Öpücüğü geçmişteki acıları bir nebze olsun hafifletirken içimdeki ağırlığı da kaldırmış gibi hissettirdi.
Geriye çekilirken alt dudağımı hafifçe ısırmıştı. Ona bakındığımda bana "İyi misin?" Diye sordu. İyi olmamak mümkün mü?
Dudaklarımda hafif bir titreme hissettim belki de heyecandan.
Arabanın içindeki sessizlik hissettiklerimi daha da derinleştiriyordu.
Telefonumdan gelen sesle kendime gelmem uzun sürmemişti. Telefonuma bakındığımda Palaz'ın aradığını gördüm. Telefonu açıp kulağıma götürdüm. "Efendim Palaz?" Pamir benden bakışlarını çekip önüne döndü.
"Hemşire eve gelmiş, kapıda kalmış. Eve geçme şansınız var mı?" Pamir arabayı çalıştırırken telefondan gelen sese odaklandım. "Tamam, az sonra evde oluruz." Telefonu kulağımdan uzaklaştırıp telefonu kapattım.
Pamir arabayı çalıştırmıştı, yola hazırlanırken "Hemşire kapıda bizi bekliyormuş." Dedim.
Pamir bana bakmadan arabayı sürmeye başladı.
Yanağımda oluşmuş ıslaklığı elimin tersiyle sildim. Gözlerim dışarıyı izliyor gibi görünse de aslında zihnim, yaşananların etkisi altında çalkalanıyordu. Arabanın içinde, gözlerim camdan dışarıya odaklanmış olsa da, içimdeki fırtına kaçınılmazdı.
Öptü lan beni.
Hayır, bir de çıkıp 'Ne öpüyorsun lan gevşek?' diyemedim.
Öp paşam ya dudağım senindir (!)
Pamir yalandan öksürdüğünde ona bakındım. Gözlerim sadece dudağına bakarken aklımdan sadece beni öpmesi geçiyordu.
Pamir'in eli vites topuzunu kavradığında sırıttım. Hızlı bir biçimde U dönüşü yaparak karşı kavşağa geçti.
Eve doğru ilerlerken içimdeki çatışma biraz hafifledi.
Pamir bana baktığında içimdeki çatışmanın daha bitmediğini fark ettim. Önüne dönüp güldü. "Ne oldu?" Diye sordum. Bana anlık bir şekilde bakarak "Sabah kavga ettik şimdi ise konuşamıyoruz." Dedi.
"Konuşmak mı istersin?" Dedim. "Öpmek isterim." Dedi.
Sırıtarak arkama yasladım. "Çok konuşuyorsun Pamir Barlas." Dedim mızıkçı bir çocuk gibi.
"Susturma yöntemimi öğretmemi ister misin Simge Barlas?"
Derin bir nefes alıp verdim.
Sıcak mı oldu arabanın içi?
Kapının camını açıp dışarıya bakındım. Pamir kendi camını açarak "İçerideki alevi rüzgar mı söndürecek?" Diye sordu. "Kaşınma, arabayı sür." Dedim net bir biçimde.
Pamir gülerek arabayı sürmeye devam etti. Arabanın teybinden birer ses gelince Pamir teybine dokundu. "Efendim Kaya?" Dedi. Arabanın içinde Kaya'nın sesi yankılandı: "Akşam ofise gelebilir misin? Bazı evraklarda Tolga Barlas'ın imzası lazım."
Pamir bana bakıp "Karıma sormam lazım, malum evliyim ben." Dedi. Önüne döndüğünde gülmeye başladım. "Ankara pavyona gidelim dedim sanki, gel işte uzatma." Dedi Kaya. Pamir arabayı park etmek için kenara çektiğinde "Tamam, eve geldim sonra konuşuruz." Diyerek teybi kapattı.
Arabayı durdurduğunda arabadan çıktık. Kapının önünde hemşirenin bizi beklediğini görünce gülümsedim. "Bu kadın kim?" Diye sordu Pamir yanıma gelerek. "Hemşire." Diye cevap verdim. Söylememiş miydim? Ne ara unuttu?
Kapının önüne geçince "Hoş geldin." Dedim. Hemşire kibarca gülümseyerek "Hoş buldum." Dedi. Kapıyı açarken hemşirenin profesyonelce gülümseyen yüzüne ve taşıdığı tıbbi ekipmanlara bakındım.
