Fotoğrafı elimden düşürdüm. Yere düşen kâğıdın çıkardığı ses, arşiv odasındaki sessizliği böldü ama hiçbirimiz hareket etmedik. Gözlerimi fotoğraftan ayıramıyordum. Fotoğraftaki kız bendim. Bundan emindim. Saçları, yüzü, gözleri... Her şey aynıydı. Ama fotoğraf eskiydi. Çok eski. “Bu... ben değilim,” dedim sonunda. Sesim o kadar kısık çıkmıştı ki kendim bile zor duydum. Arda eğilip fotoğrafı yerden aldı. “Ben de ilk gördüğümde öyle düşünmüştüm.” Ona döndüm. “İlk gördüğünde mi?” Arda cevap vermedi. “Sen bu fotoğrafı daha önce gördün.” “Evet.” “Ne zaman?” “Mert kaybolduktan sonra.” Kalbim daha da hızlı atmaya başladı. Defne fotoğrafa bakıyordu. “Ama Lina, bu imkânsız.” “Neden?” “Çünkü fotoğraftaki kızın üzerinde okul üniforması var.” “Ben bu okula hiç gelmedim.” “Emin misin?” Annemin sabah söyledikleri aklıma geldi. Neden bu okula geldiğimi bilmiyordu. Daha doğrusu biliyor gibiydi ama bana söylemiyordu. Arda fotoğrafın arkasını çevirdi. Orada kurşun kalemle yazılmış bir tarih vardı. 12 Ekim 2025. “Bu tarih,” dedim. “Mert'in kaybolduğu gün.” Arda başını salladı. “Evet.” Fotoğrafı tekrar elime aldım. “Peki bu kız kim?” Arda gözlerini üzerime dikti. “Bilmiyorum.” “Ama bana benziyor.” “Sadece benzemiyor.” Arda bir an durdu. “Aynı kişi.” Defne şaşkınlıkla ona baktı. “Arda, saçmalama.” “Saçmalamıyorum.” Arda telefonunu çıkardı. Ekranında eski bir fotoğraf açtı. “Bu Mert'in telefonundan kurtarılan son fotoğraflardan biri.” Telefonu bana uzattı. Fotoğrafta karanlık bir koridor vardı. Koridorun sonunda biri duruyordu. Fotoğraf bulanıktı ama yüzü seçiliyordu. Bendim. Geriye doğru bir adım attım. “Bu nasıl olabilir?” “Bilmiyorum.” “Sen bana neden daha önce söylemedin?” Arda'nın çenesi gerildi. “Çünkü seni gördüğüm ilk anda zaten şüphelendim.” “Neden?” “Çünkü Mert kaybolmadan birkaç saat önce bana bir mesaj attı.” “Ne yazıyordu?” Arda telefonu kapattı. “'Arda, eğer bana bir şey olursa yeni gelen kıza dikkat et.'” İçim ürperdi. “Ama ben o zaman burada değildim.” “Ben de bunu anlamaya çalışıyorum.” Defne araya girdi. “Belki fotoğrafın tarihi yanlış.” Arda başını salladı. “Okulun fotoğraf sisteminde tarih değiştirilmiş olabilir. Ama Mert'in telefonundaki fotoğrafların tarihi değiştirilemez.” “Peki Mert'in telefonu nerede?” Arda birkaç saniye sustu. “Bende.” “Ne?” “Polis bulduğunda bana verdiler.” “İçinde başka ne var?” “Çoğu dosya silinmiş.” “Çoğu mu?” “Evet.” “Kim sildi?” Arda bana baktı. “Bilmiyorum.” Tam o anda koridorun dışından bir ses duyduk. Bu kez ayak sesi değildi. Bir telefon çalıyordu. Hepimiz sustuk. Ses kapının hemen dışından geliyordu. Arda kapıya yaklaştı. Birkaç saniye bekledi. Sonra kapıyı açtı. Koridor boştu. Yerde bir telefon duruyordu. Ekranı açıktı. Üzerinde tek bir uygulama vardı. S. Arda telefonu yerden aldı. “Bu bizim için bırakılmış.” Defne geri çekildi. “Açma.” Arda uygulamaya dokundu. Ekranda üç seçenek belirdi. Lina. Defne. Arda. Üçümüzün isimlerinin yanında birer sayı vardı. Lina — 3. Defne — 2. Arda — 7. “Bu sayılar ne?” diye sordum. Arda cevap vermedi. Uygulamanın alt kısmında bir geri sayım vardı. 