İçeriğe geç

Şah Mat

Bölüm 28 · 21 dk okuma

Şah Mat

Bölüm 28

Mat: 9

Ertesi Gün

Erkenden kalkıp Yaren'in kapısının önüne gittim. Ellerimde çiçekler, kapında sırılsıklam...

Yaren'in evinin önünde durduğumda bir an tereddüt ettim. Sonra derin bir nefes alıp ve kapıyı çaldım. Kapı açıldığında Yaren'in yüzünde hâlâ öfke vardı.

"Konuşalım mı?" Elimde ki gül buketini ona uzattım. Yaren sessiz kaldı, arından elini çiçeklere doğru uzatınca sırıtmaya başladım. Gül buketini ittirip "Doruk siktir git." Dedi.

Kapıyı yüzüme kapatınca tekrardan zile bastım. Kapıyı tekrardan açmasını bekledim ama nafile.

Bıkkın bir şekilde geriye doğru attım.

Arabaya doğru ilerledim. Şoför koltuğuna geçince Yaren'in evine bakındım. Camdan bana bakıyordu. Göz göze geldiğimizde hızla perdeyi çekti.

Telefonumdan gelen sesle önüme döndüm. Telefonumu elime alıp bakındım. Akif baba görüntülü arıyordu. Nereden öğrendi bunu ya?

Telefonu önüme koydum. "Merhaba baba." Akif baba bana bakarken elimdeki gül buketini yan koltuğa koydum. "Simge'ye mi?" Bir şey demeden ekrana bakınmaya başladım.

"Simge'ye götür onu. Bir hafta sonra elimde belgeleri görmek istiyorum. Aksi taktirde neler olacağını biliyorsun."

Kafamı onaylarcasına salladım. "Karsu'yu öldürmeni istiyorum." Kaşlarımı hafifçe çattım. "Anlamadım."

"Karsu, Yade, Yaren, Kaya ve diğerleri. Sana sunduğum kim varsa öldürmeni istiyorum. Tabi Simge'nin elindeki belgeleri alırsan ayrı."

"Anladım, müsaadenizle kapatmam lazım Simge beni arıyor." Akif baba gülerek telefonu kapatınca telefonu yan koltuğa koydum. Direksiyona kafamı koyup derin bir nefes alıp verdim.

Sikerim böyle işi de bu durumu da ya!

Bunca yıl bir kere bile neden kendi istediğim gibi davranamadım?

Memurken çok mutluydum.

Direksiyondan kafamı kaldırıp arabayı çalıştırdım. Arabayı Simge'nin evine doğru sürmeye başladım. Yolda Yade aradı. "Hızlı bir biçimde planı söylüyorum, sözümü kesme. Simge'yi kahvaltıya götüreceksin, konumu sana attım. Çetin seni kahvaltıda arayacak ve olay çıkıp mekana gideceksiniz. Ben az sonra Palaz ile buluşacağım, onu da mekana götüreceğim. Mekandan birkaç fotoğrafı Akif babaya atacağız."

Derin bir nefes alıp verdim. "Güzelmiş." Dedim. "Restoranda bir hediye var, kıyafet."

"Tamam Yade."

"Bir sorun mu var?" Diye bir ses geldi telefondan. "Yok kapat, az kaldı." Yade telefonu kapatınca yoluma baktım.

Yaren'e kendimi nasıl affettireceğim?

Simge'nin evinin önüne gelince arabadan indim. Üstümü düzeltip evin kapısının önüne geçtim. Kapıya birkaç defa vurmamla Karsu kapıyı açtı. "Hoş geldin." Gülümseyerek bana bakarken yalandan gülümsedim.

Gülümsemesi hafifçe soldu. "İyi misin?" Kafamı olumlu anlamda salladım. "Yaren ile arayı düzeltemediniz mi?" Dedi. "Sen nereden biliyorsun?" Tek gözünü kırparak "Ben bilirim." Dedi.

Derin bir nefes alıp verdim. "Neyse, role başlayalım." Kafasını onaylarcasına salladı.

"Simge Pamir gelmiş." Karsu Simge'nin yanına gidip bana doğru seslendi. Çok bir zaman geçmeden "Pamir abi, uyanmıyor!" Dediğinde yüzüme yalandan gülümseme yerleştirdim.

"Karıım!" Evin içine girip sessizce oturan Karsu'nun yanından geçerken. Nazikçe gözlerini açtı. Ona yaklaşıp kollarımı etrafına doladım. "Günaydın güzelim." Dudaklarım hafifçe kıvrıldı.

"Günaydın." Diye mırıldandı.

Simge'nin yanağını öptüm. "Kahvaltı yapmaya gidiyoruz." Dedim. Ardından gözlerimi Simge'den ayırıp teklifimi duyan Karsu'ya baktım. "Sen de gelmek ister misin?"

Karsu'nun kafasını olumsuz bir şekilde salladığını gördüm. "Okula gitmem lazım."

Kafamı salladım. Simge'ye dönüp "Hadi biz gidelim." Dedim. Dış kapıya geldiğimizde "Bu halime mi?" Diye sordu.

Yüzüne baktığımda aklıma Yaren'in yüzü geldi. Uyandığında saçları karışırdı, gözlerini açamaz ve söylenirdi. "Sen her halinle güzelsin." Dedim.

Simge boynuma yaslanırken arabaya doğru gittim. Simge'yi koltuğuna oturtup kendi koltuğuma geçtim.

"Kime bunlar?" Diye sordu. Elindeki gül buketine bakındım. Önüme dönerken "Sence kime?" Dedim alaylı bir biçimde.

