Bora’nın “bu aşırı havalı” demesinden sonra salon tamamen dağıldı.
Yankı hâlâ olayın şokunu dramatik şekilde yaşamaya devam ediyordu.
“BİR KIZLA AYNI TAKIMDA OYNADIK VE ANLAMADIK.”
Emir sakin şekilde:
“Teknik olarak performansı yüksekti.”
Atlas başını salladı.
“Takıma uyum sağladı.”
Sarp kısa konuştu:
“İyi oynuyordu.”
Bu cümle Güneş’in beklediğinden daha çok hoşuna gitti.
Çünkü hepsi hâlâ onu takımın parçası gibi konuşuyordu.
Kimse “git” demiyordu.
Kimse değişmemiş gibiydi.
Ve bu…
Güneş’in içindeki düğümü biraz çözdü.
—
Bir süre sonra Bora ayağa kalktı.
“Tamam.”
Ellerini birbirine vurdu.
“Önemli sorular.”
Yankı anında döndü.
“EVET.”
Bora direkt Güneş’e baktı.
“Sen basketbolu gerçekten seviyor musun?”
Soru basitti.
Ama Güneş birkaç saniye cevap veremedi.
Sonra yavaşça:
“Evet.”
dedi.
Herkes sustu.
Güneş devam etti:
“Başta sadece Arda içindi.”
Ayaz sessizce onu dinliyordu.
“Ama sonra…”
Gülümsedi.
“…siz oldunuz.”
Yankı dramatik şekilde göğsünü tuttu.
“BEN AĞLARIM.”
Sarp:
Ağlama.
Emir:
Duygusal yoğunluk arttı.
Atlas:
Güzel cevap.
Bora birkaç saniye boyunca Güneş’e baktı.
Sonra sırıttı.
“Tamam o zaman.”
“Ne tamam?”
“Artık resmen bizdensin.”
Güneş şaşkınlıkla baktı.
“Zaten sizdeydim.”
Bora başını salladı.
“Hayır.”
Sonra elini uzattı.
“Şimdi gerçekten.”
Güneş birkaç saniye durdu.
Sonra gülümseyerek elini Bora’nın eline vurdu.
Yankı direkt üstlerine atladı.
“TAKIM SARILMASI!”
“YANKI BOĞUYORSUN!”
Emir bile hafifçe gülmüştü.
Atlas başını eğip gülümsedi.
Sarp sessizce yaklaşsa da grubun içine çekildi.
Ve birkaç saniyeliğine…
her şey gerçekten normal hissettirdi.
—
Bir süre sonra ortam sakinleşti.
Pizza kutuları açılmıştı.
Yankı koltuğun yarısına yayılmıştı.
Bora televizyonu açmaya çalışıyordu.
Emir skor analizine dönmüştü.
Atlas pencereyi açmıştı.
Sarp yine telefonuna bakıyordu.
Güneş ise mutfakta tek başına su alıyordu.
Tam bardağı doldururken biri yanına geldi.
Ayaz.
Sessizce tezgâha yaslandı.
“İyi misin?”
Güneş ona baktı.
“Daha iyi.”
Ayaz hafifçe başını salladı.
“Pişman değil misin?”
Güneş küçük bir gülümsemeyle:
“Hayır.”
Sonra ona baktı.
“Hâlâ burada olduklarına inanamıyorum.”
Ayaz cevap verdi:
“Çünkü seni seviyorlar.”
Güneş’in içi ısındı.
Ama sonra Ayaz biraz daha yaklaştı.
“Ben daha fazla seviyorum.”
Güneş anında kızardı.
“Ayaz!”
Ayaz hafifçe güldü.
“Ne?”
“Bunu normal bir ses tonuyla söylemen çok rahatsız edici.”
Ayaz eğilip biraz daha yaklaştı.
“Alış.”
Güneş gözlerini kaçırdı.
Kalbi yine aynı şekilde hızlanmıştı.
—
Tam o sırada Bora mutfaktan bağırdı:
“LAN SİZ ORADA YİNE ROMANTİK SAHNE Mİ YAŞIYORSUNUZ?”
Yankı:
BEN DEDİM
Güneş başını tezgâha vurdu.
“Taşınacağım gerçekten.”
Ayaz hiç düşünmeden:
“Adres ver yeter.”
Güneş ona dönüp baktı.
Ve istemsizce güldü.
Çünkü artık saklanmıyordu.
Ve ilk kez…
gerçek haliyle mutlu hissediyordu.