Pamir'in kolundan akan kanlar bütün kolunu sarmıştı.
Kolundan vurulmuş, yere yığılmıştı. O an içimde bir karmaşa hakimdi. Dışarıda olanları unutmuş gibiydim.
"Siktir lan!" Derin bir nefes alıp verdi.
Ne yapacağımı bilemedim. Pamir gözünü sıkıca yumdu.
"Palaz!" Yüksek çıkan sesim üzerine Palaz hızla yanıma geldi. Elimde ki kanı görünce bana telaşla bakmaya başladı. "İyi misin?" Elimi Pamir'in kolundan çekip "Ben iyiyim, Pamir'i çıkarmamız lazım." Dedim.
Palaz Pamir'in koluna bakıp hızla pantolonunun yanındaki cebinden birer bandana çıkardı. Pamir'in koluna sardı. "Arka taraftan çıkaracağız." Dedi. Kafamı onaylarcasına salladım. Pamir "Kaya'lara haber ver." Dediğinde Kaya'ya bakındım.
Kaya'ya birkaç defa seslendim ama beni duymadı. Kaya'ya seslenirken Yade beni duyunca bana bakındı. "Pamir kolundan vuruldu!" Diye bağırdım. Yade anlık bir şoka girmiş olacak ki ne yapacağını bilemedi. Ardından Kaya'yı çağırdı. İkisi beraber yanımıza geldiklerinde bir şey demediler ama gözlerle anlaşıyorlarmış gibiydi.
Palaz bana bakındı.
İlk defa mı vurulmuştu Pamir?
Kaya kaşlarını sinirle çattı. Pamir'in boşta olan koluna girdi. Arka kapıya doğru yöneldiklerinde Palaz bana bakındı. "Bu işte bir iş var." Dedi. Palaz'a göz devirip "Vurulduğu için böyle davranıyor olabilirler mi?" Diye sordum.
Pamir'lerin arkasından giderek çatışma alanından çıktım. Palaz yanımda söylenirken onu duymazlıktan gelmeyi tercih ettim.
Pamir Kaya'nın arabasına binince ben Palaz'ın arabasına geçtim. Arabaya geçmemle Palaz şoför koltuğuna geçti. Arabayı çalıştırırken yüzünde ki gerginliği hissediyordum. Palaz'ın endişeli bakışları Pamir'in vurulması yüzünden değildi.
"Simge, bu adamlara güvenemem. Bizimle aynı safta olduklarını düşünmüyorum." Dedi. Arkama yaslanıp elimde ki Pamir'in kanını üstüme sildim.
Onun sözleri, mafya dünyasının içindeki kırılgan ittifakları ve sadakat sınırlarını bir kez daha hatırlattı. Ancak ben bu riskli durumu değerlendirerek sakin bir şekilde yanıtladım.
"Palaz, şu an bu konuyu tartışmanın bir anlamı yok. Etrafımız düşmanlarla dolu. Daha demin çatışmadan çıktık ve bu durumla başa çıkmamız gerekiyor. Güven sorunu daha sonra çözülmek üzere bir kenara bırakılmalı." Dedim sesimdeki kararlılıkla.
Palaz, gözleriyle beni süzdü. Bir an sessizlik hakim oldu aracın içinde, sadece motorun uğultusu ve dışarıdaki karanlıkla iç içe geçmişti. Sonunda Palaz başını sallayarak bir çeşit onay ifadesiyle beni anladığını gösterdi.
"Şimdilik haklısın Simge. Bu işi hallettikten sonra kendi aramızda bir düzen kurarız." Dedi. Benim sözlerimle ikna olmuş gibiydi. Zaten ikna olmak zorundaydı.
Telefonumun çalmasıyla torpido da duran telefonumu elime aldım. Telefonu açıp hoparlöre aldım. "Ben Yade, hastaneye gidemeyiz. Pamir ise Simge'nin evine götürün diye sayıklıyor fakat konumunu bilmiyoruz. Pamir tarif edebilecek bir halde değil." Palaz ciddiyetle bana bakınca derin bir nefes verdim.
