İçeriğe geç

Sahaflar Semti

Bölüm 6 · 13 dk okuma

Sahaflar Semti

Bölüm 6

Anılar

Beren etrafı tellerle çevrili basketbol sahasının girişinde durmuş, bakışlarını kendisine çevirmiş 4 gencin hepsine teker teker karşılık vermişti.Önce Tolga'ya baktı sonra Kaan'a ardından Yiğit'e ve en son Kerem'e...Kerem'le göz göze geldiğinde engel olamadığı bir gülümseme tüm yüzünü kaplamıştı.Beren'in elinde, içinde yakınlardaki bir bakkalın buzdolabından aldığı küçük su şişeleri bulunan bir poşet vardı.Kerem'e birkaç saniye baktıktan sonra elindeki poşetle sahanın ortasından geçti ve diğer uca, seyirci koltuklarının olduğu tarafa yürüdü.Poşeti sahanın şu an basketbol oynanmayan yarı alanındaki sıralara bıraktı.Sonra Alya'nın olduğu tarafa yürüdü ve yanına oturdu.4 genç de adeta bir kedinin bir yün yumağını takip etmesi gibi tuhaf bir şey izliyormuşçasına Beren'in her hareketini izlemeye devam ettiler.Beren Alya'ya dönüp ''Merhaba.'' dedi ve aynı karşılığı aldı.Garipsenen bakışların hala üzerinde olduğunu fark edince de okul arkadaşlarına eliyle işaret verdi. ''Hadi, devam devam!''

Tolga yüzünü tekrar potaya döndü.Bir süredir iki eliyle tuttuğu topu yerde tekrar sektirmeye başladı.Bu durum, oyunun yeniden başladığına işaret ediyordu.Kaan yeniden karşısında pozisyon aldı.Kerem de hiç beklemeden Tolga'nın biraz önce gelmesini istediği yere koştu.Tolga'dan pası alıp pota altına doğru penetre etti ama Yiğit onu iyi savunduğu için pozisyon bulamadı ve topu bir anda yardım için yanında biten takım arkadaşına uzattı.Tolga'nın refleksleri çok iyiydi.Oyunu önceden okuma başarısı diğerleriyle arasında derin bir uçurum oluşturuyordu, tabi şut yüzdesi de...Bunu bildiği için Kerem'in pasını alır almaz yakın mesafeden potaya fırlattı.Top çemberin iki tarafına da çarpıp dışına çıktı.Bu defa Kerem ribaund için oradaydı ve topu tiplemeyi başarmıştı.

Top daha çembere girdiği an Alya'nın gür çıkan sesi tüm sahayı inletti.''Devre!''Maçın başında hissettiği ve sonradan abisinin baskısıyla sönen hakemlik gururu geri dönmüştü.Tolga pota altında şutunu tamamlayan Kerem'in yanına gelip elini uzattı.''Tebrik ederim, Kerem.'' son kelimeyi biraz bekledikten sonra vurguyla telaffuz etmişti.Bunun üzerine elini güçlüce sıkan takım arkadaşından aynı şekilde karşılık gördü.''Ben de seni tebrik ederim, kaptan.''

''Durum kaç kaç ?''diye sordu Beren yanında oturan tatlı kıza.

''10'a 3.Tolga abiler önde.''

Kaan ile Yiğit, Alya ve Beren'in biraz uzağında kalan en öndeki seyirci sırasına oturmuşlardı.Beren'in getirdiği sulardan birer tane alıp içmeye başladılar.Çok geçmeden Tolga ile Kerem de onlara eşlik etti.Sessiz bir ortamda biraz dinlendikten sonra ilk konuşan Yiğit oldu.''Sular için teşekkür ederiz Beren.Çok iyi oldu.''

''Önemli değil ama maç yapmaya gelen sizsiniz.Bu sıcakta ne kadar terleyeceğinizi de biliyorsunuz.Nasıl unuttunuz?''

''Unutmadık, sadece gerek duymadık.'' dedi Kaan, şişenin son yudumunu kafasına dikmeden önce.

