İçeriğe geç

Şah ve Mat

Bölüm 4 · 1 dk okuma

Şah ve Mat

Bölüm 4

Potada Kıvılcımlar

Üniversitenin spor salonu, ayakkabılarımızın parkede çıkardığı gıcırtılar ve tezahüratlarla inliyordu. Her şey bir öğrencinin, "Hocam, bir maç yapalım mı?" sorusuyla başlamıştı. Enes Hoca, o kendine güvenen gülümsemesiyle kabul ettiğinde, kızlar ve erkekler olarak iki takıma ayrılmıştık. Aramızdaki iddia, basit bir maçtan çok daha fazlasıydı; bu, bitmek bilmeyen inatlaşmamızın sahaya yansımasıydı.

​Maçın ilk turu oldukça rekabetli başladı. Topu kapmak için her hamle yaptığımda Enes Hoca’nın gölgesini üzerimde hissediyordum. Tam topu kendi takımıma pas atacakken, hızımı alamayıp ona çarptım. İkimiz de ne olduğunu şaşırmıştık. Enes Hoca, o her zamanki korumacı ama otoriter ses tonuyla, "İyi misin?" diye sordu. "İyiyim," cevabını alınca gözlerinde bir rahatlama gördüm, ama bu durum maça daha hırslı asılmamıza engel olmadı.

​İkinci turda tempo iyice yükseldi. Paslar havada uçuşuyor, iki takım da dirençle çarpışıyordu. Maçın ortalarına doğru, topu sürüp tam basket atacağım sırada Enes Hoca bir hışımla önüme geçti. Engellemeye çalışırken dengesini kaybedip beni yere itti. Parkeye sertçe düştüğümde, salon bir an sessizliğe gömüldü. Aslında onun bu kadar sertleşmesinin sebebini anlamıştım; benim ne kadar iyi oynadığımı görünce içindeki rekabetçi ruh kıskançlıkla karışmıştı.

​Hemen yanıma gelip beni kaldırmak için uzandı. Ellerimiz birleştiğinde, vücuduma yayılan o yoğun elektrik akımı nefesimi kesti. Beklemediğim bir yumuşaklıkla, "Çok iyi oynuyorsun Esila... Ani bir refleksti, gerçekten üzgünüm," dedi. Bu itirafı ve samimiyeti karşısında donup kaldım. Sadece "Teşekkürler," diyebildim ama el sıkışırken elim belirgin bir şekilde titredi.

​Enes Hoca bu titremeyi anında fark etti. Gözlerini gözlerime dikip, "Neden titriyor elin?" diye sordu. O anki şaşkınlıkla, "Bilmem, heyecandan..." diye fısıldadım. Kelime ağzımdan çıkar çıkmaz yerin dibine girmek istedim; yüzümün alev aldığını hissedebiliyordum.

​Okul çıkışında, batan güneşin turuncu ışıkları altında kapıya yönelmişken beni durdurdu. "Esila, biraz konuşabilir miyiz?" dedi. Yanıma öyle bir yaklaştı ki, aramızdaki mesafe neredeyse yok olmuştu. Kalbim göğüs kafesimi döverken, bu mesafesizlik içinde söyleyeceği her kelime dünyamı sarsmaya yetecek gibiydi...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.