İçeriğe geç

Sahadaki Güneş

Bölüm 20 · 2 dk okuma

Sahadaki Güneş

Bölüm 20

20. Bölüm : İlk Defa

Güneş söylediği şeyin etkisini birkaç saniye sonra fark etti.

“Ben de hoşlanıyorum galiba.”

Cümle havada asılı kaldı.

Ve Ayaz… gerçekten gülümsüyordu.

O alıştığı kısa, alaycı gülümsemelerden değil.

Gerçekten.

İçten.

Güneş bir an bakmayı unuttu.

Çünkü Ayaz ilk kez bu kadar yumuşak görünüyordu.

Ayaz başını hafif eğdi.

“Galiba mı?”

Güneş hemen toparlandı.

“Şımarma.”

Ayaz’ın dudaklarının kenarı tekrar kıvrıldı.

“Geç kaldın.”

“Ne?”

“Zaten şımardım.”

Güneş istemsizce güldü.

Ve bunu fark ettiği an yüzünü çevirdi.

“Bana bunu yapma.”

Ayaz kaşını kaldırdı.

“Neyi?”

“Öyle bakmayı.”

Ayaz hiç düşünmeden cevap verdi:

“Bakmaya devam edeceğim.”

Güneş’in kalbi yine hızlandı.

“Sen gerçekten çok sinir bozucusun.”

Ayaz biraz daha yaklaştı.

“Ama hoşlanıyorsun.”

Güneş cevap vermedi.

Çünkü doğruydu.

Ve bu onu korkutuyordu.

—

Tam o sırada Bora uzaktan bağırdı:

“ÖPÜŞTÜNÜZ MÜ?!”

Güneş anında geri çekildi.

“AŞIRI RAHATSIZ EDİCİSİN!”

Yankı kahkahadan nefessiz kalmıştı.

“BEN DİYORDUM!”

Emir:

Sonuç doğrulandı.

Atlas:

Beklenen gelişme.

Sarp:

Sonunda.

Kerem kapının yanında durmuş onları izliyordu.

Ama bu kez yüzündeki ifade farklıydı.

Daha sessiz.

Daha düşünceli.

Çünkü Ayaz’ın Güneş’e bakışını görmüştü.

Ve o bakışın değişmeyeceğini anlamıştı.

—

Herkes tekrar masaya oturduğunda ortam tamamen kontrolden çıkmıştı.

Bora sürekli sırıtıyordu.

Yankı teoriler anlatıyordu.

Emir olay sıralaması yapıyordu.

Atlas sakin sakin kahvesini içiyordu.

Sarp ise tek kelimelik yorumlarını bırakıyordu.

“Barizdi.”

Güneş başını masaya koydu.

“Taşınacağım.”

Ayaz yan taraftan:

“Ben de gelirim.”

Güneş anında ona döndü.

“Kes sesini.”

Ama yüzündeki kızarıklık geçmiyordu.

Bu da herkesi daha çok eğlendiriyordu.

—

Akşamüstüne doğru hava serinledi.

Kafeden çıkarken grup yavaş yavaş dağıldı.

Bora ve Yankı önden gidiyordu.

Emir otobüs saatlerine bakıyordu.

Atlas sessizdi.

Sarp kulaklığını takmış yürüyordu.

Kerem biraz geride kaldı.

Sonra Güneş’in yanına yaklaştı.

“Ayaz senden gerçekten hoşlanıyor.”

Güneş durdu.

Kerem devam etti:

“Bunu belli ediyor.”

Güneş ne diyeceğini bilemedi.

Kerem hafifçe gülümsedi.

“Şanslısın.”

Ayaz birkaç adım öteden bunu gördü.

Ve anında geri döndü.

“Kerem.”

Sesi düzdü.

Ama altında sertlik vardı.

Kerem ellerini kaldırdı.

“Sadece konuşuyorduk.”

Ayaz’ın bakışı değişmedi.

“Mesafeni koru.”

Güneş hemen araya girdi.

“Tamam, yeter artık.”

Kerem geri çekildi.

“Tamam.”

Ama giderken son kez Güneş’e baktı.

Ve Ayaz bunu yine fark etti.

—

Bir süre sonra herkes dağıldı.

En son sadece Ayaz ve Güneş kaldı.

Sokak lambaları yanmıştı.

Hava sessizdi.

Birlikte yürürken ilk kez garip bir rahatlık vardı aralarında.

Sanki artık saklanmıyorlardı.

En azından birbirlerinden.

Ayaz yürürken yavaşça konuştu:

“Bugün söylediğin şeyi tekrar söyle.”

Güneş anında:

“Hayır.”

Ayaz hafifçe güldü.

“Bir kere daha.”

“Asla.”

Ayaz ona baktı.

“O zaman ben söyleyeyim.”

Güneş durdu.

Ayaz da durdu.

Sokak lambasının ışığı yüzüne vuruyordu.

Ve ilk kez hiç geri çekilmeden konuştu:

“Ben senden hoşlanıyorum Güneş.”

Gerçek adıyla.

İlk kez böyle.

Güneş’in kalbi yerinden çıkacak gibi oldu.

Ayaz devam etti:

“Hem de çok.”

Güneş birkaç saniye boyunca hiçbir şey diyemedi.

Çünkü Ayaz bunu söylerken gözlerini hiç kaçırmamıştı.

Ve bu…

fazla gerçekti.

Güneş sonunda çok küçük bir gülümsemeyle:

“Tamam…”

dedi.

Ayaz kaşını kaldırdı.

“Tamam ne?”

Güneş başını eğdi.

Sonra çok kısık bir sesle:

“Ben de senden hoşlanıyorum Ayaz.”

Ayaz birkaç saniye sustu.

Ve sonra…

yavaşça Güneş’in elini tuttu.

Ne zorladı.

Ne acele etti.

Sadece tuttu.

Ve Güneş ilk kez elini çekmedi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.