"Yavaşlayın, sizin arabanızın önüne geçeceğiz. Bizi takip edersiniz."
Yade konuşacakken Palaz hızla elimde ki telefonu kapattı. "Simge bunlar neden senin evine geliyor?" Benim cevap vermemi beklemeden "Bu dünyada güvenmek zor. Herkesin bir oyunu var ve ben kimseye güvenemem." Dedi.
Kaşlarımı çattım. "Haddini aşma, beni korumak istemeni anlıyorum fakat sınırlarını zorlama." Palaz'ın bana batığı gibi ona bakındım: Ciddi ve sinirli.
Palaz önüne dönüp direksiyon simidini sıktı. Arabayı hızla kullanmaya başladığında arabanın arka koltuğunda olan kabanımı elime aldım. Kabanımı giyip önünü bağladım. Elimde kalan kanları torpidodan aldığım ıslak mendille sildim.
Evin önüne gelince arabayı durdurdu. Arabadan inip dış kapıya yöneldim. Kapıyı açıp arkama bakındım. Pamir'ler de gelmişti. Arabadan inip yanıma geldikleri an evin içine girdim. Hep beraber salona geçtiğimizde Pamir koltuğa geçip oturdu.
"Birer hemşire falan mı çağırsak ya?" Diye sordu Yade. "Güvenmiyorum kimseye." Dedi Pamir acı içinde.
Palaz'a baktığımda "Bizim özel bir hemşiremiz var ama şuan şehir dışında en erken yarın gelebilir." Dedi.
Pamir ağrı içinde kıvranırken, benim içimde ise bir kararlılık ve bir yardım etme arzusu belirmişti. Pamir kolunu sıkıca tutarken yanlarından ayrıldım. Odama çıkıp üstümdeki kabanı çıkarttım. kaban ayaklarımın dibine düşerken yatağımın yanında olan minik dolaba yöneldim. İçinde olan ilkyardım çantasını elime aldım.
Elimde ki ilk yardım çantasıyla salona indim. Yavaşça yanına yaklaştım ve Pamir'in gözlerindeki acıyı hissettim. Daha önce hiç görmediğim bir zayıflık vardı onun bakışlarında. Kolundaki bandanayı açıp yarasına bakındım. Oldukça derindi. Mermi sıyrılıp geçmiş olsa da büyük bir yere etki etmişti.
"Simge bu benim işim. Sana bu yükü getirmenin bir anlamı yok." Dedi Pamir, kendi gururunu korumaya çalışarak.
Ancak ben, ona bir bakışla karşılık verdim ve başını sallayarak "Pamir, şimdi sözlerinle değil, yardıma ihtiyacın var. Gururunu bir kenara bırak." Dedim. Pamir bana bakarken hemen yanımda bulunan bir çantadan pansuman malzemelerini çıkardım. Ellerim titrerken, yara etrafındaki kanı temizleyip, yara üzerine dikkatlice iyileştirici merhem uygulamaya başladım. Pamir'in yüzündeki acı, her an hissedilebilir bir gerçeklik kazanıyordu.
Pamir bu acı anı sessizce çekiyordu, gözleriyle bana minnettarlık dolu bir bakış gönderdi. Pamir dudaklarını ısırarak acıyı bastırmaya çalıştı.
Yara sarıldıktan sonra, kolu korumaya yönelik bir bezle bandaj yaptım. Pamir koluna bakındı. "Yarın hemşire gelene kadar seni idare eder." Dedim.
"Sen pansuman yapmayı nereden biliyorsun ki?" Diye sordu Palaz.
Gökyüzü maviydi, kuşlar cıvıl cıvıl şarkılarını söylüyordu, ve oyunlarımızın içinde kaybolmuştuk. "Bak bu bahçe kocaman Simge! Sen sağ tarafı al, ben ise sol tarafı!" Kafamı onaylarcasına salladım. Bahçenin sağ tarafına geçip elimdeki oyuncak kürekle kazımaya başladım.
