İçeriğe geç

Sakın Yapma

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Sakın Yapma

Bölüm 2

2. Bölüm: Yanılsamanın İçi

Ahşap kapının çatlağından süzülen ses, koridordaki dondurucu havaya çivi gibi saplandı.

"Lütfen... Buradayım, kilitli kaldım... Yardım edin..."

Ses o kadar gerçek, o kadar çaresiz geliyordu ki Elif dayanamayıp bir adım öne atıldı. "Çocuklar, içeride biri var! Gerçekten birini kilitlemişler!"

"Dur Elif!" diye bağırdı Mert, kızı kolundan yakalayarak. "Duvardaki yazıyı okumadın mı? 'Ne olursa olsun kapıyı açma' yazıyor."

"Saçmalık!" dedi Arda, gözleri hırsla parlayarak kapıya doğru yürüdü. "Bakın, ters psikolojinin zirve noktası burası işte! Bize 'içeri bakma, kapıyı açma' diyorlar çünkü orada yardıma muhtaç birini bırakıp vicdan azabıyla kaçmamızı istiyorlar. Ya da buradaki kurguyu ortaya çıkarmamızdan korkuyorlar."

Selin bir adım geri çekildi, fenerinin ışığı kapının altındaki siyah boşlukta titriyordu. "Arda, ya gerçekten bu bina bizimle oynuyorsa? Ya bu ses bir yemse?"

"Ben bakıyorum," dedi Arda ve dinlemedi bile.

Elini kapının kırık koluna attı ve kapıyı ardına kadar itti. Aynı anda cebindeki diğer güçlü feneri yakıp odanın tam ortasına doğrulttu.

İçerideki manzara hepsinin nefesini kesti.

Oda tamamen boştu. Ne bir mobilya, ne bir insan... Sadece odanın ortasında, eski bir ahşap sandalyenin üzerine bırakılmış, pili bitmek üzere olan ve cızırtılar çıkaran eski bir kaset çalar duruyordu. Kadın sesi, hoparlörden dökülen bozuk bir kayıttan ibaretti.

Arda bir kahkaha patlattı. "Gördünüz mü? Dedim size! Bizi korkutmak için odaya kaset çalar koymuşlar. Kurallara uysaydık burada gerçekten kilitli kalmış bir kadın olduğunu sanıp panikle kaçacaktık!"

Kaan rahat bir nefes vererek duvara yaslandı. "Oğlum harbi diyorum, zekana şapka çıkartılır. Bizi bayağı tiye almaya çalışmışlar."

Aylin ve Selin birbirlerine baktılar. Ortamdaki gerilim bir anlığına dağılmış gibiydi. Arda'nın cesareti ve mantığı yine haklı çıkmıştı. Kuralların tam tersini yapmak işe yarıyordu.

Ancak... Elif odanın tavanına bakana kadar.

Elif'in fenerinin ışığı yavaşça yukarı kaydı. Kaset çaların tam üstünde, tavana siyah sprey boyayla yeni yazılmış ve boyası hâlâ aşağıya doğru süzülen taze bir yazı duruyordu.

Yazı, Arda kapıyı açıp içeri ışık tuttuktan sonra orada belirmiş gibiydi:

> "AFERİN. TAM DA BEKLEDİĞİMİZ GİBİ TERSİNİ YAPTIĞINIZ. ŞİMDİ 7. KAT SİZİ BEKLİYOR."

>

Elif’in çığlığı odayı doldurdu. "Arda... Tavana bak..."

Arda’nın yüzündeki o kendinden emin gülümseme bir anda dondu. Fenerlerin ışıkları tavandaki taze boyaya kilitlendi. Binadaki o gizemli güç, onların "ters psikoloji" yapacağını en başından beri biliyordu. Karakterlerimiz tuzağa düşmemişti; tam aksine, kendi iradeleriyle tuzağın içine yürümüşlerdi.

Ve tam o anda, başlarının üstünden —yani 7. Kat'tan— ağır bir kilit açılma sesi ve ardından devasa demir bir kapının gıcırtısı duyuldu.

