İçeriğe geç

Sahaflar Semti

Bölüm 5 · 18 dk okuma

Sahaflar Semti

Bölüm 5

Benim adım Kerem

Kerem duyduğu şey karşısında bir an afalladı.Ne olduğunu anlamamış gibi Beren'e bakınca, genç kız da açıklama gereği duymuştu.''Melis abimin kız arkadaşıydı.Geçen sene kötü ve kavgalı bir şekilde ayrıldılar.Ben de en yakın arkadaşımla abim arasında kaldım.Ve senin de tahmin edebileceğin gibi, abimin tarafını tuttum.Olanlardan Melis'in sorumlu olduğunu düşünmüştüm.Hala da öyle düşünüyorum.Ancak arkadaşlarım benimle aynı fikirde olmadılar.Melis'e inandılar.Bana sırt çevirdiler.Aslında onları suçlayamam.Neticede onların da bir seçim yapması gerekiyordu.İki yakın arkadaşlarından birini...Ve o kişi mağdur olduğunu düşündükleri kişi oldu.Bense kötü kız oldum.Hala öyleyim.Artık herkes için öyleyim.''

Kerem duyduklarını sindirmek için başını geriye atıp derin bir nefes aldı.''Ben senin kötü biri olduğunu düşünmüyorum Beren.''

Beren ise gülümseyip; ''Umarım bu yılın sonunda da aynı şeyi düşünürsün.''diye cevap verdi.

Kerem artık geçmişte kalan bu konuyu daha fazla uzatmanın anlamı olmadığını anlamıştı.Konuyu değiştirdi.''Piyano dersleri aldığını duydum.''

''Evet doğru.'' dedi Beren.Birden tüm neşesi geri gelmişti sanki.''Belediye Başkanı'nın Köşkü'nde hem de.İnanabiliyor musun?''

Beren'in yüksek enerjisi Kerem'e de geçti.''Piyano çalmayı bu kadar çok seviyorsun demek.''

''Hem de nasıl.Ama sadece hobi olarak kalsın istemiyorum.Üniversitede müzik öğretmenliği düşünüyorum.Sadece sınav puanım yetmeyecek, bir de yetenek sınavını geçmem lazım.Şu anda da bunun için ne kadar yeterliyim bilmiyorum.Elimden geleni yapmaya çalışıyorum işte.''

''Müzik öğretmenliği bölümü birçok üniversitede var.Birden fazla yere başvuru yaparsın.Birini kazanamazsan, diğerinde şansını denersin.''

''Olmaz.Sadece bu şehirdekilere başvuru yapacağım.Bir tanesi özel bir üniversite ama olsun.Sınavlarda başarılı olursam belki bir yerlerden burs kopartabilirim.''

''Başka bir şehir hiç düşünmez misin?''

''Düşünmem.Gerekirse bir yıl daha hazırlanırım.Sonra bir yıl daha.Olmazsa başka bölüme giderim.Ama buradan ayrılmayacağım.''

''Bu kadar çok mu seviyorsun bu şehri?''

''Bu şehri değil, Sahaflar'ı seviyorum.''

''Alışkın olmadığın bir yere taşınma korkusuyla bir alakası yok yani.'' deyip takıldı arkadaşına Kerem.

''Ne demek bu?Herkes üniversite için şehir dışına çıkıyor.Ben niye korkayım ki?'

''Bana da sorsan, ben de kendimi cesur biri olarak tanımlarım Beren.Ama taşınma haberini aldığımdan beri şu son 2 aydır hayatım kabusa döndü.''

''Ben kendimi cesur biri olarak tanımlamam.Ama burada kalmak istememin sebebi korku değil, bağlılık.Yakında sen de bu semte bağlandığında ne hissettiğimi ve neden böyle hissettiğimi anlayacaksın.''

''Hiç sanmıyorum.''

''Göreceğiz.''

''Görelim.'' Tatlı atışmadan sonra iki genç gülüştüler ve yürümeye devam ettiler.

Kerem o gün öğle yemeğini Beren'le yemiş ve tüm öğleden sonrasını da onunla geçirmişti.Eve ulaştığında saat 6'yı geçiyordu.Bugün için planladığı tüm çalışma programını aksatmıştı.Ve kendine verdiği ödevi bitirmesi için tüm gece çalışması gerekti.Gece saat 11:40'ta yorgunlukla yatağa uzandığında 'Nasıl böyle bir hata yaptığını' düşünüp durdu.Beren'in yanında zaman su gibi akıp geçiyordu.Saate bakmak Kerem'in aklına bile gelmemişti.Kızda tuhaf bir gizem vardı her zaman.Her gün ondan yeni bir şey öğreniyordu.Buna karşın her seferinde de anlatmadığı yüzlerce şey varmış hissine kapılıyordu.Onu çözmek zordu.Yine de Kerem bu kızın hiç de öyle Kaan'ın anlattığı gibi uzak durulması gereken tehlikeli bir kız olduğunu düşünmüyordu.Sadece bazı talihsizliler sonucu arkadaşlarını kaybetmiş ve belli ki başka bir arkadaş arrayışına girmemişti.Ve bu aylardır süren yalnızlığı da onunla ile son bulabilirdi.

