Ertesi Gün
"Simge Pamir gelmiş." Karsu'nun sesi üzerine gözlerimi araladım. "Karsu ya, dur." Kolumu çekiştirmeyi bıraktığı an tekrardan gözlerimi kapattım.
"Pamir abi, uyanmıyor!" Karsu'nun yüksek çıkan sesi üzerine mırıldanarak küfür ettim.
"Karıım!" Pamir bağırarak yanıma gelince hafifçe gözümü açtım. Önüme gelip beni kucağına aldı. "Günaydın güzelim." Kollarımı boyuna doladım. "Günaydın." Mırıldandım.
Pamir gülümseyerek yanağımı öptü. "Kahvaltı yapmaya gidiyoruz." Dedi. Gözlerini benden ayırıp Karsu'ya çevirdi. "Sen de gelmek ister misin?" Karsu'ya baktığımda kafasını olumsuz anlamda salladığını gördüm. "Okula gitmem lazım."
Pamir kafasını onaylarcasına salladı. Ardından bana döndü. "Hadi biz gidelim." Dış kapıya doğru ilerlerken "Bu halime mi?" Diye sordum.
Pamir "Sen her halinle güzelsin." Dedi.
Bir şey demeden başımı boynuna yasladım.
Evden çıkınca arabaya doğru gitti. Arabaya gelince beni şoför koltuğunun yanına oturtturdu. Oturduğum yerde olan gül buketini elime aldım. "Kime bunlar?" Diye sordum.
Pamir şoför koltuğuna oturdu. "Sence kime?" Gül buketine bakıp gülümsemeye başladım.
"Teşekkür ederim."
Pamir arabayı çalıştırırken gül buketime bakınmaya devam ettim. Arabanın hızını arttırıyordu. "İyi misin?" Diye sordum. Pamir gülümseyen bir yüzle "Evet yavrum, sen yanımdayken kötü olabilir miyim?" Dedi.
Arabayı sürerken heyecanla bana dönüp "Bugün senin için bir sürprizim var." Dedi gizemli bir gülümsemeyle.
Merakla Pamir'e baktım. "Gerçekten mi? Ne tür bir sürpriz?" Diye sordum. Pamir sürprizi hakkında fazla ipucu vermeden sadece gülümsedi. "Sürprizi gördüğünde çok seveceksin, birlikte harika vakit geçireceğiz." Diye cevapladı.
Daha fazla soru sormak yerine arkama yaslanıp yolun tadını çıkarttım. Gözlerim etrafı seyretmekten alıkoyamadım.
Bir süre sonra şehir merkezinde büyüleyici bir restoranın önünde durduk. Yüzümde şaşkınlık ve mutluluk belirdi. Ne işimiz var burada?
Pamir arabadan inerken "İşte sürprizim." Dedi. Arabadan inip restorana bakındım. Büyük bir gülümsemeyle restoranın tabelasına baktım.
Restorandın kapısını açıp eliyle bana içerisini gösterdi. Restoranın kapısından içeriye girdiğimde garsonlardan biri yanıma geldi. "Hoş geldiniz efendim." Dedi. Restorandı benim için kapattırmıştı.
Oturacağımız masaya doğru eşlik etti.
Masanın etrafında çiçekler vardı. Neredeyse her yerde güller vardı. Masanın üstünde her şey vardı. Bir tek keçi sütü eksikti.
Pamir birer sandalyeyi çekip oturmam için gözleriyle işaret etti. Sandalyeye oturmamla Pamir masanın etrafında dolanıp karşımdaki sandalyeye oturdu.
Kahvaltı yaparken aramızda sessizlik oluştu. Birer garson yanıma gelip bana hediye kutusu getirdi. Elime alıp almamak konusunda tereddüt etsem de Pamir "Benim hediyem." Dedi. Hediyeyi elime alıp kutuyu açtım. Kutunun içinden siyah deri olan kısa bir tulum vardı.
"Çok güzel." Dedim.
