İçeriğe geç

Safkan Önyargısı💫🐍 (hp draco fan kurgusu)

Bölüm 14 · 3 dk okuma

Safkan Önyargısı💫🐍 (hp draco fan kurgusu)

Bölüm 14

Hogwarts Ekspresi

1 Eylül sabahı King’s Cross İstasyonu’nun o tanıdık, gürültülü hengamesinde ilerlerken kafamın içi ailemin sert uyarılarıyla yankılanıyordu. “Bu hissi kafandan söküp atacaksın Helga. Bir Malfoy’un seni daha fazla harcamasına izin vermeyeceğiz.”

İç sesim de onlara hak vermeden edemiyordu: Haklılar. Çocuk seni geçen yıl merdivenlerden aşağı itti, canını yaktı. Blaise olmasa seni tüm ortak salonun önünde çiğneyecekti. Kendine gel artık, o bir zorba.

Ama peron 9 ¾’e adım atıp da Hogwarts Ekspresi’nin o kırmızı, görkemli gövdesini gördüğüm an, içimdeki o lanet olası sızı yeniden baş gösterdi. Belime kadar uzanan, büyü fönüyle dümdüz olmuş simsiyah saçlarımı gerginlikle omzumun arkasına fırlattım. Koyu yeşil gözlerimi etrafta gezdirmemek için kendimi zorluyordum ama kalbim benden bağımsız olarak çoktan onun o platin sarısı kafasını aramaya başlamıştı bile.

Bavulumu peşimden sürükleyerek trene bindim. Bu yıl koridorlarda yalnız yürümek istemiyordum, o yüzden doğrudan Slytherin vagonunun en arkasındaki kompartımanlardan birine, Daphne ve Blaise’in yanına geçtim.

"Sonunda gelebildin, Helga," dedi Daphne, cübbesini düzeltirken. Beni baştan aşağı süzdü. "Yine çok iyi görünüyorsun ama gözlerinin altı biraz yorgun sanki. Yazın hiç dinlenmedin mi?"

"Sadece ders çalıştım," diye yalan söyledim, Blaise’in tam karşımdaki koltuktan bana yönelen o dikkatli, her şeyi anlayan bakışlarından kaçmaya çalışarak. Blaise geçen yıl ortak salonda beni Draco’nun elinden aldığı günden beri üzerimde tuhaf bir korumacılık ilan etmişti. "Bu yıl Biçim Değiştirme dersleri daha zor olacakmış, şimdiden hazırlanmak istedim."

"Kendini bu kadar hırpalama," dedi Blaise, pürüzsüz ve sakin bir sesle arkasına yaslanarak. "Bu binadaki hiç kimsenin senin başarını gölgeleyecek gücü yok artık. Bunu geçen yıl herkes anladı."

Tren büyük bir gürültüyle hareket edip Londra’yı arkasında bırakırken, kompartımanın yarı aralık kapısından dışarıyı izlemeye başladım. Yolculuğun ikinci saatine girerken, koridordan gelen o aşina, üstten bakan ayak sesleri kulaklarımda çınladı. Kalbimin ritmi anında hızlandı, göğsümün sıkıştığını hissettim.

Draco Malfoy, yanında her zamanki gibi Crabbe ve Goyle ile koridorda yürüyordu. Ancak bu sefer, geçen yıllardaki o doğrudan saldıran, çiğ kahkahalar atan çocuktan biraz farklıydı. Yazın babasından duyduğu o "Bulstrode ailesinin köklü geçmişi ve babamın muazzam büyü gücü" ile ilgili gerçekler, onun o sarsılmaz sandığı kibir duvarında gizli bir gedik açmış gibiydi.

Bizim kompartımanın önünden geçerken adımları belirgin bir şekilde yavaşladı. Gri gözleri doğrudan içeriye, cam kenarında oturan bana kaydı. Bakışları, belime kadar dökülen dümdüz simsiyah saçlarımda ve yüzümde saniyelerce asılı kaldı. Yüz hatları, içindeki o karmaşayı gizlemek ister gibi kasıldı. Hala çok iticiydi, hala bana bakarken o tepeden bakan asilzade maskesini koruyordu ama gözlerinde ilk defa, beni sadece "çirkin bir fazlalık" olarak göremediğinin o hazımsız, sarsılmış ifadesi vardı.

"Bakın burada kimler varmış," dedi Draco, kompartıman kapısına hafifçe vurarak. Sesi hala o bildiğim buz gibi kibrini taşıyordu, bana zerre yüz vermeye niyeti yoktu. "Zabini ve onun koruması altındaki rüküş Cross. Bu yıl da profesörlerin arkasına saklanarak parlamaya çalışacaksın galiba, Cross? Ama o ucube notların bile senin bu binadaki o çirkin, sönük varlığını değiştirmeye yetmeyecek."

Sözleri hala ruhumu hırpalamak için seçilmişti, beni yine değersiz hissettirmek istiyordu. Ama ben, babasının karşısında benim hakkımda "O bir böcekten farksız" dediğini bilen o yaralı Helga’ydım.

Tam ona cevap vermek için yutkunmuştum ki, Blaise benden önce davranarak oturduğu yerden dikleşti. "Malfoy, yerini bil ve yoluna devam et," dedi Blaise, sesi koridoru donduracak kadar net ve tehditkardı. "Geçen yıl aldığın ders yetmedi mi?"

Draco’nun gri gözleri öfkeyle kısıldı. Blaise’e dik dik baktı, ardından bakışlarını tekrar bana, o dolmak üzere olan yeşil gözlerime çevirdi. Yüzünde en ufak bir yumuşama yoktu, aksine benden ve içten içe kabul etmek zorunda kaldığı o gücümden nefret ediyordu.

"Bu yıl zindanlar senin için çok daha karanlık olacak, Cross. Arkana saklandığın o duvarları tek tek yıkacağım," diye tısladı ve cübbesini hırsla savurarak koridorda ilerledi.

O giderken arkasından bakakaldım. İç sesim zihnimde çaresizce fısıldadı: Senden nefret ediyor Helga. Seni asla o dünyasına almayacak. Kendini bile bile bu acının içine atmayı bırak. Ama tren raylar üzerinde hızla ilerlerken, ben hala onun o buz gibi kibrinin açtığı yarayı kalbimde taşıyordum ve 4. sınıfa, bu imkansız aşkın en ağır yüküyle başlıyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.