Mert'i karşımda gördüğüm anda olduğum yerde kaldım. Koridorun loş ışığında yüzüne baktım ve birkaç saniye boyunca gördüğüm kişinin gerçekten o olduğuna inanamadım. Yıllardır kayıp olan Mert. Herkesin öldüğünü ya da bir daha bulunamayacağını düşündüğü Mert. Çocukluğumdan kalan birkaç bulanık görüntünün içindeki çocuk. Şimdi karşımdaydı. Bana bakıyordu. “Lina...” dedi. Sesini duyduğum anda içimde bir şey sarsıldı. Onu daha önce duymuş gibiydim. Çok uzun zaman önce. Ama nerede olduğunu hatırlayamıyordum. “Mert?” dedim. O yalnızca başını salladı. Birkaç saniye ikimiz de konuşmadık. Arda'nın arkamızdan geldiğini bile fark etmemiştim. Ta ki onun şaşkınlıkla, “Mert!” diye bağırmasına kadar. Mert başını Arda'ya çevirdi. Arda bir anda yanına gitti. “Sen... gerçekten sensin.” Mert cevap vermeden ona baktı. Arda'nın gözleri doldu. “Neredeydin?” Mert derin bir nefes aldı. “Bunu burada anlatamam.” “Yıllardır seni arıyorum!” Arda'nın sesi titriyordu. “Biliyorum.” “Neden bize haber vermedin?” “Çünkü haber verseydim seni de tehlikeye atardım.” Arda bir şey söylemek üzereyken annem koridorun diğer tarafından geldi. Mert'i gördüğü anda durdu. Yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu. “Mert...” Mert anneme baktı. “Artık saklanmanın anlamı kalmadı.” Annem yavaşça yanıma geldi. “Lina, onunla konuşmamız gerekiyor.” “Hayır.” Anneme döndüm. “Önce siz konuşacaksınız. Hepiniz.” “Lina...” “Yıllardır benden bir şeyler saklıyorsunuz. Mert'in nerede olduğunu biliyordunuz. S uygulamasını biliyordunuz. Benim geçmişimi biliyordunuz. Şimdi karşımda Mert var ve yine 'sonra anlatırız' diyorsunuz.” Mert başını eğdi. “Haklı.” Annem ona baktı. “Mert...” “Artık ona gerçeği anlatmalıyız.” “Henüz değil.” “Daha ne kadar bekleyeceğiz?” Annem cevap vermedi. Tam o sırada telefonum titredi. S uygulaması yeniden açılmıştı. “Mert bulundu.” Altında başka bir cümle vardı. “Ama hikâye burada başlamıyor.” Birkaç saniye sonra yeni bir mesaj geldi. “Mert'e güveniyor musun?” Ekranda üç seçenek vardı: EVET — HAYIR — BİLMİYORUM. Parmağımı ekrana götürdüm ama dokunmadım. Mert hemen, “Cevaplama,” dedi. “Neden?” “Çünkü sistem verdiğin her cevabı kaydediyor.” “Zaten beni izliyor.” “Evet. Ama verdiğin cevaplar onun için yalnızca bilgi değil.” “Ne için?” Mert gözlerini ekrandan ayırmadan, “Seni anlamak için,” dedi. “Neyi anlamak istiyor?” “Neye güveneceğini.” Bu cevap içimi ürpertti. “Neden?” Mert birkaç saniye sustu. “Çünkü sen sistemin anahtarısın.” Arda hemen araya girdi. “Ne demek anahtar?” Mert koridorun sonuna baktı. “Burada konuşamayız.” “Nereye gideceğiz?” diye sordum. “Eski kütüphaneye.” Mina da yanımıza geldi. Mert onu görünce durdu. “Sen de buradasın.” Mina başını salladı. “Sana söylemiştim. Onu yalnız bırakmayacağım.” Mert'in yüzünde kısa süreli bir şaşkınlık belirdi. “Bunu yapmamanı söylemiştim.” “Artık çok geç.” Mert cevap vermedi. Hep birlikte eski kütüphaneye doğru ilerledik. Koridor boyunca tek bir ses bile çıkmadı. Herkesin aklında aynı sorular vardı. Özellikle benim. Mert yıllardır neredeydi? Annem onu neden sakladı? Ben neden geçmişimi hatırlamıyordum? Ve en önemlisi, S uygulamasını gerçekten ben mi yapmıştım? Kütüphaneye geldiğimizde Mert kapıyı açtı. İçerisi karanlıktı. Rafların arasında tozlu kitaplar ve yıllardır kullanılmayan masalar vardı. Mert doğrudan arka duvara yürüdü. Büyük bir kitaplığı iki eliyle itti. Kitaplık birkaç santim hareket etti. Arkasında küçük bir kapı ortaya çıktı. “Bunu