ve çamurdan sırılsıklamdı, göğsü bir körük gibi yırtılırcasına inip kalkıyordu. Karşı tarafta iki takım arkadaşının zorla zapt ettiği Pars ise kaskını çıkarmamıştı; demir kafesin ardından koyu renk gözlerini Poyraz’ın kızarmış boynundan bir an bile ayırmıyordu.
"Poyraz!"
Derin sahanın kenarından fırlayıp herkesi yardı ve dizlerinin üzerine çökerek Poyraz’ın yanına ulaştı. Titreyen elleriyle Poyraz’ın omuzluklarını tuttu, yüzündeki çamuru silmeye çalışırken gözleri dehşetle açılmıştı. "Delirdin mi sen? Ne yapmaya çalışıyorsunuz ikiniz de?!"
Selin ise birkaç adım geride durmuş, Pars’ın kendi takım arkadaşlarını bile silkeleyip Poyraz’a doğru hamle yapmaya çalışmasını izliyordu; yüzündeki şaşkınlık yerini derin bir huzursuzluğa bırakmıştı.
Koç Demir sahaya bir kasırga gibi daldı. Ağzındaki düdüğü koparırcasına çekip boynundan attı; yüzü öfkeden mosmor kesilmişti.
"YETER LAN, YETER!" diye kükredi Demir. Sesi dağ yamaçlarında yankılandı, sahadaki tüm fısıltılar anında bıçak gibi kesildi. İki adımda ikisinin ortasına dikildi, elindeki taktik tahtasını çamura fırlattı.
"Siz kendinizi ne bok sanıyorsunuz?!" Demir doğrudan Poyraz’ın tepesine dikildi, ardından dönüp Pars’ın kaskının kafesine parmağını sertçe vurdu. "Amerikan futbolu mu oynuyoruz burada, yoksa iki kuduz köpeğin kapışmasını mı izliyoruz?! Burası sizin kişisel çöplüğünüz değil!"
Pars kaskının ardından Koç’a bile boyun eğmeyen o buz gibi bakışlarını dikti ama tek kelime etmedi; çenesi kaskatıydı. Poyraz ise dişlerini sıkarak ayağa kalkmaya çalışırken sendeledi, Derin koluna girerek onu güçlükle ayakta tuttu.
"Bana bakın, ikiniz de kulaklarınızı açın!" Demir parmağını ikisinin yüzüne doğru savurarak öfkeyle haykırdı. "O liseli ergen triplerinizi o lanet odanın kapısında bırakacaksınız! Ya aranızdaki o sikik hesabı kapatır, bu sahada takım gibi durmayı öğrenirsiniz ya da ikinizi de ilk kalkan köhne servise bindirir, şehre postalarım! Formayı da kaptanlığı da rüyanızda bile göremezsiniz!"
Demir arkasını dönüp tüm takıma doğru bağırdı: "Antrenman bitti! Herkes soyunma odasına, gözüm görmesin hiçbirinizi!"
Koç hışımla yürüyüp giderken sahaya ağır, zehirli bir sessizlik çöktü.
Derin, Poyraz’ı tesise doğru yönlendirmeye çalışıyordu ama Poyraz omzunun üzerinden geriye baktı. Pars da tam o anda kaskını tek eliyle başından sıyırıp atmıştı. Dağınık, terli siyah saçları yüzüne dökülürken soluk yüzündeki o kemikli hatlar vahşi bir tebessümle gerildi. Gözleri, Derin’in Poyraz’ı sıkıca tutan ellerine kaydı ve hemen ardından doğrudan Poyraz’ın gözbebeklerine çakıldı.
O kavgadan geriye sadece çamur ve ezilmiş çimler kalmamıştı; ikisinin de tenine sinen o yakıcı temas, Demir'in tehditlerini bile anlamsız kılacak kadar tehlikeli bir noktaya ulaşmıştı.