İçeriğe geç

Şah Mat

Bölüm 4 · 8 dk okuma

Şah Mat

Bölüm 4

Şah: 4

Dışarıdan yankılanan bir silah sesiyle irkildim. Odağım Pamir de olduğu için silah sesi anlık korkuya neden olmuştu. Gözlerimiz birbirine kilitlendi ve sessiz bir anın ardından birbirimize bakındık.

Benim aksime Pamir küçük bir sıçrama bile yaşamadı. Bun bekliyor gibiydi. Bir şey yapmadı, öylece durdu.

Hemen masanın altındaki silahıma uzandım. Pamir ise elini cebindeki tabancaya götürdü. Dışarıdaki karmaşanın arttığını duyduğumuzda, birbirimize bir anlamda 'İşte yine başlıyoruz.' bakışları attık. Dışarı çıkmaya karar verdik çünkü sessiz kalmak artık bir seçenek değildi.

Sokaklara adım attığımızda, anında gerilim havası bizi sarhoş etti.

Yavaşça ilerledik, gözlerimiz her an tetikte. Bir köşeyi döndüğümüzde kimsenin olmadığını gördük. "Bu neydi şimdi?" Diye sordum, Pamir sessiz olmam için işaret parmağını dudaklarına götürdü.

Pamir'in yanımda gergin bir şekilde durması, birbirimize baktığımızda kararlılığımızı yansıtıyordu. Bir an sessizlik oldu. Sokaklarda ilerlerken, sokak tamamen sessizleşti.

"Biri bize mesaj yollamak istiyor gibiydi ama bu kadar çabuk nereye kaybolmuş olabilir?"

Gözlerimi evime doğru çevirdim. Pamir'in dediği cümle üzerine evimin açık olan kapsını gördüm.

Evin içine girdiğimizde, sessizlik içeride de devam ediyordu. Ancak bir şeylerin yolunda gitmediğini hissedebiliyordum. Pamir beni korumak için hemen arkama geçti, arkamdan bakıyordu benim aksime. Sessiz adımlarla içeriyi keşfe çıktık.

Salona girdiğimizde, odanın ortasında duran masanın üzerinde bir not buldum. Elime alıp notu sesli şeklide okudum: "Evinizi ziyaret ettik. Size hatırlatma amaçlı bir ateş etmek istedik. İlerideki işbirliği için bir ön uyarı olarak düşünün. - Çetin."

Derin bir nefes alıp verdim. Hay böyle saçma işi sikeyim ya. "Bu saçmalık da ney? Kendisi ilk defa mi mafya oluyor?" Pamir'in sesi olduğundan fazla sert çıkmıştı. Siniri gizlemeye çalışıyordu fakat bu konuda fazla beceriksiz.

Pamir dış kapıyı kapatırken ben de bahçe kapısını kapattım. "Yarın akşam, Çetin'e bu notu yedireceğim."

Ertesi Gün

"Esra Hanım, toplantı birazdan başlayacak." Dedi Eray. Oturduğum masadan kalkıp toplantı odasına doğru ilerledim. İçeriye girince benimle iş yapmak istemeyen Çin'li adamları gördüm. Beni gördüklerinde ayağa kalktılar. Gülümseyerek yerime geçip oturdum.

Masada sunumlar ve anlaşma detayları olan birçok dosyayı görünce sırıttım. "Ne için gelmişler?" Diye sordum. Tercüman adam sorduğum soruyu çevirince adamlar bana yanıt verdi. "Tolga Bey ile olan evliliğiniz adına çok mutlular. Sizinle ve Tolga Bey'le tanışmak, iş yapmak istiyorlar." Dedi tercüman.

"Benim üzerimden Tolga'ya ulaşmak istiyorlar yani?"

Tercüman onlara dediğimi çevirmeden "Evet." Diye kendi cevabını verdi.

Gülerek önümdeki anlaşma dosyalarından birini aldım. Dosyanın içini incelemeye başladım.

Birden, toplantı odasının kapısı sessizce açıldı ve Pamir içeri girdi. Göz teması kurduğumuzda yüzündeki ciddiyeti fark ettim.

