İçeriğe geç

Şah ve Mat

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Şah ve Mat

Bölüm 3

Beklenmedik Misafir

Öğretmenin edebiyat projesi için bizi zorla ortak etmesinin üzerinden sadece birkaç saat geçmişti. Üstelik teslim tarihi o kadar yakındı ki, bu işi bu akşam halletmek zorundaydık. Doruk’la aynı odada, yan yana oturma fikri bile mideme kramplar girmesine yetiyordu ama bu ödevden kalmaya niyetim yoktu.

Okul çıkışı eve gelip duş almış, üzerime evdeki en rahat kıyafetlerimi geçirmiştim. Aynaya bakma gereği bile duymamıştım. Üzerimde omuzları hafifçe açık bırakan, üzerinde eski bir gitar baskısı olan gri tişörtüm ve arkasında büyük siyah bir yıldız detayı olan beyaz şortum vardı. Saçlarımı da ev topuzu yapmıştım.

Tam edebiyat notlarımı çalışma masama diziyordum ki aşağıdan kapının zili acı acı çaldı.

İşte gelmişti.

Merdivenleri hızla inip derin bir nefes aldım ve dış kapıyı açtım. Doruk, sırt çantası tek omzunda, üzerinde her zamanki siyah kapüşonlusuyla kapıda dikiliyordu. Gözlerinde yine o bildik, mesafeli ve sert bakış vardı. Ama kapı tamamen açılıp beni gördüğü an, o kendinden emin duruşu saniyeler içinde unufak oldu.

Doruk’un bakışları yüzümden başlayıp yavaşça üzerimdeki pijama takımına kaydı. Açıkta kalan omzuma, oradan da şortuma baktığında yutkunduğunu gördüm. O an, Doruk’un göğüs kafesinin ardında bir şeylerin ritmi tamamen değişti. Kalbi, hiç beklemediği bir hızla küt küt atmaya başlamıştı. Uzun zamandır sadece nefretle baktığı bu kız, şu an karşısında tüm savunmasızlığıyla, tam bir ev haliyle duruyordu. İçindeki o eski, bastırmaya çalıştığı duygu kırıntıları bir anlığına kafasını kaldırdı. Henüz yeniden aşık değildi, hayır; ama kalbinin bu ani hızlanması ona çok tehlikeli bir sinyal vermişti.

Bozuntuya vermemek için hemen gözlerini kaçırdı ve boğazını temizledi. "İçeri alacak mısın, yoksa kapıda soğukta kalmamı mı izleyeceksin?" dedi sesi her zamankinden biraz daha pürüzlü çıkarken.

Nefret dolu bakışlarımı ona diktim. "Hiç meraklı değilim sana ama ödevin hatırına geç," diyerek kenara çekildim.

Odama çıktığımızda atmosfer iyice gerildi. Doruk yatağımın kenarına oturdu ama gözleri hâlâ odadaki eski anılarımızda ve üzerimdeki kıyafetlerde geziniyordu. Omuz dekoltem her hareket ettiğimde dikkatini dağıtıyor, onu sinirlendiriyordu. Çünkü benden nefret etmesi gerekiyordu, beni böyle güzel bulması değil.

"Üzerine daha düzgün bir şeyler giyseydin keşke," diye mırıldandı alaycı bir tavır takınmaya çalışarak. "Ödev mi yapmaya geldik, başka bir şey mi belli değil."

Ona doğru döndüm, gözlerim öfkeyle parladı. "Burası benim evim Doruk! İstediğimi giyerim. Eğer dikkatin dağılıyorsa bu senin sorunun, benim değil. Senden nefret ediyorum ve bir an önce şu ödevi bitirip evimden gitmeni istiyorum."

Doruk ayağa kalktı, aramızdaki o gerilimli nefret bağı havada asılı kaldı. Bana doğru bir adım attı, gözleri yine omuzlarıma kaydı ama sesindeki o sertliği korumaya çalıştı. "Merak etme Lara. Ben de seninle aynı havayı solumaya çok meraklı değilim."

İkimiz de birbirimizden nefret ediyorduk. Ama o akşam, o odada ikimizin de kalbi hiç olmadığı kadar tehlikeli ritimlerde çarpıyordu. Savaş daha yeni başlıyordu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.