Ha siktir ya!
Bozuntuya vermeden alt dudağını ısırarak geriye çekildim. Simge tedirgin bir yüz ifadesiyle bana bakarken "İyi misin?" Diye sordum.
Şimdi kız bana 'Ulan cibilliyetsiz, ne sikime öpüyorsun?' dese ne diyeceğim? Yaren'e düşünmeden hareket ediyorsun derken ben bunu çok mu düşündüm?
Bana bakışlarında sinir yoktu ama sevgi de yoktu.
Tepki versene lan kadın!
Simge'nin telefonundan ses gelince telefonu eline aldı. Ekrana bakınmaya çalıştım ama göremeyince "Efendim Palaz?" Diyerek kim olduğunu öğrendim. Önüme dönüp yola bakındım.
Arabayı çalıştırırken "Tamam, az sonra evde oluruz." Dedi Simge.
Yola hazırlanırken Hemşire kapıda bizi bekliyormuş." Dedi. Bana açıklama mı yaptı? Kızmamış lan. Kızsaydı hiç açıklama yapmazdı, değil mi? Arabayı sürmeye başladığımda sırıtmama mani olmadım.
Ulan ben ne ballı adamım.
Hem öpüyorum hem de azar yemiyorum. Yaren'i ilk öptüğümde ağzıma sıçmıştı. Ne olurdu Simge gibi uslu olsaydı? Her neyse, Yaren'in her halinden memnunum.
Boğazıma kaçan gıcık yüzünden yalandan öksürdüm. Elimi vites topuzuna atıp istediğim şekilde ayarladım. U dönüşü yaparken dikkatli olmaya çalıştım.
Simge'ye baktığımda beni hayranlıkla izlediğini gördüm. Gülerek önüme döndüm. "Ne oldu?" Diye sordu. Simge'ye hızla bakındım ardından yola baktım. "Sabah kavga ettik şimdi ise konuşamıyoruz."
"Konuşmak mı istersin?" Dedi. "Öpmek isterim." Dedim.
Bana sinirlenmesi lazımken sinirlenmedi. Demek ki kendimi sevdirmeyi başardım. "Çok konuşuyorsun Pamir Barlas." Dedi huysuz bir nene gibi.
"Susturma yöntemimi öğretmemi ister misin Simge Barlas?"
Derin bir nefes alıp verdi.
Sırıtmamak için kendimi tuttum ama dudaklarım benden bağımsız hareket ediyordu.
Simge camı açtığında ben de kendi kapımdaki camı açtım. "İçerideki alevi rüzgar mı söndürecek?" Diye sordum alaylı bir biçimde. "Kaşınma, arabayı sür." Dedi sert bir ses tonuyla. Biraz daha gevşek olursam ne karizmam kalır ne de bana olan yumuşak tavrı.
Gülerek arabayı sürmeye devam ettim fakat Kaya'dan gelen arama sesi bütün arabayı doldurdu. Teybe dokunarak telefonu açtım. "Efendim Kaya?" Dedim. Yanımda Simge olduğunu unutmuş olamaz değil mi?
"Akşam ofise gelebilir misin? Bazı evraklarda Tolga Barlas'ın imzası lazım." Unutmamış, işte benim adamım!
Simge'ye bakındım. "Karıma sormam lazım, malum evliyim ben." Önüme dönüp yola bakındım. Simge yanımda gülmeye başladığında "Ankara pavyona gidelim dedim sanki, gel işte uzatma." Dedi Kaya.
Arabayı park etmek için arabayı kenara çektim. "Tamam, eve geldim sonra konuşuruz." Diyerek teybi kapattım.
Arabayı tamamen durdurduğumda arabadan çıktık. Evin önünde bir kadın gördüm. Hemşire olmalıydı. "Bu kadın kim?" Diye sordum. Simge'nin yanına geçtim. Her şeyi unuttuğumu ama senin hakkındaki detayları unutmadığımı sanacaksın.
"Hemşire." Diye cevap verdi.
Kapının önüne geçince "Hoş geldin." Dedi. Hemşireye bakmaya devam ettiğimde "Hoş buldum." Dedi. Kibar birine benziyor ama hiç emin olamadım.
Hemşirenin elinde bir sürü ekipman vardı. Ameliyat mı edecek?
Simge kapıyı açtığında içeriye girdik. Salona geçmemle kolumu açması bir oldu. "Üstümdekini tamamen çıkarır mısın?" Diye sordu hemşire. Hayır deme şansım var mı?
