William beni incitmek istemezcesine, taşıyarak, koyu kahverengi bir ata doğru götürdü
-prensesim bu benim yoldaşım toprak, toprak bu da benim prensesim Açelya
Diyerek beni ata oturttuktan sonra önüme geçti
-ben Toprağı çok sevdim
-onunda seni sevdiği belli oluyor
Bunu dedikten sonra atı dehledi. Nereye gittiğimiz hakkında tek bir fikrim yoktu. Tek bildiğim oranın benim evim olduğu ve prensinde ailem olduğuydu. Bana prensesim demesi acayip hoşuma gitmişti. Normalde bana seslenilen hitaplar şu şekilde; Açelya, Cadı, Havuç, Turunçgil vb şekillerde hitap ediyorlardı bana, bu lakaplar dan nefret ederdim. Bir tek büyük dedem bana güzel seslenirdi, onun hitap şekli ise; Açelya'm, Kızım, Güzel kızım, Torunum şeklindeydi. Adımı seviyordum ama sadece dedem seslenince çünkü bu adı bana dedem koymuş. Dedem bana bu ismi taşıyan kişilerin genellikle neşeli, enerjik, zarif ve huzurlu bir yapıya sahip olduğunu anlatırdı. Huzurdan çok emin değilim, ama kim bilir belki ilerleyen zamanlarda en çok emin olduğum huzur olur, yani umarım. Toprak yavaşlayarak durunca gelmiş olduğumuzu fark ettim. Önce William indi sonra da benim inmeme yardım etti. Etrafımı incelediğim beni kocaman bir şatoya getirdiğini fark ettim.
-şatonuza hoş geldiniz leydi
Dedi ve hafifçe eğilerek beni selamları. Ben hala olayın şotundayken, bana döndü
-leydim önden buyrun
-burası kimin şatosu?
Önce şatoya sonra bana baktı. Gözlerinde okuyamadığım bir ifade vardı
-burası sizin şatonuza Prensesim
Dedikleriyle daha çok şok olurken, prens beni tekrar kucağına aldı
-prensesim burada durarak fazla zaman kaybetdik, önce şifacıların yanına gidip yaralarına baktıracağım, sonra üzerini değiştireceksin ve kralın huzuruna çıkacağız
Saraya doğru yürürken kurmuştu cümlesini. Neden diye sormadım. Bu şato benim miydi? Kralın huzuruna çıktığımızda bana ne söyleyecekleri? Peki beni isteyecekler miydi? En önemlisi saklı bahçeme tekrar gidebilecek miydim? Beni en korkutan soru buydu. Dedem orayı bana miras bırakmıştı. Maddi değerinden öte manevi değeri önemliydi benim için çünkü çocukluğumu dedemle o bahçede geçirdim, her zaman dedem beni bahçenin yerini aileme söylemem için tembihlerdi. Orası benim için sadece bir bahçe olmamıştı. O bahçe benim saklı bir yuvam oldu, gerçek dünyada kaçarak kendime ait yeni bir dünya kurmak için şans veren yuvam. O yuvaya da girecekleri ben seçiyordum. William ve dedem o yuvanın zaten içindeydi. Peki yuvaya, yuvama kimler dahil olacaktı?