"Vay vay vay. Simge hanım, gökte ararken yerde buldum."
Yalandan gülümseyerek "Anlamını bilmediğin cümleleri kullanmaya bayılıyorsun değil mi Alpkunt?" Diye sordum. AlpKunt yüzündeki gülümsemeyi soldurarak gözlüğünü çıkarttı.
Evimin kapısını tamamen açıp "Adamların dışarıda kalsın." Dedim. Alpkunt adamlarına dönüp "Duydunuz prensesimizi." Dedi. Göz devirmemle Alpkunt içeriye girdi.
"Sana mekan öğretilmedi mi? Ev basmak, kaçıncı yüzyıldan kalma bir olay?"
Alpkunt alayla gülerken salona geçtik. Tekli koltuğa oturunca "Bir şey içer misin?" Diye sordum. Kafasını olumsuz anlamda salladı. "Bahçeye çıkalım." Bana bakarak oturduğu koltuktan kalktı.
Bahçeye geçtiğimizde bahçe masasının yanına geçip sandalyeye oturdu. "Ee Çetin, neden ayağıma kadar geldin?"
Çetin bana bakarken ayak seslerini duydum. Kafamı evin içine doğru çevirmemle Pamir'i ve kafasına silah tutmuş takım elbiseli adamları görmen bir oldu. Pamir'in elleri cebinde yanıma doğru geliyordu. Yanındaki adamlar ise Pamir ile beraber yürüyor ve silahı asla indiriyordu.
"Ben bu kadar mı korkuyorsun be Çetin?" Pamir'in alaylı sesi üzerine Çetin demin oturduğu sandalyeden kalktı. Adamlarına bakarak "İndirin lan silahları." Diye emir verdi. Adamlar hızla siyahı indirdiğinde "Kaybolun." Diye tekrardan emir verdi.
Adamlar evin içerisine girip bizden uzaklaştılar. Pamir yanıma gelip sağ elini belime sardı. "Nasılsın karıcım?" Çetin'in yanında da mı rol yapacağız?
"Senden ne korka-"
"Karım benim soruma cevap vermeden, onun sözünü bir daha kesersen senin o minik boynunu kesmek zorunda kalırım Çetin!" Alpkunt'a dik dik bakarken Alpkunt yerine oturdu. Ardından bana bakıp gülümsedi. "İyiyim." Dedim.
Ne yapmaya çalıştığı konusunda hiçbir fikrim yoktu fakat bu minik oyunu bozmak gelmedi içimden. Pamir elini belimden çekip Alpkunt'un karşısındaki sandalyeye oturdu. "Anlat bakalım bana derdini." Alpkunt kahkaha atarak demin kalktığı sandalyeye geri oturdu.
"Bu minik tiyatroya inanacağımı mı sandın Pamir Tolga Barlas?" Pamir'in yanına geçip oturdum. Pamir elini masaya koyup "Sana tiyatro yapacak kadar seni önemsediğimizi nereden çıkardın?" Diye sordu. Çetin keyifle arkasına yaslandı. Ardından bir bana bir Pamir'e bakındı. "Ah şu yeni evli çiftler..." Konuşmasını derin bir nefes alıp vermek için duraksattı. "Hadi bir yeni gelin kahvesi yap da içelim be yenge."
Pamir bana baktığında yavaşça ayağa kalktım. "Tabi içine bol zehir koyacağım." Diyerek mutfağa geçtim. Mafya mıyız yoksa ev hanımı mı belli değil.
Malzemelerini çıkarıp makinenin içine gerekli kadarını döktüm.
Telefonumu elime alıp Palaz'a mesaj yazdım.
Simge: Çetin ve Pamir burada, birkaç adam yolla evden biraz uzakta dursunlar. Hareketlenme gördükleri an içeriye girsinler.
Simge: Bir de eve hizmetçi lazım.
Hızla bir mesaj geldiğinde bakındım.
Palaz: Yoldayım.
Simge: Senin gelmene gerek yok.
Palaz: Yolda değilim.
Mesajına görüldü atıp olan kahveleri fincana döktüm. Elime tepsi alıp üç fincanı da tepsinin üstüne koydum. Bahçeye yanlarına gittiğimde önlerine kahve fincanlarını koyup yerime geçtim. "Yeni gelin de hamarat çıktı, hemencecik yaptı kahveleri." Dedi Çetin alayla.
"Yeni gelin o kahveyi birazdan senin başından aşağıya dökecek."
Buna da Çetin mi diyeceğim Alpkunt mu? Herkesin iki üç ismi olmak zorunda mı yahu? Neyse Çetin demeye devam.
