Yüksek sesle kahkaha attım. Demek bu şerefsiz de Tolga rolü yapıyordu.
Uzattığı eli sıktım. "Memnun oldum Pamir Barlas." Pamir bana gülümseyerek elimi sıktı. Elimi geri çekip toplantı masasını gösterdim. "Oturalım konuşalım." Pamir toplantı masasının yanında duran sandalyeye oturunca baş koltuğa oturup bakındım.
Bana bakıp detaylıca inceledi. Ellerini masanın üstüne koyup siyah saçlı kıza baktı. "Yade sendeydi dimi sözleşme?" Kız kafasını olumlu anlamda sallarken çantasından iki üç kağıt çıkardı. Ayağa kalkıp kağıtları benim masamın üstüne koydu.
Bir kağıtlara bir Pamir'e baktım. Derin bir nefes verip sözleşmeyi hafifçe yana ittim. "Evlilik sözleşmesi mi bu?" Pamir sırıtarak "Bu kadar meraklı olduğunu bilsem önce evlilik sözleşmesini hazırlatırdım." Dedi. Alayla bir kahkaha attım. Bu salağı kim mafya yaptı ki?
"Ne evliliği?" Diye sordu Palaz.
Karsu yanımda olan sandalyeye oturup insanlara bakıyordu. "Tolga şirketleri birleştirmek istiyormuş, çalındığına dair evraklar var elinde. Pamir olarak da-" Susup Karsu'ya baktım. Palaz cümlemi anlamış olacak ki kaşlarını çattı.
"Bu gün karşılaşmış mıydık senle?" Diye sordu Pamir'in yanında oturan adam.
Kaşlarımı sinirle çattım. Karsu hızla dönüp bana baktığında gözlerini ismini bilmediğim adama diktim. Sikin kırılsın, orospu.
Her neyse, imzanı her kağıda atman lazım." Dedi siyah saçlı kız. Gözlerimi kıza getirdiğimde "Bu kadar eminsin yani imzalayacağımdan?" Diye söyledim.
Kızın konuşmasını bekledim ama "İmzalamayıp ne yapacaksın?" Diye sordu Pamir.
"Sizin o boş tehditlerinizi size sokabilir mesela." Dedi Palaz, belindeki silahı çıkarıp Pamir'in kafasına doğru tuttu. Pamir'in adamı belinden silah çıkarıp Palaz'ın kafasına doğrulttu.
Dizi mi çekiyoruz amına koyayım ya?
"Palaz indir." Dedim. Palaz bana emin olmak için baktığında kafamı onaylarcasına salladım. Palaz silahı indirince Pamir'in adamı da silahı indirdi.
"Tasmasını sıksın Simge, bu ne böyle? Üçe ikisiniz, şu veleti saymazsak." Dedi siyah saçlı kız. Karsu'ya mı velet dedi bu?
"Bu saçma konuşman bittiyse ciddileşelim mi?" Diye sordum, kız bana cevap vermeyince Pamir'e döndüm. "Senin asıl amacın ne? Neden uğraşıyorsun benimle?" Pamir derin bir nefes alıp verdi. "Zevk ya."
Senin zevkinin içinde sıçarım.
"Ciddileşecek misiniz?" Diye sordu Palaz. Pamir kafasını Palaz'a çevirip "Ciddi bir cevap versem tatmin mi olacaksın?" Diye sordu. Pamir kafasını olumlu anlamda salladı.
"Güç birleştirmek istiyorum çünkü ortak düşmanlarımız var, normal şekilde anlatsam anlamayacağı için Simge'yi tehdit etmek daha mantıklı geldi. "
Elinde her bilgim varken ne açıklama olursa olsun kabul edeceğim.
"Hangi düşman onlar?" Diye sordu Palaz. "Düşmanınız çok galiba bu soruyu sorduğunuza göre." Dedi siyah saçlı kız. İsmine ne demişti? Yade.
"Sadece yeni başlayanların az düşmanı olur."
Sessizlik oluşurken elime sözleşmeyi alıp bakındım. Kuralları tek tek okumaya başladım. Birer kural yüzünden kafamı kaldırdım. "Şirketin hisselerinden %60 istiyorsun." Pamir kafasını olumlu anlamda salladı. "En fazla 40."
