Aziz kendi ölümüne gidiyordu, belki de intihar ediyordu. Tam malikanenin arka kapısına yönelmişti ki, Haşmet bir hışımla karşısında beliriverdi yanında iki adamıyla birlikte.
Aziz için yolun sonu muydu?
Yoksa bir ömrün başlangıcı mı?
Babasını görmezden gelerek yanından geçip gitmeye çalışan Aziz, babasının sert adamına çarparak durabildi.
Haşmet, yırtık olan gömleğe baktı: "Kadiroğlu soyadını lekeliyorsun!" diye kükredi aniden.
"Soy adın senin olsun, ben Sultan'ı istiyorum."
O sırada memati Jr. (Haşmet'in adamı) Lafa daldı:
"Kes mızmızlanmayı!"
"Biberon da verelim mi Aziz bey?"
Diyerek dalga geçti ardından babası, yarım saat sonra Aziz ne olduğunu bile anlamadan kendini darı ağacına asılı bir vaziyette bulmuştu.
Aziz çaresiz, bir o kadarda cılız sesiyle son bir şey söylemek istedi: "Belki beni öldürebilirsin baba, fakat kalbimde büyüttüğüm aşkımı asla!"
O sırada Azizin altındaki çürük sandalye çıtırtıyla kırıldı ve boynuna dolanmış ip boynunu sıkı bir kuvvetle sıkmaya başladı.
Aziz boğularak can çekişirken bir yandanda Haşmet bu durumdan zevk alırcasına kahkahayla gülüyordu. Biran duraksadı ve alaycı bir sesle;
"Aslında haklısın" dedi Haşmet, "senin canını öldürmeden de yakabilirim."
Ve belindeki altın kaplama tabancasını çıkartarak Azizin boynuna dolalı ipe üç el ateş ettiğinde ip kopmuş, Aziz ise asfalt zemine kapaklanmıştı.
Bir yandan ciğerleri parçalanırcasına öksürüyor, bir yandan ise düştüğü yerden doğrulmaya çalışıyordu.
Aziz, boğazındaki o yakıcı acıyla asfaltta doğrulmaya çalışırken, Haşmet altın kaplama silahının namlusunu bu sefer Aziz'in çenesine değil, kalbinin üzerine yasladı.
"Seni öldürmeyeceğim Aziz Efe," dedi Haşmet, sesi bir yılanın tıslaması kadar tehlikeliydi. "Çünkü seni öldürmeyen şey güçlendirir, ama ben senin her nefesinde o kızın hasretiyle yanmanı izleyeceğim."
Aziz öksürüklerinin arasından başını kaldırıp babasına baktı. Gözleri yaşarmıştı ama korkudan değil, ciğerlerine hücum eden o hırçın havadan dolayıydı. "Ne yaparsan yap... Onu benden koparamazsın."
Haşmet arkasını döndü ve malikanenin kapısında duran korumaya eliyle ıslık çaldı. Koruma, onu başıyla onaylamasından on saniye sonra siyah Rolls-Royce aracı tam da dibine gelmişti.
Kısa bir süre sonra malikanenin önünde aracın bıraktığı duman ve usulca doğrulan Aziz dışında bir şey kalmamıştı...
Bu sefer olacakları kestiremiyordu bile, bu sefer fazla ileri gitmişti Aziz Efe.
~Bakalım devamında neler olacak~