Çetin bana bakıp sırıtırken "Neden geldin buraya?" Diye sordu Pamir. "Tebrik etmek için tabi ki, daha ne için olacak?" Çetin'in konuşması bittiğinde Pamir'e baktım. Ben mutfaktayken ne demiş olabilir de Çetin birden alay moduna girmiş olabilir?
Derin bir sessizlik oluştu. Çetin kahvesinden yudum alırken ses çıkardığı için ona bakındım. "Saadete gel." Çetin hafifçe gülümsedi. "Bu işler neticesinde bana karşı birlik olduğunuzu görmek çok güzel. Yakından görmek istedim." Dedi. Pamir susuyordu, zaten ne demişler? Parası olan konuşur, gücü olan susar.
Çetin yalandan öksürerek ciddiyetini ortaya koydu. "Mafya dünyasında dostluk, sadakat ve ihanet ince bir çizgidedir. Hangi tarafta duracağını iyi seçmelisin Simge." Hafifçe gülümsedim. "Kuralını bilip oyununu oynamalısın." Diye devam etti.
Kahvemden bir yudum alıp ona bakındım. "Gizli anlaşmaların yapıldığı yer altı dünyasında, ben her zaman kendi kurallarını koyarım Çetin."
Çetin kaşlarını yukarıya kaldırdı. Ardından kendi ayağa kalktı "O zaman sana kendi kurallarınla başarılar diliyorum." Onun ardından ayağa kalkındım. "Ben de sana başarılar dilemek isterdim fakat başarılı olmayacak birine bunu demek biraz saçma."
Çetin gülerek evin içine girdi. "Mekana gidelim." Dedi Pamir.
Çetin'in arkasından biz de evin içine girdik. Pamir ile Çetin evden çıkarken salona geçip dolabın içinde olan silahımı aldım. Belime koyup evden çıktım.
Pamir arabasını evimin önüne getirince arabaya doğru geçtim. "Çetin ne ara gitti?" Diye sordum. "Demin." Emniyet kemerimi takarken Pamir'in yandan bana bakıp güldüğünü gördüm. "Komik olan ne?"
"Belinde silahla gezen kadının emniyet kemeri takması."
"Belimdeki silah Çetin gibiler için. Ölmek ise şuan yapılacaklar listemde yok Pamir."
Çetin'i pek yakından tanımıyorum ama sessizlik altında yatan bir tehlike gibi.
Arabanın içi, gergin bir sessizlikle doluydu. Pamir ellerini sıkıca direksiyonu tutuyordu. Yüzü olduğundan biraz daha gergindi. Direksiyonun simidini sıkıca sıktı. Arabanın içindeki sessizliği, Pamir'in huzursuz nefes alışları bozuyordu.
"Bu konuyu bir şekilde halletmeliyiz, Simge." Dedi, ses tonunda bir tehdit vardı. Arabanın içi, gelişen olayların ağırlığı altında adeta titriyordu.
Neden bu kadar sinirlendi durduk yere anlamadım. Sonuç olarak, evi basılan benim. Benim sinirlenmem lazım değil mi?
Önce derin derin nefes alıp verdim. "Bunu mekanımda konuşalım."
"Senin mekanına gittiğimizi kim söyledi?"
Ona dönüp bakındım. Tüm soğukkanlılığımı korumaya çalıştım, şaşkınlığımı belli etmemeye çalıştım fakat nafile. "Bana haber verme zahmetine ne zaman bulunacaktın?" Diye sordum. Pamir bir şey demeden arabanın hızını arttırdı.
Arkama yaslanıp "Bir dahakine yan koltuk prensesi olmak istemiyorum. Nereye gideceğimizi bana önceden haber ver." Dedim. Pamir bir şey demezken camdan yolu izlemeye başladım.
Bir süre sonra arabayı durdurunca arabadan indim. Barlas Holding'in otoparkına gelmiştik. "Mekanın burayı mıydı?" Diye konuştum alayla. Otopark da ilerlemeye başladığında onun arkasından ilerledim.
Birer duvarın önüne geçip duvara dokundu. Karanlık olduğundan pek bir şey göremiyordum. Küçük bir elçeği tutup kendine doğru çekti. Kapı açılınca kaşlarımı çattım. Duvar şekilde kapı ha? Bu baya iyiydi.
İçeriye girince arkasından girdim. Birbirinden farklı bir kaç tane oda vardı. Dümdüz gittikten sonra sağa döndük. Büyük bir kapıyı açınca Pamir'in odasına girdik. Köşede asansör vardı, büyük ihtimalle bu asansörü kullanarak şirkete çıkıyordu.