Yiğit başıyla kuzenini tasdik etti.''Biz kendi aramızda eğlencesine hafif bir çalışma yaparız diye düşünmüştük.Sonra Tolga geldi ve iş ciddileşti tabi.Ciddileşince de perişan olduk haliyle.''

''Daha tedbirli olurduk elbette ama Tolga'nın çıkıp geleceğini tahmin edemezdik.'' dedi Kaan.

''Edemezsiniz.Tolga sürprizlerle doludur.''Beren'in bu sözü üstüne Tolga Beren'e doğru çok sert bir bakış attı.Sonra da başını çevirip fısıltıyla ''Ya, sabır!'' dedi kendi içine doğru.Kerem duymuştu ama şaşırmadı.Tolga'nın tüm neşesi kaçmış durumdaydı.Beren'in orada olmasından rahatsız olduğu aşikardı.Beren 'Tolga beni günahı kadar sevmez' dediğinde abarttığını düşünmüştü.Şimdi de yanılmış olabileceğini düşünüyordu.İçindeki suyun ancak yarısını içebildiği şişenin kapağını kapattı ve poşete koydu.Elini poşete daldırdığında başka bir şey dikkatini çekti.

''Burada 2 tane de çikolata var Beren.İster misin?''

''Aa evet.Ben istemiyorum ama biri senin için Alya.'' dedi Beren, yanındaki kıza dönerek.Alya'nın yüzüne bir gülümseme yayıldı.

''Peki ya diğeri?'' diye sordu Kerem.

''O başka biri için.''

''O başka biri, tanıdığımız biri mi?'' dedi imalı bir biçimde Tolga.Kendi arkadaş grubundan başka biriyle daha iletişim kurup kurmayacağını merak ediyordu.

Ama Beren'in ona en ufak bir ipucu vermeye bile niyeti yoktu.''Senin tanımadığın biri mi var kaptan?'' diye cevapladı soruyu alaycı bir biçimde.

Yiğit ile Kaan sadece bakışmakla yetindiler.Aslında Yiğit ortalığı biraz daha kızıştırmak için can atıyordu ama Tolga'dan çekiniyordu.Burada çok malzeme vardı ama ne yazık ki bu sefer kullanamayacaktı.Tolga ise sadece 'kaptan' kelimesinden rahatsız olmuştu.Beren ona ilk kez böyle sesleniyordu.Garipsemek bir yana, tuhaf biçimde mide bulandırıcı bulmuştu.Çünkü Beren'in bunu samimi bir şekilde kullanmadığını biliyordu, bunu ses tonundan bile anlayabiliyordu.Diğerlerinin fark ettiğini sanmıyordu ama o Beren'i tanıdığı için o kadar iyi anlıyordu ki...Her bakışıyla, her sözüyle, her hareketiyle onunla alay ediyordu.

Beren tehlikeli bir satranç oynuyordu, sonunda uçurum olan bir ölüm satrancı...Hiç kuşkusuz kaybedecekti ama o kayba kadar Tolga'nın canını da fena halde sıkacak gibiydi.

Yiğit'in topu oyuna sokmasıyla maç yeniden başladı.İlk hücumlarında isabet buldular.Alya'dan hiç tepki göremeyen Beren şaşırdı.''Kuzenini alkışlamayacak mısın?''

''Ben hakemim.Bu doğru olur mu bilemedim.'' diye esprili bir biçimde cevapladı Alya.

''Sen hiç taraflı hakem duymadın mı?Ben taraflı seyirciyim, sen de taraflı hakem olacaksın işte.Aynı takımı desteklersek daha eğlenceli olur.Oyuna müdahale şansımız da artar.''Beren bunu abartılı bir ciddiyet taklidi yaparak söylemişti.Alya kıkırdadı.''Peki hangi takımı destekleyeceğiz?''

Beren yüzüne alaycı bir gülümseme yerleştirdi.''İbre kimin tarafındaysa, onu tabi ki.''

