İçeriğe geç

Şah ve Mat

Bölüm 8 · 3 dk okuma

Şah ve Mat

Bölüm 8

Ateşkesin Kıyısında

Tam o anda, Enes Hoca beni daha da kendine çekecekken geri çekilmek zorunda kaldım. Gökçe yanımızda belirmişti; kalbim o kadar hızlı atıyordu. "Otur Esila," dedi Enes Hoca, sesi hiçbir şey olmamış gibi sakin ama otoriterdi. "Benim yüzümden gidemezsin." Kimse bir şey anlamasın diye mecburen yerime çakıldım. Gökçe şaşkın gözlerle bize bakarken, "Ne oluyor burada?" diye sordu.

​Sinirim tepeme çıkmıştı. "Ben bir şey yapmadım, Enes Hoca’nın suçu! Gitmeme izin vermiyor!" diye patladım. Kelimeler ağzımdan çıkar çıkmaz pişman oldum, hocayı Gökçe’nin önünde rezil etmiştim. Ama Enes her zamanki gibi durumu toparladı. "Gökçecim, Esila yine inatlaştı. Ben bırakacağım için gitmesine izin vermedim, o da sakarlığıyla üzerime geldi," dedi. "Ne? Ben sizin üzerinize gelmedim! Eğer kolumu tutmasaydınız size..." Sözümü yarıda kesti, o alaycı gülümsemesiyle araya girdi. "Esila bana şu soruyu yanlış biliyorsunuz demeseydi, ben de onu öyle tutmazdım." İnanamıyordum, resmen uyduruyordu! "Ben size sadece eksi ile artının bölümü olacak dedim, uydurmayın!" diye haykırdım. Sonunda Gökçe bıkkınlıkla, "Neyse ne, ikinizin izni olursa şu testi çözebilir miyim?" diyerek konuyu kapattı.

​Onlar yan yana, iç içe geçmiş soru çözerken içimi bir huzursuzluk kapladı. Aralarını açmam lazımdı, bu görüntüden hiç hoşlanmamıştım. Kahve bardağıma uzandım. Kahvem buz gibiydi, eminim Enes’inki de öyleydi. "Kaza" süsü vererek kolumu savurdum ve ikisinin de test kitabını sırılsıklam ettim. İçimden bir zafer çığlığı yükseldi. "Ne yapıyorsun sen?" diye ikisi birden gürledi. "Üzgünüm, kolum çarptı, kazayla oldu," dedim, gülmemek için dudaklarımı ısırıyordum. Hak etmişlerdi!

​Enes bana o delici bakışlarını dikti. "Elin ve kolun nasıl oradan oraya çarptı onu hesaplıyorum da... Bayağı kaza olmuş!" dedi kinayeyle. Ardından Gökçe’ye fısıldadı: "Esila bize yeni test kitabı alsın, hatasını kendi düzeltsin." Stolklarda kalmadığını bildiğim halde "Tabii alırım ama bulabilir miyim bilmem," diye numara yaptım. Enes hemen yeni kozunu oynadı: "O zaman tahtada yarın yeni konuyu anlatacaksın." "Hayır! Asla anlatamam, heyecanlanırım!" diye itiraz ettim ama "Hata bedel ödemeden olmaz," diyerek beni köşeye sıkıştırdı.

​Neyse ki Gökçe’ye bir telefon geldi ve gitmesi gerekti. Baş başa kaldığımız an Enes’in bakışları değişti. "Gelelim sana Esila Hanım," dedi. "Bile bile yaptın değil mi?" "Neyi hocam?" dedim masumca. "Dalga geçme, hırsın yüzünden yaptığını biliyorum." Tartışırken nasıl oldu anlamadım, aramızdaki mesafe yine kayboldu. Dudaklarına yapışmama saniyeler kalmış gibiydi. Kulağıma eğilip fısıldadı: "Esila, sen aynı vanilya gibisin. x+y=8 denkleminin içindeki birinci dereceden bilinmeyen teksin..."

​Onun parfümünden sarhoş olmuş gibiydim ama geri kalmadım: "Enes Hocam, siz de ikinci dereceden bir bilinmeyenli dört fonksiyon eşitliğini tamamlamak gibisiniz!" dedim. Kendimi tebrik ettim, lafı gediğine koymuştum. Enes aniden güldü. "Sen Gökçe ile aramı kıskandın," dedi. Kalbim tekledi. "Hayır! Alakası yok, sadece intikam!" diye kıvrandım ama "Şşş... Anladım, sorun yok. Ama sınıfta ders anlatacaksın," dedi. Benden çekindiğini itiraf ettiğimde ise sesi yumuşadı: "Benden çekinme, benimle arkadaş gibi davran. Aramızdaki savaşta ateşkes yapalım, tamam mı?"

​Rüya aradığında mecburen ayrıldık. Eve gittiğimde yorgunluktan bitmiştim ama asıl bomba kapı çaldığında patladı. Yine bir hediye kutusu! İçinden bir buket yasemin, bir not defteri ve o not çıktı: "İntikam sadece inat gidilen ateştir. Hatırlatmak istedim. Enes Hocan." Rüya’ya olanları yarım yamalak açıkladım. "Aramızda hırs meselesi var, özür diliyor işte," dedim. Yatağa yattığımda kalbimin ritmi hala düzelmemişti. Neden bu kadar etkileniyordum ondan?

​Sabah alarm sesiyle değil, Enes’in aramasıyla uyandım. "Yarım saate kapındayım. Matematik ve ardından basketbol çalışacağız," dedi. Bir şokla yataktan fırladım. Hemen duşa girdim, siyah tayt ve siyah crop giyip, makyajımı yapıp en sevdiğim parfümümü sıktım. Rüya’ya aceleyle olanları anlatıp bir iki lokma atıştırdım. Telefonu çaldığında kalbim yine o maraton koşusuna başlamıştı. Aşağıya indiğimde beni nelerin beklediğini bilmeden kendimi o arabaya, onun yanına attım...

Bölüm sonu

2 yorum