Pamir sessizce yaklaştı ve sessizce yanıma oturdu. Çin'li adamların yüzüne yerleşen gülümseye bakındım. Benim için bu kadar gülümsemediler. Şaşkınlıkla gözlerime bakarken, sessizce bana döndü "Okuyor muydun sözleşmeyi?" Dedi. Kafamı onaylarcasına salladım.

Pamir kafasını çevirip Çin'li adamlara döndü. "Anlaşmanızı reddettim." Kaşlarımı çattım. Bunu ben de yapabilirdim değil mi? Tercüman Çin'li adamlarla konuşup bize döndü. "Nedenini sormak istiyorlar."

"Karımı zamanında reddeden birkaç lavuk ile iş birliği yapacak halim yok." Pamir ayağa kalkıp bana baktı. "Çıkalım, toplantı bitti." Elini bana uzatınca elinden tutup oturduğum yerden kalktım.

Beraber el ele toplantı odasından çıktık. Benim odama doğru ilerliyordu. Çalışan kişiler bakışlarını bize çevirirken onları görmezden gelmeye çalıştım.

Odama geçince kapıyı kapattı. "Ne bu tavır? Ben reddedecektim." Pamir kafasını olumlu anlamda salladı. "Evet, yapabilirdin ama ben yaptım." Göz devirip koltuğuma geçtim.

"Benim şirketimden sana ne?"

"Sözleşme 17. kural: Şirketler birleşecek ve kararlar ortak alınacak."

Derin bir nefes alıp verdim. "Ortak bir karar mıydı sence?" Diye sordum. "Evet."

Daha fazla konuyu uzatmadan oturması için ona bakındım. Pamir oturunca "Bir daha saçma gerginlikler yapma." Dedim. "Saçma kişiler ile toplantı yapmazsan, yapmam."

Pamir bana gözlerini dikmiş bakarken kapının çalmasıyla kapıya baktım. "Gir." Eray içeriye girip "İş yapmak isteyen kişiler var." Dedi. Ayağa kalkacaktım ki "Ee?" Diye sordu Pamir. Eray Pamir'e şaşkın bir şekilde bakarken "Bu iş yapmak isteyen insanların, şirketlerinin isimleri veya kendi isimleri yok mu? Onların değerlerinin yazdığı evrakları da elinde göremiyorum." Dedi.

Kalkmak yerine oturduğum yere yayıldım. "Esra Hanım bu bilgileri hep toplantıda karşı tarafta-" Pamir "Esra Hanım ile mi konuşuyorsun sen şuan?" Diyerek Eray'ın sözünü kesti.

"O benim kişisel asistanım, benim için çalışıyor Tolga." Dediğimde Pamir bana döndü. "Düzgün asistan seç o zaman karıcığım."

"Senin sorularına cevap vermek zorunda değil. Benim sorularıma cevap vermesi yeterli." Kafamı Eray'a çevirdim. "Az sonra geleceğim toplantı odasına çıkabilirsin." Eray kafasını olumlu anlamda sallayarak odadan çıktı.

Bakışlarımı Pamir'e çevirdim. "Senin amacın ne?" Pamir üstündeki ceketi düzeltip "Şirketi batırmamak malum sana kalınca batıyor." Dedi.

Yalandan gülümseyerek sakinleşmek için gözlerimi yumdum. Gözlerimi açıp Pamir'e baktım. "Kendi şirketine git ve işlerime karışma. Eğer şirketin batmasından korkuyorsan ortaklık yapma." Pamir benim ardımdan ayağa kalkıp "Pekala patron, o zaman beraber toplantıya girelim de senin nasıl bir patronluk yapacağını görelim." Dedi.

Bir şey demden odadan çıktım. Pamir arkamdan gelirken çalışanların Pamir'e olan bakışlarını fark etmedim değil. Kızların bakışları üzerine Pamir'in yanına geçtim. Elini tuttuğumda bana bakındı. Sırıtırken bir şey demden el ele toplantı odasına geçindik.

