İçeriğe geç

Sahaflar Semti

Bölüm 9 · 10 dk okuma

Sahaflar Semti

Bölüm 9

Erkan Bey'in Kafesi

Beren'in sözleri üzerine Tekin koşarak basketbol sahasının olduğu yere doğru gitti.Yol üzerinde Uğur ile karşılaştı.Gayri ihtiyari yüzünü inceledi.Sonra da kıyafetlerine kaydı bakışları.Kavga ettiğine dair bir iz aradı ama bulamadı.Uğur'un kıyafetleri gayet düzgün görünüyordu.Yüzünde de herhangi bir morluk ya da şişlik yoktu.'Tolga'yla kavga etmiş olsaydı, asla yara almadan kurtulamazdı.'diye geçirdi içinden.Uğur Tekin'in bakışlarından rahatsız olmuş olacak ki asabi bir şekilde,'' Ne var?'' diye sordu.

''Tolga nerede?''

''Cehennemin dibinde!'' dedi öfkeli bir sesle Uğur.Sonra da bir an daha orada durmadan Tekin'in yanından hızlı adımlarla uzaklaştı.Kavga etmedilerse de belli ki eşiğine gelmişlerdi.Tekin bir süre Uğur'un ardından baktıktan sonra hızlı adımlarla sahaya doğru yürümeye devam etti.Kapıdan içeri girdiğinde Tolga'yı yalnız ve düşünceli buldu.Dalgın bir şekilde potaya doğru bakıyordu.Tekin'in geldiğini fark etmemişti.''Tolga!'' diye seslendikten sonra ancak dikkatini çekebilmişti.Tolga yüzünü sesi geldiği yöne doğru çevirdiğinde şaşkınlığını gizleyemiyordu.Çünkü en yakın arkadaşını bugün burada beklemiyordu.''İyi misin?''diye sordu Tekin, sarışın oğlana doğru yavaş adımlarla yürürken.

''Ben iyiyim de, senin burada ne işin var?Provada olman gerekmiyor muydu?''

''Prova biteli çok oldu.Teoman'ı görmeye parka gittim, Beren'le karşılaştık.Uğur'la kavga etmiş olabileceğinizi söyleyince...''

''Yine mi Beren?'' dedi Tolga arkadaşının sözünü keserek.''Bu kızdan nasıl kurtulacağız biz?''

''Uğur'un halini gördüm de çok da haksız sayılmaz ha.''

''Uğur'u da buraya o yolladı zaten.Kaan ile Yiğit bana 'kaptan'd ediler ya, 1 dakika beklemeden ilk gördüğü yerde ispiyonlamış çocuğa.O da barut fıçısına düşmüş kibrit çöpü gibi alev almış bir vaziyette daldı sahaya.Yok neymiş tek kaptan oymuş, ben nasıl kendime kaptan dedirtirmişim?Lafa bak.Sanki milletin kafasına dayadım da zorla söyletiyorum.Yok ben böyle yaparsam takımda ayrıklık olurmuş, bu takıma zarar verirmiş, takıma zarar veren adam takımda barınamazmış falan.Aklınca bir de tehdit ediyor beni, sanki yapabilirmiş gibi.Saçmaladı da saçmaladı anlayacağın.Resmen yarım saat on beş yaşındaki ergen kaprisine katlandım.Üç yıl önce nasılsa şimdi de öyle, bir türlü büyüyemedi.''

''Bir saniye, bir saniye.'' dedi Tekin hiçbir şey anlamamış bir surat ifadesiyle.''Kafam karıştı.Zaten buraya kadar koştum, yorgunum.Ben şuraya oturayım da sen her şeyi baştan anlat.''

Tekin seyirci sıralarına oturdu.Tolga da Beren'in onun için bıraktığı su şişesini bitkin düşen arkadaşına uzatıp yanına oturdu ve tüm gününü Tekin'e özet geçti.Maç da dahil olmak üzere, Beren'in gelişini ve Uğur'la konuşmasını anlattı.Kumral kızla konuşmasının ayrıntılarına inemedi.Çünkü Tuğçe vakasından Tekin'in de haberi yoktu.Bilseydi....Tolga bu ihtimali düşünmek bile istemiyordu çünkü; muhtemelen Tekin'i kaybederdi.Bu da Tolga'nın kaldırabileceğinden çok daha ağır bir yük olurdu.

Tolga konuşmasını, ''Anlayacağın o ki kardeşim, Uğur'la bugün kavganın eşiğinden de dönmüş olsak, yarın yumruk yumruğa gelmemiz an meselesidir ve bunun bütün sorumlusu o kız.''