"Sana özel tasarlattım." Dedi.
Gülümseyerek Pamir'e bakındım. "Giyinsene." Dedi. Etrafa bakındığımda ise "Lavabonun karşısında kabinler var." Dedi.
Kafamı onaylarcasına salladım. Ayağa kalkıp garsonlardan birine gitmem gereken yeri sordum. Garson bana yeri gösterince kabinin içine girdim. Restorandın içinde neden kabin olur ki?
Üstümdeki kıyafetleri çıkarıp Pamir'in aldığı deri tulumu giyindim. Üzerime tam olarak yapıştığı için vücut hatlarımı çok belli ediyordu.
"Sen ne diyorsun lan!?" Pamir'in bağırma sesi üzerine hızla kabinden çıktım. Yanına geçtiğimde ayağa kalkmış olduğunu gördüm. Sinirle telefonla konuşuyordu. "Orospunun evladı! Geliyorum beklesin beni!" Sinirle telefonu kapattı.
Bana dönmesiyle gözleriyle vücudumu inceledi. Anlık bir şekilde siniri gitmiş gibi bakıyordu bana. "Çok güzelsin amına koyayım ya!" Gözlerini sıkıca yumdu, arından gözünü açıp bana baktı.
"Çetin mekanımı basmış."
Kaşlarımı çattım. "Ne demek bu? Mekanını biliyor muydu?" Kafasını sağa doğru eğerek ses çıkmasına neden oldu. Sol tarafa eğip tekrardan ses çıkarttı. Kafasını düzlettiğinde "Yemeği sonraya ertelesek olur mu?" Diye sordu.
"Olur, ben de geleceğim." Pamir teklifimi reddeden bir biçimde bana bakarken "Kolun zaten iyi değil, seni savunabilirim." Dedim.
Kafasını onaylarcasına salladı. Beraber restorandan çıktık. Arabaya geçtiğimizde Pamir'in yüzündeki siniri gördüm. Çetin her yerde bela olmak zorunda mısın?
Arabayı çalıştırıp hızla sürmeye başladı. Ağzının içinde küfür dolanıyorken sinirim bozulmaya devam ediyordu.
Mekanının önüne gelince arabadan çıkmadan önce torpidodan silah çıkarttı. Bana uzattığında elime aldım. "Senin var mı?" Diye sordum. "Evet."
Arabadan inince ben de arkasından indim. Mekanın içine girince Kaya yanımıza geldi. Kalbim hızla çarpıyordu karanlık ve tehlike dolu bir şekilde ilerliyorduk. Palaz olmadan bu işlere girmeyi pek sevmiyorum.
Mekana vardığımızda sessizlik bizi kuşatmıştı. Ancak bu sessizlikte bir tehlike yatıyordu bunu hissedebiliyordum. Pamir beni korumak için hazır olduğumu söylediğinde elimi sıkıca tuttu.
Pamir'in odasına geçtiğimizde Çetin'i gördüm. Çetin'in kararlı adımlarıyla ayağa kalktı. Pamir'in yanında durdu. Çetin'in her hareketini dikkatle izledim.
Çetin'in gözleri Pamir'e sert bir bakışla dikilmişti. "Zamanın geldi Pamir. Bu işleri bitirmemiz gerekiyor yoksa herkes için daha da kötü olacak." Çetin belinden silahı çıkarınca hızla silahımı Çetin'e doğru uzattım.
"Sakin ol kızıl." Bana alayla konuşarak kendi elindeki silahını masaya koydu. "Başka silahın var mı?" Soruma karşılık Çetin dudak büzdü. "Üstümü aramak ister misin kızıl?" Alayla konuşarak sinirimi bozuyordu.
Pamir göz temasını asla kaybetmeden sessizce Çetin'in sözlerini dinledi. Ben ise içimdeki gerginliği bastırmaya çalıştım.
"Çetin." Dedi Pamir, sesi kararlı ve sakindi.
