İçeriğe geç

SAKLI MAÇ

Bölüm 16 · 2 dk okuma

SAKLI MAÇ

Bölüm 16

Bölüm 16

Çam ağaçlarının arasından süzülen soluk sabah ışığı, odanın ahşap zeminine ince şeritler halinde vuruyordu. Dağ havasının keskin soğuğu camdan içeri sızarken, Poyraz bir irkilmeyle gözlerini araladı.

Uykunun sersemliğini üzerinden atmak için derin bir nefes alıp başını karşı yatağa çevirdi. Örtü darmadağınık bir kenara itilmişti; Pars yatağında yoktu.

Poyraz doğrulup çıplak ayaklarını soğuk zemine bastı. Gece Pars’ın ne zaman odaya döndüğünü, başında ne kadar dikilip onu izlediğini bilmiyordu ama odanın havasında hâlâ onun varlığını ele veren o tanımsız, ağır koku vardı. Esneyerek ayağa kalktı, boynundaki gümüş kolyeyi parmak uçlarıyla hafifçe yoklayıp yüzünü yıkamak için banyoya doğru yöneldi.

Tam kapının koluna uzandığı anda, içeriden çevrilen kilidin tok sesi duyuldu ve ahşap kapı aniden dışarıya doğru açıldı.

Poyraz duraksayamadan neredeyse öne doğru sendeledi; tam o saniyede Pars eşikten dışarı adımını atıyordu.

Aralarında tek bir santim bile kalmadı. Göğüsleri neredeyse birbirine çarpacakken ikisi de ani bir refleksle kaskatı kesildi.

Banyonun içinden yükselen sıcak su buharı loş odaya yayılırken, Pars’ın üzerinden vuran nane ve sabun kokusu Poyraz’ın yüzünü yalayıp geçti. Pars’ın uzun siyah saçları ıslaktı; tutamlar halinde omuzlarına, soluk beyaz tenine yapışmıştı. Belinde sadece gri bir eşofman altı vardı; çıplak göğsünden ve keskin elmacık kemiklerinin üzerinden su damlaları süzülüyordu.

Göz göze geldikleri o ilk saniyede zaman yine durdu.

Poyraz’ın yeşil gözleri, Pars’ın uykusuzluktan hafifçe kızarmış ama yine de alev gibi yanan koyu kahve gözlerine kilitlendi. Sabahın bu erken saatinde, çıplak tenleri arasındaki bu kaçınılmaz yakınlık, gece boyu bastırılan bütün tansiyonu bir anda yeniden odanın tam ortasına bıraktı.

Pars geri çekilmedi. Eşikte dimdik durup başını hafifçe eğerek Poyraz’ın yüzüne baktı; dudaklarının kenarında dün geceden kalan o soğuk, meydan okuyan ifadeden eser yoktu, sadece ikisini de nefessiz bırakan tekinsiz bir ciddiyet vardı.

"Erkencisin, Aksoy," dedi Pars, sesi yeni uyanmış olmanın ve sabah serinliğinin getirdiği derin, boğuk bir tondaydı.

Poyraz yutkundu ama gözlerini bir milim bile kaçırmadı. "Sen de öyle. Gece nerede sürtüyordun?"

Sözleri kaba bir hesap sorma gibi dökülmüştü dudaklarından; oysa içten içe Pars’ın ıslak saçlarından çıplak göğsüne süzülen su damlasına takılıp kalan bakışlarını zapt etmek için tüm iradesini kullanıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.