İçeriğe geç

Sahaflar Semti

Bölüm 8 · 10 dk okuma

Sahaflar Semti

Bölüm 8

Tekin

Uğur bu sözler üstüne bir an afallasa da çabuk toparladı.''Evet, bu konudan o bahsetti zaten.İtiraz etmediğine göre de haklıymış.''

''Yani?''dedi Tolga.Hala sakindi.''Ne demek yani?''Uğur'un öfkesi Tolga'nın umarsamazlığını gördükçe büyüyordu.

''Niye bu kadar kızıyorsun?''

''Bunu cidden soruyor musun?Takımda otorite ayrılığı mı yaratmaya çalışıyorsun yoksa yerimde gözün mü var?''

''Bunu hiç inkar etmedim ki.''

Uğur bunu duymayı beklemiyordu.Büyük öfkesi bir anda büyük bir şaşkınlığa dönüştü.''Neden öyle bakıyorsun?Kaptan olmak istediğimi biliyordun, bunu hiç saklamadım ki.''

''O dileğin geçen sene söndü. Kaptan benim!''

''Bununla bir derdi olan yok.''

''Öyle mi?Bu konuyla ilgili ciddi sorunların var gibi duruyor.''

Tolga başını yere eğdi.Derin bir nefes aldı.Kafasını yeniden kaldırıp tekrar Uğur'a baktı.''Ne yapmaya çalışıyorsun?'' diye sordu bıkkınlık dolu bir sesle.''Kavga mı çıkaracaksın?''

''Kavga isteyen sensin bence.''

''Hayır.Kavga etmemizi isteyen kişi esasen Beren.Görmüyor musun?''

''Konumuz Beren değil.''

''Seni buraya o yollamadı mı?''

''Beren dürüst olmasaydı buraya gelip sana bu konuşmayı yapma gereği duymazdım.''

''Dürüstlük ve Beren...Yan yana ne kadar barınırlar acaba?'' dedi Tolga alaycılıkla.

''Yeter!Beren'le meseleni onunla çözersin, beni bulaştırma.''

''Beren'le aramda hiçbir mesele olamaz artık!''Tolga konuşmanın başından beri ilk kez sesini yükseltiyordu.Uğur'un bunu fark etmesi çok sürmedi.Tolga'ya bakıp gülümsedi.''Neden kaptan olmak istiyorsun?''

''Neden istemeyeyim?Herkes ister.''

''Pekala...Neden bunu benden daha çok hak ettiğini düşünüyorsun?''

''Çünkü senden daha iyiyim.''

''Hangi konuda?''

''Dalga mı geçiyorsun Uğur?Basketbol konusunda tabi.İnkar mı edeceksin?''

''Hayır, inkar etmeyeceğim.Benden daha iyi oynuyorsun kabul.Hatta takımın en iyisisin.Ona da tamam.Ama MVP seçmiyoruz Tolga.Lider seçiyoruz.Sende de o liderlik özellikleri yok.''

Tolga alaycı bir kahkaha attı.''Bunu Gözde öğrenciye mi söylüyorsun?''

''Seni, bir öncekinin en yakın arkadaşıydın diye benimsediler.''

''Bir öncekiye karşı hiçbir saygıları kalmadı.Sırf onun arkadaşıyım diye bana saygı duymaları mantıklı mı?''

''Senin çıkarımın ne?''

''Onlarca var.Ama hepsine tek tek itiraz edersin.''

''Benimkini duymak ister misin?''

''İkinci mantıksız çıkarımı mı?Evet tabi, devam et.''

''Melis.''Tolga'nın suratı bir anda düştü.Cevap verme gereği duymayınca Uğur devam etti.''Onun erkek arkadaşı olmasaydın, adım kadar eminim ki, seçecekleri kişi Tekin olacaktı.Ve sen de onu tüm lise hayatın boyunca kıskanacaktın.Tıpkı beni şu an kıskandığın gibi.''

