“Ben... S uygulamasının ilk kullanıcısı mıydım?” Soruyu kendi kendime sormuştum ama cevabı verecek kişinin Arda olduğunu düşünüyordum. Arda ise hâlâ duvarın önünde duruyordu. Yüzündeki ifade değişmişti. Sanki yıllardır aradığı bir cevabı bulmuş ama bu cevabın ne kadar korkunç olduğunu kabullenememişti. “Bana bak,” dedim. “Bunu biliyor muydun?” Arda gözlerini kaldırdı. “Hayır.” “Yalan söyleme.” “Yalan söylemiyorum.” “Mert seni bu konuda uyarmadı mı?” “Hayır.” “Peki neden bana başından beri şüpheyle baktın?” Arda birkaç saniye sustu. “Çünkü Mert'in son mesajında senin adın vardı.” “Ne yazıyordu?” Arda telefonunu çıkardı. Ekranı açıp eski mesajların arasından bir konuşmayı buldu. “Mert bana 12 Ekim gecesi bunu gönderdi.” Telefonu bana uzattı. Mesajın üzerinde yalnızca birkaç kelime vardı: “Lina'yı bul. Ona güvenme. Ama onu da yalnız bırakma.” Kaşlarımı çattım. “Bu ne demek?” “Bilmiyorum.” “Sen de hiçbir şey bilmiyorsun.” Arda başını eğdi. “Ben sadece kardeşimi bulmaya çalışıyordum.” Defne araya girdi. “Bence burada daha büyük bir şey var.” “Ne?” diye sordum. “S uygulaması sadece sırları paylaşmak için kullanılmıyor.” “Bunu zaten biliyoruz.” “Hayır. Demek istediğim bu değil.” Defne klasörü eline aldı. “Bak.” Bir sayfayı gösterdi. Sayfanın üstünde Kullanıcı 001 yazıyordu. Altında ise bir isim vardı. Lina Yalın. “Bu gerçekten senin adın,” dedi. Sayfanın altında tarih vardı. 12 Ekim 2025. “Ben o tarihte burada olduğumu hatırlamıyorum.” “Ama kayıtlarda buradasın.” Arda başka bir sayfa açtı. “Burada daha da garip bir şey var.” Sayfada bir tablo vardı. Kullanıcı 001 — Hafıza silme protokolü. İçimde bir ürperti oluştu. “Hafıza silme ne demek?” Defne cevap veremedi. Arda sayfanın devamını okudu. “Denek, olay sonrasında yaşananları hatırlamayacak.” “Denek mi?” dedim. “Ben bir denek miydim?” Arda başını salladı. “Öyle görünüyor.” “Kim yaptı bunu?” Tam o sırada bodrumun kapısının dışından bir ses geldi. “Ben.” Annemin sesi. Başımı kapıya çevirdim. “Anne?” Kapı açıldı ve annem içeri girdi. Elinde küçük bir çanta vardı. “Buradan çıkmalıyız.” “Hayır.” “Lina, şimdi değil.” “Tam şimdi.” Elimdeki dosyayı kaldırdım. “Bana bunu açıklayacaksın.” Annem dosyayı gördüğünde yüzü gerildi. “O dosyayı nereden buldunuz?” “Buradan.” “Sana onu bulmamanı söylemiştim.” “Bana hiçbir şey söylemedin.” Annem birkaç saniye sustu. “Çünkü seni korumaya çalışıyordum.” “Beni korumak için hafızamı mı sildiniz?” Annemin yüzü bembeyaz oldu. “Ne?” “Burada yazıyor.” Dosyayı ona uzattım. Annem sayfayı görünce gözlerini kapattı. “Bunu sana kim gösterdi?” “Kimse. Kendim buldum.” Annem sandalye bulup oturdu. “Lina...” “Gerçeği anlat.” “Hazır değilsin.” “Hazırım.” “Hayır.” “On yedi yaşındayım. Kendi hayatımla ilgili gerçekleri bilmeye hakkım var.” Annem uzun süre sessiz kaldı. Sonra derin bir nefes aldı. “S uygulamasını ben yapmadım.” “Kim yaptı?” “Bilmiyorum.” Arda araya girdi. “Ama ilk kullanıcı Lina'ydı.” Annem ona baktı. “Evet.” Bu tek kelimeyle içimdeki bütün şüphe gerçek olmuştu. “Neden?” diye sordum. “Çünkü o zamanlar S bir uygulama değildi.” “Neydi?” “Bir proje.” “Ne projesi?” “Öğrencilerin birbirlerine ne kadar güvendiğini ölçen bir sistem.” “Neden beni seçtiniz?” Annem cevap vermekte zorlandı. “Çünkü sen diğerlerinden farklıydın.” “Nasıl?” “Kimseye kolay güvenmiyordun. Ama Mert'e güveniyordun.” Arda gözlerini kapattı. Annem devam etti. “Mert ve sen çocukluğunuzdan beri birbirinizi tanıyordunuz.” “Peki