Ona bakındım. Pamir elimi sıkıca tutarken elimi bıraktı. Masanın etrafında olan sandalyelerden birinin arkasına geçip kendine doğru hafifçe çekti. "Otur güzelim." Hafifçe sırıttım. Çektiği sandalyeye oturdum. Pamir yanıma oturup elini masaya koydu.
Çetin bize bakarken gülmeye başladı. Pamir ise onu hiç umursamadan "Seninle bir yola girecek kadar enayi gibi mi gözükürüm?" Dedi.
Çetin Pamir'e alıcı gözüyle bakarken "Evet." Dedi kahkahalar eşliğinde.
Kaya "Öldürürüm seni." Dediği an Çetin Pamir'e bakındı. Pamir ise Kaya'ya sakin kalması adına işaret verdi.
Çetin'in yüzünde bir kararsızlık belirdi ancak hala kararlı bir ifadeyle devam etti: "Zamanın gelmişti Pamir. Eğer bu işi bitirmek istiyorsan önümüzdeki hafta sonuna kadar bekleyebilirim. Sonrasında bir daha bu konuşmayı yapmayacağım."
"Hangi konuşmayı tam olarak? Konuştun ama ben mi bilmiyorum?" Pamir ciddi bir şekilde dururken Çetin gülümsüyordu. Pamir sessizce başını salladı ve "Anlaşıldı." Dedi.
Pamir oturduğu yerden kalkıp "Çıkar bunu." Dedi Kaya'ya bakarak. Kaya Çetin'in yanına geçip kolundan tuttuğu gibi ayağa kaldırdı.
"Bu arada." Pamir'in sözü üzerine Çetin Pamir'e bakındı. "En sevdiğin parmağın hangisi?"
Çetin'e baktığımda yüzü bembeyaz oldu. "Saçmalama Pamir." Bu sefer Pamir Çetin gibi alayla güldü. "Saçmalama!" Çetin bağırırken Kaya Çetin'i mekandan çıkardı.
"Parmak ne alaka?" Pamir bana bakıp gülümsedi. "Sadece senin mi koleksiyonun var?" Parmak mı biriktiriyordu? Gülümseyerek önüme döndüm.
Yade ve Palaz'ın mekana gelmesiyle birlikte atmosfer daha da gerginleşti. Palaz'a baktığımda hızla yanıma oturdu. "Sen ne ara geldin?" Gözleriyle Yade'yi gösterdi. "İşim vardı, şansa olanları öğrendim." Dedi.
Yade ile ne işin olabilir senin Palaz?
Pamir gözlerini sert bir şekilde kısıp "Çetin'in baskınıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?" Diye sordu. Bize mi soruyordu? Ben genellikle bu böyle diyerek ilerliyorum, o ise yanında olan insanlar soru mu soruyor?
Yade alnını çatmış bir şekilde düşündü ve "Bu işin peşini bırakmamız gerekiyor. Çetin'le sonuna kadar gitmeliyiz." Dedi kararlı bir ses tonuyla.
Kaya'nın gelişiyle birlikte mekanın atmosferi daha da gerilmişti. Kaya odanın ortasına geçerek etrafındakilere sert bir bakışla baktı ve ciddiyetle konuşmaya başladı: "Durum ciddi ve bu sorunu çözmek yani uzlaşmak yapacağımız en kötü şey olur."
Palaz dikkatle Kaya'nın sözlerini dinlerken, ben de sessizce yakınlarında durdum.
Kaya planlarını detaylı bir şekilde anlatmaya başladı. Her bir adımı dikkatlice düşünülmüş ve hesaplanmıştı.
Sonunda planın tamamlanması için belirlenen adımları atmaya karar verdik.
"Bunaldım ya." Dedi Pamir, ardından yanıma oturup elimi sıkıca tuttu. "Gidelim mi?" Gözlerini dudaklarına indirdi.
Mafya gibi davranması gereken yerde küçük bir çocuk gibi davranıyordu. "İşlerimizi halletmemiz lazım ya." Dedi Yade. "Karım işlerimden daha önemli." Dedi.
