İçeriğe geç

Sahte Romeo

Bölüm 7 · 4 dk okuma

Sahte Romeo

Bölüm 7

SIRADA Kİ HEDEF

Ayla ile konuştuktan sonra içim bir nebze bile olsa rahatlamıştım. Ama aklıma yeni sorular ve o soruların cevaplarına ulaşmam için yapılacaklar yer edinmişti. Ayla, Nisa ve Sevgi’nin bana her daim destek olacağını biliyordum. Bazen insanların çevrendeki insanlardan böyle destek görmesi özgüvenini arttırıyordu. Bunu şahsen ben çok yaşıyorum. Saçma ama değiştiremiyordun. Kendi kendime ‘Kızlar da benim gibi düşünüyor mudur acaba?’ şeklinde düşünüyordum. Kızlar böyle düşünmüyordu sanırım çünkü biri etrafa bakıp salak salak gülüyor diğeri telefonu ile uğraşıyor diğeri de etrafa ‘Benden uzak durun döverim sizi.’ Bakışı atıyordu. Ne yapıyor bunlar? Kendilerine ‘Size inanmıyorum’ bakışı attım ama umursamadılar. Okulun kantinindeydik. Bir sürü insan vardı ama hiç kimse ile ilgilenmiyordum. İyi anlaştığımız insanlar vardı ama çok yüz göz olmaya gerek yoktu. Süleyman ile birçok kişi ile iletişim halindeydik ama dediğim gibi yüz göz değildik. Ondan önce de çok yakın arkadaşlarım yoktu. Nisa ve Sevgi ile iyi anlaşıyordum sadece. Gerisi ile konuşmazdım. Süleyman dan sonra ise iyi anlaştığım kişiler artmıştı. Çok iyi anlaştığım insanlar fazlalaşmıştı. Ehh tabii ondan sonra konuşmadığım çok insan vardı.

Hayatımın bir insan ile değişmesini anlamıyordum. Hayatımı yönlendirmesine çok fazla izin vermiştim. Bunu değiştirmek isterken yanlış herhangi bir adım atmak istemiyordum. Sanırım

bundan kaynaklı bir yavaşlık vardı üzerimde. Veya benim tanıdığım Süleyman ile şimdi ki Süleyman çok farklıydı. Onun şuan ki halını tanımak istiyordum. Eski haline göre davranırsam hiçbir şey yapamaz olduğum yerde kalırdım. Bu da benim istediğim bir şey değildi. Gözümü çok karartmadan emin adımlarla öğrenmem gerek. Beni bir kenarda bırakacak ne olmuştu? Hiç mi düşünmemişti? Aklıma bununla alakalı bir sürü soru gelmişti ama kendimi tuttum. Kendimi başa alamazdım. Tabii buna Ayla ve çığlıkları da dahil.

“AAaaaaaaaaaaaaaaaa.” Şeklinde ki sesi özellikle. Nisa ve Sevgi bomboş gözlerle ona bakıyordu.

“Ne oldu?” Sabit sesimle.

“Süleyman ve Aslan dün motor yarışı yapmışlar. Aslan yenilince araba yarışı yapmayı teklif etmiş. Ama araba lambaları yanmadan. Yarışı Cumartesi gününe ayarlamışlar. Yanı 2 gün sonraya.”

Al birde bu çıkmıştı. Aslan ile Süleyman arasında gerçekten ne vardı? Kimse kimse ile anlaşmasına gerek yoktu. Bunu kimse beklemiyordu. Ama gün yüzüne çıkmış bir nefret vardı. Ve bu nefreti ne körüklemişti? Sebebi neydi? Hangi ara bu noktaya gelmişti bunlar?

Elimi alnıma koyup; “Bunlar iyice kafayı yemiş. Böyle yaparak ne ellerine geçiyor anlamıyorum. Bunu yaparken başlarına kesin bir şey gelecek.” Dediğimi kızlar bana ‘Ciddi misin?’ bakışı atıyordu.

“Bakmayın öyle huylarını biliyorum. İkisi de inatçı ikisi de kazanmayı kafasına koymuş ve ne kazanacaklarını bir tek kendileri biliyor ve bunu da hepimiz öğrenmek için can atıyoruz.”

Kafa sallayarak Nisa; “İşte bunu hepimiz merak ediyoruz ama öğrenemiyoruz. İşin diğer bir yanı Ayla senden aldığımız bilgilerle sınırlı kaldık. Daha ilerisini öğrenmek gerekiyor. Aklınıza herhangi bir şey geliyor mu?”