Kerem ertesi gün ailesiyle birlikte yine güne erken başlamış, kahvaltıdan sonra biraz televizyon izlemiş ve dersinin başına oturmuştu.Henüz yarım saat geçmemişti ki, çalan kapı ziliyle irkildi.Kapıyı açtığında karşısında Yiğit'i gördü.''Basketbol oynamaya gidiyoruz.Hadi üstüne spor bir şeyler giy de sen de gel yeni çocuk.'' dedi Yiğit daha kapı açılır açılmaz.

''Çok isterdim ama ben basketboldan pek anlamam.''

''Ben hiç anlamam.Amaç zaten anlamak değil ki, öğrenmek, onu da yapamıyorsak eğlenmek.Zaten biz bize olacağız takma kafana.''

''Biz bize derken...''

''Kaan, Alya ve ben işte o kadar.Biz.''

Kerem'in yakışıklı yüzüne sıcak bir tebessüm asıldı.''5 dakika bekle, hazırlanıp geliyorum.''

Aşağı indikten sonra Kaan ile Alya'nın sokakta onu beklediklerini görünce, içinde sebepsiz bir mutluluk oluşmuştu.Yaklaşık 300 metre yürüdüler ve etrafı yeşil renkte tel örgülerle çevrili basketbol sahasına ulaştılar.Sahanın zemini açık kahverengiydi ve kauçukla kaplanmıştı.Çizgiler beyaz renkte çekilmişti.Sahanın kenarında seyirciler için tahtadan arka arkaya 3 sıra haline oturma yeri yapmışlardı.Kerem henüz sahayı inceliyordu ki Alya gidip ilk sıraya oturmuştu bile.

''Nereye dalıp gittin?'' diye sordu Kaan yeni çocuğun yanına gelip.

''Eski evimizin hemen dibinde de böyle bir saha vardı.Babamla bazı akşamlar gidip şut çalışırdık.Ama onun zemini betondandı, böyle değildi.''

''Bence bir ısınma turu atıp hemen maça geçelim.'' dedi Yiğit.

''İyi fikir.Şut çalışmasını maçta yaparız.'' dedi Kaan.

''İyi de 3 kişisiniz akıllılar.Nasıl ikiye bölünmeyi düşünüyorsunuz?'' diye seslendi oturduğu yerden Alya.

''Aramıza katılmayı düşünmez misin sevgili kardeşim?''

''Siz delirdiniz herhalde.3 tane izbandut gibi adamın arasında o koca topla potaya hareketlenmemi beklemiyorsunuz benden değil mi?''

''Sana söz veriyorum kuzen, turnike hamlelerinin hiçbirini savunmayacağım.Sadece seninle birlikte potaya kadar yürürüm o kadar.O da göstermelik, insanlar bir şike olduğunu falan düşünmesin.Ama potadan uzak atışlarının hepsine el gösteririm şimdiden söyleyeyim.''

''Allah razı olsun ya.Yiğit ben 1.65 boyundayım farkında mısın?El göstermene falan gerek yok, sadece karşımda dursan ben yine o topu o potaya atamam.''

''Ama profesyonel basketbolda...''

''Onlar profesyonel.Adı üstünde''

Yiğit'in sözü bıçak gibi kesilmişti.Ama bunu yapan Alya değil sahanın hemen girişinde durup onlara kendinden emin bir şekilde bakan Tolga'ydı.Sahanın tam ortasında durmuş ona bakan 3 arkadaşa doğru sağ elindeki topu yerde sektirerek ilerledi.Tam önlerinde durdu, topu sağ bileğinin içiyle beli arasına sıkıştırıp konuşmaya başladı.''Bugün burada olacağınızı bilmiyordum.''

''Tekin yok mu?'' diye sordu Yiğit hiç ıskalamadan.

''Grubuyla provası varmış.Okulun yeni yıl partisinde konser vereceklermiş.Şimdi en az bir ay ön hazırlık yapmaları gerekiyor.Yani en azından onlar öyle düşünüyor.Melis'le Dilay da yüzmeye gittiler.Yaz bitmek üzereymiş.Bir daha uzun süre denize giremeyeceklermiş.Sezonun son günlerini değerlendirmek gerekiyormuş falan.'' Tolga, Yiğit'in gelecek diğer sorularını da tahmin edip tek bir nefeste hepsini önceden cevaplamıştı.

''Böyle mi söylediler?'' diye sordu Alya.''Böyle söyledilerse çok haklılar.Ben niye buradaysam...''

''Haklılar tabi.'' dedi Tolga.''Ben de çok isterdim onlarla gitmeyi ama maalesef öyle bir lüksüm yok.Hele ki sezon bu kadar yaklaşmışken.Özellikle bu sene çok çalışmalıyız.Kuralardan haberiniz vardır.Öğretmen Lisesi başımıza bela olacak gibi.''