"Teşekkür ederim."

Arabayı çalıştırıp gideceğimiz yere telefondan baktım. Kafamın içinde sadece Yaren varken Simge yanımda "İyi misin?" Diye sordu. Kendime gelmek zorunda olduğumu anladım. Yalandan gülümseyen bir yüzle "Evet yavrum, sen yanımdayken kötü olabilir miyim?" Dedim.

Kendime tamamen gelmek için gözlerimi sıkıca yumdum ve açtım. Heyecanla Simge'ye bakındım. "Bugün senin için bir sürprizim var."

Önüme dönüp yola bakındığımda "Gerçekten mi? Ne tür bir sürpriz?" Diye sordu. Ananın amı sürprizi.

Gülümseyerek "Sürprizi gördüğünde çok seveceksin, birlikte harika vakit geçireceğiz." Dedim.

Bir süre sonra geleceğimiz yere vardığımda arabadan çıktım. Şık bir restorandın önündeydik. Yade bula bula burayı mı buldun ya?

"İşte sürprizim." Dedim. Piç kurusu teşekkür bile etmeden önden restoranda girdi.

Garsonlardan biri yanıma geldi. "Hoş geldiniz efendim." Dedi. Oturacağımız masaya doğru eşlik etti.

Masanın etrafında olan gülleri gördüğümde gülmemek için kendimi tuttum. Vay amına koyayım ya ben neymişim!

Simge'nin sandalyeye oturması için sandalyenin arkasına geçip hafifçe çektim. Simge sandalyeye otururken sandalyeyi çekip onu yere düşürmemek için kendimi tuttum. Karşıya geçip kendi sandalyeme oturdum.

Kafamın içinde Yaren'in sesi dolanırken Simge'ye odaklanamadım bu nedenle istemsizce sessizlik oluştu. Garson yanımıza gelip hediye kutusunu Simge'ye getirdiğinde Simge'nin yüzünde ki tedirginliği fark ettim.

"Benim hediyem."

Simge hediye kutusunu eline alıp açtı. İçinden parlak siyah renkte bir kıyafet çıkınca gülmemek için elimle ağzımı kapattım. Yade senin anneni sikeyim.

"Çok güzel." Dedi.

"Sana özel tasarlattım." Dedim. Yalancıyı sikmiyorlar ya bol keseden atıyorum.

"Giyinsene." Simge etrafa bakınırken konuşmaya devam ettim: "Lavabonun karşısında kabinler var."

Simge ayağa kalkıp yanımdan ayrıldı. Telefonumu elime alıp Yaren mesaj atmış mı diye bakındım ama atmamıştı. Hay böyle işin ya.

Elime telefonu alıp kimi arayacağıma baktım. Birini ararsam ve telefonu isterse 'Bunla neden konuşuyorsun?' diyebilirdi. Kimseyi aramasam 'Yüzüme kapatmış' diyebilirim.

Telefonu kulağıma götürüp esnedim. Ayağa kalkıp role girmek için kendimi hazırladım. "Sen ne diyorsun lan!?" Bağırarak söylediğim için ayak seslerinden anladığım kadarıyla Simge hızlı bir biçimde yanıma geldi.

"Orospunun evladı! Geliyorum beklesin beni!" Telefonu kulağımdan uzaklaştırdım.

Simge'ye doğru baktığımda üstündeki parlak kıyafetin duruşunu izledim. Göğüsleri ve kalçası meydana çıkmıştı. Bir an rolü unutup onu izlemeye devam ettim. Kendime geldiğimde "Çok güzelsin amına koyayım ya!" Dedim.

Gözlerimi kapatıp açtım. "Çetin mekanımı basmış."

Simge karşımda sinirlenmiş bir vaziyette durdu. "Ne demek bu? Mekanını biliyor muydu?" Kafamı önce sağ tarafa sonra sol tarafa eğerek ses çıkardım.

"Yemeği sonraya ertelesek olur mu?"

"Olur, ben de geleceğim." Zaten amaç senin gelmen kızıl. "Kolun zaten iyi değil, seni savunabilirim." O kadar iyisin ki sağ ol.

Restorandan çıkınca arabaya geçtik. Yol boyu ikimizden de ses çıkmadı. Mekanın önüne geldiğimizde ise sessizliği torpidoda duran silahı alarak bozdum. Silahı Simge'ye uzattım "Senin var mı?" Diye sordu. "Evet."

Arabadan inince mekanın içine girdik. Odama doğru ile ilerlemeye başladık. Acaba Simge'ye silah vererek yanlış mı yaptım? Belki de anlık bir sinirle Çetin'i vuracaktı. Keşke o silahı ona vermeseydim. Simge'nin elini sıkıca tuttum. En azından birini vuracak olursa elimi elinden ayırması lazımdı.

Odama geçince Çetin'i sandalyelerden birinde otururken gördüm. Ayağa kalkıp "Zamanın geldi Pamir. Bu işleri bitirmemiz gerekiyor yoksa herkes için daha da kötü olacak." Dedi. Kaya'ya baktığımda gülmemek için zor durduğunu anladım. Buna kim mafya filmi izletti?

Çetin silahını çıkarınca Simge diğer eliyle silahını çıkarıp Çetin'e doğru tuttu. Neden şüphe duyduğum her şey başıma geliyor ki?

"Sakin ol kızıl." Çetin silahını masaya koydu. "Başka silahın var mı?" Diye sordu Simge. "Üstümü aramak ister misin kızıl?" Çetin'in alaylı cevabı üzerine hafifçe gülümsedim.