Simge önüme geçip çocukmuşum gibi gömleği çıkarmaya yardım etti. Simge vücuduma bakarken aklıma hapiste gördüğüm şiddetli eğitim geldi.
"Akif baba, bu gün de mi ben yapacağım?" Akif baba bana bakarak kısık bir ses tonuyla güldü. "Senden başka biri yapabilir mi?"
Kafamı eğmemle arkamdan bir adamın sırtıma kemerle vurduğunu hissettim. Acıyla inlerken "Kafanı hiçbir zaman eğmeyeceksin!" Diye bağırdı.
Kafamı kaldırıp derin nefesler aldım. Akif baba arkamda olan adama tekrardan vurması için kaş göz işareti yaparken hızlı nefes alış verişlerimle beklemeye başladım.
Sırtımda tekrardan bir kemer hissettim.
Nefes alırken alt dudağım titriyordu. "Durumu kurtarma şansın varken kurtaracaksın. Tişörtünü giy ve paspas yap." Kafamı onaylarcasına salladım.
Yatağımda olan tişörtü giydim. Elime paspası alıp lavaboya doğru geçtim.
Simge vücudumu incelerken arkama geçmişti. Simge önüme gelince çatmış olduğu kaşını gördüm. "Durumu şu an için stabil, ancak kolundaki yara ciddi." Dedi hemşire.
Aklımda vurulduğum kolum yoktu. Tamamen yaralarımı Simge'nin görmesi vardı. Bunu görmemesi lazımdı. En azından onu öptüğüm gün bunu görmemesi lazımdı.
Hemşire malzemeleri hazırladıktan sonra kolumla ilgilenmeye başladı. Simge yanıma oturup kolumda olan çiziklere bakıyordu. Birkaç kere ölümden döndüm diye ağlayacak gibi bakmasına ne gerek var?
Hemşire işini bitirdikten sonra teşekkür ettim. Hemşire evden çıkınca Simge bir dakika bile beklemeden "Vücudunun hali ne?" Diye sordu.
Üstüme gömleği giyinmeye çalışırken Simge tekrardan yardım etti. Abartıyor olabilir mi? Annemmiş gibi davranıyor. "Her mafyanın, mafya olma hikayesi vardır değil mi?" Gömleğimi iliklerken kendimi tutamayarak "Bayıl istiyorsan bir de Feriha." Dedim.
Bana daha fazla acımasına gerek yok.
Hızla ayağa kalkıp elime telefonu aldım. Hızla Yaren'i aradım. Telefonu kulağıma götürmemle "Bir şey mi oldu?" Dedi titreyen sesiyle Yaren.
"Kaya, sana atacağım adresin kamera kayıtlarına ulaşman lazım." Dedim.
Yaren "Ben... Özür dilerim." Derken telefonu kulağımdan uzaklaştırıp mesajlar kısmına girdim.
Doruk: Akşam ne işin varsa iptal et.
Yaren'e mesajı attıktan sonra telefonu tekrardan kulağıma götürdüm. "Tamamdır, attım." Dedim.
Telefonu kulağımdan uzaklaştırmamla Simge önüme geçti. Sana gelen kutuyu kimin yolladığını öğreneceğim." Dedim. Kafasını onaylarcasına salladı. O kadar safsın ki. Asıl ben sana acıyorum.
Ellerimi beline sarıp kendime çektim. "Öptüğüm için sinirli misin?" Hafifçe gülümsedi. "Değilim." Olamazsın zaten, seni kendime bağlamak için kaç yıldır uğraşıyorum haberin var mı?
Kaşlarımı yukarıya kaldırıp indirdim. "Yani yine öpsem, kızmazsın."
Basit kızları hiç sevmiyorum be kızıl.
Ellerimi göğümsüme koyup beni hafifçe ittirdi. "Şansını zorlama yoks-"
"Beni yakıp külümü odandaki vazonun içine mi koyarsın?" Kaşlarını çatarken aklımdan geçen tek şey, ne kadar salak olduğu oldu. "Bunu sana dediğimi hatırlamıyorum." Dedi sert olmaya çalışan küçük bir çocuk gibi. "Evleneceğim kadını araştırdım."
Göz devirerek tamamen geriye çekildi.
Simge'nin telefonundan ses gelince telefonu eline aldı. Kulağına götürüp "Efendim Palaz?" Dedi.
Bu adam her yerden neden çıkıyor? Bitmedi, kurtulamıyoruz.