İki genç kızın konuşması sırasında Tolga'nın takımı hücumdan boş dönmüştü bile, dönüş hücumunda da iyi savunma yapamadılar ve bir basket daha yediler.Sonraki hücumda da benzer bir tablo olunca durum 10'a 6'ya gelmişti.Beren'le Alya sayıyı kaydeden Kaan'ı alkışladılar.Tolga bozuntuya vermemeye çalışıyordu ama sinirleri zorlanmaya başlamıştı.

Sonraki hücumlarında topu pota altına Kerem'e indirdi ve Kerem başarılı oldu.Ancak bir sonraki hücumda yine basket yediler.Üstelik Kaan'ın çektiği şut uzun mesafeli olduğu için 2 sayı hanelerine yazılmıştı.Alya ile Beren bu kez ayakta ve şiddetli bir biçimde alkışladılar.Tolga bu duruma iyice sinirlenip topu tellere fırlattı.Kerem 'Sakin ol' uyarısında bulunmak zorunda kalmıştı.Tolga sadece, ''Ben iyiyim'demekle yetindi ama hiç de iyi görünmüyordu.

Bir sonraki hücumda Tolga'nın dış şutu isabetsizdi.Dönüşte Yiğit dışarıdan pota altına hareketlendi ve Tolga'nın üzerinden rahat bir basket buldu.Bir anda kötüleşen hücum performansının yanında, savunma direnci de gittikçe düşüyordu.Kerem durumun farkındaydı ama bir şey söyleyip onu daha çok sinirlendirmek istemiyordu.

Bu seferki hücumlarında güzel bir organizasyon yaptılar.Kerem pota altına yöneldi, böylece hem Kaan'ı hem Yiğit'i oraya çekmiş oldu.Tolga dışarıda boş kalmıştı.Ona zor ve bir o kadar güzel bir pas vermeyi başardı.Ancak Tolga bu boş şutunda da çemberi dövdü.Dönüşte yine sayı yediler.Tolga gittikçe öfkeleniyordu.Kendi kendine tekrar tekrar 'Sakin ol.' demeye başlamıştı.

Yine Kerem'den topu aldı, yine orta çizgiyi geçti.Bir potaya baktı, bir Kerem'e.Ne yapacağını karar veremiyordu.Dikkatini toplamakta zorlanıyordu.Topu vücudundan uzaklaştırdığının farkına bile varmadı ve kendisi adına çok büyük bir hataydı bu.Çünkü Kaan o bir anlık dalgınlığından faydalanıp elindeki topu çalmıştı.Doğruca potaya yöneldi.Tolga peşinden koştu ama yetişemedi.Kaan bir basket daha kaydetmişti.Alya küçük bir çığlık koyverdi.''Bravo abi.Bravo!''

''İşte bu Kaan.Aynen budur.Devam.'' Beren de desteğini Alya gibi esirgemiyordu.

Skor, '11-11'di.'11-11'.Maç başından beri ilk kez eşitlik vardı.Kaan ve Yiğit için inanılmaz bir şeydi ama gerçekleşmişti işte.Yiğit Kaan'ı tebrik ederken Kerem de Tolga'nın yanına geldi.''Neyin var?''

Tolga derin bir nefes aldıktan sonra cevapladı.''Kolum...Kolum yüzünden.Aklım orada, oyuna kendimi veremiyorum.''

''Çok mu canın yanıyor?''

''Hayır canım yanmıyor.Sadece, zorlamaktan korkuyorum.''

''Zorlama o zaman.Bak ne diyeceğim, maçı şimdi bitirelim.Kolunu da bir doktora gösterelim ha, ne dersin?''

''Ben iyiyim dedim Kerem.Bir şey yok.Aklıma takılıyor olması zarar gördüğüm anlamına gelmez.''

''En çok düşündüğün şey, sana en çok zarar verendir.Biliyorsun değil mi?''

Tolga gülümsedi.''Bırak felsefeyi de söyle bakalım, biz bunları nasıl yeneceğiz?''

''Maçı bitirelim, başka zaman yaparız.''

''Başladığım işi yarım bırakmam ben.'' dedi Tolga güven dolu sesiyle.

''Erteleyelim o zaman.İyi durumda değilsin, görmüyor musun?''