Şuan pazarlık yapamayacak bir durumda olsan bile Pamir "Kabul." Dedi. Kabul etmesini beklemiyordum hatta %70'e falan çıkartmasını bekliyordum.
Gözlerim tekrardan sözleşmeye indirip sözleşmedeki maddeleri okumaya tekrardan başladım.
Genellikle kurallarda birbirimize söylemeden paparazzilerle konuşmamamız gerektiği veya sırrımızı ortaya çıkartmamız gerektiğini falan fistan yazıyordu.
İmzalamam gereken yeri imzaladım. "Arka tarafta bir madde daha var." Dedi Pamir.
Kağıdı bir arka tarafına çevirip bembeyaz bir kağıtta olan tek maddeye baktım. Bu çocuk gerçekten geri zekalı. Koskoca kaldı sadece bir madde yazarak kullanmış. Maddede ise Pamir Bey ne zaman isterse bana dokunabileceğini söylüyor.
İmzalamadan sözleşmeyi kenara ittirdim. "Son maddeye gerek yok." Pamir yalandan dudak büzdü. "En sevdiğim madde oydu." Dedi. Gülümseyerek ona bakındım.
"Sarı, şımarma."
Pamir ayağa kalkınca ona baktım. "Sarı mı? Başka bir lakap bulamadın mı gerçekten?" Diye söylendi. Ardından benim cevap vermemi beklemeden "Hadi ayağa kalk da evlenelim artık." Dedi. Bu kadar sabırsız olmasını ben de beklemiyordum.
"Palaz, Karsu ve diğer misafirlerimizi alıp odadan çıksanıza. Pamir ile özel konuşacağım."
Palaz oturduğu masadan kalkınca Karsu da kalktı. Pamir yanında getirdiği kişilere baktı. Kafasını onaylarcasına sallayınca iki kişi kalktı. Hep beraber odadan çıktıklarında ayağa kalktım.
Onun önüne geçmemle bana bakışları değişti. Artık merakla bakıyordu bana. "Amacın ne senin?" Pamir bana yaklaşıp dudaklarıma bakındı. Ardından sırıtarak gözlerime baktı. "Aşık oldum sana."
Geriye bir adım atıp gözlerinin içine bakındım. Bu durumdayken nasıl alay edebiliyordu? "Sarı saçlı mafya mı olur ya?" Pamir göz devirirken "Sarı pipi." Diye mırıldandım.
Pamir bana bakıp "Uzatma, iki güldük diye hemen şımarıyorsun. Ya şimdi gider nikah kıyarız ya da daha fazla süre vermem sana." Diye konuştu. Asıl şimdi tam bir mafya gibi ciddileşti.
"Tamam, paparazzilere ne diyeceğiz?" İtiraz etmemi bekliyordu fakat bunu yapmadım. Elinde o kadar koz varken seni sinirlendirecek değilim. O kozlarını elinden aldığımda senin küllerini özenle saklayacağım Tolga Pamir Barlas.
"Uzun süredir görüşüyorduk, düğüne gerek olduğunu düşünmediğimizden sade bir nikah kıydık. Yine de arkadaş arasında mini bir parti vermeyi düşünüyoruz." Bu onun şuan kurduğu cümle değil, ezberlemiş veya bunu önceden düşünmüştü.
Kafamı onaylarcasına salladım. "Bu arada benim evde yaşayacağız." Dedim, ona bakıp "Bunu da reddetmezsin dimi?" Diye sordum.
Önce onun istediği büyük şeyleri kabul et sonra senin istediğini kabul etmek zorunda kalsın.
"Olur, yarın iç güvey olarak gelirim."
Kafamı onaylarcasına salladım. Kabine geçip "Çık." Diye seslendim. Üstümdekileri çıkarıp sabah giyindiğim kıyafeti tekrar giyindim. Pembe tonlarında makyaj yapıp kabinden çıktım.
Pamir yine koltuğuma oturmuş bakınıyordu. "Kaşınıyorsun." Dedim. Pamir alaylı bir biçimde "Kaşı." Dedi.
Bir şey demeden mekandan çıktım. Dışarıda bekleyen kişilerin yanına geçince elimde olan pembe küpeleri taktım. "Evlilik işini halletsene Kaya." Dedi Pamir, en azından isimlerini öğrendim.
