İçeriğe geç

Şaka Mı Bu Çocuk

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Şaka Mı Bu Çocuk

Bölüm 1

1.Bölüm

Makyaj yapmaya başlamıştım bile ama annemin sesi uzaktan geliyordu. Üstümü de giymiştim ama hâlâ annemin sesi uzaktan gelmeye devam ediyordu. Bir dakika ya, nasıl oluyor bu? Yanımda birisinin "Defne!" diye bağırmasıyla bir anda uyandım.

Bir saniye, yine mi rüyayı gerçek sanmıştım?

"Defne! O kadar sesleniyorum, yine duymuyorsun! Hayır anlamıyorum, bu alarmlar kulağının dibinde çalıyor, insan bununla uyumayı nasıl becerebilir?"

"Anne saat kaç?"

"8.50."

Ne? Geç mi kalıyorum!

Hemen dolabımdan bir kot pantolon, üstüne de V yaka, vücuda yapışan bir üst aldım. Bu arada kendimi tanıtmayı unuttum; ben Defne. Lise son sınıftayım ama okula sivil gidiyorum çünkü özel okuldu ve babasının şanslı kızıydım. Üstümü giydikten sonra rimel, allık, bronzer ve dudak kalemiyle makyajımı bitirdim. Yürüme beş dakika olan okuluma ulaşmak için yola çıktım. Okul kapısında beni bekleyen arkadaşımla göz göze geldim. Mine sanırım sinirlenmişti çünkü bugün erkenden çıkıp kahvaltı yapacaktık ama ben rüyada hepsini yapmıştım. Yanına doğru usulca gittim.

"Naber canım?" dedim.

Cevap yok. Sanırım sinirlenmişti. Biraz uzun bir konuşmanın ardından İstiklal Marşı, Mine'nin gönlünü almak derken ikinci saatteydik.

Sınıfa egoist, aptal birisi bodoslama daldı. İrkildim. Bakın, "girdi" demedim, "daldı"; tasmasını kaçırmış gibi. Ama erkeklere sesi çıkmayan Filiz Hoca, her zamanki yalakalığını konuşturarak, "Boracığım, sınıfları karıştırdın galiba," dedi.

Bora da, "Hayır, artık buradayım," dedi.

"Nasıl yani?" diye aklımdan geçirmeye başladım. Şaka falan mı bu çocuk?

Filiz Hoca devam etti: "Yavrum karıştırmış olmayasın, bize öyle bir şey denmedi."

Hâlâ yaranmaya, yalakalığa devam ediyordu; sanki Bora öğretmendi.

Bora da hiç açıklama yapmadan, dümdüz bir cevapla, "Artık bu sınıftayım. Artık yerime geçebilir miyim?" dedi.

Fizik hocası da, "Tabii yavrum, istediğin yere otur. İstersen onları kaldırayım, sen otur," deyip kahkaha attı. Çok mu komikti bu?

Kadına tip tip bakmayı sürdürdüm. Sınıfta çift kişilik sıralarda tek kişi oturuyorduk zaten ve ekstradan iki sıra daha vardı. Onunla oturmaktan resmen kurtulmuştum derken... O benim sırama doğru geldi. Hayır ya, yanıma oturmaz bence.

Geldi ve dedi ki: "Ben cam kenarını seviyorum. Sen buraya geç, ben de oraya."

Şaşırmıştım. "Nasıl?" dedim.

O da, "Cam kenarı tarafında oturmak istiyorum," dedi.

Kendimi toparladım ve cevap verdim: "O zaman başka sıraları tercih edebilirsin."

Sınıfın ortasında tartıştığımız konuya bak! Filiz Hoca aradan atladı: "Defne kızım, uzatma artık. Yeni geldi o."

Ne alakaydı ya? Bora'nın duyabileceği bir ses tonuyla fısıldadım: "Şaka falan mısın sen?"

Deyip kalktım ve diğer tarafa oturdum.

Gülümsedi. Çok mu komikti?

Oturdu. Bacakları bacaklarıma değiyordu. Yine onun duyabileceği bir tonda, "Toynaklarını kenara çek," dedim.

Dedi ki: "Sığmıyorlar, ne yapabilirim?"

Ben de, "Başka yere oturabilirsin," dedim ve gülümsedim.