Salona geçtiğimizde Pamir kolunu açtı. "Üstümdekini tamamen çıkarır mısın?" Diye sordu hemşire. Pamir'e yardım ederek üstündeki gömleği çıkardım. Karın kaslarına bakmak için gözümü indirdim ki dikkatimi yara izleri çekti. Birer mermi izi değildi. Daha çok kemer izine benziyordu. Vücuduna daha dikkatli bakmak için arkasına geçip sırtına bakındım. Bıçak izinin bile olduğunu görünce kaşlarımı çattım.
Önüne geçip Pamir'e bakındım. "Durumu şu an için stabil, ancak kolundaki yara ciddi."
Pamir'in solgun yüz ifadesi ve ağrı içindeki duruşu kolundan değildi. Vücudunu gördüğüm içindi. Hemşire profesyonelce hareket ederek Pamir'i yönlendirdi ve salonun bir köşesinde gerekli malzemeleri hazırlamaya başladı.
Hemşire işine odaklanırken ben de sessizce Pamir'in yanına oturdum. Koluna bakındığımda kesik izlerini gördüm. Gözleri, bir karışıklık içindeydi.
Hemşire kısa süre sonra yara bakımını tamamladı ve gerekli talimatları verdi. Pamir hafif bir teşekkürle karşılık verdi ancak bakışları hala uzak ve düşünceliydi. Hemşire sessizce ayrılırken odada hala bir gerginlik ve belirsizlik hissediliyordu.
"Vücudunun hali ne?"
Pamir gömleğini tekrardan giymeye çalışırken ona yardım ettim. "Her mafyanın, mafya olma hikayesi vardır değil mi?" Gömleğini giydiğinde düğmelerini ilikledim.
Bana bakarak "Bayıl istiyorsan bir de Feriha." Dedi.
Ayağa kalkıp telefonu eline aldı. Ekrana birkaç kere dokunup telefonu kulağına götürdü. "Kaya, sana atacağım adresin kamera kayıtlarına ulaşman lazım." Dedi. Telefonu kulağından uzaklaştırıp tekrardan ekrana dokundu. Telefonu kulağına yakınlaştırıp "Tamamdır, attım." Dedi.
Onun gibi ayağa kalkıp önüne geçtim. Telefonu kapattığında "Sana gelen kutuyu kimin yolladığını öğreneceğim." Dedi. Kafamı onaylarcasına salladım.
Ellerini belime sarıp beni kendisine çekti. Gözlerimin içine baktım. "Öptüğüm için sinirli misin?" Hafifçe gülümsedim. "Değilim." Kaşlarını yukarıya kaldırıp hızla indirdi. "Yani yine öpsem, kızmazsın."
Ellerimi göğsüne koyup ittirdim. "Şansını zorlama yoks-"
"Beni yakıp külümü odandaki vazonun içine mi koyarsın?" Kaşlarımı çattım. "Bunu sana dediğimi hatırlamıyorum." Dedim sert bir ses tonuyla. "Evleneceğim kadını araştırdım."
Göz devirip tamamen geriye çekildim.
Telefonumun çalmasıyla telefonuma baktım. Palaz arıyordu. Telefonumu elime alıp kulağıma götürdüm. "Efendim Palaz?" Pamir bana bakışlarını bıkkın bir biçimde çevirdiğinde sağ tarafa döndüm.
"Esra olarak şirkete veya Simge olarak mekana gelecek misin? İşleri çok boşladın." Dedi.
"Öncelik hangisi?" Palaz bir süre sessiz kaldı, ardından "Esra." Diye cevap verdi.
Pamir koltuğa oturunca gözlerim ona kaydı. "Tamam, hazırlanıp geliyorum. Eray'a söyle toplantılarımı ayarlasın." Dedim. Telefonu kulağımdan uzaklaştırıp kapattım. "Nereye?" Pamir'in sorusu üzerine adımlarımı merdivene doğru çevirdim. "Esra olarak toplantılara girmem lazım."
Merdivenden çıkarken Pamir ayağa kalkmış benim arkamdan geliyordu. Odama geçmemle Pamir de odama geldi. Ne giysem diye bakınırken üzerimdeki şık kıyafeti çıkartmayı unuttuğumu ayna sayesinde hatırladım.