Tekin gülümsedi ve önemsemez bir tavır takındı.''Onu biraz abartmıyor musun?''

''Abartmak mı?Bugün yok yere mesele çıkacaktı onun yüzünden.Hala anlamıyor musun?Bu kız bizim mutlu olmamızı kaldıramıyor.Huzursuz olmamızı istiyor, mutsuz olmamızı...''

''Beren'i sen de benim kadar tanırsın.O bu kadar kötü biri değildir.''

''Değildi, bir zamanlar.Artık onu tanıyamıyorum.''

''O hala aynı, sadece biraz canı sıkılıyor.Oyalanacağı, eğlenebileceği bir malzeme arıyor.Ona istediğini vermediğin müddetçe sorun yok.Bir gelir, iki gelir, sonra tekrar kabuğuna çekilir.Kendi dünyasına geri döner.Ona malzeme vermedin değil mi?''

Tekin son cümlesini alaycılıkla söylemişti.Tolga sinirlendi.''Saçmalama.'' dedi ani bir çıkışla.Yine de içten içe bunun doğru olmadığını bildiği için yüzünü yere eğmek zorunda kalmıştı.Sesindeki öfkeye gizlenmiş endişeyi dostunun fark etmemesini umdu.Sonra tekrar başını kaldırdı.''Keşke...Keşke ben de senin kadar rahat olabilseydim.Ama Beren bu.Ne yapacağını kestirmek zor.''

Tekin onaylar biçimde başını sallamakla yetindi.Tolga, derin bir iç çektikten sonra devam etti.''Seninle ne konuştu?''

Bu kez Tekin Beren'le konuşmalarını anlattı.Derin bir sessizlikle dinledi Tolga.''Seninle tekrar yakınlık kurmak istiyor belli.''

''Artık bu pek mümkün değil.''

''Önemli olan neyin mümkün olup olmadığı değil, önemli olan onun aklından neler geçtiği.Belki de amacı sadece huzursuzluk çıkarmak değildir.Belki de amacı aramızı bozmaktır.Olamaz mı?''Tekin bu soruya küçük çapta bir kahkahayla karışık yanıt verdi.''Olabilir tabi.İkimizi de ayrı ayrı daha iyi cezalandırabileceği bir yöntem yok.''

Tolga derin bir nefes daha alıp düşüncelere daldı.Yaklaşık bir dakikalık sessizlikten sonra tekrar arkadaşına döndü.''Niye bu kadar bekledi ki?Neredeyse bir yıl olacak, niye şimdi harekete geçti?''Bu sözler Tekin'deki son alaycılık kırıntılarını da süpürmüştü.Bir süre Tolga'nın yüzüne anlamlı bir gülümsemeyle baktı.''Çünkü farkına vardı.''

''Neyin farkına vardı?''

''Onun gelmeyeceğinin....''

Tolga sanki boğazına aniden bir şey düğümlenmiş gibi bir acı hissetti boynunda.Gözlerini Tekin'den başka yöne çevirdi.''Bunu Beren mi söyledi?''

''O söylemedi elbette.Yakında gelir falan dedi.Farkına varsa da hala kabul edebilmiş değil bana sorarsan, ancak en azından bir süre daha yalnız yürüyeceğini anlamış olmalı.Belki de haklısın.Belki de kafasında günün birinde Berk'le birlikte ona yapılan haksızlıkların hesabını soracağı günün hayaliyle yaşıyordur.Berk'in dönmeyeceğini fark ettiğinde de bu hayali tek başına hayata geçirmeye karar verdi.Kim bilir?''

''Ne zaman döner sence?'' diye sordu Tolga.Hala konuşmanın başındaydı aklı.

''Hiçbir zaman.''

''İyi de Beren demiş ki...''

''Beren'in ne dediğinin ne önemi var?O Berk konusunda ne zaman gerçekçi oldu ki?Ben Berk'i zerre kadar tanıyorsam, hiçbir güç onu buraya geri döndüremez.''Tolga bu sözler üzerine gülümsemekle yetindi.''Hadi kalk gidiyoruz.'' dedi Tekin birden ayağa kalkıp.

''Nereye?''

''Nereye olacak doktora.Kolunun üstüne düşmedin mi sen?''

''Ben iyiyim, bir şeyim yok.Sadece doku eziği gibi bir şey.''