Kafamı çevirip dinlemiyormuş gibi yapmaya başladım. "Öncelik hangisi?" Acaba neye, kime öncelik veriyorlar? Konuyu bana diyecek mi?
Koltuğa oturup Simge'ye baktım. "Tamam, hazırlanıp geliyorum. Eray'a söyle toplantılarımı ayarlasın." Dedi. Demek ki Esra olacak. Telefonu kapattığında merakıma yenip düşerek "Nereye?" Diye sorudum.
Simge merdivene doğru gidince arkasından yol aldım. "Esra olarak toplantılara girmem lazım." Bingo! Doğru tahmin.
Berber Simge'nin odasına çıkınca duvara yaslanıp kızıl hatuna bakındım. Simge etrafa bakınırken benim bu akşam gelmeyeceğimi söylemem lazımdı. "Akşam Karla'yla beraber film gecesi yaparsınız. Ben işlerimi bitirirsem yetişmeye çalışırım." Dedim. Karsu ismini bilerek yanlış söylediğimi duysa benimle konuşmazdı.
"Karsu." Diyerek düzeltti. Sessiz bir biçimde "Her neyse işte." Dedim.
Gülümseyerek ona bakarken "Odadan çıkacak mısın? Malum üstümü değişeceğim." Dedi. Yalandan dudak büzdüm. Simge kahkaha atmaya başladı. "Bebek gibin sarı pipi."
Sarı pipi mi dedi bana? Sarı pipi ne ya?
"Sen de bebeğim gibisin kızıl."
Simge gözlerini benden ayırınca "Bir şey olursa ararsın, gelemeyecek kadar çok işim olursa da haber veririm." Dedim ciddi bir biçimde ardından odadan çıktım.
Evden çıkmadan önce etrafa bakındım. Evden çıkıp arabaya bindim. Arabayı çalıştırıp Kaya'nın evine doğru arabayı sürdüm. Kırmızı ışıkta durunca telefonu elime alıp Kaya'yı aradım. "Yalnızım, rahat konuş. Neredesin?" Hızla sordum. Kaya gecikmeden "Senin evindeyiz." Dedi. Telefonu kapatıp arabayı kendi evime doğru sürdüm.
Evime gelince Yaren'i kapıda gördüm. Yanıma gelecekken "Olduğun yerde kal." Diyerek gelmesini engelledim. Kapıdan geçip salonda oturan Karsu'ya bakındım. "Nerede Kaya?" Karsu telefondan kafasını kaldırıp "Arka odada." Dedi.
Arka odaya geçince Kaya'yı gördüm. Normalde burayı benim odamdı ama Kaya odayı tamamen değiştirmişti. Duvarlar eskimiş tablolarla süslenmişti ve eski ahşap mobilyaların üzerinde toz birikmişti. Odanın ortasında bir sandalyeye sıkıca bağlanmış bir şekilde oturan Çetin vardı.
Çetin'in gözleri öfke ve hırs doluydu ancak elleri ve kolları bağlı olduğu için hiçbir şey yapamıyordu. "Hoş geldin Doruk." Üstümdeki gömleği çıkarıp ahşap mobilyalarda duran siyah tişörtü giyindim. Altımdaki sıkı pantolonu çıkarıp siyah eşofmanı giyindim. "Hoş buldum."
Çetin'in gözlerini bana dikmişti. Bana bakarak "Ben bir şey yapmadım." Dedi. Esneyerek Kaya'nın yanına geçtim. Sessizce yaklaşarak Çetin'in karşısına geçtim. "Çetin bu nasıl oldu?" Diye sordum kolumu göstererek.
Başını kaldırarak bana bakındı. "Abi vallahi ben ateş etmedim koluna. Zaten ben nereden bileceğim silah tutmayı? Ben senden öğrendim her şeyi abi." Dedi yalvaran bir biçimde.
Kaya gülerek "Ulan eğittiğimiz adam büyümüş de bizi vuruyor." Dedi.
Çetin'in yüz ifadesi karışıktı. Pişmanlık ve öfke arasında gidip geliyordu. "Doruk abi bir kaza oldu, istemeden yaptım." Dedi Çetin. "Ee hani sen yapmamıştın?" Çetin kafasını eğdiğinde Kaya yüzüne yumruk attı. "Kafanı eğme!"
"Bunu yapmana gerek yok." Dedim net bir biçimde.