Tolga başını yana salladı.'Esas Melis benim sevgilim olduğu için Gözde olarak seçildi.' diye düşündü ama bunu söylemedi.Kendisine duyduğu öfke yüzünden olana bitene tamamen kör olan bu çocuğa bu konuda laf yetiştirmek mantıksızdı.O yüzden sadece, ''Sen gerçekten kafayı sıyırmışsın.Senin için muhtemelen yıkıcı olacak ama üzgünüm, duyguların karşılıklı değil.'' demekle yetindi.

''Ne demek bu?''

''Ödün patlıyor değil mi?Gözde öğrenci olmamdan sonra, kaptanlığını da elinden alacağım diye ödün patlıyor.Öyle çok korku biriktirmişsin ki içinde, ufak bir kıvılcımla patlayıverdin.''

''Korktuğum şey senin benim yerime geçmek için...''

''Hayır!Ne yapacağımı sanıyorsun ha, takımı sana karşı mı örgütleyeceğim, koçu mu dolduracağım, ne yapacağım?''

'Yapmadığın şey sanki' diye geçirdi Uğur içinden.Ama bunu dile getirip tartışmada ikinci bir kanal açmak istemedi.O kanalda ikisi de boğulurdu, orası kesin.''Çocuk muyum ben?'' diye devam etti Tolga.''Kaptan olmak isterdim doğru.Ama bunu senin elinden almak istemiyorum.Sen, istememden korkuyorsun.Benden korkuyorsun.Yeni Berk Soyder olmamdan korkuyorsun.''

''Kimse Berk Soyder olamaz.'' dedi Uğur kesin bir şekilde.

''Olmak da istemez zaten.''Bu kez Uğur sessiz kalmıştı.''Benden ne istiyorsun Uğur?''

''Bana saygılı olmanı istiyorum.Kaptanına saygılı olmanı istiyorum.Benim varlığımı ve liderliğimi kabulleneceksin.Yoksa...''

''Yoksa ne?''

''Başka bir kaptana saygı duymak zorunda kalırsın.Başka bir takımda...''Tolga şuursuzca gülmeye başladı.''Bir tehdit daha, harika.Hayatım artık bunlardan ibaret zaten!''Son cümleyi adeta bağırarak söylemişti.

''Ben tehdit etmiyorum, olacakları söylüyorum.Takımdaki çift başlılık takıma zarar verir.Liderine saygı duymayan bir oyuncu, takımına zarar verir.Takımı bölmeye çalışan bir öğrenci de takıma zarar verir.Ve bunların vereceği zarar, en iyi oyuncuyu kaybettiğimizde göreceğimiz zarardan çok daha yıkıcı olur.Yerini bileceksin, hudutlarını bileceksin.Yoksa seni sınır dışı etmek için var gücümle çalışırım ve başarırım da.''

''Buna gücün yeter mi sanıyorsun?Üstelik Gözde Öğrenci'ye karşı.''

''Okulun diğer kısımlarında benden üstünsün.Ama takım, benim takımım.Benim yanımda durur, beni dinlerler.Gözde olman onlar için hiçbir şey ifade etmez.Onlar benim arkamda dururlar.Takımı yıpratan kişiye karşı benim yanımda yer alırlar.''

''Takım arkadaşları tarafından cephe alınmış bir kişi de takımda barınamaz diyorsun yani.Planını güzel yapmışsın.Ama unuttuğun, atladığın bir şey var.Bu takım geçen seneki takımla aynı.Değişmedi.Sadece bir kişi eksildi, o kadar.Ve o kişi peşinden cepheye bile gidecekleri kadar sadık göründükleri kaptanlarıydı.Bu insanlar bir önceki kaptanın arkasında durmadılar Uğur.Senin niye arkanda dursunlar?Kaptanları olduğun için mi?Seni onlar seçmedi ki, Koç seçti.Berk'i onlar seçmişti üstelik.Sonra ne oldu?''

Kanaldan boşuna kaçmıştı Uğur, şimdi ikisi de oranın dibini boylamıştı.''Berk takımına sadıktı.Takımı da ona sadıktı.'' dedi.

