İçeriğe geç

Şah Mat

Bölüm 26 · 9 dk okuma

Şah Mat

Bölüm 26

Mat: 7

Sinir neredeyse bütün bedenimi ele geçirmişti. Gereksiz olan saçma gerginliği alttan alabileceğimi düşündüm fakat kimse benim yanımda Yaren hakkında böyle konuşamaz.

Bana diklenmeye devam ederken telefonundan gelen ses gözlerini benden ayrılmasına neden oldu. Simge telefonu kulağına götürdüğünde kaşlarımı çatarak onu izlemeye başladım. "Ne var Palaz?"

Göz devirerek kafamı çevirdim. Derin bir nefes alıp verdikten sonra yanımda duran Yaren'e bakındım. Yaren olaydan zevk alıyormuş gibi Simge'ye baktığında yalandan sessizce öksürerek bakışların üzerime çektim.

Yaren bakışlarını değişirken Simge arkasını döndü. "Tamam, geleceğim."

Yaren bakışlarını Simge'ye çevirdiği an itibariyle Simge bize döndü. Yaren'e bakarak "Geri döndüğümde, evimden gitmiş ol." Dedi. Yaren konuşmak için ağzını açtı ki "Kapını yolunu saçından tutarak göstermek zorunda bırakma kocamın kardeşi." Diyerek susmasına neden oldu

Yaren'in sakin kalması için, konuyu o sırada daha fazla uzatmadan Simge'ye döndüm ve "Ben de geliyorum." Dedim.

Simge ise yalandan gülümseyerek "Gel kocacığım." Dedi.

Kocacığın siksin seni.

Simge hiçbir şey demeden hızlı bir şekilde evden çıktığında Yaren'e son bir defa bakarak evden çıktım.

Evden tamamen çıktığımızda ise Simge'ye kaşlarımı hareket ettirerek kendi arabamı gösterdim. "Benim arabamla." Dediğinde bakışlarımı bozmadım.

Simge bakışlarım umursamadığını kendi arabasına doğru yol alarak gösterdi. Arabasının şoför koltuğunun kapısını açtığında "Ben kendi arabamla geleceğim." Dedim. "Yolu bilmiyorsun, ya yanımda gelirsin ya geç kalırız."

Simge'nin boş konuşmasına umursamadan kendi arabama doğru ilerledim, arabamın içine geçip oturdum.

Simge'ye baktığımda ise açtığı kapıyı kapatıp arabanın kapısına yaslandığını gördüm.

Tam şu an yola çıkması gereken oyken çocuk gibi mi davranacak gerçekten? Arabanın içinden çıkıp Simge'nin önüne geçtim. "Bir kere söz dinlesen ölürsün değil mi?" Kafasını onaylarcasına salladı. Elinden tuttum ama elini hızla çekti.

"Zorlaştırıyorsun ha? Bana uyar."

Hafifçe eğilip Simge'yi kucağım aldım. Doğrulduğumda Simge'nin yüzüne bakındım. Halinden memnun gibi gözüküyordu. Arabaya doğru ilerlemeye başladım. "Bağırman gerekmiyor mu?" Diye sordum. "Hayır, hoşuma gitti."

Arabanın yanına geçtiğimde zorlukla kapıyı açtım. Simge'yi koltuğa oturtunca emniyet kemerini taktım. "Bunu ben de yapabilirdim." Dedi kulağımı rahatsız eden bir ses tonuyla.

"Kendin de gelebilirdin ama tercih meselesi." Kapıyı kapatıp kendi koltuğumun kapısına geçtim. Koltuğuma oturunca koltuğu hafifçe geriye aldım. Arabayı çalıştırmamla Simge telefonundan konumu sesli şekilde açmıştı.

Yoluma odaklanmışken yanımdan "Neden bu kadar sessizsin?" Diye bir soru geldi. Acaba neden sessizim ya? Sorunun cevabını bulmak pek zor olmamalı.

Kaşlarımı çattım alayla. "Sana ne? Sürüyorum işte." Direksiyonda olan ellerimi sıktım. Amacı ne şuan? Neden demin birbirimize girecek gibi olan bakışlarımızı unutmuş gibi davranıyor?

"Kardeşini evimde istemiyorum." Unutmamış.

"Kardeşimin başına bir şey gelmesin diye evlendiğim kadının dediği cümleye bak."

Sessizlik karanlık gibi üzerimize çöküyordu.

Yol on dakikalık olsa bile bana yarım saatten fazla gelmişti. Araba sonunda durduğunda aracı park ettim. Arabadan çıktıktan sonra etrafa bakındım lüks bir binanın önündeydik. Söyleseydin bari daha düzgün kıyafet giyinirdim.