"Akşam Karla'yla beraber film gecesi yaparsınız. Ben işlerimi bitirirsem yetişmeye çalışırım." Dedi. Karla mı dedi o? "Karsu." Diyerek düzelttim. Pamir ise sessiz bir biçimde "Her neyse işte." Dedi.
Duvara yaslanmış bana bakarken gülümsedim. "Odadan çıkacak mısın? Malum üstümü değişeceğim." Pamir dudak büzmeye başladığı an kahkaha attım. "Bebek gibin sarı pipi."
"Sen de bebeğim gibisin kızıl."
Gülümseyerek gözlerimi kıyafetlere diktim. "Bir şey olursa ararsın, gelemeyecek kadar çok işim olursa da haber veririm." Kafamı onaylarcasına sallamamla odadan çıktı.
Aynada kendime bakındığımda abartılı makyaj ve saçımın sabit kalması için bolca sıkılan sprey kendini belli etti. Bunlarla tek tek uğraşarak zaman kaybedemem.
Ilık bir suyla duş alıp kıyafetimi değiştirdim. Esra gibi olmak için normalde giymeyeceğim açık renk kıyafetleri tercih etmiştim. Şimdi arabamın anahtarlarını alıp siktiğimin şirketine gitmek için hazırım.
Evin kapısını kilitledim ve arabama doğru yürürken günün planını zihnimin içinde gözden geçirdim. Saçma toplantılara girip hepsine 'Hayır.' diyeceğim. Eve gelip Karsu ile beraber film izleyeceğiz ve uyuyacağım.
Hayatım ne kadar sıkıcı ilerliyor.
Çatışma çıksa da biraz eğlensem.
Arabama geçip telefonumu kontrol ettim. Gelen çok önemli bir mesaj yoktu. Sadece Karsu almam gereken abur cuburları liste yapmış ve bana atmıştı. Palaz'dan çekindiği için aralarında köprü oluyordum.
Arabayı çalıştırıp yola koyuldum. Aklıma Pamir'in beni arabanın içinde öptü an geldi. Yola odaklanmaya çalışırken Pamir sanki buradaymış gibi dudaklarımda hissettiğim baskıya odaklandım.
Hay sikeyim!
Kalp atışlarım anlık şekilde hızlandı. Cidden o sarı pipiden etkilenmiş olabilir miyim?
Şirketime vardığımda, karşımda asistanım Eray beni bekliyordu. Arabadan çıkıp şirketin kapısına doğru ilerledim. "Eray seni kovmamam için bana üç neden say." Dedim şirketin içine girerek.
"Çünkü kovmanız için neden yok." Durup Eray'a bakındım. "Kaç gündür şirkete gelmiyorum?" Eray hızla elindeki deftere bakışlarını indirdi. "Neden toplantılarım ileriye atılmadı?" Eray gözlerini defterden kaldırıp bana baktı. "Palaz Bey hiçbir şeye dokunmayacağıma dair talimat verdi. Sadece oyalamamı istedi. Siz de yeni evli olduğunuz için balayındasınız diye düşünerek sizi meşgul etmedim."
Önüme dönüp ofisime doğru yürüdüm. Ofisime girince üstümdeki kabanı çıkarıp koltuğa koydum. Baş koltuğa oturup Eray'a bakındım. "Ne söyleyeceksin?" Eray burnundaki gözlüğünü hafifçe ittirdi. "Yeni mi? Gözlerinin bozuk olduğunu bilmiyordum." Dedim.
"Gözlerimin dinlenmesi için efendim ve toplantılardan biri başlamak üzere sizi bekliyorlar." Oturduğum yerden kalktım. "Kimler geldi?" Diye sordum. "Toplantı odasında öğrenmeyecek misiniz?" Eray'a bakmamla gözlerini deftere indirdi.
"Selçuk Bey, inşaat halinde olan binamızın yıkılmasını istiyor." Dedi.
"Neden?" Eray gözlerimin içine bakarak "Onun olan bir yeri çaldığımızı söylüyor." Dedi. Bakışlarım anlık bir refleksle değişse de kendimi tuttum. "Sen çık, hemen geliyorum." Eray kafasını olumlu anlamda sallayarak ofisimden çıktı.