''Aksine oldukça iyiyim.Bugün bu maçı bitireceğiz.Kazanarak bitireceğiz üstelik.Anladın mı?Başka seçenek yok.''

Kerem'in kaşları çatıldı.''Ne kadar da hırslısın.''

''Hırsla ilgisi yok.O kızın ağzına laf vermek istemiyorum sadece.''

''Hangi kızın?Beren'in mi?Tolga...Senin dikkatini dağıtan kolun değildi, değil mi?Beren'di.''

Tolga sanki kendisine hakaret edilmiş gibi parladı.''Saçmalama!O kız kim ki benim dikkatimi dağıtsın.''

''Ondan hoşlanmadığını görebiliyorum.Ondan rahatsız oluyorsun, burada olduğu için huzursuzsun.''

''Bu konuda haklı olabilirsin.''

''Gitmesini isteyebilirim.''

Tolga'nın yüzüne anlamlı bir gülümseme oturdu.''Hayır, kalmasını istiyorum.Kalıp zaferimi görmesini istiyorum.''

''Beyler!'' diye seslendi Kaan sahanın diğer tarafından dayanamayarak.''Mola hakkını konuşmadık ama istiyorsanız kural olarak ekleyebiliriz.''Kaan bunu son derece rahat bir tavırla söylemişti.Alya güldü, Yiğit'in de gülmemek için kendini zor tuttuğu her halinden belliydi.Kerem'in içinden bir ses kavga çıkacağını söylüyordu ama o ses yanıldı.Sarışın çocuk Kaan'ın kendini taklit etmesini oldukça olgun bir tavırla karşılamış ve Alya'ya dönüp mola hakkı istemişti.Kerem Tolga'nın tavrına şaşırdı.

''Çok mu yoruldun kaptan?''

''Kaptan...Güzel.Aşina olmaya başlıyorsun.Bu arada hayır Kerem yorulmadım.Sadece işler yolunda gitmiyor ve bir basketbol aşığı olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki işler yolunda gitmediğinde koçların yapacağı ilk şey; mola almaktır.Oturup düşünelim.Ne yapmalıyız, nasıl bir çözüm bulabiliriz?''

''Bana mı soruyorsun?''

''Takımın yarısı sensin.Sahanın içindesin.Gördüğün problem nedir?Ya da şöyle sorayım, ilk yarı çok iyiydik, şimdi çok kötüyüz.Aradaki farkın sebebi ne?''

''Sensin, daha doğrusu uçurumdan yuvarlanan performansın.''

''Bu sorunu nasıl çözeriz peki?Normal bir maçta bu sorun nasıl çözülür?''

''Oyuncu değişikliğiyle.''

''Aynen öyle.''Kerem sağ tarafına bakıp tekrar Tolga'ya döndü.''Güzel söylüyorsun ama bençte kimseyi göremiyorum.''

''Sen varsın.'' dedi Tolga kendinden emin bir şekilde.

''Ben oyundayım.''

''Hayır değilsin.Sen sahadasın.Oyunda olmak başka bir şeydir.Seni oyuna sokacağım Kerem.Maçı da bu sayede kazanacağız.Seninle.''

Mola bitip maç tekrar başladığında kaptanın takımı Kerem'le hücum etmeye başlamıştı.Sadece Kerem'le...Kumral çocuk daha zor sayı buluyordu ama hata da yapmıyordu.Bu kaptanın işine yaradı.Birkaç savunmayı da arka arkaya iyi yapınca tekrar öne geçip farkı açmaya başladılar.Şaşırtıcı bir şekilde Beren ve Alya şimdi de onları destekliyordu.Beren'in onu alkışlaması Tolga'yı rahatsız etmeliydi ama rahatsız olmamıştı. Aksine bu durumdan hoşnuttu.Bir anda eski neşesi yerine geldi.Savunma direnci de tekrar yükseldi.Oyun konsantrasyonu tekrar arttı.Yine de kendine hala güvenemiyordu.Bu yüzden hücumlarda Kerem'e pozisyon hazırlamaya devam etti.Başarılı da olsa başarısız da olsa düşüncesinde ısrar etti.Kerem'in özgüvenini de yükseltmişti.Atış yüzdesi gittikçe arttı.Savunma yaptığı bir sırada topu da kapmayı başardı.İlk yarıda Tolga'nın yaptığını yaptı.Koşarak tüm sahayı geçti ve smacını potaya vurdu.Kerem topu kaptığında başlayan tezahürat şimdi had safhadaydı.Tolga dönüp onlara baktı.Alya alkışlayıp, ''Bravo Kerem abi!'' demekle yetinirken, Beren bulunduğu sıranın üstüne çıkmış adeta bağırıyordu.''Kerem!İşte busun sen ya, busun.''