''Öyleyse sonrasında olanlar niye oldu?''

''Senin yüzünden.''

Tolga bu sözlerle sarsıldı ama belli etmemek için büyük çaba harcadı.''Ben onlara bir seçenek sundum.Kabul etmeyebilirlerdi.Bu da bir seçenekti.Ama bunu tercih etmediler.İki yıllık kaptanlarını üç yıllık liderlerini bir kalemde sildiler.Bütün o hayranlıklarına rağmen...Demem o ki, insanlara bu kadar güvenme.Hiçkimse senin için beni karşısına almaz.''

''Bant senin kolunda olabilir ama çan da benim elimde diyorsun yani.''

Tolga gülümsedi.''Çan dediğin nedir ya?Büyükçe bir zil sadece.Eline tutuşturayım, okulun ilk günü koridor ortasında çalıp adımı haykır bakayım, kaç kişi gelecek arkandan?Çok güvendiğin takım arkadaşların ne yapacak?''

''Benim böyle bir vasfım yok zaten.''

''Benim var mı?Varsa kim verdi?Çan sadece bir oyuncak.Onu güçlü yapan şey, onunla harekete geçen insanlar.Senin sözünü söyleyen, seninle aynı fikri paylaşan, senin dostuna dost, düşmanın düşman olan insanlar.Sana sahip çıkan insanlar...Çanın hiçbir gücü yok.Güçlü olan benim.Ve bu gücü de arkamda duran insanlardan alıyorum.Senin arkanda kim var?''

''Hayatımda gördüğüm en kibirli insansın.O saygının da 10'da birini bile hak etmiyorsun.Kaldı ki...''Tolga Uğur'un sözünü yarıda kesti.''Seninle savaşmak istemiyorum Uğur.Bir kere yaptık ve çok canımız yandı.Bir daha olmaz.Olmamalı.''

Uğur'un yüzü ekşidi çünkü gözünün önünde tatsız hatıralar canlanmaya başlamıştı.Başını öne eğdi.Gözlerini kapattı.Yumruklarını sıkıp, uyanmaya çalıştı.Daha fazla derinlere dalmadan o anıları zihninden defetti.Kafasını tekrar yerden kaldırdı.Sırtını dikleştirip Tolga'ya sert bir bakış attı.''Eğer bir şey için inancım varsa, onun için mücadele etmeyi göze almaktan çekinmem.Ama sen bunu zaten biliyorsun.''

''Böyle devam et.Ancak uğrana mücadele ettiğin şeyin, mücadelene değmesi gerektiğini unutma.''

Uğur cevap vermedi.Sadece başını onaylar şekilde sallamakla yetindi.Tolga birkaç metre uzağında bulunan topuna doğru yürüdü.Onu eline aldıktan sonra, ''Ben hiç kimseye bana nasıl hitap edeceklerini dayatamam.'' dedi.''Bu onların seçimidir.Ben onlara bana 'Kaptan' diyecekseniz desem bile, ki böyle bir şey asla söylemem, onların senin bundan rahatsız olacağını düşünüp bunu kullanmamaları gerekirdi belki de.En azından sana olan saygılarından ötürü...Yarım saat önce burada olsaydın, senin de fark edeceğin üzere, bu konuda bir tereddütleri varmış gibi durmuyordu.Berk Soyder'den dem vuruyorsun.Onun takımındaydık ikimiz de.Söylesene, kim Berk'ten başkasına kaptan deme cesareti gösterebilirdi?''

''Cesaretle ilgisi yok.Kimse bunu aklından bile geçirmezdi.''

''Geçiremezdi ve bunu sağlayan da Berk'ti.Bir konuda haklıydın, o gerçek bir kaptandı.Sen de yeterince geçek bir kaptan olsaydın, bu konuşmayı hiç yapmazdık Uğur.''