"Çetin." Simge'nin elini bırakıp sandalyelerden birini çektim. "Otur güzelim." Böyle de sanki Çetin'e otur dedim gibi oldu. Simge çektiğim sandalyeye oturunca yanında ki sandalyeye oturdum. Ellerimi masaya koymamla Çetin gülmeye başladı. "Seninle bir yola girecek kadar enayi gibi mi gözükürüm?" Dedim.

Çetin alayla "Evet." Derken Kaya Çetin'in gevşek tarzına uyuz olmuş bir vaziyette "Öldürürüm seni." Dedi.

Çetin bana 'ciddi mi' bakışı atarken Kaya'ya döndüm. Sakin kalması için ona bakındım. Korku dolu gözleriyle "Zamanın gelmişti Pamir. Eğer bu işi bitirmek istiyorsan önümüzdeki hafta sonuna kadar bekleyebilirim. Sonrasında bir daha bu konuşmayı yapmayacağım." Dedi.

"Hangi konuşmayı tam olarak? Konuştun ama ben mi bilmiyorum?" Çetin tekrardan gülümsedi. Kafamı istemsizce salladım. "Anlaşıldı." Dedim.

Sandalyeden kalkıp "Çıkar bunu." Dedim. Kaya Çetin'in yanına geçti. Kolundan tutup ayağa kaldırdı.

"Bu arada." Çetin'e bakındım. "En sevdiğin parmağın hangisi?"

Akif babanın adamları yanlış yapınca en sevdiği parmağını kesiyordu. Çetin korku dolu bir biçimde bana baktı. "Saçmalama Pamir." Gülmeden edemedim. "Saçmalama!" Çetin bağırırken Kaya Çetin'i odadan çıkarttı.

"Parmak ne alaka?" Hakkımda hiç araştırma yapmaman üzdü be Simge. "Sadece senin mi koleksiyonun var?"

Yade ve Palaz içeriye girince Yade'ye bakındım. Yade yanıma gelip fısıldar bir biçimde "Yaren senle konuşmak istiyor." Dedi. Gülümseyerek Yade'ye bakındım ama Yade ciddi bir yüz ifadesiyle bakınınca moralim bozuldu.

Kafamı Simge'ye çevirdiğimde Palaz'ı gördüm. Hemen yanına oturmuştu.

"Çetin'in baskınıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?" Diye sordum.

Simge bana bakarken kaşlarını hafifçe çatmıştı. Yade'nin sesi üzerine gözlerimi Yade'ye çevirdim: "Bu işin peşini bırakmamız gerekiyor. Çetin'le sonuna kadar gitmeliyiz."

Kaya içeriye girince ona baktım. Odanın ortasına geçip bana sinirle bakındı. Ne yapmış olabilirim? "Durum ciddi ve bu sorunu çözmek yani uzlaşmak yapacağımız en kötü şey olur." Dedi. Role girmiş, ben de ne oldu diyorum...

Kaya planından bahsederken ben zaman geçiyordu. Zaman zaman bana kaş göz işaretleri yaparak bana mesaj vermeye çalışıyordu ama bir sik anlamıyordum.

Yaren ile ne zaman konuşacağım acaba? Bana ne diyecekti?

"Bunaldım ya." Dedim. Simge'nin elini sıkıca tuttum. "Gidelim mi?" Gözlerimi dudaklarına indirdim. İçimde pişmanlık duygusu belirdi.

"İşlerimizi halletmemiz lazım ya." Dedi Yade. "Karım işlerimden daha önemli." Dedim.

"Saçmalama." Diye mırıldandı Simge.

Ayağa kalkınca Simge de ayağa kalktı. "Yalnız Simge ile işim var." Palaz'ın sesi üzerine sinirime hakim olamadım. Bu sik kafalı neden her yere atlıyor? Orospu çocuğu sana mı söyledim gidelim diye?

Palaz ayağa kalkıp "Sahte aşk gösterinizi mümkünse dışarıda yapın, malum senin yüzünden çoğu işimiz aksıyor." Dedi. Palaz'a doğru bir adım attım: "Ne işiniz aksıyor lan?"

Simge yanımda bıkkın bir biçimde bize bakarken sert bir ses tonuyla "Neden sürekli olarak onunla ilgileniyorsun? Senin Simge'nin sağ kolu olmaktan, her şeye burnunu sokmaktan başka bir işin yok mu?" Konuştum.

Palaz benle polemiğe girmeye hazırmış gibi hızla cevap verdi: "Senin sağ kolum dediğin kişilerin senden daha önemli bir işi var galiba. Adamlarını değiştirmeni öneririm. Ayrıca o benim patronum, tehdit ederek evlendiği adama güveneceğimi mi düşündün?"

Palaz bana bakarken ciddiyetimi bozmamaya çalıştım. "Şuan bu yersiz tartışmaya ne gerek var?" Simge'nin sesi üzerine Palaz bir adım geriye attı. "Birbirinizi sevmiyor oluşunuzdan dolayı bu saçmaya daha fazla tanık olmak zorunda değilim."

Palaz'ın sessiz kalışı üzerine ben de sessiz kaldım. "Sıkıcısınız gerçekten ya. Gereksiz aksiyon, gereksiz entrikaya ne lüzum var? Adam akıllı oturup konuşamayacak kadar mı çocuksunuz?"

Palaz konuşacaktı ki Simge'nin ona bakmasıyla kafasını eğdi. Vay amına koyayım ya, ne kadar saygı duyuyor bir hafta sonra ölecek olan patronuna.