''Aynı bölgenin takımları aynı gruba düşmüyor diye biliyorum.'' dedi Kerem.

Tolga bu sözlerin üzerine Kerem'e doğru döndü.Tüm dikkatini Yiğit'ten ona doğru çevirmişti.Alaycı bir tavır takındı.''Aynı gruba düşmedik zaten zeki çocuk.Öğretmen Lisesi bizim çapraz grubumuzda.Onların kendi gruplarını birinci bitirme ihtimalleri yüzde bir milyon.Biz de kendi grubumuzu birinci bitirmeliyiz ki, ikinci olup da daha turnuva başından kucaklarına düşmeyelim.''

''Bu kadar mı korkuyorsunuz bu adamlardan?'' diye sordu Kerem.

''Dur bir düşüneyim...Geçen yıl, liseler arası basketbol turnuvasında il birincisi oldular.Sonrasında gittikleri bölge turnuvasında da dereceye girdiler.Korkmak demeyelim de çekinmek için yeterince sebebimiz var sanki ha.Dolayısıyla çok çalışmalı ve ilk aşamada grubu birinci bitirmeliyiz.Bu yıl Sahaflar'ın gururu Celal Solmaz olmalı.Öğretmen Lisesi değil.''

''Yanlış anladıysam beni düzelt.'' diye devam etti Kerem.''Sizin amacınız il birincisi olmak öyle değil mi?''

''Nihai hedef o, doğru.'' diye cevapladı Tolga.Yiğit ile Kaan'ı unutmuş gibi artık sadece ikisi konuşuyordu.

''Öyleyse bu adamlarla eninde sonunda karşılaşmanız gerekecek ve eninde sonunda onları yenmeniz...Yanılıyor muyum?''

''Öyle bile olsa onlarla finalde karşılaşmayı tercih ederim.İkinci turda değil.''

''Ha birkaç ay önce, ha birkaç ay sonra ne fark eder ki?''

''Çok şey fark eder.Sen hiç basketbol maçı izlemiyor musun?Turnuva falan takip etmiyor musun?''

''Basketbolla pek ilgim yoktur.Kendi okulumun maçlarına giderdim sadece.''

''O zaman sana futboldan örnek vereyim.Brezilya'yı rakip olarak kaçıncı turda istersin?Finalde mi ikinci turda mı?Öğretmen Lisesi de o ölçekte olmasa da onun gibi çok başarılı bir takım.Keşke hiçbir turda karşılaşmasak ama illa ki karşılaşacaksak bu finalde olsun isterim ara turlarda değil.Çünkü hiç şüphesiz çok kanlı bir mücadele olacak.En önemli maç...Büyük gösterilerde, gösteri daha unutulmaz olsun diye en önemli hareket hep sona bırakılır.Bizimki de öyle olmalı, Öğretmen Lisesi masalımızın sonunda kılıçlayacağımız ejderha.Masalın sonuna kadar yaşamalı.''

''Böylece sizin de yaşama ihtimaliniz artar.Öyle değil mi?'' dedi Kerem.''En azından masalın sonuna kadar.''

''En azından masalın sonuna kadar.'' diye tekrar etti Tolga.

Bu sözler üzerine Kerem ve Tolga bir süre sessizce birbirlerine baktılar.Sonra Tolga Kaan'a döndü.''Ben takımıma yeni çocuğu alıyorum Kaan.'' dedi.'Belli ki tam bir basketbol cahili.İki tane ortalama oyuncuya karşılık, bir tane üst düzey oyuncu ve bir tane katıksız amatör.Takımları dengelemiş oluruz ha, ne dersin?''

Kaan, Tolga'nın onlarla maç yapmak isteyeceğini hiç düşünmemişti.Gözde'den gelen böyle bir teklif elbette tüm Celal Solmaz öğrencileri için bir onur sayılırdı.''Sen nasıl istersen Kaptan.'' dedi ilk şaşkınlığı atlattıktan sonra.

''Bana da uyar.'' dedi Kerem, Tolga onun fikrini sormadığı halde.''Ama yenilirsek benden bilmek yok.''

Kerem bunu söylerken işaret parmağını Tolga'ya sallamıştı ama gülümsediği için tehditkar değil şakacı gözüküyordu.Buna karşılık istemsiz olarak Tolga da gülmüştü.''Senden çok bir şey istemiyorum.Top onlardayken elinden geldiğince savunma yapmaya çalış.Top bizdeyken de topu bana indir.Gerisene de karışma.Ben hallederim.''

Tolga bunları söyledikten sonra Kerem'in yanından birkaç adım uzaklaşıp elindeki topu yere bıraktı.Kaan'ın topunu eline aldı.Hangi topun havasının daha iyi olduğunu anlamaya çalışıyordu.Kerem de Tolga'nın uzaklaşmasını fırsat bilip Yiğit'e fısıldadı.''Şimdiye kadar gözlemlediğim karakteriyle bizi sahadan kovmasını bekliyordum.''

