İçeriğe geç

Sahadaki Güneş

Bölüm 16 · 2 dk okuma

Sahadaki Güneş

Bölüm 16

16. Bölüm : Bildiği Şey

Depo alanındaki hava ağırlaşmıştı.

Güneş ne yapacağını bilmiyordu.

Kaçmalı mıydı?

Bağırmalı mıydı?

Yoksa sadece uyanmayı mı beklemeliydi?

Çünkü karşısındaki yabancı kişi onu adıyla çağırmıştı.

Gerçek adıyla.

Ayaz bir adım öne geçti.

“Onu korkutuyorsun.”

Adam hafifçe güldü.

“Zaten korkmuş.”

Güneş sinirle konuştu:

“Sen kimsin?”

Adam bakışlarını ona çevirdi.

“Adım Kerem.”

“Beni nereden tanıyorsun?”

Kerem cevap vermeden önce Ayaz’a baktı.

Sonra tekrar Güneş’e döndü.

“Seni değil,” dedi.

“Durumunu tanıyorum.”

Güneş’in kaşları çatıldı.

“Ne demek o?”

Kerem ellerini cebine koydu.

“Bir kızın erkek takımında sahte isimle oynadığını saklamak kolay değil.”

Güneş’in kalbi düştü.

Ayaz hemen konuştu:

“Kimseye söylemeyecek.”

Kerem kaşını kaldırdı.

“Ben öyle demedim.”

Ayaz’ın sesi sertleşti.

“Sorunun ne senin?”

Kerem ilk kez ciddi göründü.

“Problemim siz değilsiniz.”

“E o zaman neden bizi takip ediyorsun?”

Kerem birkaç saniye sustu.

Sonra:

“Çünkü sizi takip eden tek kişi ben değilim.”

O an Güneş’in tüyleri diken diken oldu.

“Ne?”

Kerem çevreye baktı.

“Turnuvadan önce bu olay ortaya çıkarsa sadece burs meselesi olmaz.”

Ayaz dikkatle dinliyordu artık.

“Ne olur?”

Kerem’in cevabı kısa oldu:

“Takım kapanır.”

Sessizlik.

Güneş nefesini tuttu.

“Saçmalık.”

Kerem başını salladı.

“Bu okulun yönetimi kız öğrencilerin erkek takımına karışmasına takıntılı.”

Ayaz sinirle nefes verdi.

“Bu yüzden mi bizi korkutuyorsun?”

Kerem doğrudan Güneş’e baktı.

“Hayır.”

Bir saniye durdu.

“Seni korumaya çalışıyorum.”

Güneş şaşkınlıkla baktı.

“Beni mi?”

Kerem başını salladı.

“Çünkü birileri seni fark etmeye başladı.”

Ayaz hemen:

“Kim?”

Kerem cevap vermedi.

Ama bu sessizlik bile yeterince kötüydü.

—

Bir süre sonra Kerem gitti.

Depo alanında sadece Güneş ve Ayaz kaldı.

Rüzgar sert esiyordu.

Ama bu kez sessizlik daha ağırdı.

Güneş kollarını kendine sardı.

“Bu çok saçma…”

Ayaz ona baktı.

“İyi misin?”

Güneş güldü.

Ama sinirliydi.

“Birileri beni izliyor, okuldan atılabilirim, takım kapanabilir…”

Ayaz bir adım yaklaştı.

“Buna izin vermem.”

Güneş başını kaldırdı.

“Nasıl?”

Ayaz hiç düşünmeden cevap verdi:

“Kim olursa olsun.”

Bu cümle fazla netti.

Fazla gerçekti.

Güneş birkaç saniye boyunca ona baktı.

Sonra kısık sesle:

“Neden?”

Ayaz sustu.

Ama bu kez kaçmadı.

“Çünkü sana bir şey olursa…”

Durdu.

Sanki devamını söylemek zor geliyordu.

Güneş bekledi.

Ayaz gözlerini kaçırdı.

“…dayanamam.”

Güneş’in kalbi duracak gibi oldu.

Rüzgar yeniden esti.

Ama bu kez soğuk hissettirmedi.

Çünkü Ayaz’ın sesi…

ilk kez tamamen savunmasız çıkmıştı.

—

Okula geri dönerlerken hava kararmaya başlamıştı.

Koridorlar boştu.

Sadece temizlik görevlilerinin sesleri geliyordu.

Güneş yürürken sessizdi.

Ayaz yanında yürüyordu.

Ama bu sessizlik rahatsız etmiyordu artık.

Tam merdivenlerden çıkarken Güneş’in ayağı kaydı.

“Ah—”

Ayaz anında kolundan tuttu.

Refleks gibi.

Güneş düşmedi.

Ama Ayaz bırakmadı.

İkisi birkaç saniye boyunca öyle kaldı.

Çok yakın.

Güneş yavaşça:

“Bırak.”

dedi.

Ama sesi sert değildi.

Ayaz gözlerini ondan ayırmadı.

“Bırakırsam yine kaçacaksın.”

Güneş nefesini tuttu.

“Belki kaçmak istemiyorumdur.”

Ayaz’ın bakışı değişti.

Daha yumuşak.

Daha tehlikeli.

Ve o an ikisi de aynı şeyi fark etti:

Artık mesele sır değildi.

Birbirleriydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.