Kaan kardeşine, ''Abicim, sen kimin tarafındasın ya!' sitemini ediyordu.Yiğit ise ''Alya hain çıktı kuzen.'' demekle yetindi.Tolga ise tüm bunları duymamıştı.Sadece Beren'e bakıyordu ve o an fark etmişti ki Beren onun takımını falan desteklemiyordu.Beren Kerem'i destekliyordu.Buraya da onu sinir etmek için falan gelmemişti.Kerem'i görmek için gelmişti.Bu düşünceler Tolga'nın içinde bir yerlere dokundu.Canını acıttı.Anlam veremediği, bir anda gelen bu acıyı yok saymaya karar verdi.''Kafanı oyuna ver Tolga.Oyuna...'' deyip durdu kendi kendine.Ancak bu o kadar kolay değildi.

Kaan ve Yiğit arada bir isabet bulsa da Kerem hiç kaçırmamaya başlamıştı.Çembere yakın yaptığı bir atış sonrası, durumu 17-13'e getirdi.Devamında savunmada Yiğit'in şutunu blokla kesmişti.Tolga gözlerine inanamıyordu.Kerem muhteşem oynuyordu.Bu onun için o kadar beklenmedik bir şeydi ki kucağına gelen topu çok geç fark etmişti.Zor da olsa hakimiyeti sağladı ve hücum alanına geçip pasını takım arkadaşına verdi.Kaan Kerem'in hemen dibinde bitivermişti.Yiğit ise geride kaldığı için Tolga o an boştu, bu yüzden tek kolunu kaldırıp topu istedi.Kerem'in pas vereceğinden emindi ama genç çocuk öyle yapmadı.Önünde çok iyi pozisyon almış bir rakip olmasına ve uzak mesafeye rağmen şutunu potaya gönderdi.Top basket fileleriyle buluşunca Kerem sağ elini yumruk yapıp havaya kaldırdı.Tam o esnada seyirci bölümünden yine alkışlar ve tezahüratlar yükseldi.Alkışların arkası kesilmiyordu.Çünkü bu kez, sadece Beren ve Alya değil, Yiğit de Kerem'i alkışlıyordu.Kaan da bu durumdan hiç rahatsız olmuş gibi durmuyordu.Aksine ortada eğlenceli bir şey varmış gibi gülmeye başladı.

Tolga etrafında olup bitene anlam veremiyordu.Kerem maçın yıldızı olmuştu.İlk yarı onun yaptığının belki 2 katını yapmış olmasına rağmen tebrik gören o değildi.Fena halde bozulmuştu.Yine de hiç istifini bozmadan, ''Tebrik ederim, iyi atıştı.'' cümlesini kurabilmişti.Takımı 19'a ulaşmıştı.'Tek sayı...' diye düşündü.'Öyle ya da böyle tek bir sayı daha gerek.Sonrasında buradan başım dik ayrılacağım ve bu işkence de burada bitmiş olacak.'İşkence mi?Daha 15 dakika öncesine kadar deli gibi eğlendiği maç şimdi ona işkence gibi geliyordu.

Yiğit ve Kaan kaybedecek bir şeyleri olmamasının rahatlığıyla çok güzel hücum ettiler ve Yiğit maç başından beri ilk kez 2 sayılık bir isabet bulmuştu.Bu defa tebrikleri o aldı.Tolga'nın alkışlaması da buna dahildi.Sonra Kerem pota altına gidip topu eline aldı.Tolga yanına geldi.''Son hücum olsun Kerem.Bitirelim şu işi.''