"İşlerimizi halledelim." Dedi Simge, ardından bana dönüp devam etti: "Akşam yanına gelirim Pamir."

Simge ve Palaz mekandan çıkınca Yade ve Kaya'ya döndüm. "Ne yapıyorsun sen?" Diye sordu Yade. Sandalyeye oturup bakındım. "Ne yapıyorum?"

Kapı açılınca içeriye Çetin girdi. "Abi ben gideyim mi artık?" Derin bir nefes alıp verdim. "Az sonra gidersin, kapıda olmalılar." Dedim.

Çetin kapıdan çıkınca ayağa kalktım. "Kızın ağzına düşeceksin." Yade'nin dediği üzerine kahkaha attım. "Aşık rolü yapmak zor değil sanki?"

Yade bir şey demezken Kaya bana baktı. "Söyle, sen de söyle. Ne oldu?"

Kaya yanıma gelip bana baktı. "Bu planı bozmazsın değil mi?" Kafamı olumsuz anlamda salladım. "Simge'yi sevmiyorum, ona güzel bir cümle kurarken aklıma gelen tek kişi Yaren."

"Öperken de mi Yaren'i düşündün?" Dedi Yade.

Bir şey demden etrafa bakındım. "Öpmeden, ona dokunmadan sadece sözleriyle aşık edecek değil ya?" Kaya benim yerime konuşmuştu. Yade bir şey demeden mekandan çıktı.

Kaya ise bana dönüp "Sen dert etme. Yaren gelince kendini açıklarsın." Dedi. Buraya mı gelecekti? Kafamı onaylarcasına salladım. "Yaren'i sevdiğini biliyorum ama bu plan çok önemli. Bunu unutma."

Kaya mekandan çıkınca elimi anlıma götürdüm. Sikeyim böyle işi ya.

Kapıdan açılıp kapanma sesi gelince ayağa kalktım. Yaren tam karşımda duruyordu. Sandalyeye oturup bana bakındı. Nefes alışverişlerinin sesini duyabiliyordum. Ne kadar açıklamak istesem de, ne diyeceğimi bilmiyordum.

Aramızda soğuk bir sessizlik vardı. Yaren'e baktım, onun gözlerindeki acıyı görmek bile yüreğimi parçalıyordu.

"Yaren, lütfen..." Dedim cümlemi tamamlayamayarak. Yaren'in bakışları üzerimdeydi, adeta içimi okuyor gibiydi.

Yaren ise sert bir şekilde başını salladı. "Doruk, neyi açıklamak istiyorsun ki? Onu neden öptüğünü mü? Yoksa bundan pişman olmadığını mı?"

Hafifçe başımı öne eğdim. Yaren'in gözünün içindeki kırgınlık iliklerime kadar işlemişti. "Haklısın ama o an ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilemedim."

Yaren, gözlerini hüzünle kaçırdı. "Bilmiyorum Doruk sadece yapmaman lazımdı."

Yaren'e doğru bir adım attım. "Yaren ben hâlâ aynı insanım. Seninle birlikte olmak, seni mutlu etmek istiyorum ama bu plan benim için çok önemli." Yaren kaşlarını kaldırıp indirdi.

"Doruk, seni seviyorum ama... bu plan seni değiştirecek mi? Seni tanıdığım Doruk bu değildi."

Yaren'in elini alıp sıkıca tuttum. "Ben hâlâ aynı insanım Yaren. Sadece seninle birlikte olmak istiyorum. Gerçekten... seni çok seviyorum."

Yaren elini çekip gözlerimin içine bakındı. "Doruk ben seni anlamak istiyorum ama seni anlarken kendime saygısızlık edemem." Dedi.

Sözleri bıçak gibi kalbime saplanmıştı. "Ben ayrılmak istiyorum." Gözlerimi sıkıca yumdum, geri açtığımda bana Yaren'in dolu gözlerle baktığını gördüm.

"Ne kadar sürer bu ayrılık bilmiyorum ama plan bitene kadar biz sevgili kalmayalım."

Benim cevap vermemi beklemeden hızla odadan çıktı.

Aradan saatler geçti ama ben ne hareket edebildim ne de konuşabildim. Şokun ve üzüntünün etkisinden çıkamamıştım.

Kalbim yerinden çıkacak kadar hızlı atıyordu.

Dakikalar birbirine girmişti.

Kapı tekrardan açıldı. "Akşam oldu lan senin burada ne işin var?" Kaya'nın sesi beynimde gıcırtılı bir biçimde yankılanıyordu.

Hızlı adımlarla odadan çıktım. Mekandan çıkmamla kararan gökyüzüyle karşılaştım. Hızlı bir biçimde nefesler alıp verdim.

"İyi misin?" Diye sordu Kaya. "İyiyim."

Arabaya doğru gittiğimde "Bu halde araba kullanma!" Diye Kaya arkamdan seslendi. Arabanın koltuğuna geçip çalıştırdım. Yan koltuğa baktığımda iki adet içki olduğunu gördüm. Yaren ciddi misin ya?

Simge'nin evine doğru sürdüm arabayı. Evin önüne gelince içki şişelerine bakındım. Elime içki şişelerini alıp arabadan çıktım. Evin önüne geçtim. Derin bir nefes alıp verdim. Kapının önüne geçip zile bastım.

Simge kapıyı açınca bol bir tişört giyindiğini gördüm. "Pamir." Bana karşı gülümserken elimdeki içkileri bir kenara bırakıp evin içine doğru adım attım. Belinden tutup kendime çektim.

