İçeriğe geç

Şah Mat

Bölüm 7 · 9 dk okuma

Şah Mat

Bölüm 7

Şah: 7

Gözlerimizi tamamen birbirimize dikmişten cep telefonum masanın yüzeyinde titreşti. Telefonumu eline aldım ve ekrana odaklandım. Duruşumu düzeltip telefonu kulağıma götürdüm.

Pamir, kaşlarını çatarak beni izlediğinde ona sırtımı döndüm. "Ne var Palaz?"

"Erkene almışlar Esra'nın davetli olduğun saçma daveti."

Arkama döndüğümde Pamir'in bana baktığını fark ettim. Kaşlarını çatmıştı. "Tamam, geleceğim." Telefonu kulağımdan uzaklaştırıp kapattım.

Yaren'e bakındığımda bana bomboş bir yüzle bakıyordu. "Geri döndüğümde, evimden gitmiş ol." Yaren konuşmak için ağzını açtı ki "Kapını yolunu saçından tutarak göstermek zorunda bırakma kocamın kardeşi." Diyerek susmasına neden oldum. Yaren sadece başını salladı.

Pamir bana bakarak "Ben de geliyorum." Dedi.

Yalandan gülümseyerek "Gel kocacığım." Dedim.

Yaren'in bir şey demesini beklemeden evdin kapısına geçtim. Ardından Pamir ile birlikte dışarı çıktık.

Bana baktığında ben de ona bakındım. Kaşlarını kullanarak bana kendi arabasını gösterdi. "Benim arabamla." Dediğimde bakışlarını bozmadan bana bakınmaya devam etti. Önüme dönüp arabama doğru yol aldım.

Arabamın şoför koltuğunun kapısını açtım. "Ben kendi arabamla geleceğim." Dedi Pamir. "Yolu bilmiyorsun, ya yanımda gelirsin ya geç kalırız." Pamir'e döndüğümde dediğimi umursamadan kendi arabasının içine girdiğini gördüm.

Açtığım kapıyı kapattım. Arabamın kapısına yaslanıp Pamir'e bakındım.

Pamir arabasından çıkıp önüme geldi. "Bir kere söz dinlesen ölürsün değil mi?" Kafamı onaylarcasına salladım. Pamir elimi tuttuğunda elimi çektim.

"Zorlaştırıyorsun ha? Bana uyar."

Beni kucağına alıp arabasına doğru ilerlediğine yerden kesilen ayaklarımı hafifçe salladım. "Bağırman gerekmiyor mu?" Diye sordu Pamir. "Hayır, hoşuma gitti." Kafamı hafifçe sallamaya başladım.

Arabanın kapısını açıp beni koltuğa oturtunca emniyet kemerimi taktı. "Bunu ben de yapabilirdim." Dedim iğneleyici bir ses tonuyla. "Kendin de gelebilirdin ama tercih meselesi."

Kapımı kapatıp arabanın etrafından dolaşarak kendi koltuğuna geçti. Arabayı çalıştırdı. Telefondan konumu açıp sesli şekilde yol tarifini başlattım.

"Neden bu kadar sessizsin?" Pamir hafifçe kaşlarını çattı. "Sana ne? Sürüyorum işte."

Arkama yaslandım. Pamir'in elleri direksiyonu sıkıca kavrıyordu ve gözleri yola dikkatlice odaklanmıştı. Derin bir nefes aldım ve başımı yavaşça sağa çevirdim, dışarıdaki ışıkları seyrederek.

"Kardeşini evimde istemiyorum."

"Kardeşimin başına bir şey gelmesin diye evlendiğim kadının dediği cümleye bak."

Yol aldıkça, aramızdaki mesafe gitgide büyüdü.

Araba sessiz bir şekilde ilerlerken, içimdeki hissiyatları ifade etmek için sözcükler bulamadıkça, gergin sessizlik daha da yoğunlaşıyordu.

Araba durduğunda, içimdeki gerginlik bir an için daha da arttı. Pamir araçtan önce çıktı ve ardından ben de yavaşça kapıyı açtım. Dışarı adım attığımda, hava soğuktu ve şehir ışıkları etrafımızı saran bir sis tabakasıyla kaplıydı.

Pamir sessizce yürüdüğü yolda ilerlemeye başlamıştı. Adımlarımı onunkilere ayarlamaya çalışırken, içimdeki belirsizlik hala devam ediyordu. Gözlerim etrafı keşfeder gibi hareket ediyordu ama Pamir'in kararlı adımları karşısında benimkiler daha tereddütlüydü.

Pamir ile birlikte içeri adım attık. Hemen yanımıza gelen bir görevli, gülümseyerek bizi karşıladı. "Hoş geldiniz. Sizi içeri alayım."

