İçeriğe geç

Sahte hayat

Bölüm 7 · 5 dk okuma

Sahte hayat

Bölüm 7

Mert in defteri

Okulun bütün ışıkları aynı anda söndüğünde birkaç saniye boyunca kimse konuşmadı. Karanlığın içinde yalnızca telefon ekranlarımızın ışığı vardı. Ben hâlâ S uygulamasındaki son mesaja bakıyordum. “İkinci aşama başladı.” Annem hemen yanıma geldi. “Telefonunu kapat.” “Neden?” “Lina, şimdi.” Sesindeki korku beni susturdu. Telefonumu kapatmaya çalıştım ama ekran kapanmadı. Tam tersine yeni bir bildirim geldi. S — Görev 1. Altında tek bir cümle vardı: “Mert'in defterini bulun.” Defne fısıldadı. “Az önce defteri bulmadık mı?” Annem bir anda bana döndü. “Hangi defter?” “Bu.” Elimde tuttuğum defteri gösterdim. Annemin yüzündeki ifade değişti. “Onu nereden buldun?” “17 numaralı odadan.” Annem deftere doğru uzandı ama geri çekildim. “Hayır.” “Lina, o defteri bana ver.” “Neden?” “Çünkü onu okumanı istemiyorum.” “Neden?” Annem sustu. “Çünkü içinde senin hatırlamaman gereken şeyler var.” Bu cümle beni daha da öfkelendirdi. “Benim neyi hatırlayıp neyi hatırlamayacağıma artık siz karar vermeyeceksiniz.” Defteri göğsüme bastırdım. “Yıllardır bana yalan söylediniz.” Annem başını eğdi. “Seni korumaya çalıştım.” “Bunu herkes söylüyor.” “Çünkü doğru.” “Hayır. Beni korumadınız. Beni kandırdınız.” Annem cevap veremedi. Arda araya girdi. “Mert'in defteri gerçekten buysa, içinde kardeşimle ilgili bir şeyler olabilir.” Annem ona baktı. “Arda, sen bu işin dışında kalmalısın.” “Kardeşim kaybolduğundan beri zaten bu işin içindeyim.” “Mert'in başına gelenleri bilmiyorsun.” “O zaman anlatın.” Annem sustu. Arda'nın sesi sertleşti. “Yıllardır herkes bana aynı şeyi söylüyor. 'Mert kayboldu.' Ama kimse bana nasıl kaybolduğunu anlatmadı.” Defne sessizce bize bakıyordu. O sırada telefonum yeniden titredi. Ekranda yeni bir mesaj belirdi. “Süre: 27 dakika.” “Ne süresi?” diye sordum. Yeni bir mesaj geldi. “Defterin son sayfasını bulmak için.” Arda telefonu elimden aldı. “Bu bir oyun.” Annem başını salladı. “Hayır. Bu bir oyun değil.” “O zaman ne?” Annem cevap vermedi. Birkaç saniye sonra koridorun uzak tarafından bir ses duyuldu. Bir kapı açılmıştı. Annem irkildi. “Buradan çıkmalıyız.” “Nereye?” “Eve.” “Hayır.” Defteri açtım. “Son sayfayı bulacağım.” Annem bana doğru bir adım attı. “Lina, ne olur.” “Hayır anne.” İlk kez ona bu kadar sert konuşuyordum. “Madem yıllardır bana söylemediğiniz şeyler var, artık kendim bulacağım.” Arda başını salladı. “Ben de geliyorum.” Defne hemen yanımıza geçti. “Ben de.” Annem üçümüze baktı. “Bunun ne kadar tehlikeli olduğunu anlamıyorsunuz.” “Anlatırsanız anlarız,” dedim. Annem gözlerini kapattı. Sonra çantasından eski bir anahtar çıkardı. “Okulun bodrumunda eski bir kayıt odası var.” Anahtarı bana uzattı. “Mert'in defterinin devamı orada olabilir.” “Neden daha önce söylemedin?” “Çünkü oraya en son girdiğimizde...” Annem cümlesini tamamlamadı. “Ne oldu?” “Bir şey bulduk.” “Ne?” Annem gözlerimin içine baktı. “S uygulamasının ilk kayıtlarını.” Koridordaki sessizlik bir anda daha ağır hale geldi. “Bodrum nerede?” diye sordum. Annem tarif etti. “Eski merdivenlerden aşağı ineceksiniz. En sondaki kapı.” “Sen gelmiyor musun?” Annem başını salladı. “Ben burada kalacağım.” “Neden?” “Çünkü biri bizi izliyor.” Bu cümleyle hepimiz sustuk. “Bizi izleyen kişi okulda mı?” diye sordum. Annem cevap vermedi. “Anne.” “Bilmiyorum.” Sonra bana yaklaşıp çok alçak bir sesle konuştu. “Ama sana bir şey söylemem gerekiyor.” “Ne?” “Mert'e güvenebilirsin.” “Ama Mert kayıp.” Annem gözlerini kapattı. “Biliyorum.” “O zaman nasıl güvenebilirim?” “Çünkü sana zarar vermek isteseydi, yıllar önce bunu yapardı.” Annem arkasını dönüp koridora çıktı. “Sakın arkamdan gelme.” Onun uzaklaşmasını izledim. Defne yanıma geldi. “Annen çok garip.” “Biliyorum.” Arda kapıya baktı. “Bodruma gidiyoruz.” Okulun karanlık koridorlarında ilerlemeye başladık. Telefonlarımızın ışığı önümüzü ancak biraz aydınlatıyordu. Merdivenleri bulduğumuzda aşağıya indik. Her basamakta içimdeki huzursuzluk biraz daha büyüyordu. Bodrumun kapısına geldiğimizde üzerindeki paslı kilidi gördüm. Annemin verdiği anahtarı çıkardım. Kilide taktım. Birkaç saniye uğraştıktan sonra kapı açıldı. İçerisi soğuktu. Duvarlarda eski dosya dolapları vardı. Arda telefonunun ışığını raflara tuttu. “Burada yüzlerce kayıt var.” Defne bir dolabı açtı. “Burada öğrenci dosyaları var.” Ben başka bir rafa yöneldim. Üzerinde yalnızca yıllar yazıyordu. 