"Çok özledim seni."

Dudaklarını dudağımla birleştirdim.

Ertesi Gün

Erkenden kalkıp Yaren'in kapısının önüne gittim. Ellerimde çiçekler, kapında sırılsıklam...

Yaren'in evinin önünde durduğumda bir an tereddüt ettim. Sonra derin bir nefes alıp ve kapıyı çaldım. Kapı açıldığında Yaren'in yüzünde hâlâ öfke vardı.

"Konuşalım mı?" Elimde ki gül buketini ona uzattım. Yaren sessiz kaldı, arından elini çiçeklere doğru uzatınca sırıtmaya başladım. Gül buketini ittirip "Doruk siktir git." Dedi.

Kapıyı yüzüme kapatınca tekrardan zile bastım. Kapıyı tekrardan açmasını bekledim ama nafile.

Bıkkın bir şekilde geriye doğru attım.

Arabaya doğru ilerledim. Şoför koltuğuna geçince Yaren'in evine bakındım. Camdan bana bakıyordu. Göz göze geldiğimizde hızla perdeyi çekti.

Telefonumdan gelen sesle önüme döndüm. Telefonumu elime alıp bakındım. Akif baba görüntülü arıyordu. Nereden öğrendi bunu ya?

Telefonu önüme koydum. "Merhaba baba." Akif baba bana bakarken elimdeki gül buketini yan koltuğa koydum. "Simge'ye mi?" Bir şey demeden ekrana bakınmaya başladım.

"Simge'ye götür onu. Bir hafta sonra elimde belgeleri görmek istiyorum. Aksi taktirde neler olacağını biliyorsun."

Kafamı onaylarcasına salladım. "Karsu'yu öldürmeni istiyorum." Kaşlarımı hafifçe çattım. "Anlamadım."

"Karsu, Yade, Yaren, Kaya ve diğerleri. Sana sunduğum kim varsa öldürmeni istiyorum. Tabi Simge'nin elindeki belgeleri alırsan ayrı."

"Anladım, müsaadenizle kapatmam lazım Simge beni arıyor." Akif baba gülerek telefonu kapatınca telefonu yan koltuğa koydum. Direksiyona kafamı koyup derin bir nefes alıp verdim.

Sikerim böyle işi de bu durumu da ya!

Bunca yıl bir kere bile neden kendi istediğim gibi davranamadım?

Memurken çok mutluydum.

Direksiyondan kafamı kaldırıp arabayı çalıştırdım. Arabayı Simge'nin evine doğru sürmeye başladım. Yolda Yade aradı. "Hızlı bir biçimde planı söylüyorum, sözümü kesme. Simge'yi kahvaltıya götüreceksin, konumu sana attım. Çetin seni kahvaltıda arayacak ve olay çıkıp mekana gideceksiniz. Ben az sonra Palaz ile buluşacağım, onu da mekana götüreceğim. Mekandan birkaç fotoğrafı Akif babaya atacağız."

Derin bir nefes alıp verdim. "Güzelmiş." Dedim. "Restoranda bir hediye var, kıyafet."

"Tamam Yade."

"Bir sorun mu var?" Diye bir ses geldi telefondan. "Yok kapat, az kaldı." Yade telefonu kapatınca yoluma baktım.

Yaren'e kendimi nasıl affettireceğim?

Simge'nin evinin önüne gelince arabadan indim. Üstümü düzeltip evin kapısının önüne geçtim. Kapıya birkaç defa vurmamla Karsu kapıyı açtı. "Hoş geldin." Gülümseyerek bana bakarken yalandan gülümsedim.

Gülümsemesi hafifçe soldu. "İyi misin?" Kafamı olumlu anlamda salladım. "Yaren ile arayı düzeltemediniz mi?" Dedi. "Sen nereden biliyorsun?" Tek gözünü kırparak "Ben bilirim." Dedi.

Derin bir nefes alıp verdim. "Neyse, role başlayalım." Kafasını onaylarcasına salladı.

"Simge Pamir gelmiş." Karsu Simge'nin yanına gidip bana doğru seslendi. Çok bir zaman geçmeden "Pamir abi, uyanmıyor!" Dediğinde yüzüme yalandan gülümseme yerleştirdim.

"Karıım!" Evin içine girip sessizce oturan Karsu'nun yanından geçerken. Nazikçe gözlerini açtı. Ona yaklaşıp kollarımı etrafına doladım. "Günaydın güzelim." Dudaklarım hafifçe kıvrıldı.

"Günaydın." Diye mırıldandı.

Simge'nin yanağını öptüm. "Kahvaltı yapmaya gidiyoruz." Dedim. Ardından gözlerimi Simge'den ayırıp teklifimi duyan Karsu'ya baktım. "Sen de gelmek ister misin?"

Karsu'nun kafasını olumsuz bir şekilde salladığını gördüm. "Okula gitmem lazım."

Kafamı salladım. Simge'ye dönüp "Hadi biz gidelim." Dedim. Dış kapıya geldiğimizde "Bu halime mi?" Diye sordu.

Yüzüne baktığımda aklıma Yaren'in yüzü geldi. Uyandığında saçları karışırdı, gözlerini açamaz ve söylenirdi. "Sen her halinle güzelsin." Dedim.

Simge boynuma yaslanırken arabaya doğru gittim. Simge'yi koltuğuna oturtup kendi koltuğuma geçtim.

"Kime bunlar?" Diye sordu. Elindeki gül buketine bakındım. Önüme dönerken "Sence kime?" Dedim alaylı bir biçimde.

"Teşekkür ederim."

