İçeriğe geç

Sahadaki Güneş

Bölüm 26 · 2 dk okuma

Sahadaki Güneş

Bölüm 26

26. Bölüm : Sınır

Kerem’in cümlesi odanın içine ağır bir taş gibi düştü.

“Belki Güneş istiyordur.”

Ayaz anında ayağa kalktı.

Bu hızlı hareket bile ortamı gerdi.

“Onun adına konuşma.”

Sesi sakindi ama keskin.

Kerem ise hiç etkilenmemiş gibiydi.

“Sadece ihtimal söylüyorum.”

Güneş araya girdi.

“Tamam yeter.”

Ama Ayaz hâlâ Kerem’e bakıyordu.

Sanki odada sadece ikisi varmış gibi.

Bora yavaşça geri çekildi.

“Ben… mutfağa gidiyorum.”

Yankı hemen peşinden:

“BEN DE GELİYORUM.”

Emir:

Gerilim seviyesi yüksek.

Atlas sessizce pencereye yöneldi.

Sarp ise tek cümle bıraktı:

“Bu iyi değil.”

Ve salon yavaş yavaş boşaldı.

—

Artık sadece üç kişi kalmıştı.

Güneş, Ayaz ve Kerem.

Sessizlik daha da ağırdı.

Kerem ellerini cebine koydu.

“Bu kadar sahiplenici olman…”

Ayaz sözünü kesti.

“Bu sahiplenmek değil.”

Kerem kaşını kaldırdı.

“Öyle mi?”

Ayaz bir adım öne çıktı.

“Bu sınır.”

Güneş ilk kez Ayaz’ın sesindeki ciddiyeti bu kadar net duydu.

Kerem hafifçe başını eğdi.

“Ben sınırları test ederim.”

Ayaz gözlerini hiç kaçırmadı.

“O zaman kaybedersin.”

O an Güneş nefesini tuttu.

Çünkü bu bir tartışma değildi artık.

Bir güç savaşıydı.

Kerem birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra bakışını Güneş’e çevirdi.

“Sen ne istiyorsun?”

Güneş dondu.

“Ben…”

Ayaz hemen ona baktı.

Gözlerinde baskı yoktu.

Ama koruma vardı.

Kerem devam etti:

“Onun yanında rahat mısın?”

Bu soru basitti.

Ama cevabı zordu.

Güneş yutkundu.

“Evet.”

Kerem başını salladı.

“Bunu görmek istedim.”

Ayaz’ın yüzü değişmedi ama çenesi sıkıldı.

Kerem kapıya yöneldi.

“Ben sorun çıkarmaya gelmedim.”

Kapıda durdu.

Son bir kez Güneş’e baktı.

“Ama bazı şeyleri erken görürsen, daha az canın yanar.”

Ve çıktı.

—

Kapı kapandığında bile kimse konuşmadı.

Birkaç saniye boyunca sadece sessizlik vardı.

Sonra Güneş yavaşça nefes verdi.

“Bu neydi şimdi?”

Ayaz ona döndü.

“Tehdit.”

Güneş kaşlarını çattı.

“Beni mi?”

Ayaz başını salladı.

“Durumu.”

Güneş birkaç saniye sustu.

Sonra:

“Sen hep böyle misin?”

Ayaz hafifçe omuz silkti.

“Nasıl?”

“Koruyucu… fazla.”

Ayaz ona baktı.

“Seninle ilgiliyse evet.”

Bu cevap Güneş’in kalbini yine hızlandırdı.

Ama bu kez kaçmak istemedi.

Bir adım yaklaştı.

“Ayaz.”

“Hm?”

“Ben kaçmıyorum.”

Ayaz gözlerini ona sabitledi.

“Biliyorum.”

“Peki neden bu kadar sıkı tutuyorsun?”

Ayaz bir an sustu.

Sonra çok kısık sesle:

“Çünkü bir gün seni kaybetmekten korkuyorum.”

Bu cümle odanın havasını değiştirdi.

Güneş hiçbir şey diyemedi.

Ayaz devam etmedi.

Sadece baktı.

Ve o bakışta ilk kez korku vardı.

Gerçek bir korku.

—

Bir süre sonra geri kalanlar yavaş yavaş odaya döndü.

Bora ortamı dağıtmaya çalıştı.

“YETER ARTIK DRAMA.”

Yankı:

“BEN BU HİKAYEYİ DİZİ YAPARIM.”

Emir:

Çözüm gerekli.

Atlas:

Sakinleşme süreci.

Sarp:

Geçer.

Ama Güneş hâlâ Ayaz’a bakıyordu.

Ve Ayaz da ona.

Bu kez kimse araya girmiyordu.

Çünkü artık herkes anlamıştı:

Bu sadece bir sır değil.

Bu, gerçekten başlamış bir şeydi.

Ve geri dönüşü yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.