Karşımda olan birkaç adam görünce koltuğuma geçtim. Pamir yanıma oturup gözleriyle elimi gösterdi. Elini bırakıp boşta kalan ellerimi masanın üzerine koydum.

Masanın karşısında ki gözlük takan, şık giyimli bir beyefendi boğazını temizledi.

"Hoş geldiniz. Sizlerle tanıştığımıza memnun oldum." Dedim nazik bir ses tonuyla.

"Merhaba Esra, ben Halit. Bu da kızım Taha ve Mehmet." Dedi, diğerleri de sırasıyla selamladıklarında Halit olan kişi "Durgun firmasının sahibiyiz sizin yapacağınız yeni inşaat projesinde eşlik etmek isteriz." Diye konuştu.

Yeni inşaat projemiz mi var?

Pamir'e doğru baktığımda Pamir, yanımdaki koltukta ciddi bir şekilde oturuyordu.

Toplantı başladığında iş birliği fırsatları ve şirketin güçlü yönleri hakkında konuştuk.

Pamir, sessizce notlar alırken arada bir gözüm ona kayıyordu ve bu adamlar sürekli Pamir ile konuşmak istiyorlardı. Beni görmezden geliyorlardı.

"Önerileriniz için teşekkür ederim ancak şu an için bu iş birliğini gerçekleştirmek pek mümkün görünmüyor. Şirketimizin mevcut durumu ve hedefleriyle uyumsuzluk gösteriyor."

Toplantı odasında bir sessizlik hakim oldu. Cümlelerimin ardından Halit olan adam hafifçe güldü. "Zaten bir bayanın yönettiği şirketle beraber iş yapmak istemiyordum. Tolga Bey biz sizin için geldik." Pamir elindeki telefonu masaya koyup bana bakarak hafifçe sırıttı.

"Benim sizin gibi bir şirketle iş yapmak istediğimi kim çıkardı?" Pamir kimsenin konuşmasına izin vermeden "Demin telefondan okuduğum haberlere göre çalışanlara iş güvenliği sağlamayan en güvenilmez şirketsiniz." Diye son cümlesini söyledi.

İsmi Mehmet olan bir adam bir bana bir Pamir'e baktı. "Karınızı reddettik diye mi bu tantana? Ayrıca karınızın şirketi bizim şirketimizin halinden kötü."

"Öncelikle karın değil ismi Esra. Bayan değil kadın. Sen şirketinden önce kendini geliştir o zaman belki bu iş projesi için seninle özel olarak ilgilenirim."

Ayağa kalkıp Pamir'e bakındım. Benim ardımdan ayağa kalktı. Beraber toplantı odasından çıktığımızda "Bu konu hakkında konuşmak yok." Dedim. Pamir sırıtarak "Ama ben demiştim." Dedi.

Ona döndüğümde ağzına görünmez fermuar çekti.

Yanımıza gelen Eray bize bakarken "Toplantılar iptal et karımla baş başa yemeğe çıkacağız." Dedi Pamir. Bu lavuk neden sürekli benden önce karar veriyor? Belki benim işim var? Belki müsait değilim?

"Tabi ki Tolga Bey, nasıl isterseniz."

Pamir bana elini uzattığında bir eline bir yüzüne bakındım. Elini tutup tırnaklarımı elinin arka tarafına bastırdım. Pamir bana yaklaşıp "Bunu sırtımda hissetmek daha zevkli olabilirdi." Diye fısıldadı.

Elini bırakacakken elimi daha sıkı tuttu.

Sırıtırken bir şey demden önden yürümeye başladım. Dış kapıya geldiğimizde Pamir'e baktım. "Eray'ın yanında neden salak saçma konuşuyorsun?" Elini bırakıp ona bakındım. "Eray olmadığı zaman konuşabilirim yani?"

Bu çocuk neden geri zekalı? Acaba küçükken camdan falan mı düştü?

"Siktir git Pamir."

♝

"Pamir yanımda dur." Dedi Kaya.