Arabayı çalıştırıp gideceğimiz yere telefondan baktım. Kafamın içinde sadece Yaren varken Simge yanımda "İyi misin?" Diye sordu. Kendime gelmek zorunda olduğumu anladım. Yalandan gülümseyen bir yüzle "Evet yavrum, sen yanımdayken kötü olabilir miyim?" Dedim.

Kendime tamamen gelmek için gözlerimi sıkıca yumdum ve açtım. Heyecanla Simge'ye bakındım. "Bugün senin için bir sürprizim var."

Önüme dönüp yola bakındığımda "Gerçekten mi? Ne tür bir sürpriz?" Diye sordu. Ananın amı sürprizi.

Gülümseyerek "Sürprizi gördüğünde çok seveceksin, birlikte harika vakit geçireceğiz." Dedim.

Bir süre sonra geleceğimiz yere vardığımda arabadan çıktım. Şık bir restorandın önündeydik. Yade bula bula burayı mı buldun ya?

"İşte sürprizim." Dedim. Piç kurusu teşekkür bile etmeden önden restoranda girdi.

Garsonlardan biri yanıma geldi. "Hoş geldiniz efendim." Dedi. Oturacağımız masaya doğru eşlik etti.

Masanın etrafında olan gülleri gördüğümde gülmemek için kendimi tuttum. Vay amına koyayım ya ben neymişim!

Simge'nin sandalyeye oturması için sandalyenin arkasına geçip hafifçe çektim. Simge sandalyeye otururken sandalyeyi çekip onu yere düşürmemek için kendimi tuttum. Karşıya geçip kendi sandalyeme oturdum.

Kafamın içinde Yaren'in sesi dolanırken Simge'ye odaklanamadım bu nedenle istemsizce sessizlik oluştu. Garson yanımıza gelip hediye kutusunu Simge'ye getirdiğinde Simge'nin yüzünde ki tedirginliği fark ettim.

"Benim hediyem."

Simge hediye kutusunu eline alıp açtı. İçinden parlak siyah renkte bir kıyafet çıkınca gülmemek için elimle ağzımı kapattım. Yade senin anneni sikeyim.

"Çok güzel." Dedi.

"Sana özel tasarlattım." Dedim. Yalancıyı sikmiyorlar ya bol keseden atıyorum.

"Giyinsene." Simge etrafa bakınırken konuşmaya devam ettim: "Lavabonun karşısında kabinler var."

Simge ayağa kalkıp yanımdan ayrıldı. Telefonumu elime alıp Yaren mesaj atmış mı diye bakındım ama atmamıştı. Hay böyle işin ya.

Elime telefonu alıp kimi arayacağıma baktım. Birini ararsam ve telefonu isterse 'Bunla neden konuşuyorsun?' diyebilirdi. Kimseyi aramasam 'Yüzüme kapatmış' diyebilirim.

Telefonu kulağıma götürüp esnedim. Ayağa kalkıp role girmek için kendimi hazırladım. "Sen ne diyorsun lan!?" Bağırarak söylediğim için ayak seslerinden anladığım kadarıyla Simge hızlı bir biçimde yanıma geldi.

"Orospunun evladı! Geliyorum beklesin beni!" Telefonu kulağımdan uzaklaştırdım.

Simge'ye doğru baktığımda üstündeki parlak kıyafetin duruşunu izledim. Göğüsleri ve kalçası meydana çıkmıştı. Bir an rolü unutup onu izlemeye devam ettim. Kendime geldiğimde "Çok güzelsin amına koyayım ya!" Dedim.

Gözlerimi kapatıp açtım. "Çetin mekanımı basmış."

Simge karşımda sinirlenmiş bir vaziyette durdu. "Ne demek bu? Mekanını biliyor muydu?" Kafamı önce sağ tarafa sonra sol tarafa eğerek ses çıkardım.

"Yemeği sonraya ertelesek olur mu?"

"Olur, ben de geleceğim." Zaten amaç senin gelmen kızıl. "Kolun zaten iyi değil, seni savunabilirim." O kadar iyisin ki sağ ol.

Restorandan çıkınca arabaya geçtik. Yol boyu ikimizden de ses çıkmadı. Mekanın önüne geldiğimizde ise sessizliği torpidoda duran silahı alarak bozdum. Silahı Simge'ye uzattım "Senin var mı?" Diye sordu. "Evet."

Arabadan inince mekanın içine girdik. Odama doğru ile ilerlemeye başladık. Acaba Simge'ye silah vererek yanlış mı yaptım? Belki de anlık bir sinirle Çetin'i vuracaktı. Keşke o silahı ona vermeseydim. Simge'nin elini sıkıca tuttum. En azından birini vuracak olursa elimi elinden ayırması lazımdı.

Odama geçince Çetin'i sandalyelerden birinde otururken gördüm. Ayağa kalkıp "Zamanın geldi Pamir. Bu işleri bitirmemiz gerekiyor yoksa herkes için daha da kötü olacak." Dedi. Kaya'ya baktığımda gülmemek için zor durduğunu anladım. Buna kim mafya filmi izletti?

Çetin silahını çıkarınca Simge diğer eliyle silahını çıkarıp Çetin'e doğru tuttu. Neden şüphe duyduğum her şey başıma geliyor ki?

"Sakin ol kızıl." Çetin silahını masaya koydu. "Başka silahın var mı?" Diye sordu Simge. "Üstümü aramak ister misin kızıl?" Çetin'in alaylı cevabı üzerine hafifçe gülümsedim.