Yürümeye devam ettiğimde Simge yanıma geldi. Sessizliği ikimizden biri de bozmadı. Aramızda giren soğuk sessizliği bozan kişi ise yanımıza gelen görevliydi.

İçeriye doğru adım atarken gülümseyerek bizi karşıladı. "Hoş geldiniz. Sizi içeri alayım." Dedi, zahmet ettin ya.

Bizimle beraber yürüyerek içeriye geçmemize yardım etti. Kalabalığın arasında hazine bulmaya çalışan korsanlar gibi geçip gidiyorduk. Mekanın dekorları bile göz kamaştırırken insanların kafam kadar taktığı pırlantalardan bahsetmek bile istemiyorum. Anladık ya, en zengin sizsiniz.

Ortadaki büyük boşluğu görünce Simge'ye döndüm. "Mankenleri izlemeye mi geldik?" Diye sordum. Simge bana hafifçe gülümseyerek "Defile." Dedi. O kadar değişti ki, sağ ol.

İstemsizce göz devirdim. Önüme dönerek görevlinin bizi getirdiği yere bakındım. Mankenleri buradan daha iyi bir biçimde görebilirdik. "İşte burası. Size ayrılan masanız."

"Çok güzel bir yer seçilmiş, teşekkür ederiz." Dedi Simge.

Görevli yanımızdan ayrılınca Simge'ye bakındım ama bana bakmaya fırsatı olmadan birer kadın yanımızda geldi. Simge'ye sıkıca sarıldı, arından bana elini uzattı. Gerçekten çok naziksin kadın (!)

Uzattığı eli sıktığımda "Tolga değil mi? Tanışmak bu güne kısmetmiş. Ayza Şay, bu moda markasının kurucusuyum." Dedi. Elimi çekip hafifçe gülümsedim. "Tolga Barlas, memnun oldum Ayza Hanım."

İsmi Ayza olan kadın Simge'ye dönüp ."Makyaj için seni içeriye alalım mı?" Diye sordu. Simge bıkkın bir şekilde nefes verdi. "Aslında manken olarak sana katılmak isterdim ama Tolga bu işlere karşı." Dedi. Ben mi karşıyım? Vay be.

Ayza bana bakarken Simge'ye dönüp sırıttım. Ah be kızıl, elime düştün. "Aslında 'gelmez' de demiştin ama görüyorum ki gelmiş. Fikirler değişebilir, bence." Dedi Ayza. Yaktım seni Simge!

Simge kafasını olumlu anlamda sallarken ben de ona karışık vermek için kafamı olumlu anlamda salladım.

Ayza'ya döndüğümde "Aslında çok haklısın, bence karım mankenlerden bir güzel. Bu nedenle kendi kararını kendisi verebilir." Dedim kibar bir ses tonuyla.

Simge yaralı olan kolumu hafifçe sıktığında acının damarlarımdan aktığını hissettim. Acını verdiği hissiyatla yüzümü ekşittim.

Simge Ayza'ya baktığında "Harika! O zaman seni arka tarafa alalım." Dedi. Kolumu çekip Simge'nin yanağından öptüm. Kulağına doğru alay edercesine "İç çamaşırı mankenliğini de odamızda yaparsın karıcığım." Diye fısıldadım.

Simge bana bakıp gülümsediğinde ben de gülümsedim. Ayza'ya bakarak "Tamamdır." Dedi.

Simge Ayza'yla beraber benden uzaklaştıklarında telefonuma bakındım. Birer cevapsız arama olduğunu gördüm. Dış kapıya geçtim. Mekandan dışarıya çıktığımda telefondan arayan kişiye bakındım. Kaya aramıştı. Kaya'yı aradığımda ikinci çalışta açtı telefonu.

"Ne oldu?" Diye sordum. "Oğlum önce bir 'Nasılsın?' falan deseydim. Bu ne acele?" Dedi Kaya.

"Davetteyim, hızlı konuş."

"Özet geçiyorum: Akif baba seni sordu, akşam konuşmanız lazım ama biraz sinirliydi sesi. Çetin piçi elimizde, seni bekliyor. Akşam evden çıkıp yanımıza gelmen için Karsu film gecesi için Simge'yi arayacak." Dedi. Derin bir nefes verdim. "Tamam, Yaren'i ara akşam otel tutsun."

"Bu durumda bile Yaren'i mi düşünüyorsun Doruk?" Gülümseyerek Kaya'nın sorusuna "Evet." Diye cevap verdim.