Bizi içeri doğru yönlendirdi ve ardımızdan ilerlerken, kalabalığın arasında nazikçe bir yol açılıyordu. Lüks mekanın içindeki zarif ışıklandırma, şampanya kadehlerinin kıyısındaki sohbetler ve kemanın hafifçe çaldığı bir müzik, mekanın atmosferine zarafet katıyordu.

Ortada büyük bir yürüyüş alanı vardı. Pamir yürüyüş alanını gördükten sonra bana döndü. "Mankenleri izlemeye mi geldik?" Diye sordu. Yalandan gülümseyerek "Defile." Dedim.

Pamir göz devirerek önüne döndü. Görevli özel bir alana geldikten sonra durdu ve bize döndü: "İşte burası. Size ayrılan masanız."

"Çok güzel bir yer seçilmiş, teşekkür ederiz." Dedim.

Görevli yanımızdan ayrıldığında yanımıza Ayza karşıma çıktı. Ayza beni görünce hızlı adımlarla yanıma geldi. Bana sarıldı ardından Pamir'e elini uzattı. Pamir uzattığı eli sıktığında "Tolga değil mi? Tanışmak bu güne kısmetmiş. Ayza Şay, bu moda markasının kurucusuyum." Dedi.

Pamir elini çekip hafifçe gülümsedi. "Tolga Barlas, memnun oldum Ayza Hanım."

Ayza bana bakıp "Makyaj için seni içeriye alalım mı?" Diye sordu. Derin bir nefes alıp verdim. "Aslında manken olarak sana katılmak isterdim ama Tolga bu işlere karşı." Dedim.

Ayza Pamir'e baktığında Pamir bana sırıtarak bakındı. "Aslında 'gelmez' de demiştin ama görüyorum ki gelmiş. Fikirler değişebilir, bence." Pamir bana bakıp sırıtmaya devam ettiğinde bakışları 'Elime düştün.' derecesineydi.

Yalandan gülümserken kafamı olumsuz anlamda salladım.

Pamir olumlu anlamda kafasını sallayarak kafasını Ayza'ya doğru çevirdi. "Aslında çok haklısın, bence karım mankenlerden bir güzel. Bu nedenle kendi kararını kendisi verebilir."

Pamir'in kurşun geçen kolunu hafifçe sıktım. Yüzünü hafifçe ekşitti. Ayza'ya dönmemle "Harika! O zaman seni arka tarafa alalım." Dedi. Pamir kolunu çekip yanağımdan öptü. Kulağıma doğru "İç çamaşırı mankenliğini de odamızda yaparsın karıcığım." Dedi fısıldarcasına.

Pamir'e yalandan gülümseyerek Ayza'ya "Tamamdır." Dedim.

Siktiğimin çocuğu!

Ayza ile beraber arka tarafa geçtik. "Esra gerçekten kabul etmeyeceksin sandım." Dedi telaşlı bir ses tonuyla. Keşke kabul etmeseydim. "Seni yalnız bırakmam."

"Esra bu özel bölümde seni hazırlayacağız. Seni harika göstereceğiz endişelenme."

Arka tarafta bir dizi hazırlık masası ve ayna sıralanmıştı. Derin bir nefes alıp verdim. Beni birer sandalyeye oturtup etrafındaki ekibine talimatlar verdi.

Biri saçımla biri makyajımla ilgilenirken ben sadece içimden Pamir'e sövmekle ilgileniyordum.

İşleri bittikten sonra 'Sonunda.' dememek için kendimi zor tuttum. "Gerçekten muazzam görünüyor, teşekkür ederim Ayza." Dedim kibar bir ses tonuyla.

Ayza gülümseyerek başını salladı ve son kontrolleri yapmak üzere ekibiyle birlikte çalışmaya devam etti. Benim için özel olarak tasarladığı kıyafeti getirdiğinde ayağa kalktım. Kıyafeti elime alıp giyinme kabinine geçtim. Kıyafet üstüme tam oturtan siyah ama bordo renginde süslenmiş dar bir elbiseydi.

Kıyafeti dikkatle giyindikten sonra kabinden çıktım. Ayza yanıma gelip elbisenin göğüs kısmı hafifçe düzeltti. "Sana harika bir gece diliyorum. Şimdi sahneye çıkma vaktin geldi." Topuklu ayakkabıyı giyinip kafamı onaylarcasına salladım.

Podyumun başına geçtiğimde istemsizce heyecanlandım. 'Mafyayım lan ben' diyemedim.

Ayza'nın özenle seçtiği kıyafetimle kendimi adeta bir sanat eseri gibi hissediyordum. Beni özene bözene çizmiş gibiydi.

İlk adımımı attığımda, gözlerimde bir kararlılık ve güven belirdi. Pamir'in ıslık sesini duyduğumda gülümsemeye çalıştım. Pamir "Karım be!" Diye bağırdığında yerin dibine girdim.