''Biliyor musun ben de.Başka zaman gelmek zorunda kalmamamız iyi oldu.''

''Niye onun söylediğini yapalım ki?''

Yiğit, Kerem'in sorusunu anlamamış gibiydi.''Niye mi?O bir Gözde.''

''Yani?Görebildiğim kadarıyla bir insan.Uzaylı bir android değil.Niye başka bir insanın bize haksızlığa yapmasına izin verelim ki?''

Bu sırada Tolga, Kaan'ın topunun daha iyi olduğuna kanaat getirmiş, kendi topunu sahanın dışına yuvarlamıştı.Sonra da elindeki topu önüne doğru uzattı.

''BEYLER!'' dedi.''Kuralları biliyorsunuz.10'da devre, 20'de biter.''

''Kerem tam olarak bilmiyor olabilir.'' dedi Kaan.

Tolga sıkılmışçasına bir iç çekti.''Pekala.Yeni çocuk için tekrarlayalım.Az kişiyiz.Tek potada oynasak da olur.Ama gerçeğine daha uygun olsun diye ben tam sahada oynamayı tercih ediyorum.''

''Bir de bariz biçimde bizden iyi olan kondisyonunu bize karşı avantaj olarak kullanmak için.'' diye araya girdi Yiğit.

Tolga Yiğit'e bir şey söyleyecekmiş gibi oldu.Sonra vazgeçip tekrar Kerem'e döndü.''Daha geç yorulacağımı ve bunun maçın sonunda...''

''Tolga.'' dedi Kerem, Tolga'nın açıklamasını yarıda keserek.Hafifçe öne eğildi ve 2 kaşını da havaya kaldırdı.''Kondisyonun ne demek olduğunu biliyorum.''

Tolga derin bir nefes daha verdi.İçinden biraz daha sabır için dua etmeye başlamıştı bile.''Her neyse!'' deyip devam etti.''Potaya yakın atışlar, turnikeler 1 sayı.Serbest atışlar da öyle.Bu yüzden mümkün olduğunca faul yapmamaya çalış.3 sayı çizgisinin gerisinden sokacağın basketin değeri ise 2 sayı.İki takımdan biri 10 sayıya ulaşınca devre arası veriyoruz.10 dakika olabilir, daha az ya da daha çok.Bize bağlı.İki taraftan biri 20 sayıya ulaşınca da...''

''Maç biter ve o kazanır.'' diye tamamladı Kerem.

''Aynen öyle yeni çocuk.Sormak istediğin bir şey var mı?''

''Kaptan olduğunu bilmiyordum.''

''İkinci kaptanım.''

''Öyle olsun, kaptan.Sen lakabını sevebilirsin ama ben kullanmam.Çünkü bir ismim var ve o isim de yeni çocuk değil.''

''Öyle olsun, Kerem.'dedi Tolga son kelimesine hafif bir vurgu yaparak.Sonra Kaan'a döndü.''Isındınız mı?''

''Hayır kaptan.Daha yeni gelmiştik.''

''Tamam, o zaman 2 tur atalım, sonra başlarız.Sakatlanmayalım şimdi durduk yerde.''

''Sen nasıl dersen kaptan.''

''Sana bağlıyız.'' diye onayladı Yiğit.

4 genç Tolga önderliğinde önce birkaç tur ısınma koşusu yaptılar sonra da 3 dakikalık ısınma hareketleri...Kerem tüm bunlar olurken Tolga'nın Kaan ve Yiğit'i nasıl yönlendirdiğine dikkat etti.Kaan çok baskın bir karaktere sahip olmasına karşın bundan rahatsız olmuş gibi durmuyordu.'Bu insanlar gerçekten onu liderleri gibi görüyorlar' diye düşündü.Beren'in bahsettiği güç de tam olarak burdan geliyordu.Yoksa Tolga'nın onlardan ya da okuldaki diğer çocuklardan pek de bir farkı yoktu.Farkı yaratan insanların ona duyduğu saygıydı.

Isınma tamamlanıp maça geçmelerine karar verdiklerinde Kaan Alya'ya, ''Oyunu sen başlat abicim.'' dedi ve topu kardeşine doğru uzattı.Alya da sanki büyük bir sorumluluk almış gibi gurur duyarak topu ondan aldı ve sahanın orta çizgisine yürüdü.Tam orta noktaya geldiğinde, abisiyle kuzeninin sağına, Kerem ve Tolga'nın da soluna geçmesini bekledi.Onlar yerlerine geçince de üçe kadar sayıp topu havaya fırlattı.

Tolga top en zirvedeyken herkesten önce topa değip kendi taraflarına doğru çelmeyi başarmıştı.Kerem'in topa hakim olmasıyla ilk hücum hakları onlara geçti.Alya hızlı adımlarla sahayı terk ederken Kerem de topla fazla oynamadan onu Tolga'ya teslim etmişti bile.Tolga kolayca rakip sahaya geçti.Karşısında Yiğit vardı.Tek bir hamleyle ondan sıyrılıp potaya yöneldi ve turnikesini bıraktı.''1-0'' dedi Alya.

