İçeriğe geç

Safkan Önyargısı💫🐍 (hp draco fan kurgusu)

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Safkan Önyargısı💫🐍 (hp draco fan kurgusu)

Bölüm 5

Diagon yolu kesişmesi ve yine aynı kompartıman

Ağustos ayının sonlarına doğru Diagon Yolu, yeni eğitim yılı için aceleyle eksiklerini tamamlamaya çalışan büyücü aileleriyle dolup taşmıştı. Flourish and Blotts’ın önündeki kalabalığı yarıp içeriye adımı attığımda, dükkanın o tanıdık parşömen ve eski deri kokusu beni karşıladı. Siyah, hafif dağınık dalgalı saçlarımı geriye atıp ikinci yıl Biçim Değiştirme kitaplarının olduğu rafa doğru ilerledim. Tam elimi *‘Dönüşümde İleri Adımlar’* kitabına uzatmıştım ki, hemen yanımdan yükselen o aşina, pürüzsüz ve mesafeli sesle irpildim.

"Yine mi Biçim Değiştirme, Cross? İlk yıldaki o kibrit çöpü fiyaskolarından sonra hâlâ umudun olması takdire şayan."

Arkamı döndüğümde, her zamankinden daha şık, koyu yeşil bir cübbe giymiş olan Draco Malfoy’u gördüm. Platin sarısı saçları yine kusursuzca taranmıştı. Ancak bu kez yüzünde o geçen yılki çiğ, çiğneyici alaycılık yoktu; daha soğuk, daha mesafeli ama yine de buram buram kibir kokan bir sakinlikle bana bakıyordu. Gözleri bir anlığına koyu yeşil gözlerime kaydı, ardından elimdeki kitaba baktı. O her zamanki itici, tepeden bakan havası yerindeydi ama bu sefer beni hemen oracıkta aşağılamak yerine, adeta varlığımı isteksizce kabullenmiş gibi bir duruşu vardı.

"En azından bir şeyleri dönüştürmek için babamın bakanlıktaki tanıdıklarına ihtiyacım olmuyor Malfoy," dedim, sesimi ne çok yüksek ne çok alçak tutarak.

Malfoy tam tersi yönünde bir laf edecekken, dükkanın girişinden gelen topuk sesleri ve asil bir bastonun tıkırtısıyla ikimiz de o tarafa döndük. Annem, Bulstrode ailesinin o dik ve mağrur duruşuyla içeri girmişti; hemen yanında ise muggle doğumlu olmasına rağmen duruşundan ödün vermeyen, sakin ve kendinden emin babam vardı. Tam o esnada dükkanın diğer ucundan beliren Lucius ve Narcissa Malfoy ile göz göze geldiler.

Ortam bir anda buz kesti. Lucius Malfoy, elindeki gümüş başlıklı bastonunu yere hafifçe vurarak babama doğru öyle bir baktı ki, sanki dükkanın ortasında iğrenç bir yaratık görmüş gibiydi. Ancak annemin Bulstrode soyadından gelen o safkan duruşunu ve bakışlarını fark edince, yüzündeki o tiksinti ifadesini profesyonel bir soğukluğa çevirdi. Narcissa Malfoy ise sadece cübbesinin kenarını hafifçe düzelterek anneme kibar ama bir o kadar da mesafeli bir baş selamı verdi. Annem de aynı soğuklukla karşılık verdi. Babam ise hiç istifini bozmadan, Malfoy ailesinin o ezici aurasına karşı dimdik durdu.

Draco, ailesinin yanına doğru yürürken arkasına döndü ve bana dik bir bakış attı. "Trende görüşürüz, Cross. Umarım bu yıl o melez şansın seni yarı yolda bırakmaz," dedi. Sesi hala çok iticiydi ama ilk yıldaki o çocukça bağırmalarının yerini, daha kontrollü ve asil bir düşmanlığa bıraktığı belliydi.

1 Eylül sabahı Hogwarts Ekspresi’nin koridorlarında yürürken, üzerimdeki yeşil ve gümüş renkli Slytherin arması artık buraya ait olduğumun en büyük kanıtıydı. Ağır bavulumu peşisıra sürüklerken boş bir kompartıman arıyordum. Trenin sonlarına doğru ilerlerken, kapısı yarı açık bir kompartımanın önünde durdum. İçeride sadece Draco Malfoy oturuyordu; bu sefer yanında Crabbe ve Goyle yoktu. Pencereden dışarıyı izliyordu, yüzünde o Diagon Yolu’ndaki mesafeli ve kibirli ifade vardı.

Kapıyı tamamen aralayıp içeri adım attığımda gri gözlerini yavaşça bana çevirdi. Beni görünce şaşırmadı, sadece hafifçe doğrularak arkama baktı.

"Yine mi sen?" dedi, sesindeki o bezgin ama üstten bakan tonla. "Bu trende başka kompartıman kalmadı mı yoksa beni takip etmek yeni hobin mi oldu?"

Bavulumu yukarıdaki rafa tek bir hamlede yerleştirirken siyah dalgalı saçlarım önüme düştü, onları geriye fırlatıp tam karşısındaki koltuğa oturdum. "Seni takip etmek isteyeceğim son şey bile değil Malfoy. Sadece tren kalabalık ve burada gürültü yapacak arkadaşların yok," dedim, yeşil gözlerimi doğrudan onun gözlerine dikerek.

Malfoy hafifçe güldü, ama bu gülüş eski yılı hatırlar gibi sabırsız bir gülüştü. "Onlar birazdan gelir," dedi ve arkasına yaslanarak kollarını göğsünde kavuşturdu. "Diagon Yolu’ndaki o karşılaşmadan sonra babam senin hakkında ne dedi biliyor musun? Bir Bulstrode’un adını nasıl bu kadar kolay lekeleyebildiğine şaşırdığını söyledi. Yani Cross, ailenden gelen o asalet sadece bir yanılsama."

Sözleri hala çok iticiydi, beni yaralamak için can attığı belliydi ama ses tonundaki o çocuksu hırs gitmiş, yerini daha tecrübeli bir soğuk savaşa bırakmıştı.

"Baban benim ailem hakkında ne düşünürse düşünsün Malfoy," dedim, sesimi en ufak bir şekilde titretmeden. "Ama Seçmen Şapka’nın beni seninle aynı binaya koyduğu gerçeğini baban bile değiştiremez. İlk yıl beni ezmeyi başaramadın, bu yıl da başaramayacaksın. O yüzden o kibirli laflarını kendine sakla."

Malfoy gözlerini kıstı, pencereden sızan parlak eylül güneşi platin sarısı saçlarını aydınlatırken yüzündeki o hazımsız ifadeyi çok net görebiliyordum. Tam bana daha sert bir cevap verecekken kompartımanın kapısı açıldı ve Crabbe ile Goyle içeri daldı. Malfoy onlara bakıp bir anlığına sustu, ardından gözlerini tekrar bana çevirdi.

"Göreceğiz, Cross," diye fısıldadı, sesi trenin raylar üzerindeki gürültüsünde neredeyse kaybolurken bile o itici kibrini koruyordu. "Bu yıl zindanlar senin için ilk yılından çok daha zor geçecek."

Yolun geri kalanında bana yine doğrudan hitap etmedi ama gözlerinin üzerimde olduğunu, o sarsılmaz sandığı egosunun benim karşımda hala tetikte beklediğini çok iyi biliyordum. İkinci yılımız başlamıştı ve aramızdaki o amansız düşmanlık, artık çok daha derin bir boyuta taşınmıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.