Küçük, siyah bir pencere odanın bir köşesine yerleştirilmişti. Pencereden içeri sızan ışık, odanın içine sıcak bir atmosfer katıyordu. Mobilyalar arasında, zarif siyah bir masa ve sandalye, odanın işlevselliğini tamamlıyordu.
Yade ve Kaya oturmuş birbirlerine bakıyordu. Yade masanın karşısında oturuyordu. Oda loş bir ışık altında parlayan içki bardakları ve dağılmış kağıt parçalarıyla doluydu.
"Kaya, bu işin içinde olduğumuzdan beri işler kötüye gidiyor." Dedi Yade, endişeli bir ifadeyle. Kaya sakin bir şekilde yavaşça kalktı. Odada bir sessizlik hakim oldu, herkesin gözleri onun üzerindeydi.
"Konunuz her neyse, sonra konuşursunuz." Dedi Pamir, gözleriyle beni işaret ederek. Kaya ve Yade bana bakarak sustular. Masanın etrafında toplandılar, sessizce konuşmaya başladılar.
Pamir masanın önüne geçti. Üzerindeki haritaları ve dosyaları gözden geçirirken bir an için Kaya'nın sözü üzerine duraksadı. "Pamir, bu yolu seçtiğimizde geri dönüş yok." Pamir sandalyesine oturdu. Onun sandalyesi benimkinin aksine sıradandı. Kendine özel bir koltuk yoktu. "Bir kere başladık mı? Durmamız imkansız olacak." Diye devam etti Kaya.
"Senin evini biliyor muydu?" Diye sordu Yade. "Evet."
Sandalyelerden birine oturup bakındım. "Planımızı anlamış olabilir mi? Yani Simge'yi yanımıza alarak çok belli ettik." Kendimi tutamayıp gülmeye başladım. "Beni yanınıza mı aldınız?" Pamir bana bakıp "Şuan benim mekanımdasın, Esra Barlas oldun. Bence şuan buradaki kimseden üstün olduğunu düşünerek saçmalamaya başlama." Dedi.
Dudak büzerek "Senin mekanına haberim olmadan geldim, Esra Barlas olmak da senin tehdidinle olan saçma bir olay. Ve evet, sizden üstünüm. En azından benden büyük bir mafya lideri ile anlaşma yaparken onu zorlunu bırakmıyorum." Dedim.
Pamir Kaya ve Yade'ye bakarken önüme döndüm. "Bizden üstünsen, neden seni ettiğim tehditti ortadan kaldırmadın?" Bu sefer cevap veremedim. Sustum. Bir şey demeden arkama yaslandım.
"Planımız için içeriye bir adam sokmak lazımdı ve bunu yaptım. İçeride bir adamımız var silahları yurt dışından yarın akşam getirecek. O nedenle yarın baskın yaparız diye düşünüyorum."
Kaya'nın dediklerini ciddiyetimle dinledim. "Peki ya bu bakın olurken kendimizi beli edecek miyiz?" Diye sordum. Hepsi bana bakınca doğrulup ona bakındım. "Yani bir baskın için miydi bu kadar tantana? Yoksa kendimizi belli etmeden devam ederek onu içten bitirecek miyiz?"
Pamir masada duran dosyayı bana uzattı. Elime aldığım dosyaya bakındığında Çetin'in her planı A'dan Z'ye yazıyordu. Nerede, hangi saatte, kiminle ne yapacağının dosyasını tutmuş adamlar.
"Bunlar varken neden benimle beraber bu işte olmak istediniz?"
Yade sorularımdan bıkmış olacak ki bunalmış bir vaziyette gülümsedi. "Çünkü Çetin'i bitirirsek bundan sonra karşımıza çıkacak kişileri bilmiyoruz. Güç birleşimini de bu nedenle yaptık." Dedi Kaya.
Keşke onca mafya lideriyle düşman olurken benim de bir fikrimi alsaydınız. En azından hayatımda olacak renkleri önceden bilebilirdim.
"Her neyse, planın detayları ne?"
♜
Yeşil çimenler, renkli şemsiyelerle süslenmiş masalar ve konuklar arasında dolaşan bir dizi garson vardı. Geniş bir havuz, etrafında şık şezlonglar ve güzel çiçek düzenlemeleriyle çevriliydi.
Havuzun etrafında şampanya servisi yapan garsonlar, kristal bardaklarına dolan köpüklü içecekleri konuklara sunuyordu. Güler yüzleri ve neşeli sohbetleriyle saçma dedikodularına fısıldayarak devam ediyorlardı konuklar.