''Sen benimle nasıl bu şekilde konuşabilirsin!Kim olduğunu sanıyorsun?!''Uğur'un sesi tüm sahada çınladı.''Dürüstlüğü takdir ettiğini söylersin her zaman.Sana karşı dürüstüm işte.İnsanları suçlamadan önce dönüp bir kendine bakmalısın.Takımda bir otorite boşluğu açılacaksa, bu senin dolduramadıklarından dolayı açılacak.Bilesin.'' dedi ve elindeki topu potaya fırlattı sarışın çocuk.Neredeyse orta çizgiye yakın bir mesafede olmasına rağmen atışı isabetiydi.Bir çeşit gövde gösterisi gibiydi.Ancak Uğur topla ilgilenmiyordu, doğrudan Tolga'ya bakıyordu.Duydaklarına inanamıyordu.Tolga yüzünü potadan tekrar Uğur'a döndürdüğünde, onun resmen dehşete düşmüş gibi duran surat ifadesiyle karşılaştı.''Bu kadar şaşırma.Dost acı söyler derler.''

Uğur başını öne eğip kendi kendine güldü.Yavaş adımlarla Tolga'nın yanına kadar gitti.Onunla mesafesi olabilecek en kısa uzaklığa geldiğinde, kafasını aniden kaldırdı ve delici, öfke dolu bakışlarını Tolga'ya dikti.''Senle ben dost değiliz.Hiçbir zaman olmadık ve asla olmayacağız.Ama şu anda, düşmanım olma yolunda kocaman bir adım atmış bulunuyorsun ikinci kaptan.''Son iki kelimeyi öyle bir vurgulamıştı ki Tolga gülmeden edemedi.Her şeye rağmen Beren yerine Uğur'la kavga etmeyi isterdi.Çok daha adil bir düşman olurdu.

Beren i se Tolga'nın yanından ayrılıktan sonra aldığı ikinci çikolatayı sahibine vermek için çocuk parkına doğru yöneldi.Parka ulaştığında, kaydıraktan kayan çocuğa sevgiyle baktı ve, ''Teoman!'' diye seslendi.Çocuk kaydırağın sonuna o an gelmiş ayakları kuma o an değmişti ki, adını seslenildiği yere baktı.Genç kızı görür görmez, ''Beren abla!'' deyip ona doğru koşmaya başladı.

Beren çocuğu kucaklayıp sımsıkı sarıldı.''Canım benim, canım.Seni ne kadar özlemişim.''Çocuğu kucağına aldı ve hemen arkasındaki banka oturdu.Teoman'ı da dizlerine oturttu.Teoman 3-4 yaşlarında görünüyordu.Son derece tatlı bir çocuktu.Oldukça da akıllıydı.Beren elindeki çikolatayı ona uzattı.''Bak, en sevdiğinden.''

Teoman'ın mutluluğu ikiye katlanmıştı.Ancak bu mutluluk uzun sürmedi.Tepesinde bir anda beliren uzun gölgeyle silindi.Beren kafasını kaldırıp baktığında, karşısında Tekin'i görmüştü.Tekin, Beren ile yaşıt, kumral, kahverengi gözlü bir çocuktu ve bir zamanlar onunla çok yakınlardı.

Tekin son derece soğuk bir tavırla kardeşinden arkadaşlarının yanına dönmesini istedi.Küçük çocuk itiraz etmeye kalkınca da, ''Biz Beren ablanla konuşacağız.Aylin Teyze'nin yanından ayrılma.'' dedi.Teoman, abisinin söylediğini yapıp kaydırağa geri dönünce, Beren de ayağa kalkmıştı.''Demek aynı anda Teoman'ı görmek için geldik.''

''Biraz konuşabilir miyiz Beren?''

''Tabi.''

''Parkın dışına çıkalım.''Beren Tekin'e dikkatli bir şekilde bakıp duygularını anlamaya çalışıyordu ama Tekin'i çözmek zordu.Her zamanki gibi...Tekin parktan yeterince uzaklaştıklarını düşündüğünde Beren'e döndü.''Berk'le görüşüyor musunuz?''