''Harika, henüz bir lise öğrencisi olan doktor Tolga'nın teşhisini dinledik.Ama ben, bir de Hacettepe mezunu olan doktor Mesut Bey'in teşhisini duymayı isterim.Sen de takdir edersin ki, diploma farkıyla, senden çok daha ikna edici olabiliyor.''

Tolga duydukları karşısında kahkahalarına engel olamadı.Ayağa kalkıp, sol kolunu Tekin'in boynuna doladı.''Öyleyse gidelim kardeşim.Bakalım doku eziğinin latincesi nasıl söyleniyormuş?''Tekin de bu sözler üzerine gülümsemişti.Birlikte yürümeye başladılar.Sahanın ortasına geldiklerinde Tekin topu işaret etti.''Burada mı bırakacaksın?''

''Sanırım eski geleneği yeniden başlatmak için uygun bir gün.''

''O geleneğin nasıl sonlandığını ikimiz de biliyoruz.Bu topun da başına benzer bir felaket gelmesin.''

''Birincisi o top spaldingti. O halini gördükten sonra 3 gün yasını tuttum.Utanmasam cenaze töreni bile düzenlerdim.O kadar içim acıdı yani.Şimdikinin ise değil markasını bilmeyi, nasıl okunduğuna dair bile bir fikrim yok.''Tekin kahkahalarının arasında, 'İkincisi ne peki?'' diye sormayı başarabilmişti.

''Beren artık toplarımla ilgilenmiyor gibi görünüyor, daha büyük balıkların peşinde.Bu yüzden bu sefer sahada bırakacağım daha güvende olur sanıyorum.''

''Off Tolga!O olay faili meçhul olarak kalmıştı.Onu da mı Beren'den bileceksin şimdi?''

''Bu aralar benimle o kadar çok uğraştı ki başımın üzerine yıldırım düşse bile ondan bileceğim.''

Kerem'in eve ulaştığında yaptığı ilk şey duşa girmek oldu.Çıkınca bu kez eşofman yerine altına ince gri bir kumaş pantolon ve üstüne açık mavi kısa kollu bir tişört giydi.Cüzdanını arka cebine koydu ve evden çıkıp komşularının kapısını çaldı.Kapıyı Alya açtı.Abisiyle kuzeninin henüz hazır olmadığını söyleyip Kerem'i salona davet etti.Kerem salona geçtikten yaklaşık beş dakika sonra Kaan ve Yiğit arka arkaya merdivenlerden indiler.

''Ee nereye gidiyoruz?'' diye sordu Alya sabırsızlıkla.

''Babamın mekanına.'' diye yanıtladı Yiğit gururla.

Kerem geçen akşam yemeğe geldiklerinde Erkan Bey'in bir kafe işlettiğinin kulağına çalındığını anımsıyor gibiydi.Yine de hiç ilgisini çekmemiş olacak ki bu bilgi kulağında bir yankıdan fazlası değildi onun için.Aheste sayılabilecek bir yürüyüşten sonra sahildeki kafenin dışarıdaki masalarından birine oturdular.Burası Sahaflar'daki ikinci gününde Beren'le oturdukları kafeydi.Henüz yerleşmelerine bile fırsat olmadan başlarında bir garson belirip hepsinin önüne birer menü koydu.Yiğit garsona döndü. ''Babam burada mı Ogün abi?''

''Biraz önce çıktı.Ne zaman döner bilmiyorum.Seçil Hanım'a sorabilirim istersen.''

''Yo yo önemli değil, merak ettim sadece.Teşekkür ederim.''

''Evet, ne yiyoruz?'' diye sordu Kaan ilk kelimesini uzaratak.

''Waffle ve kola.'' dedi Alya.

''Hamburger menü, büyük boy kola.'' dedi Yiğit.

''Bana da aynısından o zaman.'' dedi Kaan.

''Bu sıcakta?'' dedi yüzünü ekşiterek Alya.

''O kadar koşup enerji harcadık kuzen.Tatlı ile geçiştiremem.''Kerem'in de soslu makarna istemesiyle Ogün siparişleri not etmiş ve masadan ayrılmıştı.

''Vay be Kerem!Bugün ne güzel oynadın öyle.'' dedi Kaan.

''Sende ne cevherler varmış da haberimiz yokmuş.'' dedi Yiğit.

''Esas Tolga muazzamdı.Ben iyi oynadıysam bile onun oyun kuruculuğunda oynadım.''

''Bir yerden sonra o da teklemeye başladı ama.'' dedi Alya.

''Kuzen çocuğa hayvan gibi dalınca normal tabi.'' dedi Kaan.