daha önce nasıl fark etmedik?” diye sordum. “Çünkü burayı sadece belirli kişiler biliyordu.” “Kimler?” “Ben, sen ve bir kişi daha.” “Kim?” Mert cevap vermedi. Kapıyı açtı. İçeride eski bilgisayarlar, kablolar ve birkaç ekran vardı. Ortadaki bilgisayar hâlâ çalışıyordu. Ekranda büyük bir S harfi vardı. Mert klavyenin başına geçti. Birkaç tuşa bastı. Ekranda dosyalar açılmaya başladı. S PROJECT — ORIGINAL FILES. USER 001 — LINA YALIN. ADMIN 00 — UNKNOWN. ADMIN 01 — UNKNOWN. Ekrana bakakaldım. “Kullanıcı 001 benim.” “Evet.” “Ama ADMIN 01'in annem olduğunu söylediniz.” Mert başını salladı. “Hesap onun adına kayıtlı.” “Peki kullanan kişi?” Mert sustu. “Bilmiyorsun.” “Biliyorum.” “Kim?” “Henüz söyleyemem.” Sinirlenerek ona baktım. “Herkes aynı şeyi yapıyor. Bir şey biliyor ama söylemiyor.” Mert bana baktı. “Çünkü gerçeğin tamamını öğrendiğinde bazı anıların geri gelmesinden korkuyorum.” “Ben artık korkmuyorum.” “Ben korkuyorum.” Bu cevabı beklemiyordum. Mert bilgisayar ekranına döndü. “Seni ilk kez burada gördüğümde on iki yaşındaydın. Bilgisayarlardan çok iyi anlıyordun. Bir gün bana insanların birbirlerine söyleyemedikleri şeyleri anonim olarak paylaşabilecekleri bir sistem yapmak istediğini söyledin.” “Ben mi?” “Evet.” “Neden?” “Çünkü okulda insanların birbirlerinden sakladığı şeyleri fark etmiştin. Kimsenin birbirine güvenmediğini düşünüyordun.” “Sonra?” “Sistemi birlikte yaptık.” “Ama sonra biri ele geçirdi.” “Evet.” “Kim?” Mert ekrana bir dosya açtı. “Bunu gördüğünde anlarsın.” Dosyanın adı 12 EKİM 2025 idi. Tıkladı. Video açıldı. Ekranda eski okul binası vardı. Görüntü gece çekilmişti. Saat 22.43 görünüyordu. Kameranın önünden üç kişi geçti. Biri küçük bendim. İkincisi Mert'ti. Üçüncü kişinin yüzü görünmüyordu. Arda ekrana yaklaştı. “Üç kişi.” Mert başını salladı. “Evet.” “Üçüncü kişi kim?” “Bilmiyorum.” Mina hemen, “Biliyorsun,” dedi. Mert ona baktı. “Nereden biliyorsun?” “Çünkü o gece ben de oradaydım.” Hepimiz ona döndük. “Sen mi?” diye sordum. Mina başını salladı. “Ama görüntüde ben yokum.” “Çünkü kamera beni başka taraftan çekmişti.” “Ne oldu o gece?” Mina derin bir nefes aldı. “Sen, Mert ve o kişi eski binaya girdiniz. Ben de arkanızdan geldim. Bir süre sonra elektrikler kesildi. Sonra bir ses duydum.” “Kimin sesi?” “Annenin.” Anneme baktım. Annem başını eğdi. “Ne söylüyordu?” diye sordum. Mina cevap vermekte zorlandı. “Seni buradan çıkarmaya çalışıyordu.” “Kimden?” “Müdürden.” Arda şaşkınlıkla, “Müdür de orada mıydı?” dedi. “Evet.” Mert bilgisayardaki videoyu durdurdu. “Ama asıl sorun bu değil.” “Ne?” “O gece sistemin ana yönetici hesabı değiştirildi.” Ekranda yeni bir belge açtı. 22.58 — ADMIN DEĞİŞİKLİĞİ. ÖNCEKİ YÖNETİCİ: LINA YALIN. YENİ YÖNETİCİ: ADMIN_00. “Bunu kim yaptı?” diye sordum. Mert başını salladı. “Bilmiyoruz.” “Peki benim hafızam neden silindi?” “Çünkü o gece sen bir şey gördün.” “Neyi?” Mert cevap vermeden önce ekranı değiştirdi. Yeni bir görüntü açıldı. Küçük halim bir sandalyede oturuyordu. Karşımda annem vardı. Mert de yanımdaydı. Annemin yüzü endişeliydi. “Lina, sana birkaç soru soracağım.” Küçük halim başını sallıyordu. “Tamam.” “Bugün burada ne gördün?” “Bir bilgisayar.” “Başka?” Küçük halim sustu. Sonra Mert'e baktı. “Söyleyebilir miyim?” Mert başını salladı. “Hayır.” Küçük halim başını eğdi. “Bir şey görmedim.” Video burada kesildi. “Neden yalan söylüyorum?” diye sordum. Mert ekrana baktı. “Çünkü seni korumaya çalışıyordun.” “Kimi