Barış yattığı yerden yavaşça doğruldu, odadaki gergin havayı dağıtmak istercesine yüzündeki rahat sırıtışı hiç bozmadı. Elini uzatıp Poyraz’ın dağınık sarı saçlarını bir kez daha kardeşçe karıştırdı.
"Neyse kaptan, ben artık gideyim," dedi Barış, sesindeki alaycı tınıyla Pars’a kaçamak bir bakış fırlatarak. "Oda arkadaşınla baş başa bırakayım seni. Yarın sabah erkenden sahadayız, geç kalma."
Barış kapıya doğru yöneldiğinde Pars bir adım bile yana kaymadı; Barış onun yanından geçerken omuzları birbirine sürtündü ama ikisi de tek bir kelime etmedi. Barış koridorun loşluğunda gözden kaybolurken odanın kapısında asılı kalan hava bir kat daha ağırlaştı.
Selin ise şaşkınlığını üzerinden atıp nihayet kendine geldi. Pars’ın koluna yapışarak onu kendine doğru çekmeye çalıştı; sesindeki telaş ve öfke giderek tırmanıyordu.
"Pars! Sana diyorum, nereye kayboldun birdenbire? Herkes bahçede toplanmışken arkana bile bakmadan gitmen ne demek? Yarınki maç planından bahsediyorlar, sen ortada yoksun!"
Selin durmaksızın konuşuyor, laf yetiştirmeye çalışıyordu ama Pars’ın koyu renk gözleri bir milim bile oynamadı. Kulağı Selin’in sesine tamamen tıkalıydı; bakışları bir kement gibi sadece Poyraz’a kilitlenmişti.
Poyraz yatağın kenarından yavaşça ayağa kalktı. Üstü hâlâ çıplaktı; göğsü hızla inip kalkıyor, boynundaki gümüş kolye loş ışıkta parlıyordu. Pars’ın gözlerini dikip kendisini böyle alenen, neredeyse boğacak gibi süzmesine daha fazla tahammül edemedi. Çenesini dikleştirip bir adım öne çıktı ve alaycı bir tebessümle doğrudan Pars’ın gözlerinin içine baktı.
"Kız arkadaşın bir şey diyor, Karaca," dedi Poyraz, ses tonundaki kışkırtıcı sakinlikle. "Dinlesene. Yoksa kulakların sadece bana mı odaklı?"
O anda Pars’ın çene kasları öyle bir gerildi ki, yüzündeki o kemikli hatlar bıçak gibi keskinleşti. Selin ikisinin arasındaki bu görünmez, elektrik yüklü hattı ilk kez bu kadar yakından fark ederek bir anlığına sustu; çünkü Pars’ın gözlerinde gördüğü şey sıradan bir öfke değil, kontrolünü kaybetmek üzere olan bir adamın tehlikeli kıvılcımıydı.