Kaya lafı fazla uzatmadan "Defile bittikten sonra mesaj at, Karsu'ya diyeceğim arayacak." Dedi.

Etrafta gezinirken yanımdan geçen insanlara gülümsedim. Biri benimle tokalaşmak için elini uzattığında "Tamamdır, toplantı için gerekli bilgiyi bana lütfen mesaj olarak atın." Dedim. Kaya kahkaha atarken telefonu yüzüne kapattım.

Bana elini uzatan adamın elini sıktım. "Beklettim sizi kusura bakmayın, önemli bir toplantının saatini belirliyorduk." Dedim. Adam hafifçe gülümsedi. Elimi çektiğimde "Ne kusuru Tolga Bey?" Dedi ve eliyle içerisini göstererek "Buyurun beraber içeriye geçelim." Diye devam etti.

Adamla beraber içeriye girdiğimde masamın yanına geçtim. "Sizin burada ne işiniz var? Defile sizin de özel ilgi alanınız mı?" Adam yalandan gülerken benim konuşmama izin vermeden "Bir de buradaki bazı adamlar karılarının manken olmasına izin veriyorlar." Dedi.

"Karı derken? Kadın demek istediniz her halde?"

Adam zengin gülüşünü yaparken bir şey demedim. Mankenler podyumda yürürken Simge'yi sessizce bekledim. Simge podyuma ilk adımı atmasıyla "Karım be!" Diye bağırdım.

Yanımda duran ismini bilmediğim adam dahil birkaç kişi bana bakarken elime telefonumu alıp video çekmeye başladım. "Karım! Tozunu attırdı lan!"

Simge podyumu terk ettiğinde telefonu kapatıp adama bakındım. "Bir şey mi demiştiniz?" Adam kafasını olumsuz anlamda salladı. Gülümseyerek önüme döndüm.

Simge birkaç kadınla beraber podyuma çıktığında "Kızıl olan benim karım!" Diye bağırdım. Islık çalarak Simge'yi izlemeye devam ettim.

Tekrardan podyumdan ayrılığında bu sefer podyuma Ayza tek başına çıktı. Telefonumu elime alıp mesaja baktığımda Kaya'dan mesaj gördüm.

Kaya: Ne zaman biter bu davet?

Kaya'ya cevap yazarken büyük bir alkış kopunca telefondan kafamı kaldırdım. Simge tekrardan podyuma çıkmıştı. Bu kız neden sürekli podyumda?

Ayza "Benim davetimi ve ricamı kırmadığın için teşekkür ederim." Dedi. Ne sürprizi yapıyormuş mafya hanım? Simge'ye bakarak konuşmaya devam etti: "Biliyorsun hep sürprizleri sen yapıyorsun ama bu sefer sıra bende. Buradan gelen gelirin hepsini kimsesiz çocuklara bağışlayacağız."

"Bu defilenin en büyük bağışçısı Esra Barlas'a herkes önünde teşekkür etmek isterim."

Simge Ayza'nın elindeki mikrofonu aldı. "Gerçekten ne desem bilemedim ama bu güzel haberi almak beni çok mutlu etti. Umarım daha çok gelir olur ve daha çok yardım edersin." Gören de iyilik meleği sanacak.

Konuşmaları bomboş şekilde ilerlerken telefonuma bakındım.

Doruk: Az sonra çıkacağız, on dakika geçsin öyle arasın.

Telefonu cebime koymamla Simge'nin bana doğru geldiğini gördüm. Islık çalarak "Hey yavrum be, anlar neler doğuruyor." Dedim. Simge göz devirirken bir elimi beline koydum. Yavaşça kendime çektim. "Hım?" Simge'nin boynundan öpmemle Simge mırıldanarak "Ne yapıyorsun?" Diye sordu.

Öpesim geldi.

Boynundan çekilip "Bizi fotoğraf çekiyorlardı." Dedim sessizce.

Davetin sonuna doğru ayrılırken Simge Ayza'nın yanına geçip söyledi. Bulunduğumuz yerden ayrılmak için dış kapıya geçtik. Birer adam yanımıza gelip "Merhabalar, Simge diye birini tanıyor musunuz?" Diye sordu.

Kaşlarımı çatarken Simge derin bir nefes alıp verdi. "Soyadı yok mu?" Diye sordu Simge. Adam elindeki kutunun etrafına baktı. "Hayır sadece Simge dedi bunu bana veren kişi."

"Sana bu kutuyu veren kişi kim?"

"Bilmiyorum ki." Elimi uzatıp aklıma gelen ilk yalanı söyledim. "Simge Ayza'nın kardeşinin ismi. Alalım biz onu, Ayza'ya verelim." Adam kutuyu bana verdiğinde aklıma gelen tek şey Yaren'in minik intikamı olabileceğiydi.