Bunu hep düşünüyorum ama aklıma gelen her plan bir diğerinden daha imkansız ve anlamsız. Kafayı yemek üzereydim. Kendi hayatımı düzene koymak için Süleyman’ın zamanında neler yaptığını ve neden yaptığını öğrenmem gerekiyor ama ondan uzak bir şekilde yapmam gerek çünkü ailem daha doğrusu babam bana ondan uzak durmam gerektiği ile alakalı ince bir uyarı yapmıştı. Okuduğum bölüm mimarlık annem hemşire babam ise bir cerrahtı. Beyin cerrahı. Benim aile mesleğini seçmemem ise kan görünce 1 hafta baygın yatmam ve çizime olan yeteneğimdi. Babam ise hastane de çalışmak ile uyarı da bulunmuştu. Yanı hayatımın geri kalanını baygın bir şekilde geçirmekten bahsediyordu. Bu duruma düşmemek için aileme yansıtmamam gerekiyordu. Ama Ayla;

“Buldum.” Ödümüzü koparmayı başarmıştı. “Geçen sene yaz tatili için Bodrum’a gittim. Aslan’da oradaydı. Adını hatırlamadığım bir kızla çok yakındı. Kaldığı otelden kim olduğunu öğrenmiştim ama işte aklımda sadece soyadı kaldı. Oda Aslan’la aynı soyadı olduğu içindi. Ve Aslan tek çocuk olduğunu söylemişti daha öncesinde. Bu kızın altından bir şey çıkacakmış gibi hissediyorum. Belki de bu kızın kim olduğunu öğrenirsek bazı şeyleri çözmüş oluruz. Tabii nasıl ulaşacağız?”

Sevgi; “Yani duruyorsun duruyorsun bir şekilde bombayı patlatıyorsun.” Dümdüz bakarak. Kızı korkutmaya çalışıyordu bunu çok net anlayabilirdiniz. Tabii Ayla'da anlamıştı ki onu hiç umursamamıştı. Çünkü konumuz Aslan’la aynı soyadı taşıyan tanımadığımız kızdı.

“Kimden yardım alacağız ki. O kızı bulmak istiyorum.” Umutsuzca konuştum. Gerçekten de öğrenmek istiyordum ama nasıl öğrenecektim?

“Bilgisayar bölümündekilerden mi yardım alsak acaba?”

“Bilgisayar bölümü?”

“Bilgisayar Mühendisliği. O sınıfta kuzenim var ve bence bize yardımcı olabilir.” Telefonunda birisi ile konuşmaya başladı. Umarım yardımcı olabilir.

“Tamamdır. Okul çıkışı onunla bulaşacağız ve bize her şeyi anlatacak. Şimdiden bir şeyler öğrenmeye başladı bile.” Rahatlamıştım.

“Bunu gerçekten yapabilir değil mi?”

“Yapar merak etme.”

“Umarım.” Deyip eşyalarımı topladım ve Amfi’ye yürüdük. Okul 3 saat sonra bitecekti. Ve elimdeki eşyalar ile Ayla'nın kuzeninin yanına gidecektik. Ve bize edindiği bilgileri verecekti. Ayla çok önemli bir iki bilgiye ulaştığını söylemiş. Bu durum beni heyecanlandırmıştı. Aslan hakkında herhangi bir bilgiye ulaşırsam Süleyman ile aralarında ne vardı neler yaşamıştı öğrenebilirdim. Tabii bunu merak ederken hocalardan uyarı almıştım. Ama elimde değildi. Aklım da Aslan ve Süleyman vardı. Odak noktam dersler umurumda değildi. Dersler geri plana atalı çok olmuştu.

Nihayet dersler bitmişti ve herkesten önce eşyalarımı toplamıştım. Ve kızları beklemiştim. Keşke onlarda benim gibi hızlı hazırlansaydılar ama neredeeee.

“Ayla nerede buluşacağız bu kuzenin ile?”

“Eminönü Mim Cefa’ya gideceğiz. Orası şuan en iyi yer.” Yüzümü buruşturarak ‘Ne anlamda?’ Bakışı attım ama cevap vermedi. Gitmek uzun sürmüştü ve bu merakımı arttırmıştı. Sanki gideceğimiz yol uzadı da uzadı. Hiç bitmez gibi gelmişti.

Vardığımız da Aylin etrafa bakmıştı. Gözleri bir yere takıldığında bulduğunda rahat bir nefes almıştım. Elle tutulur bir şeyler öğrenecektim sonunda. Yada boşa umut edecektim. Ama pişman olmak istemiyordum. Ve olmayacaktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.