Kazıdığım yerden birer bıçak çıkınca hızla elime aldım. Dikkatimi çekmişti, ilk defa gerçek bir bıçağı elime alıyorum.
"Simge!" Ablamın sesi üzerine ona cevap vermedim. Bıçak o kadar hoş gözüküyor ki, altın rengindeydi.
Ayağa kalkıp bıçağı sıkıca tuttum. Bıçağı kendimden uzak tutarak hızla arkama döndüm ve birden ablamın yüzünde korkunç bir acı belirdi.
Gözlerim büyüdü, bıçağın ona saplandığını gördüm. O an, zaman durdu gibi hissettim. Ablamın gözlerindeki acı, beni dondurdu. O masum yüz, anında değişmişti.
Ellerim titriyordu ve bıçak düşmüş bir şekilde yere çakılmıştı.
Panikle bağırdım, yardım istedim. Ablam, acı içinde kıvranırken benim kalbim sıkıştı. Ona nasıl zarar verebilirdim?
"Bekle beni burada!"
Hızlı adımlarla evin içine girdim. Babamın odasına girip ilk yardım çantası aramaya başladım.
İlk yardım çantasını bulmak için bütün evi gezmeye başladım. Bir yerden eşyaları yere atıp arıyor bir yerden korkudan nefes alışımı kontrol edemiyordum.
İlk yardım çantasını bulup bahçeye geçtiğimde ablamı yerde gördüm. Akan gözyaşlarımı elimin tersiyle sildim.
Ablamın yanına geçip "Abla!" Diye bağırdım.
Beni duymuyordu.
İlk yardım çantasının içini açıp elime gelen ilk kremi ablamın karın boşluğuna sürdüm.
"Abla!"
Gözleri açıktı.
Elimi kalbinin üstüne koyup beklemeye başladım.
"Atmıyor."
Elimi yumruk yapıp kalbine doğru vurdum. "Atsana!" Gözümden akan suların haddi hesabı yoktu.
Kafamı eğip ağlarken duyduğum erkek sesi üzerine kafamı kaldırdım.
Hızla ayağa kalkıp yutkundum.
Bahçe kapısında beliren babam bana bakarken bir adım geriye attım. "Ne yaptın lan sen!?"
"Ben bir şey yapmadım." Ağlamaktan zorlukla konuşurken babam ablamın yanında duran bıçağı eline aldı. "Odana çık!" Verdiği emir üzerine ona bakındım. "Odana çık Simge!"
Hızla yanından ayrılıp odama geçtim. Camdan ona baktığımda ablamın kalbine doğru bıçağı sapladığını gördüm.
Hızla camdan uzaklaşıp dizimi kendime çektim. Bacaklarıma sarılıp sessizce ağlamaya başladım.
"Simge?" Palaz'ın sesi üzerine ona bakındım. "Efendim?" Palaz bana bakarken kaşlarını çattı. "Sana seslendim ama duymadın."
"Dalmışım." Dedim.
Pamir'e baktığımda koluna dokunuyordu. Kaya ayağa kalkınca ona bakındım. "Burada olduğuna göre benim çıkmam lazım, Tolga yerine toplantıya gireceğim." Kaya'nın sözlerinden sonra Yade de ayağa kalktı. "Ben de Kaya ile gideceğim, akşam gelirim." Dedi.
Pamir oturduğu yerden hafifçe doğrulup "Ben demeden hiç kimseye onay verme." Dedi. Kaya tek kaşını kaldırdı. "Hiç kimseye?" Pamir kafasını onaylarcasına sallarken "Evet." Dedi.
Kaya bir şey demezken Yade gülümseyerek "Tamam, bizzat ben yapmaması gerektiğini ona hatırlatacağım." Dedi. Pamir hafifçe gülümsedi.
Kaya ve Yade evden çıktıktan sonra Palaz bana mutfağa geçmem için kaş göz yapmaya başladı. "Hemen geleceğim, sen dinlen." Dedim. Pamir anlamış gibi bakıyordu bana.