Kızın ismi Yade erkeğin ismi Kaya.
Kaya telefonunu eline alıp bizden uzaklaştı. "Çok tuhaf birisin, görünüşün falan." Dedi Yade Karsu'ya bakarak. Karsu bir şey demeden yanıma gelince Yade'ye baktım. "Herkes senin gibi sosyal medyada birbirine benzeyen kızlardan değil ya, şaşırman normal." Yade bana yalandan gülümsedi.
Karsu'ya baktığımda Yade'ye baktığını gördüm. "Karsu." Dedim. Bana döndüğünde "Sen şirkete Palaz ile beraber arka kapıdan gireceksin." Dedim. Karsu kafasını onaylarcasına salladı.
Kaya yanımıza geri geldiğinde bize bakıp "Hallettim, evlilik cüzdanınız yarım saate hazır olur." Dedi.
Palaz yanıma gelip bana baktığında bir şey diyecek sandım ama bir şey demedi.
"Yarım saat burada mı takılacağız?" Diye sordu Yade. Pamir "Biz işimizi halledelim, senin şirketinin önünde buluşuruz." Dedi. Kaya yanlarından ayrılıp arabayı hazırlamaya gitti. Arabayla beraber gelince Pamir ve Yade de arabaya geçti.
Yanımızdan uzaklaştıklarında geri mekana girdik. "Şaka gibi lan, evleneceksin."
Palaz'ın sesi üzerine bir şey demedim. "Amacını merak ediyorum." Dedim. Karsu'ya baktığımda gözlerinin dolduğunu gördüm. "Ne oldu?" Karsu dolu olan gözlerini sildi. "Artık beni unutup onunla mı ilgileneceksin?" Karsu'nun yanına geçip ona sarıldım.
"Hayatımda her ne olursa olsun, senin bendeki yerin her zaman farklı." Dedim.
Karsu bana sıkıca sarılırken Palaz'a baktım. Şuan bu konuşmayı yapmaması için kaç göz işaretleri yaptım. Palaz anlamış olacak ki kafasını onaylarcasına salladı.
Geriye çekilip baş koltuğa oturdum. Telefonumun çalmasıyla telefona baktım. Bilinmeyen numara arıyordu. Telefonu açıp kulağıma götürdüm. "Magazincilere vereceğimiz fotoğraf için sana attığım konuma gelirsin artık." Pamir'in sesini duyunca göz devirip telefonu kapattım.
Pamir'i telefonuma Tolga diye kaydedip attığı konuma bakındım.
"Kimdi?" Diye sordu Palaz. "Pamir." Dedim.
Palaz sinirle bana bakarken ben gözlerimi Karsu'ya diktim.
Karsu boşluğa bakıyordu.
♞
"Burayı mı fotoğraf çekineceğimiz yer?" Arabadan inip etrafa bakındım. Beyaz bir binaydı, fazladan bir renk bile yoktu. Sanki her rengi unutmuş sadece beyaz rengi varmış gibiydi.
"Siz arabada bekleyin." Dedim Palaz ve Karsu'ya.
Binanın içine girince Yade'yi gördüm, beni beklediği kesindi. Bir etrafa bir de saatine bakıyordu. Beni görünce yanıma geldi. "En üst kata çıkacağız." Dedi, asistanlık mı yapacaktı? Ne kadar acınası.
Asansöre geçtiğimizde Yade düğmelerden 6'ya bastı. Asansör çalıştığında aynada kendime bakındım. Yade ise ne bana ne de aynaya bakıyordu. Dikkatle kaçıncı katta olduğumuzu yazan yere bakıyordu. "Gelmek üzereyiz." Dedi.
Ona doğru dönmemle elini hızla beline attı. Sırıtarak ona bakındım. "Korkuyor muydun?" Yade elini belinden çekip bana baktı. "Korku değil, sana güvenmiyorum." Dedi. Kesin öyledir. Zaten biz de tehdit ederek zorla yanımızda tuttuğumuz insanlardan korkmak yerine güvenmemek diye adlandırıyoruz.
Asansör kapısı açılınca karşıma iki oda çıktı. Yade birer odayı gösterdi. "Beyaz elbisen var, mini gelinlik gibi Esra'nın tarzı. Kendin hazırlanabilirsin değil mi?" Ona cevap vermeden gösterdiği odaya geçtim. Bomboş gelin odası gibi bir odaydı. Koltuğun üzerinde beyaz mini bir elbise vardı.
