İçeriğe geç

Sahte hayat

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Sahte hayat

Bölüm 6

Unutulan gece

Koridorda öylece kalmıştım. Duvardaki fotoğrafı elimde tutuyor, üzerindeki isme tekrar tekrar bakıyordum. Lina Yalın. Bu isim bana yabancı değildi. Ama aynı zamanda benim değildi. En azından bildiğim kadarıyla. “Bu bir hata,” dedim. “Olabilir,” dedi Defne ama sesinden kendisinin de buna inanmadığı belliydi. Arda fotoğrafı elimden aldı. “Bu okulun eski kayıtlarında hata olmaz.” “Benim soyadım bu değil.” “Biliyorum.” “Nereden biliyorsun?” Arda cevap vermedi. “Arda, nereden biliyorsun?” Bu kez bana baktı. “Mert söylemişti.” İçim buz kesti. “Ne zaman?” “Kaybolmadan birkaç gün önce.” “Benim hakkımda ne söylemiş?” Arda birkaç saniye sustu. “Seni tanıdığını söyledi.” “Ama ben onu tanımıyorum.” “Sen hatırlamıyorsun.” Bu cümleyle birlikte içimde bir şey koptu. “Bana sürekli bunu söylüyorsunuz. Hatırlamıyorsun, bilmiyorsun, unutmuşsun... Peki ya ben? Ben kendi hayatımı bilmiyorsam kim biliyor?” Defne yanıma yaklaştı. “Lina...” “Hayır. Bana artık kimse 'seni korumaya çalışıyorum' demesin.” Sesim titriyordu. “Benim hakkımda herkes benden daha fazla şey biliyor.” Arda sessizce cebinden telefonunu çıkardı. “Mert'in telefonunda bir video var.” Başımı kaldırdım. “Ne videosu?” “Seni gösteriyor.” “Bana göster.” Arda birkaç saniye tereddüt etti. Sonra videoyu açtı. Ekranda eski bir okul koridoru vardı. Görüntü bulanıktı. Kamera hareket ediyordu. Sonra küçük bir kız kadraja girdi. Kızın yüzünü gördüğüm anda nefesim kesildi. Bendim. Küçük halim. Saçlarım aynıydı. Yüzüm aynıydı. Üzerimde okul üniforması vardı. Yanımda Mert duruyordu. İkimiz de kameraya bakıyorduk. Videodaki Mert gülümsüyordu. “Bunu yıllar sonra izlersen...” dedi. Sonra kamerayı bana çevirdi. Küçük halim gülerek el salladı. Mert tekrar konuştu. “Lina her şeyi hatırlamazsa ona bu videoyu göster.” Video bir anda kesildi. O kadar şaşkındım ki konuşamadım. “Bu video ne zaman çekilmiş?” diye sordum. Arda ekrana baktı. “12 Ekim 2025.” “Ama ben o zaman...” Cümlemi tamamlayamadım. Arda başını salladı. “Evet. Sen o tarihte bu okuldasın.” “Hayır.” “Kayıtlarda öyle görünüyor.” “Ben o zaman başka bir yerdeydim.” Defne bana baktı. “Bunu nereden biliyorsun?” “Annem söyledi.” “Belki sana yalan söylemiştir.” Bu cümleyle birlikte Arda'nın telefonu tekrar titredi. S uygulaması açılmıştı. Yeni bir paylaşım vardı. “Annesine inanmak kolaydır.” Birkaç saniye sonra yeni bir satır belirdi. “Ama annesi de oradaydı.” Telefonu elimden aldım. “Bu kişi annemi de tanıyor.” Arda başını salladı. “Evet.” “Bunu nasıl durduracağız?” “Bilmiyorum.” “Peki S uygulamasını kim yaptı?” “Bilmiyorum.” “Mert nerede?” Arda sustu. “Bilmiyorum.” Sinirlenip arkamı döndüm. “Kimse hiçbir şey bilmiyor!” O sırada koridorun sonunda bir kapı gördüm. Üzerinde eski bir numara vardı. 17. Kapıya doğru yürüdüm. Arda hemen önüme geçti. “Dur.” “Neden?” “Burası.” “Evet.” “İçeri girmemelisin.” “Neden?” Arda kapının koluna baktı. “Çünkü Mert buraya girdiğinde yanında iki kişi vardı.” “Kim?” “Sen ve annen.” Dünya başıma yıkılmış gibi hissettim. “Annem mi?” Arda başını salladı. “Evet.” Defne şaşkınlıkla bize bakıyordu. “Lina'nın annesi neden burada olsun?” Arda cevap vermedi. Kapıyı açmak için elini uzattı. Kilitliydi. “Anahtar lazım.” Cebimdeki anahtarı hatırladım. Arşiv odasının anahtarı. Onu kilide soktum. Anahtar