Mutfağa geçtiğimde Palaz yanıma gelip "Bu işte bir iş var, demin de işlerden bahsettiklerini sanmıyorum ve neden şuan senin evinde ki? Kendi evi yok mu bu adamın?" Diye konuştu hızla.
"Bu sorularını cevabı sence bende mi Palaz?"
Palaz bana bakarken "Ben bunu araştıracağım." Dedi. Kafamı onaylarcasına salladığımda bana telefonunu çıkarıp uzattı. "Karsu'nun nereye gittiğine dair fotoğraflar." Dedi. Telefonu elime alıp galerisine girdim. Birer kütüphanede arkadaşlarıyla ders çalışıyordu.
"Kütüphaneden sonra okula geçti. Onun da fotoğrafı var."
Telefonu kapatıp Palaz'a uzattım. "Tamam." Palaz bana dikkatlice bakarken uzattığım telefonu elimden aldı. "Sorun ne?" Diye sordum. "Karsu'yu kaç senedir tanımamıza rağmen Karsu'yu sorgularken iki günlük Pamir'i sorgulamaman tuhafıma gitti."
Bir şey demeden önüme baktım. "Etkilendin mi bu lavuktan?" İstemsizce alayla sırıttım. "Sen baya bir saçmalamaya başladın." Palaz işaret parmağıyla kendini gösterdiğinde kafamı onaylarcasına salladım.
"Öyle olsun." Dedi.
"Öyle oluyor zaten." Dedim.
Palaz kafasını hafifçe salladı. "Mekana gideceğim, Alpkunt'un son durumu hakkında bilgi alacağım."
Ona baktığımda bir şey demeden yanımdan ayrıldı. Kapıya kadar eşlik ettim. "Palaz." Kapıdan çıkarken bana baktı. "Dikkat et." Palaz hafifçe gülümsedi. "Edeceğim."
Palaz yanımdan tamamen ayrıldıktan sonra Pamir'in yanına, salona geçtim. Kafasını geriye yaslamıştı, gözleri kapalı bir biçimde duruyordu. "İyi misin?" Diye sordum. Pamir kapalı olan gözlerini açtı. Bana bakmak için başını düzeltti.
"Evet, sadece acı var." Dedi kolunu ima ederek. Yanına oturup koluna bakındım. "Yarın hemşire gelene kadar-" Derken Pamir sözümü kesti. "Neden yardım ettin?" Kaşlarımı çattım, yardım istememiş miydi? Ben mi yanlış anladım?
"İstemeyerek evlendin ama buna ra-"
"Sen istiyor muydun?" Durup bana bakındı. "Evet." Diye kısa ve net bir biçimde cevap verdi.
"İstemiyordun hiçbir şey şimdi neden ben acı çekerken beni bırakmadın? Neden yardım ettin?" Pamir'in gözlerinin içine baktım. Kafamda ablama yaptığım acı dolu an geldi. "Bakışlarını birine benzettim." Dedim. Pamir hafifçe kaşını çattı. "Kime?"
Benden yardım isteyen on yaşındaki ablama.
"Yardım isteyen birisine." Pamir kaşlarını yukarıya kaldırıp arkasına tekrardan yaslandı.
"Annen mi?" Ona bakarken cümlesine devam etti: "Normalde acı çeken kişi aileden biri olmadıkça kimse zorla evlendiği birine yardım etmez."
"Ablamdı." Dedim anlık bir şekilde.
Büyülenmiş gibi hissettim. İstediği cevabı benden hızla almıştı. "Benim de kardeşime zarar gelseydi, onun bakışlarını sende görseydim yardım ederdim." Dedi. Sen bana şuan bile yardım edersin Pamir.
"Kardeşin hâlâ yaşıyor mu?" Kafasını onaylarcasına salladı. "Bunu sorduğuna göre senin ablan ölmüş olmalı." Diye sordu. "Evet."
Neden ona cevap veriyorum?