Adım attıkça Pamir daha yüksek sesle bağırıyordu. Podyumun sonunda durup kıyafetimi daha çok ön plana koyacak şekilde poz verdim.

Gözlerim Pamir'e kaydığında beni video çektiğini gördüm. Allah belanı vermezse ben belanı vereceğim Pamir!

Alkış sesini duymamla geriye dönüp yürüdüm.

Podyumdan çıktığımda Ayza'nın yanına geçtim. "Harikasın!" Dedi yüksek sesle. Gülümseyerek ona bakındım. "Az sonra tekrar çıkacaksın, mankenlerle beraber." Kafamı onaylarcasına salladım.

Sıra kızlarla podyuma çıkmaya geldiğinde hep beraber podyuma çıktık. Yürürken Pamir sürekli "Kızıl olan benim karım!" Diye bağırmaya devam ediyordu.

Podyum sonunda tekrardan arkaya geçtim. Ayza podyuma geçip konuşma yaparken "Üstümdeki elbiseyi çıkarıp ne tarafa koyacağım?" Diye sordum çalışanlardan birine. "Ayza Hanım'ı bekleyelim lütfen." Kaşlarımı hafifçe çattım.

Büyük bir alkış sesi geldiğinde "Sizi sahneye bekliyor." Dedi. İşaret parmağımla kendimi gösterdiğimde kafasını onaylarcasına salladı. Podyuma doğru ilerlediğimde tekrardan alkış koptu.

Ayza'nın yanına geçip bakındım.

"Benim davetimi ve ricamı kırmadığın için teşekkür ederim." Bana bakarak konuşmaya devam etti: "Biliyorsun hep sürprizleri sen yapıyorsun ama bu sefer sıra bende. Buradan gelen gelirin hepsini kimsesiz çocuklara bağışlayacağız."

Gülümseme yüzüme yerleşti. "Bu defilenin en büyük bağışçısı Esra Barlas'a herkes önünde teşekkür etmek isterim." Dedi.

Bana elindeki mikrofonu uzattığında mikrofonu elinden aldım. "Gerçekten ne desem bilemedim ama bu güzel haberi almak beni çok mutlu etti. Umarım daha çok gelir olur ve daha çok yardım edersin."

Ayza ile konuşmamız bittikten sonra arka tarafa geçtim. "Üstündeki sana hediyem." Dedi. Gülümseyerek kafamı salladım. Pamir'in yanına geçtiğimde bana bakarak ıslık çaldı. "Hey yavrum be, anlar neler doğuruyor." Dedi yalancı bir edayla. Göz devirdim.

Bir elini belime koyup beni yavaşça kendisine çekti. "Hım?" Bana yakınlaşıp boynumdan öptü. "Ne yapıyorsun?" Boynumdan çekilip bana baktığında "Bizi fotoğraf çekiyorlardı." Dedi sessizce.

Davetin sonuna doğru ayrıldığımızı Ayza'ya söyledim. Bize tekrardan teşekkür ettiğinde kibarca gülümsedim. Bulunduğumuz yerden çıkacakken birer adam yanımıza geldi. "Merhabalar, Simge diye birini tanıyor musunuz?" Diye sordu.

Derin bir nefes alıp verdim. Pamir kaşlarını çatmış adama bakarken "Soyadı yok mu?" Diye sordum. Adam elindeki kutunun etrafına baktı. "Hayır sadece Simge dedi bunu bana veren kişi."

"Sana bu kutuyu veren kişi kim?"

"Bilmiyorum ki." Adamın cevabı üzerine Pamir elini uzattı. "Simge Ayza'nın kardeşinin ismi. Alalım biz onu, Ayza'ya verelim." Adam kutuyu Pamir'e verdiğinde Pamir'e bakındım.

Adam gözden kaybolana kadar bekledi. Arından arabaya doğru ilerledi. "Burada açmayalım." Dedi önden giderek.

Arabaya geçtiğimizde kutuyu kucağıma koydu. Arabayı çalıştırıp sürmeye başladı.

Pamir direksiyonun başında elleri sıkıca direksiyon simidindeydi. Yüzündeki ifade ise anlaşılmaz bir karışımdı: bir yanda merak, diğer yanda sinir.

Derin bir nefes alıp verdim. "Sen mi yolladın hediyeyi?" Diye sordum anlık bir biçimde. Pamir bana bakıp hızla önüne döndü. Almam gereken cevabı almıştım. Kutuya bakındığımda Pamir'in "Her şeyin kontrol altında olması gerekiyor ama şu an her şey kontrolden çıkmış gibi hissediyorum." Dediğini duydum.