Hücum sırası Kaan ile Yiğit'teydi.Onlar da yarı sahayı çabuk geçtiler.Bu kez Kerem Kaan'ın karşısındaydı.Kaan, Yiğit'in Tolga'yı geçemeyeceğini düşündüğü için Kerem ile birebir oynamak istedi ve üstüne giderek onu potaya doğru kendisiyle birlikte sürükledi.Tam arkasını dönüp potaya doğru hamle yapacaktı ki, Tolga Yiğit'i bırakıp Kerem'in savunmasına yardım için geldi.Ve Kaan sırtını döndüğünde Tolga'nın kollarıyla burun buruna geldi.Kerem ile Tolga'nın arasında sıkışmıştı bu yüzden bir an afalladı.Buradan dengeli bir atış çıkarması ve basket olması imkansız görünüyordu.Topu ikisinin arasından Yiğit'e çıkarmaya çalıştı ama başarılı olmadı.Çünkü Tolga bunu da iyi sezmiş ve top Yiğit'e gelmeden onun elleri arasında kalmıştı.Sarışın genç topa değer değmez yarım metre önünde sektirdi ve rakip potaya doğru koşmaya başladı.Yiğit ne olduğunu anlayana kadar Tolga yarı sahaya kadar gelmişti bile.Arkasından biraz koşar gibi oldu ama sonra yetişemeyeceğini anlayınca vazgeçti.Tolga da çok rahat bir şekilde hücumunu bir kez daha turnikeyle bitirmiş oldu.''2-0'' dedi bu kez Alya.

Hücum sırası yeniden Yiğit ve Kaan'daydı.Kaan bu defa Yiğit'ten Tolga'nın üzerine gitmesini ve potaya yaklaştığı zaman şut çekermiş gibi yapıp kendisine pas vermesini istedi.Böylece Kerem'i de şaşırtmış olacaklardı, kolay bir basket bulabilirlerdi.Ama bu plan da tutmadı.Zira Yiğit daha yarı sahayı geçmişti ki bir anlık dikkatsizliğiyle Tolga tek hamlesiyle elindeki topu çalmıştı.Ve bir önceki hücumda olduğu gibi hiç beklemeden potaya doğru koşmaya başladı.Yiğit onu durdurmak için faul yapmaya bile vakit bulamadı.Tolga bu kez hızlı hücumunu smaçla taçlandırmıştı.''3-0''

Kaan sinirle kardeşine döndü.''Skoru her seferinde hatırlatmana gerek yok.Hepimiz sayı saymayı biliyoruz.''

Bu sırada Kaan'ın yanına gelmiş olan Yiğit; ''Ne yapacağız kuzen?Herif bizi kevgire çevirecek bu gidişle.'' dedi.

''Pota altından hücum edemeyeceğiz belli.Bize karşı o kadar üstün ki, her hamlemizi cezalandırıyor.En iyisi dışarıdan şut çekelim.''

''Benim şutum kötüdür ama biliyorsun.''

''Ne yapalım Yiğit?Yenileceksek de rezil olmadan yenilelelim bari.Bizi ikiye üçe katlayacaklar yoksa.''

''Haklısın.Zaten başka şekilde de skor bulamayacağız gibi duruyor.''

Bu konuşmayı hücum ettikleri potanın bulunduğu alanda kısık sesle yapıyorlardı.Tolga ise hala kendi yarı sahasında, serbest atış çizgisinin yakınlarındaydı ve iki kuzenin konuşmalarının bitmesini bekliyordu.Yanına yaklaşan takım arkadaşı, ''Sence ne konuşuyorlar?'' diye sordu.

''Yeni hücum planlarını...''

''Tahminin var mı?''

Tolga Kerem'e bakıp gülümsedi. ''Şut atacaklar yeni çocuk.El göstermeyi unutma.''Kerem ile konuştuktan sonra Kaan ve Yiğit'in olduğu tarafa seslendi. ''Beyler!Mola hakkını konuşmadık ama istiyorsanız kural olarak ekleyebiliriz.''

''Sorun değil, geliyoruz.'' diye cevap verdi Kaan.

Kaan ve Yiğit yeni hücum organizasyonları gereği potaya çok yaklaşmadılar.Kerem Kaan'ın savunuyordu yine.Elinden geldiğince onu rahatsız etti.Kaan mecburen zorlama bir atışa gitmek zorunda kaldı ve isabet bulamadı.Ribandu Kerem aldı.O da Tolga'nın yaptığını yapıp yarı sahayı hızlı geçti, pasını Tolga'ya aktardı.Tolga ise topu yere bile sektirmeden 3 sayı çizgisinin gerisinden şutunu çekti ve isabet kaydetti.Kaan kendi kendine 'Adam resmen nispet yapıyor.' diye söylenirken skor '5-0'a gelmişti bile.Ama Alya abisinin uyarısını dikkate alarak bu defa bunu telaffuz etmedi.Kaan kızmaya başlamıştı ve kardeşi bunu 20 metre öteden bile fark edebiliyordu.