neden hatırlamıyorum?” “Çünkü proje kontrolden çıktı.” “Nasıl?” Annem ellerini birbirine kenetledi. “Sistemi yapan kişi öğrencilerin sırlarını toplamaya başladı.” “Kim?” “Bilmiyorum.” “Ama birisi biliyor.” Annem başını salladı. “Evet.” “Kim?” “Mert.” O anda Arda'nın yüzü değişti. “Mert hayatta mı?” Annem hemen cevap vermedi. Bu sessizlik hepimiz için yeterliydi. Arda bir adım öne çıktı. “Mert hayatta mı?” “Bilmiyorum.” “Yalan.” Arda'nın sesi ilk kez bu kadar sertti. “Onu en son gördüğünüzde ne oldu?” Annem gözlerini yere indirdi. “Mert, Lina'yı korumaya çalışıyordu.” “Benden mi?” “Hayır.” “Kimden?” Annem cevap vermeden önce telefonum titredi. Hepimiz ekrana baktık. S uygulaması açılmıştı. Yeni bir paylaşım vardı. “Aile toplantısı bitti.” Ardından ikinci satır geldi. “Şimdi gerçek sahibinize dönelim.” Ekranda bir isim belirdi. Kullanıcı 001: Lina. Sonra ekran değişti. “Hoş geldin, eski kullanıcı.” “Bu kişi nerede?” diye sordum. Annem telefonuma baktı. “Bilmiyorum.” “Peki beni neden tekrar buraya getirdi?” Annem cevap vermedi. “Anne.” “Çünkü seni çağıran kişi ben değildim.” “Ne?” “Okula naklini ben yaptırmadım.” İçimdeki bütün düşünceler bir anda dağıldı. “Ne demek istiyorsun?” “Ben sadece onay verdim.” “Kim istedi?” Annem bana baktı. “Okul müdürlüğünden bir talep geldi.” Arda kaşlarını çattı. “Ama müdürlük böyle bir şey yapamaz.” “Normal şartlarda hayır.” Annem çantasından bir kâğıt çıkardı. Bana uzattı. Kâğıtta okulun resmi mührü vardı. Ama imza kısmında bir isim yoktu. Sadece S harfi vardı. “Bu imzayı daha önce gördüm,” dedi annem. “12 Ekim gecesi.” “Kimin imzası?” Annem başını kaldırdı. “Mert'in.” Arda kâğıdı annemin elinden aldı. “Bu imkânsız.” “Neden?” “Çünkü Mert'in imzası böyle değildi.” Annem başını salladı. “O zaman Mert'in imzasını taklit eden biri var.” Defne sessizce konuştu. “Ya Mert'in kendisi?” Hepimiz ona baktık. “Ya Mert hâlâ buradaysa?” Arda'nın yüzündeki umut ilk kez belli oldu. “Mert yaşıyor olabilir.” O anda S uygulamasından yeni bir bildirim geldi. “Doğru.” Sonra yeni bir mesaj. “Mert yaşıyor.” Arda telefonumu tuttu. “Nerede?” Ekrana yeni bir konum düştü. Okulun eski spor salonu. Altında tek bir cümle vardı. “Ama onu bulmak istiyorsanız, Lina yalnız gelmeli.” Arda hemen başını salladı. “Hayır.” “Gitmem gerekiyor.” “Tek başına gitmeyeceksin.” “Mesaj açık.” “Bu bir tuzak olabilir.” “Olabilir.” Defne bana baktı. “Lina, Arda haklı.” Telefonum yeniden titredi. Yeni mesaj geldi. “Beş dakika.” Altında bir fotoğraf vardı. Fotoğrafta eski spor salonunun kapısı görünüyordu. Kapının önünde bir çocuk duruyordu. Yüzü tam seçilmiyordu. Ama üzerindeki kıyafeti tanıyordum. Küçük Mert'in eski fotoğraflarındaki kıyafetle aynıydı. Fotoğrafın altında şu yazıyordu: “Onu yıllardır beklettin.” Arda telefonu elimden aldı. “Bunu ben de göreceğim.” “Hayır.” “Kardeşim oradaysa ben de geleceğim.” Annem araya girdi. “Hiçbiriniz gitmemelisiniz.” Ona baktım. “O zaman kim gidecek?” Annem sustu. Cevap yoktu. Kapıya doğru yürüdüm. “Lina!” diye seslendi annem. Durmadım. Koridora çıktım. Arda ve Defne de arkamdan geldi. Üçümüz eski spor salonuna doğru ilerlerken içimde yıllardır kapalı duran bir kapının yavaşça açıldığını hissediyordum. Ve bu kez o kapının ardında ne olduğunu öğrenmekten kaçmayacaktım. Çünkü artık tek bir sorunun cevabını istiyordum: Mert gerçekten yaşıyor muydu?
Bölüm 8
İlk kullanıcı
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.