"Çetin." Simge'nin elini bırakıp sandalyelerden birini çektim. "Otur güzelim." Böyle de sanki Çetin'e otur dedim gibi oldu. Simge çektiğim sandalyeye oturunca yanında ki sandalyeye oturdum. Ellerimi masaya koymamla Çetin gülmeye başladı. "Seninle bir yola girecek kadar enayi gibi mi gözükürüm?" Dedim.

Çetin alayla "Evet." Derken Kaya Çetin'in gevşek tarzına uyuz olmuş bir vaziyette "Öldürürüm seni." Dedi.

Çetin bana 'ciddi mi' bakışı atarken Kaya'ya döndüm. Sakin kalması için ona bakındım. Korku dolu gözleriyle "Zamanın gelmişti Pamir. Eğer bu işi bitirmek istiyorsan önümüzdeki hafta sonuna kadar bekleyebilirim. Sonrasında bir daha bu konuşmayı yapmayacağım." Dedi.

"Hangi konuşmayı tam olarak? Konuştun ama ben mi bilmiyorum?" Çetin tekrardan gülümsedi. Kafamı istemsizce salladım. "Anlaşıldı." Dedim.

Sandalyeden kalkıp "Çıkar bunu." Dedim. Kaya Çetin'in yanına geçti. Kolundan tutup ayağa kaldırdı.

"Bu arada." Çetin'e bakındım. "En sevdiğin parmağın hangisi?"

Akif babanın adamları yanlış yapınca en sevdiği parmağını kesiyordu. Çetin korku dolu bir biçimde bana baktı. "Saçmalama Pamir." Gülmeden edemedim. "Saçmalama!" Çetin bağırırken Kaya Çetin'i odadan çıkarttı.

"Parmak ne alaka?" Hakkımda hiç araştırma yapmaman üzdü be Simge. "Sadece senin mi koleksiyonun var?"

Yade ve Palaz içeriye girince Yade'ye bakındım. Yade yanıma gelip fısıldar bir biçimde "Yaren senle konuşmak istiyor." Dedi. Gülümseyerek Yade'ye bakındım ama Yade ciddi bir yüz ifadesiyle bakınınca moralim bozuldu.

Kafamı Simge'ye çevirdiğimde Palaz'ı gördüm. Hemen yanına oturmuştu.

"Çetin'in baskınıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?" Diye sordum.

Simge bana bakarken kaşlarını hafifçe çatmıştı. Yade'nin sesi üzerine gözlerimi Yade'ye çevirdim: "Bu işin peşini bırakmamız gerekiyor. Çetin'le sonuna kadar gitmeliyiz."

Kaya içeriye girince ona baktım. Odanın ortasına geçip bana sinirle bakındı. Ne yapmış olabilirim? "Durum ciddi ve bu sorunu çözmek yani uzlaşmak yapacağımız en kötü şey olur." Dedi. Role girmiş, ben de ne oldu diyorum...

Kaya planından bahsederken ben zaman geçiyordu. Zaman zaman bana kaş göz işaretleri yaparak bana mesaj vermeye çalışıyordu ama bir sik anlamıyordum.

Yaren ile ne zaman konuşacağım acaba? Bana ne diyecekti?

"Bunaldım ya." Dedim. Simge'nin elini sıkıca tuttum. "Gidelim mi?" Gözlerimi dudaklarına indirdim. İçimde pişmanlık duygusu belirdi.

"İşlerimizi halletmemiz lazım ya." Dedi Yade. "Karım işlerimden daha önemli." Dedim.

"Saçmalama." Diye mırıldandı Simge.

Ayağa kalkınca Simge de ayağa kalktı. "Yalnız Simge ile işim var." Palaz'ın sesi üzerine sinirime hakim olamadım. Bu sik kafalı neden her yere atlıyor? Orospu çocuğu sana mı söyledim gidelim diye?

Palaz ayağa kalkıp "Sahte aşk gösterinizi mümkünse dışarıda yapın, malum senin yüzünden çoğu işimiz aksıyor." Dedi. Palaz'a doğru bir adım attım: "Ne işiniz aksıyor lan?"

Simge yanımda bıkkın bir biçimde bize bakarken sert bir ses tonuyla "Neden sürekli olarak onunla ilgileniyorsun? Senin Simge'nin sağ kolu olmaktan, her şeye burnunu sokmaktan başka bir işin yok mu?" Konuştum.

Palaz benle polemiğe girmeye hazırmış gibi hızla cevap verdi: "Senin sağ kolum dediğin kişilerin senden daha önemli bir işi var galiba. Adamlarını değiştirmeni öneririm. Ayrıca o benim patronum, tehdit ederek evlendiği adama güveneceğimi mi düşündün?"

Palaz bana bakarken ciddiyetimi bozmamaya çalıştım. "Şuan bu yersiz tartışmaya ne gerek var?" Simge'nin sesi üzerine Palaz bir adım geriye attı. "Birbirinizi sevmiyor oluşunuzdan dolayı bu saçmaya daha fazla tanık olmak zorunda değilim."

Palaz'ın sessiz kalışı üzerine ben de sessiz kaldım. "Sıkıcısınız gerçekten ya. Gereksiz aksiyon, gereksiz entrikaya ne lüzum var? Adam akıllı oturup konuşamayacak kadar mı çocuksunuz?"

Palaz konuşacaktı ki Simge'nin ona bakmasıyla kafasını eğdi. Vay amına koyayım ya, ne kadar saygı duyuyor bir hafta sonra ölecek olan patronuna.