Tuzak kapıları açılmıştı.

Odanın içini felç edici bir sessizlik kapladı. Tavandaki taze boyadan damlayan siyah zift benzeri damlalar, kaset çaların üzerine tıp... tıp... diye düşüyordu.

Arda'nın o sarsılmaz özgüveni ilk kez kırılmıştı. Feneri tutan eli gözle görülür bir şekilde titriyordu. Tavandaki yazıyı tekrar tekrar okudu ama kelimeler değişmiyordu: Bina, onların attığı her adımı, kurduğu her mantığı en başından beri öngörmüştü.

"Biz... Biz oyuna geldik," diye fısıldadı Selin. Sesi o kadar çaresiz çıkmıştı ki Kaan bile artık espri yapacak tek bir kelime bulamadı.

Mert hızla öne atıldı, Arda’nın omzundan tutup sertçe geriye çekti. "Sana söyledim! 'Ters psikoloji' diyerek kendini dahi sandın ama sadece adamların çizdiği yoldan yürüdün! Şimdi ne olacak ha? Kapı açıldı yukarıda!"

"Üzerime gelme Mert!" diye bağırdı Arda, sesindeki panik koridorda yankılandı. "Nereden bilebilirdim? Mantıklı olan buydu!"

"Artık mantık falan yok!" dedi Elif, gözlerinden süzülen yaşları silerken. Aylin hemen onun yanına gidip sarıldı. İkisi de gözlerini kırık kapıdan ayıramıyordu.

Yukarıdan, 7. katın merdiven boşluğundan aşağıya doğru yoğun, tozlu ve buz gibi bir hava akımı yayılmaya başladı. Bu sadece soğuk değil, insanın iliklerine kadar işleyen tekinsiz bir histi. Ve ardından, merdivenlerin başından mekanik, ritmik bir ses duyuldu.

Gıııııııııç...

Sanki ağır bir şey basamaklardan aşağıya doğru yavaşça sürükleniyordu.

Aylin, "Geri dönüyoruz," dedi kararlı bir sesle. "Aşağı iniyoruz, hemen şimdi. Teldeki yarıktan çıkar, arabaya koşarız."

"Hızlı olun," dedi Kaan ve arkasını dönüp geldikleri merdivenlere doğru ilk adımı attı.

Ama fenerini 4. kata inen merdiven boşluğuna tuttuğu an olduğu yerde çakılı kaldı.

"Çocuklar..." dedi Kaan, sesi neredeyse tamamen kesilmişti. "Aşağısı... yok."

Hepsi birden Kaan’ın yanına koştu. Fenerlerin ışığı aşağıya yöneldiğinde karşılaştıkları manzara imkansızdı. Az önce çıktıkları 4. kat merdivenleri yerini zifiri bir boşluğa bırakmıştı. Basamaklar bitiyor, aşağıda sadece sonu görünmeyen simsiyah bir derinlik uzanıyordu. Geri dönüş yolu tamamen silinmişti.

Selin başını duvara doğru çevirdi. Aşağı inen merdiven boşluğunun kenarındaki duvarda, yeni ve kocaman harflerle yazılmış son bir kural duruyordu:

> "AŞAĞIYA BAKTINIZ VE KAÇMAYA ÇALIŞTINIZ. ARTIK TEK YOL YUKARISI."

>

Mert derin bir nefes alıp grubuna döndü. Yüzü kireç gibiydi ama sesi ilk defa bu kadar sert ve ciddi çıkıyordu. "Artık kural okumak da yok, tersini yapmak da. Sadece birbirimizden ayrılmayacağız."

Tam o sırada, 6. katın sahanlığından aşağıya doğru, gruba ait olmayan ama çok tanıdık gelen bir ses yankılandı. Ses, Arda'nın kendi sesiydi.

"Hadi ama millet... Yukarı gelmeyecek misiniz?"

Gençler birbirine baktı. Arda hemen yanlarındaydı ama sesi... yukarıdan geliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.