''Elbette görüşüyoruz.Kardeşim o benim.''

''Haklısın benimki de soru, demek istediğim...En son ne zaman görüştünüz?''

''2 gün önce telefonla konuştuk.Niye sordun?''

''Merak ettim.Ben onunla konuşmayalı aylar olmuştur.Nasıl diye merak ediyorum.''

''İyi.Eskiye göre çok daha iyi.Gittikçe daha da iyi olacak.''

''Sevindim.Berk çok güçlü biri, bunları da atlatacaktır.''

''Atlattı bile zaten, alışma süreci kaldı geriye sadece.''

''Şimdi ne olacak peki, geri dönecek mi?''

''Geri dönecek elbette.Ancak henüz erken olduğunu düşünüyor.Biraz daha zamana ihtiyacı varmış.Öyle söyledi.''

''Anladım.''Tekin başka bir şey söylemedi.Bir süre sessizce bekledi.Gözlerini Beren'den kaçırdı.Ancak hemen sonra kendini cesaretlendirip, başını tekrar ona çevirdi.Tam da gözlerinin içine bakmaya başlamıştı.''Neden buradasın Beren?''

''O ne demek Tekin?Teoman'ı görmek için tabi ki.''

''Onu çok sevdiğini biliyorum.''

''Kardeşim gibi...''

''Evet, kardeşin gibi.Ama senden ona yaptığın bu ziyaretleri kesmeni istiyorum.''Tekin'in anlayışlı tavrı bir anda yok olmuş, yerine yeniden o soğuk, sert çocuk gelmişti.''Ne diyorsun Tekin?Zaten çok az görüyorum son zamanlarda.''

''Hiç görmesen.''

''Niye böyle bir şey istiyorsun, benim ona ne zararım dokunur?''

''Zararın falan dokunmaz.Ancak....''Bundan sonrasını biraz daha zorlanarak söylemişti.''Ailemi biliyorsun.Soyderler ile arama mesafe koymamı istiyorlar.''

''Ailen mi, annen mi?'' diye sordu Beren imalı bir biçimde.Tekin canı sıkılmışçasına bir iç geçirdi.Sonra da imayı hiç duymamış gibi devam etti.''Benim için geçerli olan, kardeşim için de geçerli.Bu yüzden, ailemi rahatsız edecek bir şey olsun istemiyorum.''

''Bunu söylediğine inanamıyorum.''

''Ben de.Ama Ne yapabilirim ki?''

''Fikirlerini annene karşı savunabilirsin.Arkadaşlarına karşı da.Haksızlığa uğradığımı düşündüğünü biliyorum.''

''Evet, böyle düşünüyorum.Ama haklılığını sen savunacaksın.Benim elimden bir şey gelmez.''

'Aslında çok şey gelirdi.Benim için de Berk için de elinden çok şey gelirdi ama hiçbir şey yapmadın.' demek istedi ama dilinin ucuna gelen şeyleri her seferinde geri itiyordu.Tekin'in karşısında Beren hep böyle olmuştu.Hep tereddütlüydü, yanlış anlaşılmaktan korkardı.Ancak kendini ona karşı tam olarak ifade edemezse de geceleri rahat uyuyamazdı.Bu sebeple aklındakiler tam olarak söylemese de başka şeyler söylemek için cesaret bulmuştu.

''Melis size benim hakkımda neler söyledi bilmiyorum; ancak benim suçsuz olduğumu biliyorsun değil mi?''

''Melis'in dolduruşuna gelmedik Beren.Eğer söylemek istediğin buysa.Hepimiz aklı başında insanlarız.Kendimiz karar verebiliriz.''

''Ve o aldığınız kararda beni dışlamak vardı değil mi?''

''Beren...Ben sana daha önce de söylemiştim, bu olması gereken şey değildi.Seninle bir derdim yok.Hatta seni hala arkadaş olarak görüyorum.Bu yüzden seninle bu kadar rahat konuşabiliyorum.''