Ağzını buruşturarak benim bu gülümsememi taklit etti. Şaka falan mı bu çocuk? Elimle bacağını cimcikledim, o da sıranın ayağına vurdu derken... Zil çaldı.

Mine'yi kapıp hemen kantine indim. Mine yol boyunca, "Kanka kesin şaka, aşık bu sana. Sen onunla olacaksın, ben de Gökay'la. Dörtlü date yaparız," diye saçmalamaya devam etti.

Göz devirdim. "O egoistle ben asla!" dedim. "Ne yapacağım kızım ben onu?"

Telefonu elden bırakmıyorduk. Okulun itiraf sayfasına girdim; sayfayı kimin kullandığını bir türlü bulamıyorduk ama saçma sapan dedikodularla ortamı yumuşatıp komik hale getiriyordu. Yine de ekstra bir şey yoktu.

Zil çalmıştı. Yukarı çıkıp ona nasıl dayanacaktım ki ben?

Sıraya oturdum, benden sonra geldi. "Kalksana," dedi.

Göz devirdim, kalktım, oturdu. "Bana bir daha göz devirme," dedi. Yine göz devirdim.

"Bora, sorunlu musun sen kızım?" dedi.

Ben de, "Sana ne, susacak mısın?" dedim.

Derste hoca, ders çalışmamız için bizi serbest bırakıyordu genelde; yine bıraktı. Telefonuma bakıyordum gizlice. Kafamı Bora ne yapıyor diye yana çevirdim; o da benim telefonuma bakıyordu! Bence koca bir şaka bu çocuk.

"Ne yapıyorsun yine?" diye fısıldadım.

"Şarjım az," dedi.

"Bu bir açıklama mı?" dedim.

Dedi ki: "Açıklamayı sana niye yapayım ki?"

Allah'ım, yavaş yavaş geliyorum! Boğmamak için kendimi zor tutuyorum. Telefonumu uzattım. "Al, sen bak istersen. Ben lavaboya gidiyorum," dedim. Utanmadan aldı! Elinden telefonu hızla çektim, kapatıp sıranın altına koydum. Hocadan izin alıp lavaboya gittim.

Kızlar tuvaletine girdim. Kabinlerin birinden değişik sesler geliyordu; yiyişme sesi gibi. Ses çıkarmadım, dinledim. Gerçekten iğrençti. Derken iki kız kabinden çıktı. Bir saniye, bunlar yakın arkadaştı: Ada ve Deniz.

Duymamış gibi davranarak ellerimi yıkadım. Ada tam arkamda durdu. "Ne yapıyorsun?" dedi.

"Gördüğün gibi," dedim.

"Bir ses geliyordu dışarıdan, duydun mu?" dedi.

"Bence kabinden geliyordu ama inan ilgilenmiyorum," dedim.

Deniz zaten pasif, sesi çıkmayan bir kızdı. Ada, "O ağzını kapalı tutsan iyi edersin," dedi.

"Emin ol, işim olmadığı için seninle uğraşmayacağım," dedim.

Ada, "Görürsün sen," dedi.

Alaycı bir gülümseme atıp çıktım hemen. Mine'ye yazmam lazımdı. Yerime oturdum ve büyük harflerle Mine'ye yazmaya başladım:

MİNE

MİNE

MİNE ACİLLL KANKA BAKSANA ACİL

minnakk: noldu kiz

KANKA ADAYLA DENİZ KABİNDE YİYİSME SES

minnakk: NEEEEEEE

minnakk: SAKA YAPIYORSUN Dİ Mİ

Tam cevap verecekken yanımdan bir ses geldi.

"Kelimeleri verdin, cümleyi biz kurduk da... O kızlar kim, merak ettim," dedi Bora.

Bir dakika, bu yine benim telefonuma bakıyordu!

"Ya niye bakıyorsun? Bak valla sinirleniyorum!"

Bora sakin bir şekilde devam etti: "Büyük harflerle yazdın ya, dikkatimi çekti."

Tam cevap verecekken, okulun itiraf sayfasından benim etiketlendiğim bir gönderi bildirimi düştü ekranıma...

.

İlk bölüm geldi! 💣 Yan yana oturan iki zıt kutup, okulun gizemli itiraf sayfası ve tuvalette dönen büyük kaos... Defne ve Bora'nın savaşı yeni başlıyor. Yakında devamı gelecek, beklemede kalın! 👀✨

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.