İçeriğe geç

Sahadaki Güneş

Bölüm 19 · 3 dk okuma

Sahadaki Güneş

Bölüm 19

19. Bölüm : Herkesin İçinde

Masadaki sessizlik birkaç saniye değil, sanki birkaç dakika sürdü.

Kimse ne diyeceğini bilmiyordu.

Çünkü Ayaz’ın söylediği şey şakayla geçiştirilebilecek gibi değildi.

“Hoşlanıyorum.”

Hem de herkesin içinde.

Üstelik geri de almıyordu.

Bora ilk toparlanan kişi oldu.

“BİR DAKİKA.”

Yankı hemen ona döndü.

“BEN ŞOKTAYIM.”

Emir gözlüğünü düzeltti.

“Beklenmeyen dürüstlük.”

Atlas başını hafif eğdi.

“Sonunda söyledi.”

Sarp sakin şekilde kahvesinden içti.

“Belliydi.”

Güneş hâlâ konuşamıyordu.

Çünkü Ayaz’ın gözleri bir saniye bile ondan ayrılmamıştı.

Kerem sandalyeye yaslandı.

İlk kez biraz ciddi görünüyordu.

“Tamam,” dedi yavaşça.

“Bu kadarını beklemiyordum.”

Ayaz kısa cevap verdi:

“Ben de.”

Bu cevap Güneş’in kalbini daha kötü yaptı.

Çünkü Ayaz gerçekten plansız konuşmuştu.

İçinden geldiği gibi.

Kontrol etmeden.

Ve bu…

onu daha gerçek yapıyordu.

—

Bora aniden ayağa kalktı.

“TAMAM!”

Herkes ona baktı.

Bora ellerini iki yana açtı.

“ŞU AN YAŞANAN ŞEYİ ANLAMAK İÇİN BANA BEŞ DAKİKA LAZIM.”

Yankı ayağa fırladı.

“BENİM YARIM SAAT.”

Emir:

Mantıklı tepki.

Atlas:

Sistem çöktü.

Sarp:

Geç oldu zaten.

Kerem hafifçe güldü.

Ama Ayaz hâlâ ciddiydi.

Güneş sonunda konuşabildi:

“Ayaz…”

Sesi düşündüğünden daha kısık çıkmıştı.

Ayaz hemen ona döndü.

“Ne?”

Güneş ne diyeceğini bilmiyordu.

Çünkü herkes buradaydı.

Çünkü sır hâlâ sırdı.

Ve çünkü…

o da hoşlanıyordu.

Ama söyleyemiyordu.

Kerem bunu fark etmiş gibiydi.

Ayağa kalktı.

“Ben biraz hava alacağım.”

Bora hemen:

“BEN DE GELİYORUM.”

Yankı:

BEN DE

Emir:

Gerilim azaltılmalı.

Atlas:

Mantıklı.

Sarp:

Hadi.

Bir anda herkes kalktı.

Ama bu bilinçliydi.

Hepsi anlamıştı.

Ve hepsi ikisini yalnız bırakıyordu.

—

Masada sadece Güneş ve Ayaz kaldı.

Kafenin gürültüsü uzaktan geliyordu artık.

Güneş ellerine baktı.

“Bunu neden yaptın?”

Ayaz hiç düşünmeden cevap verdi:

“Çünkü doğruydu.”

Güneş başını kaldırdı.

“Ama herkesin içinde?”

Ayaz hafifçe omuz silkti.

“Fark eder mi?”

“Eder.”

Ayaz birkaç saniye sustu.

Sonra daha sessiz konuştu:

“Ben artık saklamak istemiyorum.”

Bu cümle Güneş’i durdurdu.

“Bizim saklamak zorunda olduğumuz şeyler var.”

Ayaz gözlerini kaçırmadı.

“Senden bahsetmiyorum.”

Güneş’in kalbi hızlandı.

Çünkü Ayaz bunu söylerken bakışları çok netti.

Kastettiği şey…

hisleriydi.

Ayaz yavaşça devam etti:

“Senin sırrını korurum.”

Güneş sessizce dinliyordu.

“Ama senden hoşlandığımı saklayamam.”

Güneş nefesini tuttu.

Ayaz ilk kez biraz gergin görünüyordu.

“İlk gün seni sinir bozucu buldum.”

Güneş istemsizce güldü.

“Ne romantik.”

Ayaz’ın dudaklarının kenarı hafif kıvrıldı.

“Ama sonra sürekli seni düşünmeye başladım.”

Güneş gözlerini kaçırdı.

“Ayaz…”

Ayaz eğilip biraz daha yaklaştı.

“Ve şimdi biri sana baktığında bile sinir oluyorum.”

Güneş’in yüzü kızardı.

Bunu saklamak için başını çevirdi.

Ayaz bunu görünce çok hafif gülümsedi.

“Bak.”

“Bakmıyorum.”

“Bakıyorsun.”

Güneş istemsizce güldü.

Ve o an ikisi de birkaç saniyeliğine her şeyi unuttu.

Takımı.

Sırrı.

Kerem’i.

Tehlikeyi.

Sadece birbirlerini gördüler.

Sonra Ayaz çok daha yavaş bir sesle konuştu:

“Sen?”

Güneş dondu.

“Ne sen?”

Ayaz gözlerini ondan ayırmadan:

“Hiç mi hoşlanmıyorsun benden?”

Güneş’in kalbi o kadar hızlı attı ki konuşması zorlaştı.

Kaçmak istedi.

Ama artık sürekli yaptığı şeyi yapmak istemiyordu.

Bu yüzden çok kısık bir sesle:

“…çok sinir bozucusun.”

dedi.

Ayaz hafifçe gülümsedi.

“Bu cevap değil.”

Güneş sonunda ona baktı.

Ve ilk kez tamamen dürüst oldu:

“Ama sana rağmen…”

Durdu.

Sonra gözlerini kaçırarak fısıldadı:

“Ben de hoşlanıyorum galiba.”

Ayaz’ın yüzündeki ifade bir saniyeliğine tamamen değişti.

Şaşkınlık.

Rahatlama.

Mutluluk.

Ve sonra…

o nadir gülümsemesi.

Gerçek olanı.

Güneş bunu görünce kalbi yine kontrolden çıktı.

Çünkü ilk kez Ayaz gerçekten mutlu görünüyordu.

Ve bunun sebebi…

kendisiydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.