Sahadaki gürültü yavaş yavaş normale dönmüştü ama Güneş’in içindeki karmaşa hiç azalmıyordu.
Herkes hâlâ bağırıyor, gülüyor, “maçı kazandık mı kaybettik mi” tartışıyordu.
Ama Güneş sadece Ayaz’a bakmaktan kaçıyordu.
Çünkü Ayaz hâlâ aynı yerdeydi.
Yerden kalkmıştı.
Tozunu silmişti.
Ama gözleri… hâlâ Güneş’teydi.
Ve bu bakış artık eski bakış değildi.
Şüpheli değil.
Sorgulayan değil.
Sanki bir şeyi yerine oturtmaya çalışan bir bakıştı.
Bora topu havaya kaldırdı.
“MAÇ BİTTİ LAN!”
Yankı bağırdı:
“KAZANDIK MI KAYBETTİK Mİ BELLİ DEĞİL AMA EĞLENDİK!”
Emir sakin bir şekilde:
“Berabere.”
Atlas başını salladı:
“Mantıklı.”
Sarp ise sadece:
“Yorucu.”
dedi.
Ama Güneş duymuyordu.
Ayaz ona yaklaştı.
Sessizce.
Diğerleri dağılıyordu ama Ayaz gitmiyordu.
Güneş geri çekilmek istedi ama geç kalmıştı.
Ayaz tam önünde durdu.
“Yüzünü kapatmayı bırak.”
Güneş dondu.
“Ne?”
Ayaz gözlerini kısmadı.
“Peruk.”
O an dünya sustu.
Güneş’in nefesi kesildi.
Bora arkadan bağırıyordu ama sesler uzaktan geliyordu artık.
Ayaz devam etti:
“İlk günden beri bir şey ters.”
Güneş hemen toparlandı.
“Ne diyorsun sen?”
Ayaz bir adım daha yaklaştı.
“Sesin… hareketlerin… kaçışların…”
Güneş sertleşti.
“Saçmalıyorsun.”
Ama sesi eskisi kadar rahat çıkmadı.
Ayaz bunu fark etti.
Ve bu onu daha da sakin yaptı.
“Bak,” dedi Ayaz.
“Eğer yanlışsam… giderim.”
Güneş yutkundu.
Ama Ayaz durmadı.
“Ama değilsem…”
Bir saniye sustu.
Sonra çok net:
“Artık bunu bilmek istiyorum.”
Güneş’in kalbi çılgın gibi atıyordu.
Bir şey söylemesi gerekiyordu.
Ama hiçbir şey çıkmadı.
Çünkü ilk defa…
Ayaz’ın gerçekten yaklaştığını hissediyordu.
—
O sırada Bora koşarak geldi.
“LAN ÇOCUKLAR OKUL KAPANIYOR!”
Yankı:
“BİZ HÂLÂ BURADAYIZ MI?!”
Emir:
“Zaman aşıldı.”
Atlas:
“Çıkmalıyız.”
Sarp:
“Gidelim.”
Ama Ayaz hareket etmedi.
Gözleri hâlâ Güneş’teydi.
Sonra sadece tek bir şey söyledi:
“Yarın konuşacağız.”
Bu bir soru değildi.
Bir karar gibiydi.
Ve sonra arkasını döndü.
—
Akşam.
Güneş evde odasında oturuyordu.
Peruğu masanın üstündeydi.
Forması sandalyeye atılmıştı.
Telefonu titredi.
Bora:
BUGÜN ÇOK GARİPTİ
Yankı:
AYAZ SANA TAKTI BENCE
Emir:
Dikkatli ol.
Atlas:
Yakın temas riskli.
Sarp:
Yakalanma ihtimali arttı.
Güneş telefonu kapattı.
“Zaten farkındayım…”
Ama asıl mesaj gelmemişti.
Bir süre sonra telefon tekrar titredi.
Bilinmeyen numara.
Tek mesaj:
“Cem.”
“Yarın yalnız gel.”
Güneş dondu.
Mesajın altına bir şey daha eklendi:
“Bu bir soru değil.”
Güneş yutkundu.
Çünkü göndereni tahmin etmesi zor değildi.
Ayaz.
Ve bu kez mesele basket değildi.
Bu kez oyun başlamıyordu.
Bitiyordu.