Telefonumu elime alıp Palaz'ı aradım. "Eray'la konuştuğuna göre işleri duraksatması gere-" Palaz'ın sözünü "Çalıntı bir alanımız mı var?" Diyerek böldüm. Palaz'dan bir süre ses gelmedi. "Palaz?" Palaz'ın yalandan öksürük sesini duydum.
"Hayır."
"Emin misin?" Diye sordum.
"Evet." Telefonu kapatıp ofisimden çıktım.
Toplantı odasına adım attığımda herkesin yüzünde endişe ve merak vardı. Masanın etrafında toplanmış olan ekip üyeleri sessizliği korurken gözlerini bana çevirdiler. Selçuk ciddi bir ifadeyle "Esra Hanım, bu inşaat alanının size ait olmadığını iddia ediyoruz. Bu projeyi yürütmeye ne hakla karar verdiniz?" Dedi.
Gülümseyerek koltuğuma oturdum. Elimi masaya koydum. Derin bir nefes aldım ve sakin bir şekilde konuşmaya başladım: "Selçuk Bey, bu iddianızı duymak beni şaşırttı. Ancak projenin yasal çerçeve içinde yürütüldüğünü ve gerekli izinlerin alındığını garanti edebilirim. Şirketimizin itibarını korumak için gerekli her adımı atacağız."
Selçuk kendinden emin bir biçimde konuşacaktı ki "Eray misafirlerimize su getirmelerini söyler misin? Malum soğuk su lazım olacak." Dedim.
Selçuk kahkaha atarken gülümsememi hiç bozmadım. Diğer ekip üyelerinin sessizliği korurken benimle aynı fikirleri paylaştıklarını gösteriyordu.
Eray soğuk suyu getirip masanın tam ortasına koydu ardından yanıma oturdu. Selçuk'un suratında şüphe ve kararlılık belirtileri vardı.
Eray sessizce notlar alırken odadaki diğer kişiler de dikkatle konuşmalarımızı dinliyordu. Ben ise her bir ifademde sakinliğimi ve güvenimi korumaya özen gösteriyordum.
Selçuk sinirlenmeye başladığı an benim aldığım zevk kat ve kat arttı. "Projemizin yasal zemine dayandığını ispat etmek için gereken her türlü adımı atacağız. Şirketimizin itibarını korumak ve projemizin başarılı bir şekilde devam etmesini sağlamak için elimizden geleni yapacağız." Dedim, kararlı bir şekilde.
Selçuk'un yüzündeki kararlı ifadeyi gözlemledim. Sinirden ne yapacağını bilemiyordu. Kendini düzgün bir biçimde bile savunamıyordu. "Selçuk Bey iddialarınızı daha detaylı olarak inceleyebiliriz. Ancak benimle paylaşabileceğiniz somut kanıtlar varsa lütfen onları sunun. Şirketimizin yasal süreçlere uygun bir şekilde hareket ettiğinden eminim ve bu iddiaların hızlıca çürütüleceğinden de eminim." Dedim.
Selçuk bir an tereddüt etti, sonra "Elimizdeki kanıtları toplamak için biraz zamanımız olacak. Ancak şu an için projenin durdurulması gerektiğini düşünüyoruz." Dedi.
Ya şuan özür dilersin ya da senin külünü odama koyarım.
Eray bana doğru yakınlaşıp "Eğer o alandaki inşaatı bitirmezsek anlaşmış olduğumuz kişiler Selçuk Bey'in şirketi ile anlaşacak." Dedi.
Kibarca gülümsedim.
"Böyle bir şey mümkün değil." Dedim sesli bir biçimde. Selçuk sanki birer zafer kazanmış gibi "Neden?" Diye sordu imalı bir biçimde.
"İnşaatımızla beraber projemizi çalmaya çalışmanız hiç etik değil. Bu saçma fikirlerinizi ve ne amaçla yaptığınızı anlaşma imzaladığımız kişilere ileteceğim. Eğer inşaatı bitirmezsek bile sizin gibi dolandırıcılara da bu işi vermeyeceklerinden eminim."
Ayağa kalkmamamla Eray da ayağa kalktı. "Toplantının devamını anlaşma yaptığımız kişilerle bizzat yaparsınız." Diyerek toplantı alanından çıktım.