Zamanında bir partiye katıldığımda uzun elbiseleri sevmediğimi dile getirmiştim. Esra'nın neyi sevip sevmediğini bilmeleri bile çok şaşırtıcı. Bu işte bir bokluk var.
Üstümdekini çıkarıp beyaz mini elbiseyi giyindim. Saçımı topladıktan sonra masada duran makyaj malzemelerini kullanarak makyajımı tazeledim.
Tamamen hazır olunca odadan çıktım. Karşımda takım elbiseyle duran Pamir'i gördüm. Gözleriyle beni baştan aşağıya süzdü. Gözleri bacaklarıma gelince sırıtmaya başladı. "Çek o gözlerini." Dedim. Pamir gözlerini gözlerimle buluşturdu.
Ona doğru birkaç adım attım.
Önüne gelince gözlerine daha yakından baktım. Ne yapmaya çalıştığını öğrendiğim an itibariyle o gözlerini oymazsam bana da Simge Doğu demesinler.
Pamir yana doğru dönüp asansörü çağırdı. "Nikah memuru ile birkaç fotoğraf çekindikten sonra sosyal medyanda paylaşırsın." Asansörün kapısı açılınca içeriye geçtim. "Sosyal medyam yok." Pamir bana 'ciddi misin' diye bakarken aynada kendime bakınmaya başladım.
Pamir asansör düğmesine bastı. "Paparazziler bizi dış kapıda bekliyor olacaklar." Dedi.
Elime telefonu alıp Palaz'a mesaj attım.
Simge: Paparazziler buradaymış, siz şirkete geçin. Ben Tolga ile beraber geleceğim.
Telefonumu kapatıp Pamir'e bakındım. "Bir dahakine bana haber ver." Pamir kafasını onaylarcasına salladı.
Asansörden çıktıktan sonra Pamir'i takip ederek bir odaya girdim. Nikah memuru kıyafeti giren bir adam ve Kaya vardı. Adam büyük bir masanın arka tarafında oturuyor önünde ise iki tekli koltuk vardı. Masada evlilik cüzdanı vardı.
Koltuktan birine oturup adama bakındım. "Gülümse biraz." Dedi Pamir.
Esra rolünü şimdi mi yapacaktım cidden?
Gülümseyerek elime evlilik cüzdanını aldım. Kaya yandan fotoğrafımızı çekerken evlilik cüzdanın imza kısmına 'Allah belanı versin.' yazdım.
Evlilik cüzdanını Pamir'e uzattım. İmza kısmına bakıp kahkaha attı ardından gülerek bir şeyler yazdı. Evlilik cüzdanını bana verince ayağa kalktım. "Sarılsanıza, inandırıcı olsun." Dedi Kaya.
Pamir ayağa kalkıp bana baktı. Bana yakınlaşıp elini belime sardı, ellerimi boynuna sarıp kameraya karşı evlilik cüzdanını gösterdim. Ergen insanlara döndük iyicene, gören bizi mafya sanmaz.
Kaya fotoğrafımızı çektiği an Pamir'den hızla ayrıldım.
Odadan çıktığımızda Kaya bize bakıp "Paparazzilere yolladım." Dedi.
Pamir bana bakıp elini uzattı.
"Hazır mısın Esra Barlas?"
"Hazırım Tolga Barlas." Uzattığı eli tuttum.
Paparazzilerin önüne geçtiğimizde yoğunluk dikkatimi çekmiş hatta sinirimi bozmuştu. Kaç yıldır Esra taklidi yapıyorum bu kadar paparazziyi bir arada görmedim.
Pamir elimi sıkıca tutuyordu. Gözümü kamaştıran flaş ışıkları yüzünden gözlerimi hafifçe kıstım.
"Karım flaştan rahatsız oluyor. Flaşları kapatırsanız soracağınız sorulara cevap vermek isteriz." Dedi Pamir.
Kameranlar flaşları kapattığında gözlerimi açıp bakındım. Pamir elimi bırakınca ona bakındım. Elimi belime koyup kameralara gülümsedi.