''Ama bana uzaksın ve soğuk davranıyorsun.Diğerleri gibi..''

''Şimdi konuşuyoruz işte.Soğuk muyum sana karşı?''

''Değil misin?''

''Bak Beren.Sen hala benim için kıymetlisin.Seni gördüğüm yerde selam veririm, halini hatırını sorarım.''

''Ama....''

''Ama dengeyi sağlamamız gerekiyor.Benimle eskisi gibi dertleşmek istediğini biliyorum.Ben de o zamanları özlediğimi itiraf etmeliyim.Ama seninle yeniden samimi olmaya başladığım zaman olacakları sana söyleyeyim...''

''Melis seni hain ilan eder, annen başının etini yer, Tolga ile de aranız açılır değil mi?''Tekin bir şey söylemeden sadece gülümsemekle yetindi.''Ben bunları bilmiyor muyum sanıyorsun?Ancak senden daha cesur davranmanı beklerdim.Seni en çok takdir ettiğim, sana en çok hayran olmamı sağlayan şeylerden biri buydu çünkü.Cesaretin....Şimdi nerede?Neden göremiyorum onu?''

''Dikkatli bakmıyorsundur.''

''Bakıyorum Tekin.Size, en çok da sana bakıyorum ve değiştiğini görüyorum.Yine de sana hiç kırgın değilim.Çünkü hala en çok değer verdiğim arkadaşımsın.''Beren Tekin'den 'sen de benim için çok değerlisin' cümlesini duymayı bekledi ama bu karşılığı göremedi.Yine de bu onu yıldırmadı.Tekin'e doğru bir adım attı.''Tüm arkadaşlarımı severdim.Hem de çok severdim.Ama sen...Yani senin yerin, ben de hep ayrıdır.Hala da öyle.Biliyorsun değil mi?''

Tekin'in yüzündeki gülümseme bir anda silindi.Tüm yüz hatları ani bir biçimde sertleşti ve katı bir ses tonuyla konuştu.''Bana bir zamanlar hissettiğin şeyler...Eğer onları hala hissediyorsan, vazgeçsen iyi olur.Çünkü o işin oluru yok artık.''

Beren bu sözler üzerine beyninden vurulmuşa döndü.Duyduğu şeye inanamıyordu.Onu terk eden Tekin'di ve şimdi utanmadan bunları mı söylüyordu.Üstelik bunca zaman sonra...Üzüntü, sinir ve şaşkınlıklığı aynı anda hissediyordu.''Neden?'' dedi zorlanarak.''Neden böyle konuşuyorsun?''

''Üzülmemen için.Kalbinin kırılmaması için.''

Beren'in üzüntüsü kızgınlığa dönüşüyordu.Tekin'in bizzat onun canını yakmak için söylediği şeyleri onu korumak için söylüyormuş gibi yutturmaya çalışması acınasıydı.Yüzündeki şaşkınlığın yerini öfke aldı.''Kalbim için endişelenme.'Aşkın zamanı geçeli çok oldu.Şimdi savaş zamanıdır.''

Tekin Beren'in alıntı yaptığı kitap pasajını biliyordu ancak metnin orijinali böyle olmadığı için sormak zorunda kaldı.''Kardeşliğe ne oldu?''

''Kardeş mi kaldı?Öz olanlar uzakta.Öz yerine koyduğumu da koparmaya çalışıyorsunuz benden.''

Tekin Beren'in ithamlarının arkasının kesilmeyeceğini bildiği için, ''Söyleyecek son bir şeyin var mı?Yoksa gidiyorum ben.'' dedi.

''Git.Ama Teoman'ın yanına değil.Diğer kardeşinin, Tolga'nın yanına git.Şu an sana ihtiyacı vardır.Çünkü en son bıraktığımda Uğur tüm siniriyle onun üzerine yürüyordu.Muhtemelen aralarındaki savaş yeniden başlayacak.Ve bil bakalım ben bu sefer kimin tarafında yer alacağım?''

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.