Kaan savunduğu potadan altından topu kuzeninden bir kez daha teslim aldı ve hücum alanına taşıdı.Kerem şut çekeceğini biliyordu.Kaan da Kerem'in bunu bildiğini biliyordu.Bu yüzden topu iki eliyle kavrayıp şut gösterdi ama fırlatmadı.Kerem çoktan hamlesini yapmıştı ama Kaan topu yerde sektirip bir adım sağına aniden çekildiği için hamlesi boşa gitti.Kerem solunda kaldı, Kaan'ın önü açılmıştı ve boş atışını potaya gönderip isabeti buldu.Maçtaki ilk basketlerini böylece atmış oldu.

Kerem yaptığı hataya gülümseyerek tepki verirken, Tolga Kerem'in yediği feyke sinirlenmişti.Potanın altına gidip topu aldı ve yanına gelen Kerem'e, ''Daha dikkatli olmalısın yeni çocuk'.''

''Denerim.'' yanıtını alınca kızgınlığı daha da arttı.Bir yandan bunu elinden geldiğince saklamaya çalışırken bir yandan dikkatini başka yöne çevirmek için bir sonraki hücum planını Kerem'e anlattı.Potanın altından topu Kerem'e teslim ederek oyunu başlattı.Kerem bu kez farklı bir şey yapıp yarı sahayı yavaş adımlarla geçti.Sonra birden hızlanıp potaya yöneldi.Boyalı alana yaklaştığında Kaan'ı sırtına aldı, topu 2 kere durduğu yerde sektirdi.Sonra ani bir hareketle sol tarafına doğru dönüp potaya uzandı ve Kaan'ın hemen yanından turnikesini bıraktı.Ona doğru gelen Tolga'yı gördü.Aslında bir tebrik bekliyordu ama Tolga, ''Planımız bu değildi.Böyle konuşmamıştık yeni çocuk.'' demekle yetinmişti.Bu kez Kerem Tolga'ya bir adım daha yaklaştı.''Sen o taktikleri yeni çocuk dediğin insana verdin.Benim adım Kerem.''

Tolga bir süre sessizce Kerem'e baktı.Sonra sanki Kerem'le bu konuşma aralarında hiç geçmemiş gibi, ''Dış şutu iyi savun.'' deyip Kerem'in yanından ayrıldı ve kendi sahasına doğru yürümeye başladı.

Skor şimdi 6-2'ydi.Topu taşıyan yine Kaan'dı ve taktiği değişmemişti.Ancak bu defa pasını Yiğit'e verdi.Yiğit'in çektiği şut isabetsizdi.Ribaundu alan Kaan durumu 6-3'e getirdi.Bir sonraki hücumda Tolga bir daha dış şut denedi ve bir kez daha başarılıydı.Alya artık dayanamayıp, ''8-3 oldu abi.'' dedi.''Cidden rakibinizi hiç boş döndüremediniz.Farkında mısınız?''

''Kız haklı kuzen.'' dedi Yiğit.''Hücumumuz kötü diyoruz ama asıl savunmamız berbat.''

''Kaptanın yüzdesi çok yüksek ne yapabilirim?'' dedi Kaan.Bunu Tolga duysun diye özellikle yüksek sesle söylemişti.Tolga'nın gururla gülümsemesine sebep olurken tekrar Yiğit'e dönüp, bu kez daha kısık sesle konuştu.''Elinden geleni yap.Kaybedecek bir şeyimiz yok nasıl olsa.''Yiğit başıyla onaylamıştı ama durumdan hiç memnun görünmüyordu.Nitekim bir sonraki hücumlarından da boş döndüler.Topu tekrar Kerem rakip sahaya taşıdı ve yerden sektirerek pasını verdi.Tolga yine topu alır almaz hızlıca potaya yöneldi ve onu savunan Kaan'dan kolay sıyrıldı ancak Kerem'i bırakıp yardıma gelen Yiğit'i fark edememişti.Tam pozisyonu smaçla bitirecekken Yiğit'in sol koluyla yaptığı çok şiddetli bir faule maruz kaldı.Top potaya girmediği gibi, Tolga'nın da tüm dengesi alt üst olmuş ve kendini bir anda yerde bulmuştu.Darbeyi aldığında ancak durumu idrak ettiği için kendini sakınamamıştı ve çok sert bir biçimde sağ kolunun üstüne düştü.Kerem koşarak Tolga'nın yanında geldi.''İyi misin?''

Tolga başıyla onaylasa da çok acı çektiği yüzünden okunuyordu.Kerem Tolga'nın doğrulup oturmasına yardım etti.''Ayağa kalmak ister misin?' diye sorduğunda, ''Biraz dinleneyim.'' cevabını aldı.

