Pars, Poyraz’ın "Gece nerede sürtüyordun?" sorusuna kelimelerle cevap vermek yerine aralarındaki son santimi de sildi. Tek bir adım attı; çıplak göğsü Poyraz’ın omzuna hafifçe sürttüğünde banyodan yayılan sıcak buhar ikisini de bir koza gibi sardı.
"Hesap mı soruyorsun bana?" diye fısıldadı Pars. Sesi boğuk, sabahın pürüzlü tınısıyla yüklüydü.
Poyraz geri çekilmek yerine çenesini dikleştirdi ama sırtı banyonun ahşap kapı pervazına yaslandığında gidecek yeri kalmamıştı. Pars’ın ıslak saçlarından düşen soğuk bir su damlası Poyraz’ın çıplak omzuna damlayıp göğsüne doğru süzüldü; o minik temas Poyraz’ın teninde kor bir ateş gibi yayıldı. Pars elini kaldırıp kapı pervazına, Poyraz’ın başının hemen yanına dayadı. Diğer eli ise neredeyse iradesi dışında hareket ederek Poyraz’ın boynuna, gümüş kolyenin hemen yanındaki sıcak tene yöneldi. Parmak uçları Poyraz’ın çene çizgisine teğet geçtiğinde ikisinin de nefesi düğümlendi.
Poyraz’ın yeşil gözleri Pars’ın dudaklarına indi; aralarındaki o bitmek bilmeyen düşmanlık, bir saniyeliğine yerini kontrolü imkânsız, yakıcı bir çekime bırakmıştı. Göğüsleri birbirine değercesine inip kalkıyor, nefesleri birbirinin teninde eriyordu. Pars başını biraz daha eğdi, dudakları neredeyse Poyraz’ın yanağını sıyıracak kadar yaklaştı—
Tak, tak, tak!
Odanın dış kapısına sertçe vurulan yumruklar, taş duvarlarda yankılanarak aralarındaki büyüyü bir cam gibi tuzla buz etti.
"Poyraz! Pars! On beş dakikanız var, sahaya inin! Düdük çaldığında sırada olmayanı şehre yollarım!"
Koç Demir’in koridoru inleten gür sesi kapının ardından geçip giderken, ikisi de elektrik çarpmış gibi birden irkildi.
Pars elini hızla pervazdan çekti, bir adım gerileyip başını yana çevirdi; göğsü sanki depar atmış gibi hızla inip kalkıyordu. Poyraz ise sırtını pervazdan ayırıp boğazını temizledi, ellerini saçlarının arasından geçirerek gözlerini tavana dikti.
Odanın ortasındaki hava bir anda yeniden buz kesti ama o bir saniyelik temasın, dudakların birbirine teğet geçişinin yarattığı elektrik artık ikisinin de zihninden silinmeyecek kadar derine işlemişti. Poyraz tek bir kelime bile etmeden kendini banyoya atıp kapıyı arkasından sertçe çarptı; geride kalan Pars ise titreyen parmaklarını yumruk yaparak banyonun kapalı kapısına öylece bakakaldı.