Toplantı sona erdiğinde odama döndüm ancak zihnim hala başka yerlerdeydi. Kafamın içinde birden fazla ses çıkıyordu. Yaren'i bile düşünüyordum ama Esra olarak hiçbir şey düşünemiyorum.
İş dosyaları masamın üstünde dururken, aklım sürekli olarak Pamir'in dudaklarındaydı.
Pamir'in gülümsemesi, onunla geçirdiğimiz anılar ve içimde doğan derin duygular...
Her şey beni işlerime odaklanmaktan alıkoyuyordu. Siktiğimin sarısı nereden çıktı karşıma? Bütün dengemi altüst etti.
İlk defa bu kadar derin hislerle tanışmıştım ve bu duyguların nasıl yönlendirilmesi gerektiğini bilemiyorum. Palaz sürekli 'Aşık olma.' derken, yanlışlıkla aşık olmuş olabilir miyim?
Masamdaki dosyalara bakarken gözlerim Pamir'in bana gülümsediği anlara kayıyordu.
Zihnimi toplamak için derin bir nefes aldım ve kendime işlerime odaklanmak için çaba göstermem gerektiğini hatırlattım. Pamir'i bir kenara bırakıp bugün işime odaklanmam gerekiyordu. İş dosyaları önümde dururken zihnim hala onun yüzünde dolaşıyordu.
İlk defa aşık olmanın getirdiği karmaşık duygular içinde kaybolmuştum ama şimdi işlerimi halletmem gerekiyor.
Her bir görevi tek tek ele alarak projelerin üzerinde çalışmaya başladım.
Toplantılar, raporlar, e-postalar...
Zaman zaman zorlandım. Bazen dalgın dalgın dosyalara bakarken buluyordum kendimi ama her seferinde işimin önemini hatırlayarak ve kendimi motive ederek tekrar odaklanmayı başardım.
Akşam geldiğinde işlerimi halletmiş ve paydos etmek için ayağa kalkmıştım. Ofisteki herkes neredeyse çıkmıştı. Etrafa bakınırken bilgisayar başında olan Eray'ı gördüm. "Saat geç olmadı mı?" Diye sordum. Eray oturduğu yerden kalkıp bana bakındı. "Sizi bekliyordum." Dedi.
Bilgisayarı kapatıp yanıma geldi. "Beni kovmayacaksınız değil mi?" Gülümseyerek "Kovmayacağım." Dedim. "Bunca saat bunu sormak için mi bekledin?"
Kafasını onaylarcasına salladı. "Önüme düş de seni evine bırakayım." Dedim. "Yok, teşekkür ederim. Evim zaten iki bina yakında."
Beraber ofisten çıktık. Eray kendi yoluna gittiğinde ben de arabaya bindim. Karsu'nun beklenmedik telefonuyla irkildim. İşlerimin yoğunluğu arasında bir film gecesini tamamen unutmuştum.
"Yoldayım." Dedim. "Biraz geç kalabilirim ama film gecemizi tabi ki unutmadım."
Karsu gülmeye başladığında "Tamam, ben zaten senin evindeyim. Salonu düzenliyorum, geldiğinde direkt film izleriz." Dedi.
Telefonu kapatıp eve doğru yola çıktım. Eve vardığımda kapıyı Karsu'nun gülümseyen yüzüyle karşılaştım. İçeri adım attığımda yorgunluğumu ona belli etmemeye çalıştım. "Biliyor musun coğrafyadan en yüksek notu ben aldım." Dedi.
Gülümseyerek salona doğru yürüdüm. "Vay be, hiçbir işine yaramayacak bir başaralı not daha." Karsu kafasını çevirirken "Bari tebrik etseydin." Dedi. Gülerek "Tebrik ederim!" Dedim.
Odama çıkıp üstümdeki rahatsız edici kıyafetleri çıkardım. Telefonuma bakındığımda Pamir'den mesaj geldiğini gördüm.
Pamir: Bu gece gelemeyeceğim kızıl hatun ama lütfen gel falan dersen gelmeye çalışırım ;)
Simge: Gelme
Telefonumu odama bırakıp Karsu'nun yanına indim. Koltuğa oturduk. "Mafya filmi mi izlesek?" Dedi gülerek. Karsu'ya elime gelen ilk yastığı attım.
Birlikte film izlemeye başladık.