"Ne zaman tanıştınız?" Diye sordu mikrofonu tutan bir kadın. Pamir bana bakarak gülümsedi. "Bunu sen anlat istersen, sen daha güzel anlatıyorsun." Ulan şerefsiz, topu bana attı.
"Aslında çok güzel bir hikayemiz yok, birer toplantıda tanıştık." Dedim. Pamir yanağımdan öperek "O sırada anladım hayatımın aşkı olduğunu." Dedi. Gülerek ona bakındım. Orospu çocuğu bir kere daha beni öp, öldürürüm seni.
"Tolga Bey neden kendinizi sır gibi sakladınız?"
Bu sorunun cevabını ben de merak ediyorum. Sonuçta koskocaman Barlas Holding sahibisin. Neden bir insan kendini hiç göstermez ve neden şuan gösterir ki?
Pamir gülümsemesini hafifçe bozdu. "Pek sevmiyorum kendimi göstermeyi ama artık zamanının geldiğini düşündüm. Hem gizemli kurucu olmaktan sonra gizemli eş olmak epey bir yorucu olur diye düşündüm." Diye açıklama yaptı. Bana bakarak konuşmasına devam etti: "Esra'nın yanında durarak kendimi göstermek sandığımdan da güzel."
Gülümseyerek ona baktım. Aşık rolü yapıyorsun demek. Pekala Pamir, ben de sana eşlik edeceğim.
İki elimi bana yakın olan omzuna koyup tamamen ona döndüm. Gözlerimi gözlerine dikerek gülümsedim. "Hayatım, sen böyle her konuştuğunda doğru adamı seçtiğimi tekrar ve tekrar fark ediyorum."
Pamir kafasını bana çevirip gülümsedi. "Sizin birbirinize aşık olduğunuzu yakından görmek çok güzelmiş, önce kim aşık olduğunu söyledi?" Diye sordu kadın. Pamir gülümsemesini hafifçe soldurdu.
Evet Pamir, bunu yapacağım.
Kafamı kameralardan birine çevirip "Tolga." Diye cevap verdim. Pamir'e geri döndüğümde bana sinirle gülümsediğini gördüm.
Kameramanlar arasında bir gülüşme oldu. "Tolga Bey'in haline bakılırsa bunu söylemenizi istemiyordu." Dedi başka bir kadın.
"Özel hayatımı bu kadar detaylı paylaşmaktan haz etmiyorum." Dedi.
Araba gelince arabaya bakındım. "Çok hızlı bir soru daha alalım sonrasında zaten sizinle oturup konuşacağız." Dedi Pamir.
Paparazzilerden biri "Şirketleri birleştirme düşünceniz var mı?" Diye sordu. Bu soruyu ben cevaplarsam en büyük şirketin kurucusuna kafayı taktığımı ve oltaya düşürdüğümü söyleyeceklerdi.
Pamir eline düştüğümü anladığı için bana bakarak sırıttı. Yalandan öksürmemle Pamir önüne döndü. "Aslında ben birleştirmeyi teklif ediyorum ama Esra fazla inatçı." Bana bakarak konuşmasına devam etti: "Umarım bir gün birleştirmeyi kabul eder."
Pamir daha fazla soru kabul etmeyeceğini söyleyerek elimi tuttu. Beraber paparazzilerin arasından geçtik. Vale arabanın ön kapısını açınca arabaya geçtim. Pamir arabanın anahtarın alıp şoför koltuğuna geçti.
Arabayı çalıştırınca bulunduğumuz konumdan uzaklaştık. "Niye şirketleri birleştirdiğimizi söyledin?" Diye sordum ardından "Soruyu değişelim: Neden elinde beni bitirme fırsatı varken kullanmadın?" Diye devam ettim.
Pamir bana cevap vermeden arabayı sürmeye cevap veriyordu. "Soru sordum." Dedim. Pamir bana bakıp tekrardan önüne döndü. "Pamir, soruma cevap ver."
Pamir arabayı bir kenara çekip bana bakındı. "Sence gerçekten seni bitirmek mi istiyorum Simge?" Diye sordu.
"O zaman direkt amacını söyle." Pamir derin bir nefes alıp verdi. "Çetin onları bitirmek istiyorum ve ona yakın olan tek kadın mafya sensin." Çetin kim ya? Ben kimseyle yakın değilim ki? "Gerçek ismi Alpkunt." Kaşlarımı çattım.