''Topu sen sür, sen bitir maçı.''

''Öyle olsun.''

Kerem pasını Tolga'ya verdi ve sarışın çocuk topu hücum alanına doğru taşımaya başladı.Alya ile Beren ayağa kalkmış tempolu bir şekilde ellerini çırpıyor, adeta son basket için çağrı yapıyorlardı.Tolga çizgiyi geçerken bu tempo onu havaya sokmuştu.Birden bir ses tüm o güzel havayı yok edene kadar tabi.''Hadi Kerem!''

Ne olduğunu anlamak için tekrar sol tarafına baktı.Seyircilerin olduğu yere...Beren'in sesiydi bu.Top kendisindeydi.Hücumu onun kullanacağı barizdi.Ancak Beren ona bakmıyordu bile.Kerem'in adını haykırıyordu, onun son sayıyı atmasını istiyordu.Kulaklarında tekrar o ses çınladı.''Hadi Kerem, hadi.''

Bu cümleyi biliyordu, bu cümleyi tanıyordu.Bir şey farklıydı, bir şey olması gerektiği gibi değildi.Bakışlarını Beren'den ayırdı.Tekrar sahaya döndü gözleri, ama gördüğü saha şu an üstünde bulunduğu saha değildi.Yerler parkeydi, üstü kapalı olduğu için güneş ışığı içeri sızamamıştı, seyircilerin oturma yerleri çok daha fazlaydı ve sahada çok daha fazla oyuncu vardı.Formalı oyuncular...Sağ tarafında baktığında koçu gördü ve onun arkasında maç öncesi şut antrenmanı yapan takım arkadaşlarını...Burası Celal Solmaz Lisesindeki spor salonuydu.Teoman Soyder Spor Salonu...Tolga kendini geçen seneki bir anıda bulmuştu.Geçen yıl, gurubun ilk maçı...Büyük bir mücadeleyle, büyük bir farkla kazandıkları o muhteşem maç.Ancak henüz maçın başıydı.Henüz haftalarca konuşulan büyük zafer kazanılmamıştı.

Isınma bitti.Rakip takımın oyuncularına baktı.İçlerinden en uzun ve en tehlikeli olanının kendisine pis pis sırıttığını fark etti.Rahatsız olup kafasını çevirdi.Sağ tarafına baktı.Kendi takımının olduğu yere...Kendi boyalı bölgelerinde bir çember çizmişlerdi.Kaptanlarının etrafında geçilmez bir daire.Kaptan, tüm takıma umut aşılıyordu, tüm arkadaşlarını motive ediyordu.Ve tüm takım dikkat kesilmiş onun ağzından çıkan her kelimeyi pür dikkat dinliyordu.O ise büyük bir özgüvenle, bir komutan edasıyla sıralıyordu emirleri.''Koçu duydunuz.Sıkı savunma.Pota altını zorlayacağız, zayıf oldukları yer orası.Öyle mi yapacağız?!''

''Öyle yapacağız kaptan!''Herkes kaptanın söylediklerini bir kaide gibi benimsiyor, uygulamak için can atıyordu.Tolga bu çocuğu aylardır görmemişti.İşte şimdi kanlı canlı karşısında duruyordu.Sanki elini uzatsa dokunabilirdi.Derin bir nefes verdi, nereden geldiği belli olmayan bir arzuyla ona doğru 2 adım attı.Sonra kendisini gördü.Kaptanın hemen yanında.Bir an nefesi kesildi ve donup kaldı, şimdi kendisini izlemeye başlamıştı.Şimdiki halinden biraz daha kısa olan boyuyla, daha uzun olan saçlarıyla, şimdi sahip olduğundan çok daha yumuşak bir ifadeyle, çok daha umut dolu bir ruh haliyle oradaydı işte.Her zaman olduğu gibi yine kaptanının yanında.O da diğerleri gibi gözünün içine bakıyordu liderinin.Ondan her seferinde nasıl bu kadar etkileniyordu hep şaşardı.Neden etkileniyordu, niye o kadar hayrandı?İşte şimdi o hayranlığı çıplak gözle dışarıdan görüyordu.'Berk.' diye geçirdi içinden.Bu isim, artık sanki yasakmış gibi tüm okulda asla anılmayan bu isim, onda bir aydınlanma oluşturdu.