İkisine bakarken Yade konuya girince Palaz'a döndüm. "Adamlar yolda. Senin iki gün sonra Esra olarak magazincilerin önünde duracaksın istersen katılma buna." Kafamı olumsuz anlamda salladım. "Saklanarak ateş ederim. Vücudumda çizik bile olmayacak."

"Makyaj diye bir şey var ama siz bilirsiniz." Yade'nin sesi üzerine "Esra özel davetli. Özel tasarlanmış kıyafeti, özel makyajı yapılacak. Bilmediğin konulara fikir sunma." Diye konuştu Palaz. Yade Palaz'ın dediği üzerine sessiz kaldı.

Gökyüzü kara bulutlarla örtülmüş gibiydi, sanki doğa bile bu çatışmanın kaçınılmazlığını hissediyordu. "Palaz bu savaşın bize ne getireceğini biliyor musun?" Diye sordum. Palaz, ciddiyetle başını salladı. "Bilmiyorum ama senin yanında olmaktan başka bir yerde olamam." Dedi.

Adamlar gelmeye başladığında çatışmanın başladığı an geldi. Silah sesleri, beton zeminde yankılandı. Pamir'in yanındaydım, Yade ve Kaya ile birlikte ilerliyordu. Palaz gölgesiyle birlikte adım adım yanımda ilerliyordu.

Çatışma alanına vardığımızda karşımızda Çetin'in adamlarını gördüm. Sessiz bir an, sanki her şey donmuş gibiydi. Ardından, ateş açıldı ve sokaklar, karanlıkla birlikte kırmızıya boyandı.

Amına koyduğumun çocuğu önce bir konuşsaydık.

Elimi belime atıp silahımı çıkardım. Pamir ve adamlarıyla birlikte düşmanlarına karşı koymaya başladı. Yade ve Kaya hızla çatışmanın ortasına dalarken Palaz da Çetin'le karşı karşıya gelmişti. İki taraf arasında geçen çatışma, adeta bir satranç oyununu andırıyordu ama Şah Mat yapacak taraf bizdik.

Saklandığım yerden ateş ediyordum. Pamir ise vurulmaktan korkmuyor gibi saklanma gereğinde bulunmuyordu. Çetin'in adamları Pamir'in meydan okumasına karşılık veriyordu. Ancak Pamir adeta bir gölge gibi etrafında dans ediyordu. Hızlı hareketleri ve keskin nişancılığıyla düşmanlarını birer birer deviriyordu.

Pamir'e bakarken üst tarafta bir keskin bir nişancı gördüm. Pamir'e vurmak için nişan alıyordu. Benim ona baktığımı gördüğü an ayaklandı. Hızla silahımı ona doğurttum. Kaçmaya çalışacaktı ki adamın kafasına doğru ateş ettim.

Pamir yanıma gelip benim yanımda saklandı. "Vay be, nereden gördün onu?" Diye sordu. Silahındaki şarjörü değişip bana baktı. "Sen salak gibi önde durmazsan iyi olacak." Dedim. Pamir bana sırıtarak bakındı. "Korkma benim için fıstık."

Patlamaların ve silah seslerinin arasında bizim adamlar adeta bir fırtına gibi ilerliyordu. Gözleri sadece hedeflerini takip ediyordu. Bir yandan çatışmada ustalaşmış, diğer yandan ise iyi saklanıyorlardı.

Bir düşman daha yere serildiğinde Palaz nefes almak için bir an mola verdi. Silahıma odaklandım parmaklarım tetiğe dokundum.

Ani bir acıyla karşı karşıya kalan Pamir yanımda diz çöktü. Gökyüzü yıldızların altında ona acı bir şefkatle bakıyordu. Sol eli, yarasını tutarken ona bakındım. Tüfeğimi bırakıp ona doğru adım attım.

"Pamir, iyi misin?"

Kolunu acıyla tutuyordu.

Acı, her hücresini sarhoş etmiş gibiydi.

Kolundan akan kanlar eline ulaşmış ve yere damlıyordu.

Titreyen elleriyle kapatmaya çalıştım ama kan parmaklarının arasından sızarak toprağa damlamaya devam ediyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.