uydu. Kapı yavaşça açıldı. İçerisi karanlıktı. Arda telefonunun ışığını açtı. Odaya girdiğimizde ilk gördüğüm şey duvarlardaki fotoğraflardı. Yüzlerce fotoğraf vardı. Öğrenciler. Öğretmenler. Koridorlar. Ve aralarında sürekli aynı üç kişi bulunuyordu: Mert, küçük Lina ve annem. “Bu ne?” diye fısıldadım. Defne duvardaki fotoğraflardan birine yaklaştı. “Bunlar yıllar önce çekilmiş.” Bir masanın üzerinde eski bir defter gördüm. Üzerinde adım yazıyordu. LINA. Defteri açtım. İlk sayfada çocukça bir el yazısıyla tek bir cümle vardı. “Bugün Mert bana bir sır verdi.” Sayfayı çevirdim. “Kimseye söylemeyeceğim.” Bir sonraki sayfa. “Annem kızdı.” Bir sonraki. “Mert kaybolursa onu bulacağım.” Elim titremeye başladı. Defterin son sayfasına geldiğimde nefesimi tuttum. Orada yalnızca tek bir cümle vardı. “Eğer bunu okuyorsam, demek ki her şeyi unuttum.” Altında ise başka bir cümle vardı. “Mert'e güven.” Defter elimden düşecekti. “Bu benim yazım,” dedim. Arda yanıma geldi. “Evet.” “Bunu neden hatırlamıyorum?” “Çünkü sana unutturmuşlar.” “Kim?” Tam o anda kapının dışından bir ses duyuldu. “Ben.” Hepimiz donduk. Kapının önünde bir kadın duruyordu. Annem. Yüzüme baktı. Sonra gözlerini deftere çevirdi. “Lina, o defteri yerine bırak.” “Anne?” Sesim titredi. “Sen burada ne yapıyorsun?” Annem cevap vermedi. “Mert nerede?” Annemin yüzündeki ifade bir anda değişti. “Bunu sana kim söyledi?” “Her şeyi biliyorum.” “Hayır.” Annem başını iki yana salladı. “Hiçbir şey bilmiyorsun.” “O zaman anlat.” Annem birkaç saniye bana baktı. Sonra gözleri doldu. “Seni buraya göndermemeliydim.” “Neden?” “Çünkü S uygulaması yeniden aktif oldu.” Arda bir adım öne çıktı. “Siz uygulamayı biliyorsunuz.” Annem ona baktı. “Sen Arda'sın.” Arda şaşırdı. “Beni tanıyorsunuz?” “Seni ve kardeşini tanıyordum.” Arda'nın yüzü sertleşti. “Mert nerede?” Annem gözlerini kaçırdı. “Bilmiyorum.” “Yalan söylüyorsunuz.” Annem bana döndü. “Lina, şimdi beni dinle.” “Hayır.” “Bu okuldan hemen gitmelisin.” “Neden?” Annem gözlerimin içine baktı. “Çünkü Mert'in kaybolmasının nedeni sen değilsin.” Bir an rahatladım. Ama annemin devam eden cümlesi bütün rahatlığımı yok etti. “Ama onu kaybolmaya götüren kişi sendin.” Arda'nın yüzü değişti. Defne ağzını kapattı. Ben ise ne söyleyeceğimi bilemedim. Annem kapıya doğru yöneldi. “Buradan çıkıyoruz.” “Hayır.” “Lina.” “Mert'e ne yaptığımı bilmek istiyorum.” Annem durdu. “Sen ona hiçbir şey yapmadın.” “O zaman neden?” Annem arkasını döndü. “Çünkü o gece Mert sana bir şey gösterdi.” “Ne?” Annem cevap vermeden önce gözlerini kapattı. “S uygulamasının ilk hesabını.” O anda telefonum titredi. Hepimiz ekrana baktık. Yeni bir paylaşım vardı. “Annen sonunda gerçeğin ilk parçasını söyledi.” Altında tek bir cümle yazıyordu. “Şimdi ikinci parçayı kim söyleyecek?” Paylaşımın altında bir fotoğraf vardı. Fotoğrafta annem, Mert ve küçük halim yan yana duruyordu. Fotoğrafın arkasında ise kırmızı kalemle şu yazıyordu: “17 numaralı odada başlayan oyun, 24 Ağustos'ta yeniden başladı.” Tarihe baktım. Bugün 24 Ağustos'tu. Annem fotoğrafı gördüğü anda yüzündeki bütün renk çekildi. “Hayır...” diye fısıldadı. “Ne oldu?” Annem bana baktı. “Geç kaldık.” Tam o anda okulun bütün ışıkları söndü. Karanlığın içinde telefonumun ekranı aydınlandı. S uygulamasında yeni bir mesaj vardı. “İkinci aşama başladı.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.