''Aman her şeyin de suçlusu benim zaten.Bir ara Kerem de üzerime falan yürüdü.Dedim kesin çakacak bir tane ama ucuz yırttık.''

''Öyle kolay kolay kavga çıkarmayı seven bir tip değilimdir.Biraz sert davrandıysam kusura bakma, ama çok kızdım sana.Tolga'ya bir şey olsaydı, hepimiz vicdan azabı çekerdik.''

''Allah Korusun.Beni okulun orta yerinde asarlardı herhalde.''

''Tolga iyi.'' dedi Kaan.''Güvendesin.Şimdilik...''

''O değil de, Beren abla nasıl Tolga abinin takımını destekledi hayret ettim doğrusu.''

''Tolga'nın takımını mı?Bizzat Kerem'i destekledi.'' dedi imalı bir şekilde Yiğit.

''Maç sonu Tolga'yla kaldı ama.'' dedi Kaan.''Bizimle gelmedi.''

''Ne konuşacaktı onunla acaba?'' dedi Kerem, aklını kurcalayan bu soruyu ilk kez sesli dile getirmişti.''Kim bilir?'' dedi Kaan.''Beren'i onlardan birinin yanında görmeyeli uzun zaman olmuştu.''

''Onlardan biri?'' diye sordu Kerem.

''Lider takım, soylular, önde gelen öğrenciler, Gözdeler'in takımı, nasıl istiyorsan öyle tanımla.''

''İkizlerin takımı da denirdi bir zamanlar.'' dedi Yiğit.

''Artık denmiyor ama.'' dedi Alya.

''Neden?''

''Neden olacak, Berk Soyder şehri terk etti.Beren Abla da...''

''Melis'le kavgalı.'' diye tamamladı Kerem.

''Aynen öyle.'' diye onayladı Kaan.

''Peki kim bu soylular?Biri Melis, diğeri Tolga, onu anladım.Peki diğerleri?''

''Aslında pek kalmadılar.Tekin ve Dilay var bir de.''

''Bahsetmiştiniz, hatırlıyorum.Yani bunlar dörtlü takılıyorlar öyle mi?''

''Eskiden daha kalabalıklardı ama, şu an öyle mecburen.'' dedi Kaan.

''Peki Dilay ile Tekin de sevgili mi?Melis ve Tolga gibi...''Kerem bu cümleyi kurarken can sıkıntısını gizlemeyi başarmıştı.Ama hissettiği sıkıntı asabını bozuyordu.Melis'i tanımıyordu bile, neden biriyle sevgili olması onun canını sıkıyordu ki?Bu durum ileride onun kendine öfke beslemesine sebep olabilirdi.

''Hayır.'' dedi Alya.''Onlar sadece arkadaş.''

''Peki biz bunu nereden biliyoruz?'' diye sordu Yiğit.''Bir fanusun içinde yaşayacak kadar kapalılar dışarı karşı.İçlerine de kimseyi almıyorlar haber sızdıracak.Bir tahmin üzerine cevap veriyorsun sadece.Benim tahminim de tam tersi yönde mesela.''

''Bana da sadece arkadaşlarmış gibi geldi. dedi Kaan.''Gerçi bizi ilgilendirmez de.''

''Tolga ile Melis kadar samimi gözükmüyorlar evet ama sürekli birlikte takılıyorlar.''

''Saçmalama Yiğit.'' dedi Alya.''Sürekli vakit geçirmek, sevgili oldukları anlamına mı gelir?Beren ile Tolga da çok vakit geçirirdi ama sevgili değillerdi.''

''Onlar birlikte kick boks kursuna gittiler canım.Ortak bir uğraşları olduğu için mecburen daha sık görüşüyorlardı.Dilay ile Tekin'in ne mecburiyetleri var?''

''Bir saniye Tolga ile Beren de mi arkadaştı?'' diye sordu Kerem.

Masadaki diğer 3 genç de dönüp Kerem'e anlamaz bakışlarla baktılar.''Ee aynı arkadaş grubundaydılar dedik ya Kerem.Niye bu kadar şaşırıyorsun?'' diye sordu Yiğit.

Kerem kısa bir tereddütten sonra, ''Aklıma bir şey geldi de boş verin.'' dedi.Bunun üzerine Yiğit ve Alya da tartışmalarına sanki hiç bölünmemiş gibi devam ettiler.Kaan da bir şey söylemeden onları izliyordu.Dedikodudan pek hoşlanan biri değildi ama kardeşiyle kuzeninin bu hali onu eğlendirmeyi başarmıştı.Sık sık gülmemek için kendini zorluyordu.