Bitmiyor ki anasını siktiğim insanları. "Neden bitirmek istiyorsun onu?"
Alpkunt'u yakından tanıyorum ama bana hiçbir zararı olmadı. Birkaç kere toplantıma geldi hatta bana silah kaçakçılığı için ortak olmayı teklif etti fakat onu reddettikten sonra görüşmedik.
"Silahlarımı çaldı yetmemiş gibi beni toplantıda sattı."
Dediğini ciddi bir şekilde dinledim ama cümle sonunda kahkaha attım. "Çocuk gibi birbirinizden silah mı çalıyorsunuz?" Diye sordum. Pamir tüm ciddiyetiyle bana bakarak "Beni kız kardeşimle tehdit etti." Dedi.
Kız kardeşi mi vardı? Olaylar yavaş yavaş ciddileşmişti. "Ne diye tehdit etti?" Arkasına yaslanıp bana bakındı. "Orayı seni alakadar eden bir taraf değil."
Sonucu söyleyip nedenlerini anlatmayan insanlardan nefret ediyorum.
"Evlendik, şirketleri birleştirdik ama Alpkunt konusunda sana yardım edeceğimi nereden çıkardın?"
Elini direksiyona koydu. "Çıkarmadım." Elini direksiyondan çekip bana baktı. "Yardım edeceğine eminim."
Kaşlarımı yukarıya kaldırdım. Arkama yaslandım. Gülecekken Pamir tekrardan konuştu: "Ben onu reddettim diye bu başıma geldi, benden sonra sıra sende."
Kaşlarımı çatarak ona döndüm. "Ne demek sıra bende?" Pamir telefonu eline alıp mesajlar kısmına girdi. Ardından bana kendi ve Alpkunt ile olan mesajları gösterdi.
Pamir: Ne saçmalıyorsun? Adam gibi karşıma çık ve konuş.
Alpkunt: Seni öldürmeden hayatım düzene girmeyecek değil mi? Bana yaşattığın her şeyi sana yaşatacağım.
Pamir: Klavye artistliği yapma, mekanıma bekliyorum.
Telefondan kafamı kaldırıp Pamir'e bakındım. "Burada benim hakkımda bir şey yazmıyor." Dedim. Pamir bana bakarken telefona bir mesaj geldi. Telefona geri bakındım.
Alpkunt: O orospu Simge ile de ilgileneceğim. Güç birleştirmeye çalıştın değil mi? Orospu çocuğu.
Telefona sırıtarak baktım. Alpkunt'un yapacağı, yazacağı her şeyi önceden tahmin etmesi havalıydı ama bu kadar zamanlama tesadüf olabilir mi?
Telefonu Pamir'e uzattım. "Anladım."
Pamir arabayı çalıştırdığında aklımda tilkiler dönüyordu.
Pamir'e güvenmiyorum ama Alpkunt'dan nefret ediyorum. Kendini üstün gören, kadınların hepsine orospu muamelesi yapan biriydi. Zaten onun teklifini bu nedenle kabul etmemiştim. Bana direkt olarak beni baştan atıp benim adamlarımla benim yerime geçmek istediğini ima etmişti.
Peki ya Pamir neden bende yardım almak istedi? Benden güçlü olduğunu biliyorum. Belki de Tolga olarak güçlüdür. Benden ise Pamir olarak yardım istemiştir.
Ona bakındım, kaşlarını çatınmış yola bakıyordu.
Sarı saçlarını ortadan ikiye ayırmıştı. Burnunda hafif bir yamukluk vardı. Vücudu kaslıydı, oldukça fazla kası vardı. Bana yandan bir bakış attığında önüme döndüm.
"Şirketine gelmek üzereyiz." Dedi. Belki ben evime gitmek istiyorum? "Palaz onlara şirkete arka kapıdan girin demiştin yanlış hatırlamıyorsam." Dediğim hiçbir şeyi unutmuyor.
"Bu günlük işim var. Yarın mekanda ol Alpkunt işini konuşuruz."
"Yarın akşam evimde evlendiğimize dair parti veririz." Dedim. Arabayı durdurduğunda arabadan indim. Palaz arkamdan bana bakarken şirkete geçtim.
