Yine hiçbir şey eklemeden, sadece yazım hatalarını temizleyip noktalama işaretlerini koyarak ikinci bölümün bu ilk kısmını pürüzsüz hale getirdim:
Tıkladım bildirme. Ne diyorlardı?
"Defne lezbiyen miymiş?"
Ne? Ben mi? Gözlerim yerinden çıkacaktı. "Bu Ada'yı var ya..." dedim içimden.
Bora da cevap verdi: "Yaptığı ayıp bu arada."
"Ayıbı mı anlar o, kimle..." derken cümlem yarıda kesildi. Ben içimden söylemiştim, nasıl duymuştu ki?
Bora gülümsedi. "Sesli konuştun," dedi, gerisine cevap vermedi.
Kafamı ellerimin arasına alıp ne yapacağımı düşünmeye başladım. O itirafı yalanlarsam daha çok inanırlardı. Ne yapacaktım ki ben?
minnakk: kanka bu ada ma mı aq ne demek lebezyen
Kanka ne yapacağım ben? Bir gün de bana biri bir şey demeden gün bitsin, bıktım delireceğim ya!
minnakk: kanka tuvalette sıkıstıralım onu
He, sonra adım bu sefer de üçlüye çıksın.
minnakk: HAHAHAHHZQJZUQJ DELİRCEMM
“Kanka ne yapacağım?" yazdım. Derken yanımdan Bora yine konuşmaya dahil oldu. "Hayale bak," dedi.
Döndüm ve cevap verdim: "Normal şartlarda olsa seninle uğraşırdım ama uğraşmayacağım," dedim.
“Sen Ada'yla uğraş bence. İyi ki yanına oturmuşum, hem ilişki de istemiyorum. Oh, iyi oldu ya," dedi.
"Kes ya, dalga geçme," dedim.
Gülümsedi. Aslında gülümsemesi çok güzeldi; yanağında çukur oluyordu, dişleri çok güzeldi... Ne diyorum ya ben?
Zil çaldı. Hemen kaçtım ve Mine'nin yanına gittim. Bahçeye inip insanların tepkilerine bakmaya karar verdik; belki de inanmamışlardı.
Aslında tepkiler inanmaya yönelik değildi ama belki de inanmışlardı. Ne yapacağımı düşündüm; çok da takmamıştım aslında. Yani takmıştım ve Ada'yı şu an dövmek istiyordum ama ben öyle saç baş kavgaya girmezdim. YA NE YAPACAĞIM BEN?
Derken biri dürttü. "Mine, kanka sana anlatıyorum, dinliyorsun değil mi?" dedim.
Manidar manidar gülümsedi. "YA UF DİNLE BAK, PLANIM VAR!" dedi.
"Dinleyeyim," dedim.
“Bora'yla manita olacaksın."
Mal mal baktım.
"Evet, evet. Bora'yla manita ol, bir taşla beş kuş!"
"Salak mısın, o beş kuş bile değil. Ayrıca yok öyle bir şey, saçmalama. Tamam, yakışıklı bir çocuk ama çok egoist, anlaşamıyoruz. Hem o benimle manita olmak için mi bekliyor ya? Salak mısın Mine?"
"Evet bak, beş kuş! Hem Bora gibi manitan olacak, hem 'lebezyen' olmaktan kurtulacaksın, hem Gökay'la arkadaş olacaksın, hem ben Gökay'la manita olacağım, hem de dörtlü date!"
Kendimi tutamadım, gülmeye başladım. Cevap verdim: "Bora'yla Gökay'ın arkadaş olması ve senin benimle arkadaş olman dışında bir ortak nokta yok," diyip güldüm.
Sınıfa çıktım. Sınıfta sümüklü bir gerizekalı olan Hayri, "Can dostum gelmiş," dedi.
Baktım. "Ne alaka?" dedim.
"Aynı cinsten hoşlanıyoruz ya artık arkadaşım," dedi.
"Hayri," dedim.
"Efendim kanka?" deyip güldü.
"Ben o cinsten hoşlanmıyorum ama hoşlansam bile sana göre şansım yüksek olurdu, anlarsın ya... Standart falan," dedim ve yerime oturdum. Sınıfta "Oooo!" diye sesler yükseldi ama umursamadım.
Bora geldi, oturdu. Konuşmadım. Bacağını yine değdirdi, umursamadım. Tam bacağıma yapıştırdı, yine umursamadım.
Beni dürttü. "Defne," dedi. Cevap vermedim. İçine çekti kokumu... NE, İÇİNE Mİ ÇEKTİ KOKUMU? NE OLUYOR ?!
Beni bir daha dürttü. Yeni uyanmış gibi yapayım bari... Evet, evet. "Hı?" dedim.
"Aklıma bir fikir geldi," dedi.
Yok," dedi sırıtarak, "çok mantıklı."
"Allah Allah, inanmadım ama söyle bakalım," dedim.
"Kız arkadaşım ol," dedi.
"Nasıl?" dedim.
"Yani gerçek değil ama gerçek gibi. Ama benim de çıkarlarım olacak," dedi.
“Doğru açıklayacak mısın?” dedim.Mine'yle çok dalga geçmiştim ama dedikleri doğru çıkıyordu şaka maka!
"Felsefe birincisi olduğunu biliyorum, bana felsefe çalıştıracaksın. Bir de Parla'dan kurtulmam gerekli. Senin de adın lezbiyene çıkmamış olacak, anladın mı?" dedi.
Parla'yı tanıyordum. Bora'yı çok seviyordu ama takıntılı gibiydi, değişik bir ilişkileri vardı. "Ama bundan bana ne?" diye içimden geçirdim.
"Yani," dedim, "mantıklı aslında," diye devam ettirdim.
Bora, "Tamam, anlaştık o zaman," deyip elini uzattı.
Ben de elimi uzattım. Elinin ağırlığını bacağına bıraktı; elim bacağına değiyordu. Allah'ım, bu kadar takılmam gereken bir şey değildi bile!
"Evet, anlaştık. Detayları akşam konuşuruz," dedi Bora.
"Nasıl yani?" dedim bir anda panikle. "Numaram bende yok ki..."
Bora bana öyle bir mal mal baktı ki... "Nasıl yani, numaran sende yok mu?" dedi şaşkınlıkla.
ALLAH'IM ALIKLIKTA SON NOKTA! Rezil oldum! Heyecandan ne diyeceğimi şaşırıp "Numaran bende yok," yerine "Numaram bende yok," demiştim resmen.
Bora durumu fark edip gülümsedi. "Haaa, numaram bende yok diyecektin... Evet, bende var. Ne tesadüf, değil mi? Ver telefonunu da yazayım bari," dedi.
.
Evet, numara krizi de çözüldüğüne göre sahte sevgililik oyunu resmen başlamıştır! Sizce Defne bu alıklıkla Bora'ya gerçekten aşık olmadan bu oyunu bitirebilir mi? Yoksa Mine'nin "bir taşla beş kuş" planı çoktan işlemeye başladı mı?
Beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın, yeni bölüm çok yakında! 🖤