Kerem'in aklına gelen şey ise Beren'in ilk gün Tolga'yı gördüğünde, 'O çocukla merhabamız bile yoktur.' sözleri olmuştu, sonraki gün de 'Tolga beni günahı kadar sevmez' demişti.Basketbol maçı sırasında Tolga'nın cidden Beren'den pek haz etmediğini fark etmişti; ama Beren Tolga'dan hiçbir zaman öyle eski bir dost gibi bahsetmemişti.Onun sadece Melis ile arkadaş olduğunu düşünmüştü.Belli ki durum tam olarak böyle değildi.Beren bu grubun bir parçasıydı bir zamanlar ve bu Soylular dedikleri grup bu kadar ketumsa, Beren de o grubun izlerini hala fazlasıyla taşıyordu.

Nihayet düşüncelerinden sıyrıldığında, algıladığı ilk ses Alya'nınki olmuştu.''Kız ne yapsın Yiğit?Hepi topu üç arkadaşı var.Melis'le günün yarısını birlikte geçiriyorlar zaten.Melis sevgilisi ile vakit geçireceği zaman da yanlarında üçüncü kişi mi olsun?O da Tekin'le konuşuyor işte.Ne var bunda?Ne kadar art niyetlisin ya.''

''Art niyet mi? Bu kötü bir şey değil ki, kötü düşünüyor olayım.Fikrimi söyledim sadece.''

''Fikrin yanlış öyleyse.Zavallı kız, çektiği acılar yetmiyor bir de bu saçma sapan dedikodularla uğraşıyor.''

''Ben bu düşüncemden kimseye bahsetmiyorum ki.''

''Sadece sen değil ki, Sahaflar'da kim bilir kaç kişi söylüyordur bunları.Kızın kulağına gitmiyor mu sanıyorsun?''

''Umursuyor mu sanıyorsun?'' deyip araya girdi Kaan.

''Umursamasa bile asabı bozuluyordur.Kim en yakın arkadaşıyla yakıştırılmak ister ki iğrenç bir şey.''

Yiğit Alya'nın cümlesinin karşılığını verememişti; çünkü Ogün siparişleri getirmişti.Önce yiyecekleri servis etti.Bir parti de içecekleri bıraktıktan sonra masadan uzaklaştı.Yiğit önündeki hamburger tüm dikkatini dağıttığı için kuracağı cümleyi tamamen unutmuştu.Bugün o kadar yorulmuş ve acıkmıştı ki tüm odak noktası yiyeceğine kaymıştı.Dört genç de bir süre sessizce yemeklerini yedikten sonra Kerem kafasına takılan soruyu sordu.''Şu kız, Dilay...Niye acı çekiyor?''

''He!'' dedi Kaan.''Nihayet geldik zurnanın zırt dediği yere.''

''Şşşt!'' dedi Alya, işaret parmağını dudağına götürüp sus işareti yaparak.''Bunu böyle bağıra bağıra konuşamayız.Kimse duymamalı.''

''Doğru saçmalıklarını, pardon, mantıksız teorilerini kimse duymasın.'' dedi Yiğit.Alya masanın altından Yiğit'in sağ diz kapağının altına bir tekme savurdu.Yiğit acı içinde inlerken, Kaan, ''Yeter bu kadar çocuklaştığınız.'' dedi. ''Yemeğinize dönün.Konuşacak daha faydalı konular bulun.Hem bunlar kulaktan dolma bilgiler, çoğu doğru bile değil.''

''Hayır doğru.'' diye itiraz etti Alya. ''Kendi kulaklarımla duydum.''

''Neyi duydun Alya?'' diye sordu Kerem.Yiğit Kerem'e döndü.''Kuzenin bir teorisi var ve o teoriye göre...''Buradan sonrasını Kerem'e iyice yaklaşıp çok kısık bir sesle söylemişti.''Dilay Tolga'ya aşıkmış.''

Kerem bunu duyduğunda büyük bir şaşkınlıkla, ''Ne!O da mı Tolga'ya aşık?Ne çocukmuş be arkadaş?'' dedi.Bunu isyan eder gibi biraz yüksek bir sesle söyleyince sadece masadakiler değil en son duymasını isteyeceği insan da duymuştu.

''Kimmiş Tolga'ya aşık olan kız?!''

Kerem ve arkadaşı kafalarını sesin geldiği yöne doğru çevirdiler.Melis çatık kaşlarla onlara bakıyordu, yanında Dilay da vardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.