Çetin bana bakarken "Elektrik ver şuna. Sabaha kadar kalsın burada." Dedim. Alaycı bir ses tonuyla tekrardan konuştum: "Vaktimizi boşa harcıyorsun. Bir daha böyle bir olay olmaması için bu günden ders çıkarırsın."
Çetin arkamdan yalvarmaya devam ederken umursamadan kapıya yöneldim. "Simge'ye her şeyi anlatırım!" Arkama dönüp Çetin'e bakındım. "Ne dedin sen?"
Yüzümdeki gülümseme kayboldu ve yerini öfke aldı. "Seni uyarıyorum Çetin. Bu kadar inatçı olmanın sonuçlarına katlanmak istemezsin!" Dedim sert bir ses tonuyla.
Kaya vurmak için hazırlanırken "Bekle." Dedim. Çetin bana bakmaya devam etti. "Hadi Çetin. Sana son bir şans vereyim. Bize istediğimizi verirsen yani bize karşı itaatkar olursan. Seni serbest bırakırız ama yoksa..." cümlemi tamamlamadan tehditkar bir şekilde gülümsedim.
"Ben zaten siz ne isterseniz onu yapıyorum, başka ne yapmamı istiyorsunuz?"
Yalandan öksürüp "Son şansını harcadın Çetin. Özür dilemen lazımdı. Şimdi seni kendimiz alacağız." Dedim, sesimdeki öfke aleni bir şekilde duyuluyordu.
Çetin bana bakarken "Öldür." Dedim net bir biçimde. Kaya silahını çıkarıp Çetin'in kafasına doğru doğrulttu. "Abi lütfen, bir daha bir hata yaparsam ben kendi kafama sıkacağım. Lütfen affet." Çetin gözümün önünde ağlamaya başladığı an sırıtmaya başladım.
"Kaya indir silahı. Galiba Çetin gerekli şekilde bizi anladı." Çetin kafasını olumlu anlamda hızla salladı. Kaya silahı indirdi. "Bu son şansın." Kapıya tekrardan yöneldim.
Kaya arkamdan gülerken odadan çıktım. Salona geçtiğimde kızları gördüm. Yaren beni görünce tedirgin olsa da onu umursamadım. "Simge konusunu ne yapıyoruz?" Dedim.
Yade kendinden emin bir biçimde "Plana devam değil mi?" Diye sordu. Karsu ayağa kalkıp "Siz planı konuşurken ben Palaz'ın yanına gideceğim, sanki okulda olay varmış gibi konuşma yapacağım." Dedi.
"Film izleme gecenizde 'Mafya film mi izlesek?' diyerek espiri yapsana." Karsu bana bakıp güldü. Ardından dış kapıya yöneldi.
Kaya gelince Yade'nin yanına oturdu. "Öldürmedim ama ölmeyi hak ediyordu." Dedi. "Biliyorum ama şuan için Çetin bize lazım." Dedim.
Yade'nin soğuk bakışları, Kaya'nın düşünceli ifadesi ve Yaren'in sakin duruşu arasında bir gerginlik hissediliyordu ancak odaklanmamız gereken önemli bir iş vardı.
"Arkadaşlar." Dedim sessizce, odadakilerin dikkatini çekmek için. "Önümüzdeki planı konuşmalıyız. Akif baba ile iletişime geçtiğimde adımlarımızın önde olduğunu dememiz lazım."
Yaren sessizce başımı salladı, desteğini hissettirdi. O da benimle aynı şekilde düşünüyordu.
Yade ciddi bir ifadeyle konuşmaya başladı. Stratejiyi belirlemek için katkıda bulunarak. Kaya ise sessizce dinliyor ve ara sıra önemli noktalarda yorumlarını ekliyordu.
"Simge'nin adamları son zamanlarda daha sarsılıyor gibi, bana odaklanmasını sağladım." Diye mırıldandım, kafamı hafifçe sallayarak. "Birkaç hafta bile sürmez, öldürürüz Simge'yi."
Yaren sessizce başımı okşadı ve moral veren bir bakışla bana dönerek "Biz birlikte güçlüyüz Doruk. Simge'nin bize karşı yapabilecekleri bizi yıldıramaz." Dedi. Başımı çekip "Ne alaka Yaren? Senle bunu sonra konuşacağız." Dedim.
"Bir nevi doğruyu diyor çünkü Simge sana bağlanıyorsa onun sakladığı kağıtlara ulaşabiliriz." Yade'nin dediğini dikkatle dinledim.
