William beni şatonun tahta olan kapısından içeri doğru götürürken herkes biz bakıyordu. Bir prensin kucağında, yaralı, köylü giyinimli bir kadın olduğundan dolayı mıydı? Ben utançla başımı William'ın omzuna gömdüm
-Ne oldu utandın mı?
Diyerek güldü. Sinir prens seni. Susması için elimle göğsüne vurdum yine de güldü. Bir dakikaya ben bir prense vurdum ya da boş versene bende prensin dediğine göre prensesim. Hala gülüyor. Prense dönerek konuştum
-yaa sussana
Bir insanın gülüşü bu kadar güzel olabilir mi? Oluyormuş.
Şuan sana gülüyor tatlım
Harbi bana gülüyordu değilmi
-zaten yorgunum senin sesini çekmek istemiyorum şuanda
Sert bakışlarla bana döndü. Fazla mı ağır konuştum. Kulağıma doğru eğildi
-prensesim şuan ne kadar tatlı olduğunu görsen sende gülersin
Bakışlarını ne kadar sertleştirmiş olsa bile sesini naif tutmuştu. Bende kollarımı prensin boynuna doladım ve kendimi ona doğru çektim, başım prensin boyun girintisine geldiğinde burnuma insanları mest eden çam ağacı kokusu geldi. Prens beni daha sıkı tuttu. Sanki ondan ayrılmamı istemiyordu ki bende istemiyorum. Yerimi ve rahatımı bozmadan konuştum
-hala bize bakıyorlar mı?
-bakmıyorlar desem benden uzaklaşacak mısın?
-evet ama soruna cevap alamadım
-kimse bakmıyor
Tam rahatımı bozacağım sırada prensin kolları buna izin vermedi. Beni kendinde tutmayı başarıyordu ve bu benim hoşuma gidiyordu. Daha fazla uğraşmanın hiçbir işe yaramayacağı için pes ettim ve rahatıma geri döndüm.
-sen de yerinden memnunmuşsun
Bana mı söyledi o
Ne memnun değil misin
Salak o söyleyince farklı ben söyleyince farklı ama ben ona göstereceğim
Ne yapacaksın?! Dur lan o prens! Dinleyen kim, umarım zindana kapatılmazsın
Merak etme kapatılmam.
İç sesim ile minik kavgamı bitirip kafamı kaldırdım, kaldırmamla beraber prens ile göz göze gelmem bir oldu. Lan! Biz niye bu kadar yakınız. Kendimi geriye çekmeye çalışsamda prens buna izin vermedi.
-bırak beni, bak imdat diye bağırır tüm sarayı buraya toplarım
Yine kendine has o çapkın gülüşüyle beraber konuştu
-unuttun mu? Ben prensim güzelim ve kimse bana birşey yapamaz. Ama seni de zindana atmalarına izin veremem, o yüzden rahat dursan daha iyi olur.
Kulağıma doğru eğildi
-yoksa kralın gazabından kimse seni kurtaramaz
Sesi beni korumak istediğini belli ediyordu ve yine kahretsinki bu benim hoşuma gidiyordu. Gözleri gözlerimdeyken şifacıya geldik. Pansuman yapıldı ve üzerimi değiştirdim.

Kızıl ve dalgalı olan saçlarımı önden tutamlar alıp ördüler ve arkada birleştirdiler, geri kalan saçlarım açık bırakıldı. Kendimi prenses gibi hissediyordum. Gösteriş sevmeyen biri olarak bana giydirdikleri elbisenin içinde asla rahat olamıyordum.
Birazdan kralın huzuruna çıkacaktım ve neden bilmediğim bir şekilde üzerimde heyecan vardı. Böyle şeylerde heyecan ve stres yapmazdım, şimdi neden böyle olduki...