2025. Rafı karıştırırken bir klasör buldum. Üzerinde kırmızı bir işaret vardı. S-01. “Buldum.” Arda yanıma geldi. “Aç.” Klasörü açtım. İlk sayfada şu yazıyordu: “S Projesi — Deneme Aşaması.” Altında onlarca isim vardı. Öğrenciler. Öğretmenler. Hatta bazı veliler. “Bu ne?” diye fısıldadım. Defne klasöre baktı. “Bunlar test kullanıcıları.” “Test mi?” “S uygulaması ilk başta anonim bir itiraf uygulaması olarak yapılmış olabilir.” Arda sayfaları çevirdi. “Hayır.” Bir sayfada durdu. “Burada başka bir şey yazıyor.” Kâğıdı bana uzattı. “Amaç: İnsanların sırlarını ortaya çıkarmak değil, verdikleri tepkileri ölçmek.” “Tepkileri mi?” “Evet.” “Neden?” Arda cevap vermedi. Klasörün içinde küçük bir hafıza kartı buldum. “Bu ne?” Arda aldı. “Video kayıtları olabilir.” O sırada telefonum titredi. S uygulaması açıldı. “Doğru dosyayı buldunuz.” Sonra yeni bir mesaj geldi. “Şimdi Mert'in defterinin son sayfasını bulun.” “Nerede?” diye yazdım. Cevap birkaç saniye sonra geldi. “Onu zaten gördün.” Etrafıma baktım. “Neyi?” Yeni mesaj geldi. “Fotoğrafta.” Arda telefonumu gördü. “Hangi fotoğraf?” Defterin ilk sayfalarını tekrar çevirdim. Fotoğrafın arkasındaki notu hatırladım. “Mert ve Lina — 17 numaralı oda.” “Fotoğraf,” dedim. “Hangi fotoğraf?” “17 numaralı odadaki.” Defterin arasından eski fotoğrafı çıkardım. Arka tarafını çevirdim. Daha önce fark etmediğim küçük bir yazı vardı. Fotoğrafın köşesine sıkıştırılmıştı. “Bunu yalnızca Lina bulabilir.” Altında bir sayı vardı. 17-04-09. “Bu bir tarih mi?” diye sordu Defne. “Sanmıyorum.” Arda sayılara baktı. “17 numaralı oda. 04 numaralı dolap. 09 numaralı dosya.” Hepimiz birbirimize baktık. Bodrumdaki dolapların üzerinde numaralar vardı. 04. Dolabın yanına gittik. İçinde yalnızca birkaç dosya vardı. 09. Dosyayı çektiğimde içinden küçük bir kaset çıktı. Üzerinde el yazısıyla tek bir kelime vardı: Lina. “Bu imkânsız,” dedim. “Bunu kim kaydetti?” Arda kaseti eline aldı. “Burada eski bir kayıt cihazı olmalı.” Rafların arasında aradık. Birkaç dakika sonra eski bir cihaz bulduk. Arda kaseti içine yerleştirdi. Cihazdan önce cızırtılı bir ses geldi. Sonra bir çocuk sesi duyuldu. Mert. “Eğer bunu dinliyorsanız, demek ki Lina geri döndü.” Kalbim sıkıştı. Mert devam etti. “Lina, eğer bunu sen dinliyorsan, sana bir şey söylemem gerekiyor.” Ses birkaç saniye kesildi. Sonra Mert'in sesi yeniden geldi. “Seni bu okula ben getirmedim.” Arda şaşkınlıkla bana baktı. “Ama seni buradan ben gönderdim.” Gözlerim doldu. “Ne demek bu?” Kayıt devam etti. “O gece sana bir şey göstermek zorundaydım. S uygulamasının gerçek sahibini.” Bir cızırtı daha geldi. “Ama biri bizi gördü.” Sonra Mert'in sesi fısıltıya dönüştü. “Lina, eğer beni bulamadıysan...” Kayıt kesildi. Ekrandaki sayaç sıfırlanmaya başladı. 10... 9... 8... “Ne oluyor?” diye bağırdı Defne. 7... 6... Arda cihazı kapatmaya çalıştı ama çalışmadı. 5... 4... 3... Bodrumun kapısı bir anda kapandı. 2... 1... Karanlıkta yalnızca telefonumun ekranı yandı. S uygulamasında yeni bir mesaj vardı. “Mert'in son cümlesini duymadınız.” Altında bir ses kaydı belirdi. Kaydı açtığımda Mert'in sesi yeniden duyuldu. Bu kez çok daha netti. “Lina, sana güvenmemin tek bir nedeni var. Çünkü S'nin ilk kullanıcısı sendin.” Ses kaydı bitti. Ben donup kaldım. Defne bana baktı. Arda ise gözlerini kapattı. “Hayır,” dedi. “Bu mümkün değil.” Ama ben artık emindim. Bu okulda ilk kez bulunmuyordum. S uygulaması benimle bugün başlamamıştı. Ben, onun başladığı günden beri bu hikâyenin içindeydim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.