Kaya düşünceli bir şekilde katıldı. "İyi ama nasıl? Simge'nin çetesi oldukça organize ve güçlü. Her şeyi geçtim Palaz asla gizli evrakları çıkarıp bize verdirmez." Yade sakin bir şekilde gülümsedi ve "İşte burada stratejimiz devreye giriyor. Onların zayıf noktalarını bulmalı ve bu zayıf noktalardan yararlanmalıyız." Dedi bana bakarak.
"Aşık oluyor gibi ama emin değilim. Bir iyi bir kötü davranıyor." Arkama yaslandım. "Simge'nin en büyük zayıf noktası ne olabilir?" Diye sordum, odadaki herkesin dikkatini çekmek için.
Kaya düşünceli bir şekilde düşündükten sonra "Belki de onun gücü, çetesi içindeki bağlılık ve sadakate dayanıyor olabilir. Eğer bu bağlılığı sarsabilirsek, onu zayıflatabiliriz." Dedi. Yaren ayağa kalkıp "Palaz içeriye daha fazla girmemize izin vermez." Dedi.
Yade'nin yüzünde bir ışıltı belirdi. "Doğru ama bu bir fırsat olabilir." Dedi heyecanla. Telefonunu çıkarıp hızla bana uzattı. "Palaz'ı içten bitirebilirim." Telefonu elime alıp Palaz'ın Yade'ye attığı 'Selam.' mesajına bakındım. "Durup dururken sana böyle bir mesaj atmaz, onun da amacı seni kullanmak olabilir."
Telefonu geri Yade'ye uzattım. "İyi o zaman, onun tuzağına düştüm sansın."
Plan hakkında konuşmaya devam ederken saat ilerliyordu. Kaya Akif babanın verdiği işi halletmek için Çetin ve Yade'yi alarak evden ayrılmıştı. Yaren ile baş başa kaldığımızda Yaren benle göz teması kurmamaya çalışıyordu.
Sonunda Yaren derin bir nefes alarak konuşmaya başladı. "Doruk ben... Gerçekten özür dilerim." Dedi yumuşak bir ses tonuyla. "Yaptığım hata için üzgünüm. Sadece bir an kıskançlıkla yolladım o bıçağı."
Ayağa kalkıp üstüme doğru yürümeye başladı. Önüme gelince kucağıma oturup elini boynuma sardı. "Özür dilerim." Gözlerini dudaklarıma indirdiği an içten bir nefes verdim.
"Küçük bir kıskançlığın yüzünden ne yaptığımın farkında mısın?"
Kafasını olumsuz anlamda sallarken kucağımda sürtünmeye başladı. "Yapma." Yaren boynuma birer buse bıraktığında "Neden?" Diye mırıldandı.
Kendisini bana bastırırken kafamı geriye yaslandım.
Kendimi düzeltip tekrardan "Yapma Yaren." Dedim. Beni umursamadan sürtünmeye devam etti.
"Onu öptüm."
Kurduğum iki kelime yüzünden durup bana bakındı. "Anlamadım?" Titreyerek çıkan sesine karşılık "Bir an ne yapacağımı bilemedim." Dedim.
Yaren kucağımdan kalkacakken elimi beline sardım. Yaren belindeki elimin üstüne elini koydu. Elimi belinden çekip kucağımdan kalktı. "Bunu yapmana gerek var mıydı?" Gözlerini yumdu ardından geri açıp "Tamam ben anlıyorum onu kendine aşık edeceksin falan ama bana neden ihanet ettin ki?" Diye sordu.
Ayağa kalktım. "Öptüm işte Yaren, o sıra seni düşünerek hareket etmedim." Yaren bir şey demek yerine lavaboya gitti. Elime telefonu alıp Simge'ye mesaj yazdım.
Doruk: Bu gece gelemeyeceğim kızıl hatun ama lütfen gel falan dersen gelmeye çalışırım ;)
Kapıdan gelen zil sesi yüzünden telefonu bırakıp kapıya yöneldim. Kapıyı açınca Eray ile karşılaştım. "Hoş geldin, geç içeriye." Eray içeriye girerken "Hoş buldum." Dedi.
Salona geçtiğimizde Yaren yanımıza gelip "Ben çıkıyorum, size iyi sohbetler." Dedi, dolu gözlerini benden kaçırmaya çalışarak. Bir şey demediğimi görünce evden çıktı.
"Simge hakkında son durumlar ne?"