'Nasıl?'dedi kendi kendine.'Ben kimim?Neredeyim?Kaptanın yanındakiysem, onu izleyen kim?Onu izleyensem, kaptanın yanındaki kim?Bir rüyadayım öyleyse.Hiç uyanmak istemeyeceğim bir rüya.'

Maç başlamıştı, hatta devrenin sonuna gelinmişti bile.Ne ara oldu Tolga sorgulayamadı.Zaman, rüyalarda asla sorgulanamazdı zaten.Bir anda, tüm zaman değişti, tüm kurgu da değişti.Şimdi kendisiydi.Uzaktan bakmıyordu bedenine, bizzat içindeydi.Üstünde forması, sahadaydı.Kaptandan topu aldı ve rakip sahaya taşımaya başladı.Yine o sesi duydu, 'Hadi Tolga.Hadi!'Hep aşina olduğu o ses, Beren'in sesi...Ona güç vermek için hep oradaydı.Sesin geldiği yöne baktı.Beren her maçta oturduğu yerdeydi.Onun yanında Melis, diğer yanında Tekin.Tekin'in yanında Dilay.Destekleri hep oradaydı.Alkışlar, çığlıklar büyüdükçe büyüyordu.Ama o sadece Beren'in sesini seçiyordu.Yine...

''Tolga!'' dedi yine o ses.Ve yine elinde olmadan sesin geldiği yöne baktı.Beren'i gördü.Bir kez daha.''Topu sonsuza kadar elinde tutmayı düşünmüyorsun değil mi?24 saniye kuralı diye bir şey var.''Tolga bir afalladı.Beren'in ne söylediğini anlamamıştı.Kafasını tekrar sahaya çevirdiğinde fark etti her şeyi.Kaptan gitmişti.Koç, takım arkadaşları, Melis, rakip takımdaki ukala çocuk, herkes...Parke uçup yok olmuştu.Rüya bitmişti.Yeniden mahalle arasındaki bu basit sahadaydı.Ne kadar sürmüştü rüyası acaba?Farkında olmadan elindeki topu ne kadardır sektiriyordu hiçbir fikri yoktu.

''Hey!'' dedi Beren bir daha Tolga'ya.''24 saniye.''

Kerem müdahale etmek zorunda hissetti kendini.''Biz bu maçta o kuralı kullanmıyoruz Beren.''

''Anlıyorum.'' dedi Beren.''Ancak ben olsam uygulardım.O kuralın bir manası var.Neticede zaman çok önemlidir.Bir şey için size verilen süre dolduysa, hakkınızı kaybedersiniz ve bu kaybın bedelini ödemek de yine size düşer.''

Kerem Beren'in abarttığını düşünse de Tolga ne demek istediğini anlamıştı.'3 gün.'diye düşündü.'Bugün, tam da bu saatte 3 gün doldu.Beren buraya Kerem'i görmek için gelmedi, beni rezil etmek için geldi.'Tolga sahadaki 3 gence tek tek baktı.Acaba ona inanırlar mıydı?İnanmasalar bile, Tolga'nın bugün huzuru yeterince kaçmıştı.Bir olay daha kaldıracak durumda değildi.Kerem ona bakıp hala topu onun kullanması için teşvik etmeye çalışıyordu.Tolga çok sıkılmıştı.'Şu işi bitirelim de, ne olursa olsun artık' diye geçirdi içinden.Ancak Beren'in bir kez daha duyduğu sözleriyle kan beynine sıçradı.''Hadi Kerem.Son sayı.Hadi.''

Tolga bu kez dışından, ''Sikeyim böyle işi.'' dedi kimsenin duymayacağı bir sesle.Topu sert bir şekilde soluna vurup pota altına doğru penetre etti.Ancak bitirmedi.Son anda belki öfkeden, belki kıskançlıktan, ''Yeni çocuk!'' dedi ve topu Kerem'in kafasına fırlattı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.