Gülümseyerek Pamir'e bakındım. "Saçmalama." Diye mırıldandım.
Pamir ayağa kalkıp bana bakındı. Ayağa kalktım. "Yalnız Simge ile işim var." Palaz'ın sesini duyduğumda Pamir'in bakışlarının sinire döndüğünü gördüm. Pamir'in elini bırakıp aralarından çekildim.
Palaz ayağa kalkıp "Sahte aşk gösterinizi mümkünse dışarıda yapın, malum senin yüzünden çoğu işimiz aksıyor." Dedi. Pamir Palaz'a doğru bir adım atıp "Ne işiniz aksıyor lan?" Diye sordu.
Derin bir nefes alıp verdim. Pamir ve Palaz'ın arasındaki gerginlik beni rahatsız etti. Durumu daha da kötüleştirmemek için sessizce beklemeye karar verdim, ancak içimdeki endişe git gide artıyordu çünkü ikisi de birbirine sinirle bakıyordu.
Pamir Palaz'a dönerek sert bir ses tonuyla konuşmaya başladı: "Neden sürekli olarak onunla ilgileniyorsun? Senin Simge'nin sağ kolu olmaktan, her şeye burnunu sokmaktan başka bir işin yok mu?"
Palaz ise hızla cevap verdi: "Senin sağ kolum dediğin kişilerin senden daha önemli bir işi var galiba. Adamlarını değiştirmeni öneririm. Ayrıca o benim patronum, tehdit ederek evlendiği adama güveneceğimi mi düşündün?"
Bu sözlerle birlikte aralarındaki gerginlik daha da arttı ve tartışma hızla kavgaya dönüşmek üzereydi. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Bu gerilimli durumu sakinleştirmek için bir çözüm aramaya başladım.
Gözlerimi tekrar açtığımda Pamir ve Palaz'ın arasındaki gerilimin hala yüksek olduğunu gördüm.
"Şuan bu yersiz tartışmaya ne gerek var?" Dedim, sesimi mümkün olduğunca yumuşatmaya çalışarak. "Birbirinizi sevmiyor oluşunuzdan dolayı bu saçmaya daha fazla tanık olmak zorunda değilim."
Pamir ve Palaz, sözlerimi duyduktan sonra bir an için duraksadılar ve birbirlerine bakarak sessizce dinlemeye başladılar. Ben de sessizlikten faydalanarak devam ettim.
"Sıkıcısınız gerçekten ya. Gereksiz aksiyon, gereksiz entrikaya ne lüzum var? Adam akıllı oturup konuşamayacak kadar mı çocuksunuz?"
Palaz konuşacaktı ki ona bakmamla sustu. Kafasını hafifçe eğdi. Pamir ise konuşma zahmetinde bile bulunmadı. "İşlerimizi halledelim." Dedim Palaz'a bakarak. Kafamı Pamir'e çevirip konuşmama devam ettim: "Akşam yanına gelirim Pamir."
Palaz'a kapıyı işaret ettiğimde mekandan çıktı. Arkasından giderek mekandan çıktım.
Arabaya geçerken Palaz'ın sinirli olduğunu hissedebiliyordum. Ancak bana karşı olan tutumunu belli etmemeye çalışıyordu.
Arabanın içine geçtiğimizde hala bir gerginlik havası vardı. Palaz direksiyonun arkasına geçip arabayı çalıştırırken sessizliği bozmak için bir şeyler söylemeye karar verdim: "İyi misin?"
Palaz gözlerini bir an için bana çevirip sonra tekrar yola odaklandı. Bir süre sessiz kaldıktan sonra derin bir nefes alarak konuşmaya başladı: "İyiyim, duymak istediğin de bu değil mi?"
"Hayır." Palaz benin cevabımı duymamış gibi davrandı. Arkama yaslandım ve "Palaz nasıl olduğunu bana diyebilirsin." Dedim.