koruyordum?” “Mert'i.” “Neden?” “Çünkü Mert'i götürmek istiyorlardı.” Arda'nın yüzü gerildi. “Kim?” Mert bu kez cevap verdi. “ADMIN_00.” “Ama ADMIN_00 bir hesap.” “Evet. Ama arkasında bir insan var.” “Kim?” Mert birkaç saniye sustu. Sonra bilgisayardaki başka bir klasörü açtı. ADMIN_00 — PROFİL. Klasörün içinde yalnızca tek bir fotoğraf vardı. Fotoğrafı açtığımızda hepimiz sustuk. Fotoğrafta küçük halim, Mert ve başka bir çocuk vardı. Üçü de kameraya bakıyordu. Çocuğu görünce içimde bir şey koptu. Onu tanıyordum. Ama nereden? “Bu çocuk...” dedim. Mert bana baktı. “Hatırlıyor musun?” Gözlerimi fotoğraftan ayıramadım. “Bilmiyorum.” Fotoğrafın altında bir isim vardı. EMİR. “Emir kim?” Mert cevap vermedi. “Mert, kim bu?” “Bizim arkadaşımızdı.” “Nerede şimdi?” Mert'in yüzü değişti. “Kayıp.” Arda kaşlarını çattı. “Mert kayboldu, Defne kayboldu, şimdi Emir'den bahsediyorsun.” “Hepsi aynı olayla bağlantılı.” “Peki Emir'in ADMIN_00 ile ne ilgisi var?” Mert sustu. Bilgisayarın ekranı aniden karardı. Sonra yeni bir mesaj belirdi. “Beni arıyorsunuz.” Altında başka bir satır çıktı. “Ama yanlış yere bakıyorsunuz.” Bir fotoğraf daha açıldı. Bu kez fotoğrafta Emir vardı. Fotoğrafın tarihi 24 Ağustos 2026 idi. Bugün. “Bu fotoğraf bugün çekilmiş,” dedim. Mert'in yüzü bembeyaz oldu. “Evet.” “O zaman Emir hayatta.” “Büyük ihtimalle.” “Nerede?” Mert cevap vermedi. S uygulaması telefonumda yeniden açıldı. “Lina, hatırlıyor musun?” Ardından bir soru geldi. “Emir'i neden sakladın?” Ekrana baktım. Birkaç saniye sonra başım ağrımaya başladı. Odanın görüntüsü bulanıklaştı. Bir anlığına başka bir yerdeydim. Çocukluğumdaydım. Mert yanımdaydı. Emir de karşımızdaydı. Emir korkmuş görünüyordu. Ben onun elini tutuyordum. “Kimseye söylemeyeceğim,” diyordum. Mert bana baktı. “Söz mü?” “Söz.” Sonra kapının dışından bir ses gelmişti. Bir adamın sesi. “Emir'i bize verin.” Küçük halim korkuyla geri çekilmişti. “Hayır.” Mert önümde durmuştu. “Onu bulamayacaksınız.” Görüntü bir anda kayboldu. Gözlerimi açtığımda herkes bana bakıyordu. “Hatırladım,” dedim. “Neyi?” diye sordu Mert. “Emir'i neden sakladığımı.” “Neden?” Ona baktım. “Çünkü onu arayan kişiler vardı.” “Kimler?” “Bilmiyorum.” Telefonum titredi. S uygulamasında yeni mesaj vardı. “Yaklaştın.” Ardından: “Ama bir şeyi hâlâ bilmiyorsun.” Yeni bir fotoğraf açıldı. Fotoğrafta Emir vardı. Yanında ise bir kadın duruyordu. Fotoğrafı görünce kalbim hızlandı. Kadını tanıyordum. “Bu...” diye fısıldadım. Mert ekrana baktı. “Evet.” “Bu benim annem.” Annem gözlerini kapattı. “Lina...” “Anne, Emir'le sen ne yapıyordun?” Annem cevap vermedi. Mert yavaşça konuştu. “Çünkü Emir'i yıllarca annen sakladı.” “Neden?” Mert bana baktı. “Çünkü Emir, S uygulamasının gerçek sahibini biliyordu.” Bilgisayar ekranı yeniden açıldı. Tek bir cümle belirdi: “Gerçek sahibini öğrenmek istiyorsan, 13. bölümde annenin sana söylemediği şeyi bul.” Ekran kapandı. Ben anneme baktım. “Artık kaçamazsın.” Annem uzun süre sessiz kaldı. Sonunda gözlerimin içine bakıp tek bir cümle söyledi: “Lina... Emir benim sandığın kişi değil.” “Ne demek bu?” Annem cevap vermeden kapıya baktı. Dışarıdan üç kez vuruldu. Tak. Tak. Tak. Hepimiz sustuk. Sonra kapının arkasından bir erkek sesi geldi: “Lina... annen sana hâlâ yalan söylüyor.” Mert'in yüzü bir anda değişti. “Herkes geri çekilsin.” Kapı kolu yavaşça hareket etmeye başladı.
Bölüm 12
Mert
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.