Adamın gitmesini beklerken kutuyu hafifçe salladım. Lütfen içinden Simge'nin kasasında olan bıçak çıkmasın. Lütfen bunu yapmış olma Yaren.

Adam gidince arabaya doğru yol adım. "Burada açmayalım." Dedim.

Arabaya geçtiğimizde kutuyu Simge'nin kucağına koyup arabayı çalıştırdım. Kafamda sadece Yaren'in bunu yapabileceği ihtimali vardı. Özel bir zaman içindi o kasa ama bir anlık hırsla bunu yaptıysa, ne yapacağımı bilmiyorum.

Kafamın içinde oluşan düşünceler istemsizce başımı ağrıttı.

"Sen mi yolladın hediyeyi?" Simge'nin sorusu üzerine kendime gelip anlık şekilde ona bakıp önüme döndüm.

Yaren benden habersiz böyle bir şey yapmış olabilir miydi? O kasanın içindekini tek Yaren biliyordu, onu da sonrasında kullanacaktık. "Her şeyin kontrol altında olması gerekiyor ama şu an her şey kontrolden çıkmış gibi hissediyorum."

Ya Yaren yollamadıysa? Ya o kutunun içinde başka bir şey varsa? Belki de Palaz Simge'ye hediye yollamıştır. "Sikerim böyle işi! Hangi lavuk senin kim olduğunu bilebilir ki?"

Kafamın içinde birden çok ses vardı. Kimin yolladığın düşünüyordum. Ya planımı bozmak isteyen biriyse?

Simge'nin telefonundan ses gelince Karsu'nun aradığını az çok tahmin ettim. "Efendim Karsu?" Dedi Simge, ona bakıp önüme döndüm.

Yolun kenarında boşluk gördüğümde arabayı oraya doğru sürmeye başladım. "Karsu bu ak-" Simge birden susunca göz ucuyla ona bakındım. "Tamam, akşam gelebilirsin."

Simge telefonu kapattığında "Kim geliyor akşam?" Diye sordum. Bana bakarak "Karsu, akşam film izleyeceğiz." Dedi.

"Kız kıza mı?" Yok erkek erkeğe, ne sik gibi soru sordum. "Hayır, sen de dahil olabilirsin."

Yalandan gülümsedim, hay böyle işin amına koyayım.

Arabayı sağa çekip park ettim. Simge'nin kucağında duran kutuya baktığımda derin bir nefes alıp verdim. "Artık kutuyu açmanın zamanı geldi."

Simge yavaşça kutuyu açarken dikkatle ona bakındım. İçinden tam da tahmin ettiğim gibi altın bıçak çıkınca kaşlarımı çattım. Yaren sen bana sormadan bunu nasıl yaparsın!?

Simge'nin gözleri hızla dolmaya başladı. Yaren büyün planı siktin attın şuan!

Sessizce Simge'ye bakındım. Gözünden akan yaş yüzünden kendimi suçlu hissetmeye başladım.

Elindeki bıçağı elime alıp arka koltuğa koydum. Simge'ye bakarak "İyi misin?" Dedim.

"Ablamı öldür-"

"Açıklama yapmak zorunda değilsin. Aynı güçlü durmak zorunda olmadığın gibi. Eğer konuşmak ya da paylaşmak istersen ben buradayım. Geçmişle yüzleşmek kolay değil ama seninle birlikte olmak senin yanında durmak istiyorum. Sessiz kalmak istersen de, konuşmak istersen de buradayım."

Ellerinin üstüne elimi koyup okşamaya başladım. Simge gözlerini sıkıca kapatıp açtı.

Ellerimi çekip kucağında duran kutuyu elime aldım. Kutuyu arka koltuğa koyup "Bunu her kim sana yollattıysa, onu öldüreceğim." Dedim sert bir ses tonuyla.

Elimi yanağına koyup başparmağımla gözyaşını sildim.

Öpmeli miyim? Şuan öpersem duygusal bağ tamamen oluşurdu ama ters teperse her şey daha da zorlaşırdı.

İçimdeki his sadece 'Öp.' diyordu.

Simge'nin yüzü beyazlaşmaya başladı. Gözyaşları durmuyor ve ağlamaya devam ediyordu. "Simge."

Bana bakmakta bile zorlandı. Öylece kaldı.

"Bembeyaz oldun, iyi misin?"

Kafasını olumlu anlamda salladı.

Yüzünü okşarken ona yakınlaşıp dudağını öptüm.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.