Palaz en yakınım olmasına rağmen, onunla bile ablamı konuşmazken neden Pamir'in sorduğu sorulara cevap veriyorum?
Gerçekten etkilenmiş olabilir miydim?
Hayır be.
Etkilensem ben bilirdim değil mi?
"Neden?"
Tüylerim diken diken olmuştu. Nefes alışverişim derinleşmişti. Pamir koluna dokunup acıyla sessizce inledi. "Acıdı mı?" Diye sordum. "Önemli değil, sen anlatıyordun." Dedi. Yoo, anlatmıyordum.
Pamir masanın üzerinde duran bardağı eline aldı. Bardaktan bir yuduma alırken "Öldürdüm." Dedim. Pamir birden öksürmeye başlayınca ona döndüm.
Birkaç defa öksürdükten sonra zorla yutkunup bana bakındı. "Ulan ben öldürüldü sandım, senin yaptığını düşünmedim." Alt dudağımı yaladım. "Kazaydı." Pamir dikkatle bana bakarken bakışları değişti. Gizemli bir bakışı vardı ama o kaybolmuştu, merak gözlerini sarmıştı.
Ağzımdan düşecek cümleleri fazlasıyla merak ediyordu.
"Oyun oynarken yanlışlıkla bıçağı ona sapladım."
Pamir yutkunup hafifçe öne doğru geldi. "Bunun için üzüldüm. Küçükken olduğuna göre baban veya annen ne tepki verdiler?"
Odanın kapısı açıldığında gelen babama bakındım. "Neden yaptın bunu?" Diye sordu, sesi oldukça sert çıkmıştı. "Kazaydı." Dedim.
Babam elini belindeki kemerine götürdü.
Yüksek sesle bağırmaya başladı. Kalbim hızla çarpmaya başladı.
"Senden öğrendim."
Babam bana yaklaşırken benim korkudan elim titremeye başladı. "Ne dedin sen?"
Alt dudağım titriyordu. "Senin gibi mafya olmak istiyorum." Dedim.
Babam elini belindeki kemerden çekip gülümsemeye başladı. "Kaç yaşındasın sen?" Dişlerimi sıkarak "Dokuz." Diye cevap verdim.
Hızlı nefes alışlarım karşısında babam gülmeye başladı. "Bunun için mi öldürdün ablanı?" Diye sordu. 'Kazaydı.' diyemedim bu sefer. "Evet, senin gözüne girmek için."
Babamın kahkaha sesi odayı doldururken "Tamam, seni eğiteceğim." Dedi. "Ama bundan sonra benden izinsiz kimseyi öldürmeyeceksin." Diye cümlesini tamamladı.
Ablamı iki yalanla sildi mi yani? "Tamam, öldürmem." Bu iş bittikten sonra ilk seni öldüreceğim.
"Çok bir tepki vermedi." Dedim. "Yani, babam da mafyaydı. Kimseyi sevmezdi, onun için çocuğunun ölmesi çok da önemli değildi."
Pamir dikkatle beni dinlerken "Peki ya annen?" Diye sordu.
Bir şey demeden ona bakındım.
Konuşmak için ağzımı açtım ki kapı zilini duyunca açtığım ağzımı kapattım. Cidden bu eve hizmetçi lazım.
Ayağa kalkıp kapının önüne geçtim. Kapıyı açmamla güzel bir kadının bana dolu gözlerle baktığını gördüm. "Tolga burada mı?" Diye sordu. "Evet." Tolga mı dedi o?
Kadın içeriye girince yolu ona gösterdim. Beraber salona geçtiğimizde kadın hızla Pamir'e sarıldı. "Nasılsın? Kim yaptı bunu sana?" Pamir bir bana bir yanında oturan kadına bakıyordu. "İyiyim Yaren." Dedi Pamir.
Tekli koltuğa oturmamla Pamir beni gösterdi. "Esra bu arada, Yaren kız kardeşim." Dedi.
İsminin Yaren olduğunu öğrendiğim kadın bana bakıp elini uzattı. "Merhaba, Yaren ben."