"Bu bir emir mi yoksa normal bir soru mu?"
"Neyi ima ediyorsun?"
Palaz yoluna odaklanmışken "Bir şey ima ettiğim yok patron." Dedi sessiz bir biçimde.
"Arabayı kenara çek, konuşacağız." Dedim. Palaz aynı ses tonuyla "Buna gerek yok." Dedi.
"Kenara çek Palaz!" Sesim sert çıkınca arabayı kenara çekti. Arabayı kenara çektikten sonra, arabadan çıktık. "Ne demek istedin?" Dedim onun önüne geçerken.
Palaz hafifçe kafasını eğdi. "Palaz." Palaz bir an için sessiz kaldı, ancak sonra derin bir nefes aldı ve bana doğru döndü. Kafasını kaldırıp "Sadece patronum olacaksan neden zamanında en yakınım gibi davrandın?" Diye sordu.
"Simge seni kaç yıldır tanıyorum ve sen benimle ilk defa cidden patron gibi konuşuyorsun." Dedi. "Bunu yapabilirsin tabi ki, sana yapma diyemem ama koyuyor insana."
Dikkatle onu dinledim. Patron gibi mi davranıyordum? Ne yaptığımı bile anlamadım şuan. Ona samimi mi davranmamı istiyordu? "Pamir'e zaten güvenmiyorum ve ne ara yakınlaştınız onu bile anlamadım."
Kafasını başka tarafa çevirdi. Ellerini önünde birleştirdi. Ardından hızla ayırdı. Palaz'ın gözlerindeki endişeyi ve korkuyu görmek beni derinden etkiledi.
Arabanın ön tarafına oturdu. Bacaklarının arasına geçip Palaz'a bakındım. "Sana anlatmam lazımdı haklısın ama aniden gelişti." Dedim.
Palaz'ın ne demek istediğini anlamıştım. Bunca zaman sağ kolum olmasından yanı sıra en yakınımdı. Şimdi ise sadece lazım olunca konuşuyorduk.
Gözlerimin içine bakarken gözleri doldu. "Başka sorun mu var?" Kafasını çevirdiğinde elimi yanağına koydum. Başını bana çevirmesini sağladım. "Sana bir şey olmasını istemiyorum." Hafifçe gülümsedim. "Seni kaybetmekten korkuyorum."
Palaz'a sıkıca sarıldım. "Bana bir şey olmayacak." Palaz ellerini belime sardı.
Geriye çekildiğimde "Bu gün beraber vakit geçirelim mi?" Diye sordum. "İşlerimiz var biraz."
"O zaman emir veriyorum: Bu gün işleri boş verip benimle vakit geçireceksin." Palaz gülerken ben de güldüm.
⇭
Akşam olduğunda Palaz'la beraber geçirdiğimiz zamanın keyfini çıkarırken eve dönme vakti geldi çünkü beraber gezdiğimiz yerler beni epey yormuştu.
Eve vardığımızda, arabayı durdurduğunda ona teşekkür ettim ve kapıyı açarak dışarı çıktım.
"Yarın mekanda görüşmek üzere."
Palaz gülümserken eve girdim. Üstümdeki dar kıyafeti çıkartmak için elimi sırtımda olan fermuara götürdüm. Odama çıkarken aklımda sadece duş almam gerektiği belirdi.
Odaya geçince üstümdeki kıyafeti çıkarttım. Banyoya doğru ilerlerken kapıdan gelen zil sesi üzerine üstüme bol bir tişört geçirdim. Altıma mini taytımı giyip alt kata indim.
Kapıyı açtığımda Pamir karşımdaydı. Elinde ise iki adet içki vardı. "Pamir." Gülümseyerek ona bakındım. Beni baştan aşağıya süzdü. Ardından evin içine doğru bir adım attı. İçki şişelerini kenara bırakıp elini belime sardı.
"Çok özledim seni."
Dudağımı ani bir şekilde öptü.