İçeriye girer girmez Eray yanıma geldi. "Telefonlarımız susmuyor." Dedi. Ona baktığımda "Tolga Barlas ile evlendiğinizi duyan herkes bizimle iş yapmak istiyor. Bizim üzerimizden Tolga Bey ile konuşmak istiyorlar."
Derin bir nefes alıp verdim. Odama geçip koltuğuma oturdum. "Telefonları meşgul tut Eray." Dedim. Eray bana bakarken gülümseyerek ona bakındım. "Çıkmayı düşünüyor musun?" Eray bana boyun eğerek odamdan çıktı.
Eray'ın çıkmasından daha beş dakika geçmeden içeriye Karsu ve Palaz girdi.
Karsu beni görünce gülümseyerek koltuğa oturdu. Palaz ise ayakta durarak bana bakıyordu. "Konu Alpkunt."
Ertesi Gün
"Simge!" Karsu'nun sesli artık bir yerde sonra kulağımdan gitmedi. Bağırmaya devam ediyor ve asla susmuyordu.
Yatağımdan kalkıp söylenir bir biçimde alt kata indim. Mutfağa geçip masaya baktım. Her şey sipariş etmiş ama kendi yapmış gibi tabaklara koymuştu. Elime pizza kutusunu alıp "Barı bunları imha et." Dedim.
Karsu bana bakarak sırıttı. "Sen de her şeye dikkat ediyorsun ya." Dedi. Yanına geçip ona bakındım. "Palaz duşa girdi, gelecek az sonra." Palaz ne ara geldi de evimde duşa girdi?
Sandalyelerden birine oturup pizzadan bir dilim aldım. "Ne zaman geldi?" Karsu bana bakınıp "Bir saat falan oldu." Dedi. Yanımdaki sandalyeye oturup kolasından bir yudum aldı.
Palaz yanımıza gelince ona bakındım. Saçları hâlâ ıslaktı giydiği siyah gömleği ve siyah pantolonunu hafifçe üstüne yapılmıştı. Kaslı vücudu belli oluyordu.
Yanıma gelince karşı sandalyeye oturdu. "Niye benim evde duş aldın?" Diye sordum. Palaz "Sabah Esra'ya tehdit mesaji atan kişiyi buldum." Dedi. Cebinden işaret parmağım kadar küçük bir şişe çıkattı. Bana uzattığında elime alıp şişenin içine baktım. Kül vardı. "O kadar değerli biri değildi bu nedenle az getirdim."
Şişeyi Karsu'ya verdim. Karsu şişeye bakarken "Çöpe at." Dedim. Bakışlarımı Palaz'a çevirdim. "Esra'yı linçleyenleri de mi öldüreceksin?" Palaz bir sey demeden bana bakarken önüme döndüm.
Karsu verdiğim şişeyi çöpe attıktan sonra tekrardan kendi sandalyesine oturdu. Kahvaltı yapmaya başladığımızda Telefonuma gelen bildirim sesleri yüzünden kaşlarım hafifçe attım. Üst üste durmadan bir sürü bildirim sesi geliyordu.
Telefonu elime alıp bildirimlere bakındığımda neredeyse bütün bildirimler, Tolga ile evlendiğim için Esra'yı tebrik ediyordu. Umursamadan telefonumu sessize alarak kahvaltıya devam ettim.
Kahvaltı bitince Karsu yanımızdan ayrılıp elini yıkamaya gitti. Palaz bana bakarak "Adamı öldürmedim sadece sakat bıraktım." Dedi. Elimdeki bardağı masaya koyarak gözlerinin içine bakındım. "Kül ne iş?" Palaz sorumun üzerine "Parmaklarından çıkan kül." Dedi.
"Bir daha benden habersiz böyle saçma şeyleri kalkışma. Ayrıca yarım kalmış içeriden nefret ederim. Masadan kalktıktan sonraki git ve adam öldür."
Palaz kafasını onaylarcasına sallarken "Emredersin." Dedi.
Sandalyem ile kalkıp üst kata çıktım. Odanın içerisinde bulunan lavaboya geçip elimi ve yüzümü yıkadım. Yatağın yanına geçtiğimde yatağın üstüne bakarak telefonu aradım fakat telefonu mutfakta unuttuğum aklıma gelince umursamadan üstümü değişmeye başladım.