"İşlerimizi halledelim." Dedi Simge, ardından bana dönüp devam etti: "Akşam yanına gelirim Pamir."

Simge ve Palaz mekandan çıkınca Yade ve Kaya'ya döndüm. "Ne yapıyorsun sen?" Diye sordu Yade. Sandalyeye oturup bakındım. "Ne yapıyorum?"

Kapı açılınca içeriye Çetin girdi. "Abi ben gideyim mi artık?" Derin bir nefes alıp verdim. "Az sonra gidersin, kapıda olmalılar." Dedim.

Çetin kapıdan çıkınca ayağa kalktım. "Kızın ağzına düşeceksin." Yade'nin dediği üzerine kahkaha attım. "Aşık rolü yapmak zor değil sanki?"

Yade bir şey demezken Kaya bana baktı. "Söyle, sen de söyle. Ne oldu?"

Kaya yanıma gelip bana baktı. "Bu planı bozmazsın değil mi?" Kafamı olumsuz anlamda salladım. "Simge'yi sevmiyorum, ona güzel bir cümle kurarken aklıma gelen tek kişi Yaren."

"Öperken de mi Yaren'i düşündün?" Dedi Yade.

Bir şey demden etrafa bakındım. "Öpmeden, ona dokunmadan sadece sözleriyle aşık edecek değil ya?" Kaya benim yerime konuşmuştu. Yade bir şey demeden mekandan çıktı.

Kaya ise bana dönüp "Sen dert etme. Yaren gelince kendini açıklarsın." Dedi. Buraya mı gelecekti? Kafamı onaylarcasına salladım. "Yaren'i sevdiğini biliyorum ama bu plan çok önemli. Bunu unutma."

Kaya mekandan çıkınca elimi anlıma götürdüm. Sikeyim böyle işi ya.

Kapıdan açılıp kapanma sesi gelince ayağa kalktım. Yaren tam karşımda duruyordu. Sandalyeye oturup bana bakındı. Nefes alışverişlerinin sesini duyabiliyordum. Ne kadar açıklamak istesem de, ne diyeceğimi bilmiyordum.

Aramızda soğuk bir sessizlik vardı. Yaren'e baktım, onun gözlerindeki acıyı görmek bile yüreğimi parçalıyordu.

"Yaren, lütfen..." Dedim cümlemi tamamlayamayarak. Yaren'in bakışları üzerimdeydi, adeta içimi okuyor gibiydi.

Yaren ise sert bir şekilde başını salladı. "Doruk, neyi açıklamak istiyorsun ki? Onu neden öptüğünü mü? Yoksa bundan pişman olmadığını mı?"

Hafifçe başımı öne eğdim. Yaren'in gözünün içindeki kırgınlık iliklerime kadar işlemişti. "Haklısın ama o an ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilemedim."

Yaren, gözlerini hüzünle kaçırdı. "Bilmiyorum Doruk sadece yapmaman lazımdı."

Yaren'e doğru bir adım attım. "Yaren ben hâlâ aynı insanım. Seninle birlikte olmak, seni mutlu etmek istiyorum ama bu plan benim için çok önemli." Yaren kaşlarını kaldırıp indirdi.

"Doruk, seni seviyorum ama... bu plan seni değiştirecek mi? Seni tanıdığım Doruk bu değildi."

Yaren'in elini alıp sıkıca tuttum. "Ben hâlâ aynı insanım Yaren. Sadece seninle birlikte olmak istiyorum. Gerçekten... seni çok seviyorum."

Yaren elini çekip gözlerimin içine bakındı. "Doruk ben seni anlamak istiyorum ama seni anlarken kendime saygısızlık edemem." Dedi.

Sözleri bıçak gibi kalbime saplanmıştı. "Ben ayrılmak istiyorum." Gözlerimi sıkıca yumdum, geri açtığımda bana Yaren'in dolu gözlerle baktığını gördüm.

"Ne kadar sürer bu ayrılık bilmiyorum ama plan bitene kadar biz sevgili kalmayalım."

Benim cevap vermemi beklemeden hızla odadan çıktı.

Aradan saatler geçti ama ben ne hareket edebildim ne de konuşabildim. Şokun ve üzüntünün etkisinden çıkamamıştım.

Kalbim yerinden çıkacak kadar hızlı atıyordu.

Dakikalar birbirine girmişti.

Kapı tekrardan açıldı. "Akşam oldu lan senin burada ne işin var?" Kaya'nın sesi beynimde gıcırtılı bir biçimde yankılanıyordu.

Hızlı adımlarla odadan çıktım. Mekandan çıkmamla kararan gökyüzüyle karşılaştım. Hızlı bir biçimde nefesler alıp verdim.

"İyi misin?" Diye sordu Kaya. "İyiyim."

Arabaya doğru gittiğimde "Bu halde araba kullanma!" Diye Kaya arkamdan seslendi. Arabanın koltuğuna geçip çalıştırdım. Yan koltuğa baktığımda iki adet içki olduğunu gördüm. Yaren ciddi misin ya?

Simge'nin evine doğru sürdüm arabayı. Evin önüne gelince içki şişelerine bakındım. Elime içki şişelerini alıp arabadan çıktım. Evin önüne geçtim. Derin bir nefes alıp verdim. Kapının önüne geçip zile bastım.

Simge kapıyı açınca bol bir tişört giyindiğini gördüm. "Pamir." Bana karşı gülümserken elimdeki içkileri bir kenara bırakıp evin içine doğru adım attım. Belinden tutup kendime çektim.

"Çok özledim seni."

Dudaklarını dudağımla birleştirdim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.