Kerem kendisi de yıllardır maçlara çıktığı için bunun manasının 'Acım biraz dinsin, şu an katlanamayacağım boyutta' demek olduğunu çok iyi biliyordu.Bu yüzden Yiğit'in faulüne çok sinirlenmişti.Durumun ciddiyetini kavrayıp Tolga'nın başına yeni gelmiş olan Yiğit'e doğru 3 adım attı.Ama bunu o kadar kararlı ve kızgın yapmıştı ki resmen üstüne yürüyordu şaşkın arkadaşının.''Ne yapıyorsun oğlum? Öldürecek misin adamı?!'' Çok yüksek sesle konuşmuştu.Neredeyse bağırıyordu.

Bu sırada Alya da koşar adım oturduğu yerden Tolga'ya bakmak için gelmişti.Yiğit ise daha şimdiden çok pişmandı yaptığına.''Özür dilerim.Basket faul olmasın diye biraz fazla sert davrandım yoksa ister miyim yere düşsün.''

''Başlatma şimdi basketine de faulüne de.Oyun oynuyoruz burada.Savaş yapmıyoruz.''

''Kerem haklı Yiğit.'' dedi yanlarına yeni gelen Kaan.''Bu bir dostluk maçı unuttun mu?Resmi müsabaka değil.Hoş, onda da centilmen olman gerekir.Ayarı kaçıramazsın.''

''Sen dua et sakatlanmasın.'' diye devam etti Kerem.Ses tonu hala çok öfkeliydi.''Yoksa turnuva öncesi takım kaptanını sakatlayan öğrenci olarak okulda harika bir şöhretin olacak.''

''Ben iyiyim.'' dedi Tolga.Oturduğu yerden ortalığı sakinleştirmeye çalışıyordu.

''Ayy!Kırılmış falan olmasın kolu.'' dedi telaşla Alya.

''Kırılsa duramazdı herhalde.'' dedi Kaan.''Yani duramazdı değil mi?'' diye devam etti şüphecilikle.''Acıya o kadar dayanıklı değilsin, değil mi Tolga?'' Sesinden endişe akıyordu.

''Valla olur mu olur, betona düştü.'' dedi Yiğit.

''Ya saçmalamayın!'' dedi en sonunda Tolga dayanamayarak.''Ne kırılması.Bir şey yok.''Bunu söyledikten sonra ayağa kalkmak için hamle yaptı.Bunu gören Kerem ve Kaan hemen ona yardım ettiler.Tolga ise iki ayağının üzerinde durduktan sonra onlara sol eliyle kendisini bırakmalarını işaret etti.''Darbeye bağlı canım yandı sadece.Geçer birazdan.Ayrıca buranın zemini beton değil.Beton olsa burada oynamam zaten.''

''Kaptan tekrar özür dilerim.Gerçekten...''

''Önemli değil Yiğit.Sorun yok.Kaç tane böyle darbeye maruz kaldım haberin var mı senin?Ama Kaan haklı.Bu bir antrenman maçı.Sakatlanacaksam da turnuva maçında olsun isterim,burada değil.''

''Aslında buz olsa iyi olurdu.'' dedi Alya.''Ödem olacak şimdi kolunda.''

'İyi akıl ettin.'' dedi Kaan.''Nevin teyzeler hemen şu ilerde oturuyor.'' Sahanın baktıkları yönden sağ çaprazında 30 metre ileride olan evi göstermişti.''Bir koşu gidip iste de kaptanın koluna bastıralım.''

''Hemen abi.'' dedi Alya ve koşarak sahadan ayrıldı.

''İnşallah bir şey olmaz.'' dedi Yiğit endişeyle.

''Ya bir şey yok.Sen ne bakıyorsun bunların abartmasına.En fazla kolum şişer Alya'nın dediği gibi.O da 1-2 güne kalmaz geçer zaten.Korkma artık.''

Kerem Tolga'nın daha rahat konuşmasından acısının hafiflediğini anlamıştı.Kızgınlığı biraz olsun geçti.Tolga ise, belli etmiyordu ama, Kerem'in ona karşı takındığı korumacı tavırdan son derece hoşnuttu.

Alya elinde bir poşet buzla döndü ve Tolga'ya uzattı.Tolga buzu koluna bastırırken, Kaan ortamı biraz neşelendirmek adına, ''Kaptanlar takımlar için çok önemli gerçekten'' dedi.''Ne dersin kaptan, belki Öğretmen Lisesi'nin kaptanı da bizim maç öncesi sakatlanır ve maça çıkamaz.''

''Bir mucize bekleyelim diyorsun yani.'' dedi Yiğit.

''Neden olmasın?'' diye yanıtladı Kaan.''Onun takımının yarısı olduğunu duymuştum.''

''Tamamı.'' diye düzeltti Tolga. ''Barış Solmaz.Takımın yarısı değil, tamamı.Beyni, kalbi, ruhu, her şeyi.Takımın kaptanı, lideri, akıl hocası.Koçlarından daha çok sevildiğine adım kadar eminim de, daha çok saygı bile duyuluyor olabilir.''

''O derece yani.'' dedi Yiğit.