00:29:58. “Bu neyin geri sayımı?” diye sordum. Sayaç azalmaya devam ediyordu. 00:29:41. Defne'nin yüzü gerildi. “Bilmiyorum ama buradan çıkmamız gerekiyor.” Arda telefonu kapatmaya çalıştı. Ekran kapanmadı. Tam tersine yeni bir mesaj çıktı. “Fotoğraftaki kızı buldunuz.” Ardından ikinci cümle geldi. “Şimdi onun kim olduğunu hatırlamasını bekleyin.” Telefon ekranı bir anda karardı. Ben hiçbir şey söyleyemedim. Çünkü o anda zihnimde bir görüntü belirdi. Küçük bir çocuk olarak okulun koridorunda koşuyordum. Birinin elini tutuyordum. Bir erkek çocuk bana bağırıyordu. “Lina, buraya gel!” Sonra bir kapı kapanıyordu. Ardından annemin sesi duyuluyordu. “Bunu unutmalısın.” Gözlerimi kapattım. Başım dönüyordu. “Lina?” Defne koluma dokundu. Gözlerimi açtığımda ikisi de bana bakıyordu. “İyi misin?” “Ben...” Konuşamadım. “Bir şey hatırladım.” Arda hemen yanıma geldi. “Ne?” “Bir çocuk vardı.” “Mert mi?” Başımı salladım. “Bilmiyorum.” “Başka?” “Bir kapı.” “Hangi kapı?” Gözlerimi kapatıp hatırlamaya çalıştım. Sonra bir görüntü daha geldi. Siyah bir kapı. Üzerinde küçük bir numara vardı. 17. Gözlerimi açtım. “On yedi numaralı oda.” Arda'nın yüzü değişti. “Burada 17 numaralı oda yok.” “Ama vardı.” “Lina...” “Çocukken buradaydım.” Bu kez sesimden emindim. “Ben bu okula daha önce geldim.” Defne bana baktı. “Neden hatırlamıyorsun?” “Bilmiyorum.” Arda birkaç saniye düşündü. Sonra koridorun sonuna baktı. “Eski binada 17 numaralı bir oda vardı.” “Nerede?” “Şimdi kullanılmıyor.” “Bizi oraya götür.” Arda başını salladı. “Oraya gitmek istemezsin.” “Gitmek zorundayım.” “Neden?” Telefonum cebimde titredi. Ekranı çıkardım. S uygulamasında yeni bir paylaşım vardı. “Hatırlamaya başladı.” Altında ise tek bir cümle vardı: “17 numaralı oda hâlâ onu bekliyor.” Arda telefonu gördü. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi. Sonra kapıyı açtı. “Tamam.” Koridora çıktık. “Ama bundan sonra ne görürsen gör,” dedi Arda, “sakın tek başına hareket etme.” Merdivenlerden aşağı inerken içimde garip bir his vardı. Korkuyordum. Ama aynı zamanda yıllardır kapalı duran bir kapının anahtarını sonunda bulmuş gibiydim. Eski binaya giden koridorun başına geldiğimizde Arda durdu. Önümüzde uzun, karanlık bir koridor uzanıyordu. Duvarlarda eski fotoğraflar asılıydı. Birkaç adım attık. Sonra duvarda bir fotoğraf gördüm. Fotoğraftaki öğrencilerin arasında yine o kız vardı. Yine bendim. Ama bu kez fotoğrafın altında bir isim yazıyordu. Lina Yalın. Fotoğrafa bakarken nefesim kesildi. Arda da gördü. Defne'nin sesi titredi. “Lina... senin soyadın Yalın mı?” Cevap veremedim. Çünkü hayatım boyunca soyadımın farklı olduğunu sanmıştım. Arda fotoğrafı duvardan çıkardı. Arkasında küçük bir not vardı. “Mert ve Lina — 17 numaralı oda.” Ve o an anladım. Mert'in kardeşi değildim. Mert'in arkadaşı da değildim. Ben... onunla birlikte bu okulda daha önce bulunmuştum. Ve bunu bana unutturmuşlardı.
Bölüm 5
Fotoğraftaki kız
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.