Normalde korkmam lazımdı ama gram korkum yok. Ne yapacağımı bilemediğim anlarda Palaz'la konuşurdum ama şuan o yanımda değil.

Pamir hala öfkeyle dolu bir bakışla konuştu: "Sikerim böyle işi! Hangi lavuk senin kim olduğunu bilebilir ki?"

Gözlerimi kapatıp arkama yaslandım.

Palaz hediye yollamış olabilir miydi? Telefonumdan ses gelince gözümü açıp telefona bakındım. Karsu arıyordu. Telefonu açıp kulağıma götürdüm. "Efendim Karsu?" Pamir arabayı sürerken anlık bana bakıp önüne döndü.

"Bu akşam film gecesi yapabilir miyiz?" Diye söyledi Karsu. Tam zamanında aradın gerçekten ya!

"Karsu bu ak-"

"Seni özledim abla." Sözümü kesmesine sinir olsam da şuan sinirlenemedim. Karsu'nun abla demesi içimde kelebekler uçuşturuyordu. "Tamam, akşam gelebilirsin." Karsu'nun sevinç çığlığı üzerine telefonu kulağımdan uzaklaştırıp kapattım.

"Kim geliyor akşam?" Pamir'e bakındım. "Karsu, akşam film izleyeceğiz." Bir şey demeden arabayı sürmeye devam etti.

"Kız kıza mı?" Kibarca 'Sizi yalnız bırakabilirim.' mi demişti? "Hayır, sen de dahil olabilirsin."

Pamir hafifçe gülümserken arabayı sağa çekti. Arabayı park ettiğinde bana bakındı. Gözleriyle bacağımdaki kutuyu gösterdi.

Pamir, derin bir nefes alarak konuştu: "Artık kutuyu açmanın zamanı geldi."

İçimde kutuyu açmamamı söyleyen bir ses vardı ama içimdeki sesi dinlemek istemedim. Ellerim titreyerek içimdeki belirsizlikle kutuyu açtım.

İçinden çıkan altın bıçak karşısında dünya durmuş gibi hissettim. Ablamın ölümüne neden olan bıçağa çok benziyordu.

Gözlerim aniden yaşardı.

Bu bıçağı yıllar önce babamın gömdüğü yerden aldırmış ve kasama koydurmuştum ama hiçbir zaman bıçağa bakacak kadar kendimi güçlü hissetmedim.

Pamir sessizce beklerken içimdeki acıyı ve geçmişin hüzünlerini bir kez daha hissettim. Bıçak bir zamanlar olduğum masum kızı hatırlatıyordu ama o masumiyet artık geride kalmış gibiydi.

Pamir yanımda sessizce duruyordu hissettiğim acıyı anlamış gibi. Gözyaşlarım yıllar boyunca içimde biriken duyguları serbest bırakıyordu.

Kimsenin yanında güçsüz gözükmek istemiyorum.

Kendimi tutarken kutunun içindeki bıçağı aldı. Bıçağı arka koltuğa koyup bana bakındı. "İyi misin?"

"Ablamı öldür-"

"Açıklama yapmak zorunda değilsin. Aynı güçlü durmak zorunda olmadığın gibi. Eğer konuşmak ya da paylaşmak istersen ben buradayım. Geçmişle yüzleşmek kolay değil ama seninle birlikte olmak senin yanında durmak istiyorum. Sessiz kalmak istersen de, konuşmak istersen de buradayım."

Gözümden akan yaşa hakim olamadım. Ellerini benimkilerin üzerine koyarak destek oldu.

Gözlerimi sıkıca yumdum. Aklıma gelen anılar zihnimde yankılanırken gözlerimi açtım.

Pamir elini çekip bacağımda duran kutuyu eline aldı. Kutuyu arka koltuğa koyup "Bunu her kim sana yollattıysa, onu öldüreceğim." Dedi sert bir ses tonuyla.

Elini yanağıma koyup baş parmağıyla göz yaşımı sildi.

Bana bakışlarında bir tuhaflık vardı.

Veya şuan ben her şeyi tuhaf anlayacak kadar duygusaldım.

Bağırma sesleri kafamın içinde yankılanıyordu.

Anıları saniyeler içinde tekrar yaşadım.

Gözümün önüne gelen ölmüş ablamın yüzü tüylerimi diken diken yapmaya yetmişti.

"Simge."

Pamir'in sesine karşılık veremeden olduğum yerde kilitlendim. Kalbim yerinden çıkacak gibi hızlı atmaya başladığında nefes alışverişlerim de hızlanmaya başladı.

"Bembeyaz oldun, iyi misin?"

Kafamı onaylarcasına salladım.

Alt dudağım titremeye başladı. Pamir yüzümü okşayarak dudaklarıma yaklaştı.

Dudaklarını dudağıma bastırdı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.