Çalan loş müziği kesmelerini istedim. Herkesin beni görebileceği ışıkların altına geçip elimdeki kristal bardağa hafifçe vurdum. Çıkan minik bir ses bile herkesin dikkatini çekmeme yetmişti. "Sevgili dostlarım, buraya geldiğiniz için hepinize çok teşekkür ederim." Diyerek konuşmaya başladım.
"Bu gece aramızda olmanız, benim için büyük bir onur. Hepinizi bu muazzam geceye hoş geldiniz demek istiyorum! Sizlerle bir arada olmak, bu güzel anı paylaşmak benim için gerçekten büyük bir mutluluk."
Pamir'e bakarak onun yanıma çağırdım. Pamir yanıma gelince konuklara geri döndüm. "Biliyorsunuz ki Tolga ile evlendik. Düğüne pek gerek duymadık fakat bu mutluluğumuzu sizinle paylaşmak için bu partiyi yaptık. Bu yeni başlangıçta, birlikte geçireceğimiz günleri dört gözle bekliyorum." Dedim.
Pamir sesli bir biçimde "Benim de konuşmaya hakkım var mı?" Diye sordu. Konuklar kahkaha atarken ben de gülümsedim. "Bir tanem o nasıl laf? Tabi ki de söz hakkın var." Dedim.
Pamir konuklara bakarak "Her birinize, samimi dileklerinizi ve sevginizi esirgemediğiniz için teşekkür ederim." Dedi. Ardından bana bakarak cümlesine devam etti: "Hayatımın aşkını bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum."
Kristal bardağını hafifçe havaya kaldırdı. "Senin şerefine." Demesiyle konuklardan yüksek bir alkış sesi geldi. Önce yanağımdan öptü arından bardağındaki köpüklü içeceğinden bir yudum aldı.
"Şerefe." Dedim konuklara bardağımı göstererek.
Şarkı tekrardan çalmaya başlayınca konukların yanına geçip yalandan samimi şekilde konuştum. Partinin sonuna doğru "Katılan herkese tekrar teşekkür ederim, bu geceyi unutulmaz kılan sizlersiniz." Diye yalandan son cümlemi herkese söyledim.
Parti yavaşça bitmek üzereydi. Neredeyse herkes ayrılmıştı. Tek tük insanlar partinin son saniyesine kadar kalmıştı. Onlar da Esra ile samimi olduğunu sanan bir avuç aptalın teki.
Hava zaten kararmıştı. Akşamın karanlığı yavaşça etrafı sarmaya başladı. Pamir son kalan misafirleri yolcu edince yanıma geldi. "Vay be Esra, fazla iyimsersin." Dedi. Büyük ihtimalle partide elindeki tepsiyi yere düşüren garsonu ayağa kaldırdığım için diyor. "Sen de fazla aşıksın." Pamir alayla gülümserken evin içine girdim.
Arkamdan evin içine girince "Odan üst katta benim odamın karşısında." Diyerek yanından ayrıldım. Üst kata çıkıp odamın içine girdim. Odamın içinde bulunan banyoya girip yüzümdeki abartılı makyajı sildim.
Banyodan çıkıp giyeceğim kırmızı geceliği elime aldım. Üstüme kırmızı geceliği giyindim. Geceliğin ince askıları, omuzdan aşağıya doğru düşerken, zarif bir şekilde vücudu sarıyordu. Dantel işlemelerle süslenmişti, sanki bana özel tasarlanmış gibi vücudumu tamamen sardı.
Kapımın açılmasıyla arkamı dönüp baktım. "Pardon ya, senin odanı bilmeyince karşı odayı bulmak da biraz zor oldu." Dedi, kapını yanındaki duvara yaslanıp kollarını göğüslünün altında bağladı. Sırıtarak gözünü vücudumda gezdirdi.
"Yanlışlık olsa da baya doğru bir zamanda gelmişim." Dedi sesindeki alayı umursamadan göz devirdim. "Bu davranışın fazla komik. Hiç mi gecelik giyen kadın görmedin?" Diye sordum. Masanın üzerinden tokamı alıp saçımı bol bir topuz yaptım.
Pamir bana doğru birkaç adım atarak önüme geldi. Bana yakınlaşırken elimi saçımdan çekip ona bakındım. "Gördüm de bu kadarını görmedim be." Yalandan dudak bükmemle Pamir elini saçıma koydu. Demin yaptığım topuzu bozmak için tokamı aldı.
Omzuma düşen saçlarıma bakındı. Önüme gelen saçımı kulağımın arkasına koydu. "Bu ucuz numaraları ben yemem." Dedim.
Cümlemi tamamlamamla dışarıdan, fazlasıyla yakından gelen ateş sesi olduğum yerde sıçramama neden oldu.