Üstümde olan siyah gecelikleri çıkarıp dolabın kapağını açtım. Saçlarımla aynı renkte olan kırmızı ama uzaktan bordo gibi gözüken mini elbiseye elime aldım.
Elbiseyi giyinip boy aynasında kendime bakındım. Saçlarımı dağınık bir topuz yaparak önümde olan kısa saçları kırmızı tel tokayla tutturdum.
Makyajımı yaptıktan sonra en son kırmızı rujumu elime alıp dudağıma sürdüm. Alt kata inip mutfağa geçtiğimde kimseyi göremeyince masanın üzerinde olan telefonumu elime alıp "Karsu!" Diye seslendim. Karsu sesimi duyar duymaz salondan yanıma gelip bana baktı.
"Palaz çıktı mı?"
"Evet ya ben de birazdan çıkacağım çünkü öğleden sonra dersim var okula geçmem gerekiyor." Dedi. Kollarımı göğsümün orada bağlayıp "Sen liseye gitmiyor musun? Nasıl sabah gitmiyorsun, sadece öğleden sonra gidiyorsun?" Diye sordum. Karsu bana gülümseyerek "Bizim okulda sabahçı ve öğleci var. Ben de sabahleyin uyanamayacağım için öğleden sonra okula gitmeyi tercih ettim." Dedi.
Ne kadar saçma bir sistem. Öğrencilere tam olarak eğitim vermiyorlar mı?
"Okulun pek hoşuma gitmedi. Zaten hiç veli toplantısı falan da olmadı. Sen okulunun ismini söylesene, senin kaydını aldırıp özel bir okula yazdıracağım."
Söylediğim cümlelerden sonra Karsu'nun gülümseyen yüzü yavaşça solmuştu. "Buna gerek yok gerçekten." Dedi. Kaşlarımı çattım. Gözlerini benden kaçırıyordu. Bir şeyler söylemek istercesine alt dudağını ısırdı.
"Arkadaşımı bırakmak istemiyorum fakat bu söylediğim sana saçma geleceği için her türlü beni okulundan alacağını biliyorum."
Hafifçe kafasını eğdi, dizini sallamaya başladı. "Kafanı kaldır." Karsu kafasını kaldırıp bana bakındı. "Karsu bir şey istemiyorsan seni zorlayamam." Yüzüne tekrardan gülümseme yerleşti. Kollarını açıp bana doğru sarılacaktı ki geriye doğru bir adım attım.
"Sarılma yok." Diye mırıldanarak geriye çekildi.
Ardından etrafa bakarak sırıtmaya devam etti bi süre. "Okula geçeceğim sonrasında kızlarla gezeceğiz." Kafamı onaylarcasına salladıktan sonra Karsu eline sırt çantasını alıp sırtına taktı.
"Saat daha sabahın sekizi, okulun öğleden sonra değil mi?"
"Kızlarla erkenden buluşup sınava çalışacağız." Dedi gülümseyerek ona bakındım. "Tamam dikkat et ve bir şey olursa beni haber et."
Karsu bahçe tarafından çıktıktan sonra telefonuma bakındım. Palaz ile sohbete girip mesaj yazmaya başladım.
Simge: Karsu'yu takip ettir.
Bildirimlerim her zamankinden daha fazlaydı. Gereksiz tebrik mesajları bir yana bir de gereksiz insanlar benimle beraber iş yapmak istiyorlardı. Ben sizin gibi insanlarla iş yapar mıyım?
Bildirimlerde yavaş yavaş aşağı doğru inerken Pamir'in beni 4 5 defa aradığını fark ettim. Dış kapıya doğru yöneldim.
Tam dış kapının elçeğine elime atmamla Pamir'in beni araması bir oldu. Telefonu açıp kulağıma götürdüm.
"Ne var Pamir?" Diye söyledim. Kapıyı açmamla karşımda duran Alpkunt ile göz göze geldik.
Arkasında birkaç tane takım elbiseli adam önde ise kendisi duruyordu. Bana bakıp hafifçe sırıttı.
"Alpkunt senin yanına geliyor." Diye konuştu Pamir. "Geldi." Dedim, telefonu kulağımdan uzaklaştırıp kapattım.