Tolga Yiğit'i duymamış gibi devam etti.''Ancak onun sakatlanmasını beklemek, maç günü fırtına duasına çıkmak gibi bir şey.Çocuk hemen evimin ilerisindeki köşkte oturuyor.İstisnasız her sabah yarım saat koşuyor.Hafta sonları bir saat.Tüm yaz hiç aksatmadan, her gün antrenman yaptı.Koşu hariç.Takımıyla veya tek başına....Beslenmesi, uyku düzeni falan...Bunlara hiç girmiyorum bile.Adam basketbolu hayatı için yapmıyor, resmen hayatı basketbol için yaşıyor.''

''Bunları nereden öğrendin kaptan?'' diye sordu Yiğit bu kez.

''Kendisinden...Tamam çok bir muhabbetimiz yok ama arada bir karşılaşıyoruz. Aynı sokakta oturuyoruz sonuçta.Az çok nasıl biri olduğunu öğrendim.Neticede, mucize falan beklemeyin.Onlar masallar için.Gerçek hayat, gerçeklerle yaşanabilir ancak.''

Konuşmayı diğerleriyle birlikte dinleyen Kerem, başka bir şeye takılmıştı,

''Barış Solmaz, dedin değil mi Tolga?Solmaz.Celal Solmaz'la bir bağı....''

''Torunu.'dedi Tolga, Kerem henüz cümlesini tamamlamadan.''Celal Solmaz'ın torunu.''

''Aynı zamanda Belediye Başkanı'nın da oğlu.'' diye ekledi Alya.

Kerem bu cevap üzerine tekrar Tolga'ya döndü.''Köşk derken kast ettiğin Belediye Başkanı'nın Köşkü'ydü değil mi?''

''Evet, tabiki oydu.Başka köşk var mı ben bilmiyorum.Varsa bile biri köşk dediğinde aklına gelmesi gereken yer orasıdır.''

''Beren orada piyano dersi aldığını söylemişti.''

Tolga'nın bir anda yüzü düştü.''Olabilir de, bunun konumuzla ne ilgisi var?''

''Belki o da tanıyordur bu Barış Solmaz'ı.Şu köşk ne kadar büyük bilmiyorum ama oraya gittiğinde illa ki karşılaşmışlardır.''

Tolga gülümsedi ve ''Dersi bizzat Barış'tan alıyor zaten.'' dedi.

Kerem'in şaşkınlığı tüm yüzüne yayıldı..Tolga ise daha fazla bu konu hakkında konuşmak istemediğini belli edercesine; ''Her neyse.'' dedi.''Biz maçımıza dönelim.''Alya'ya buz poşetini uzattı.''Ne dersiniz hakem hanım, bu faul en azından bir teknik eder öyle değil mi?''

''Fazlasıyla kaptan.'' cevabını alınca diğerlerine döndü.''Hakemin kararını duydunuz.''Sonra da Kerem'in yanına gitti.''Atışı sen kullan.Kolum ne durumda daha tam kavrayamadım.'' Kerem tam bir şey söyleyecekken, ''Ağrım neredeyse yok oldu.Ve evet, devam edebilecek durumdayım.'' deyip takım arkadaşını susturdu.

Kerem ise artık itiraz etmesinin anlamsız olduğunu görünce topu yerden alıp serbest atış çizgisine yürüdü ve tek atışı da baskete çevirip durumu '9-3'e getirdi.Sonra potanın altından topu oyuna soktu.Kerem'in pasını alan Tolga, potadan uzaklaştı ve 3 sayı çizgisinin dışına çıktı.Tolga'nın karşısında yine Kaan vardı ama bu kez koluna ikinci bir zarar vermekten korktuğu için aralarında bir adımlık mesafe bırakmıştı.

Tolga Kerem'e baktı ve sol eliyle topu sektirirken sağ eliyle Kerem'e dışarı çıkmasını işaret etti.Kaan ona uzak durduğu için Kerem'i daha rahat izleme şansı bulmuştu.Sonra gözü birden daha sağına, sahanın girişine kaydı.Sol eliyle topu sektirmeye devam ediyordu ama ne topa ne Kaan'a ne de potaya bakıyordu.Kaan Kerem'e baktığını düşündü ama Kerem o tarafta bile değildi.Yiğit onun top almasını engellemeye çalıştığı için hala pota altında sayılırdı.Tolga ise tuhaf bir şekilde, aynı noktaya bakmaya devam etti.Sanki oynanan maçı bir anda unutmuş ve tüm dikkatini o noktaya vermişti.Bir an sonra Tolga sırtını dikleştirip artık bariz biçimde girişe bakmaya başladığında Kaan da daha fazla dayanamayıp arkasını döndü.Yiğit ile Kerem de diğer iki gencin dikkatini çeken şeyin ne olduğunu anlamak için onların baktıkları yöne çevirdiler gözlerini.Ve gördükleri olağanüstü bir şey falan değildi.Bu bir genç kızdı.Tolga'yı bu kadar hipnotize eden şey, Beren Soyder'den başkası değildi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.