İçeriğe geç

Safderun

Bölüm 24 · 10 dk okuma

Safderun

Bölüm 24

Operasyon

Menekşe gözlerini devirerek evin kapısını açtı ve içeriye girmem için hafifçe sırtıma dokunarak beni yönlendirdi.

"Ege ve ani planları... Bana doğruca buraya gelmemi ve o gelene kadar da buradan çıkmamamızı söyledi. Acil bir durum varmış, bizim adımıza endişelenmek istemiyormuş..."

"Keşke bizim adımıza endişelenmeyi bırakıp önce kendini düşünse." dedim sitem ederek. İçeriye girdiğimizde geniş bir oturma odası bizi karşıladı.

Evin iç dekorasyonu da dışına uygun olarak kahve renkleriyle donatılmıştı. Başlangıçta karamsar gözükebilecek bu oda boydan aşağıya inen camları sayesinde bolca ışık alıyor ve burayı iç karartıcı bir yer yapmaktan uzaklaştırıyordu. Odanın her köşesinde bolca detay vardı. Benim için biraz fazla kalabalık sayılabilecek eşyalar yine de içerisini sıcak bir eve döndürmüştü. Koltuğun hemen yan koluna bırakılmış geniş, gri, örgü battaniyeden tutun pencerelerin önündeki saksılara kadar odanın her yanı doluydu. Evin en geniş duvarının önüne monte edilmiş kocaman kitaplığın içerisini dolduran kitaplara baktım. İstemsizce oraya doğru yürüyüp ellerimi kitapların üzerinden geçirmeden duramadım. Bir iki dakika içerisinde kitapların alfabetik sıraya göre dizilmiş olduğunu fark ettim.

Burada her kim yaşıyor ise kitaplara tutkun ve düzenli biri olduğunu kesinlikle hiç şüphe etmeden söyleyebilirdim. Hemen arkamızdan gelen yabancı bir sesle dikkatim dağıldı. Kötü bir şey yapıyormuş gibi bir anda elimi kitabın üzerinden çekince kitabı yere düşürdüm. Kitabı almak için yere eğildiğimde sesin sahibi bir anda yanıma gelip kitabı yerden kaldırdı.

"Sorun değil, ben alırım. Evime hoş geldiniz. Misafir karşılamayalı uzun zaman olmuştu." Başımı kaldırdığımda sarıya kaçan açık kahve saçları yukarıya doğru havalanmış, kirli sakallı, oldukça uzun boylu biriyle karşılaştım. Kahverengi gözlerinin rengi Ege'nin gözlerinden birkaç ton daha açıktı. Boynundaki siyah ipten yapılma uzunca kolye göğsünden aşağıya doğru süzülüyordu. Bakışlarım kolyenin ucuna doğru kaydı. Siyah beyaz kareli gömleğinin hemen üzerindeki kolyenin ucunda yılan motifini görebiliyordum.

"Cihan ben, siz de Ege'nin bahsettiği Vera olmalısınız?" Gözlerimi devirerek uzattığı eli sıktım.

"Memnun oldum. Evet, ta kendisi. Şu sıralar benim şahsen tanışma imkanım olmadan beni önceden birilerine tanıtıyor. Bu duruma alışmaya başladım." Cihan kısık bir sesle güldü.

"Klasik Ege. Planlarına uyum sağlamakta zorlanıyor olmalısınız."

"Siz demene hiç gerek yok, lütfen. Evet, bazen zorlanıyorum ama benim de onu yorduğum zamanlar oluyor. Bu durumda eşit şartlardayız." Cihan gülümseyerek hemen arkamızda üzerine siyah bir hırka geçiren Menekşe'ye döndü.

"Vera'ya eşya getirdim dedin değil mi Menekşe? Sıkıntı olacaksa Rüya'nın eşyalarından ayarlayabilirim."

"Getirdim, her şey yolunda merak etme kaptan. Ben biraz dışarı çıkacağım. Burası biraz akşamları soğuk oluyormuş, Kadir odun toplamaya gideceğini söyledi. Ona yardım edeyim diyorum. Bir şey lazım olursa arayın. Tabi çekerse açarım."

Ağzımı açmama fırsat kalmadan Menekşe hızlı adımlarla arkasını dönüp yanımızdan ayrıldı. Harika! Tanıdığım iki insan yanımdan uzaklaşmıştı. Şimdi ise daha bir dakika önce tanıştığım, sadece evin sahibi olduğunu ve adını bildiğim kişiyle baş başa kalmıştım. Cihan çekinceli tavırlarımı fark etmiş olacaktı ki beni rahatlatmak adına az önce yere düşürdüğüm kitabı eline aldı.

"Agatha Christie. Sever misin? Harika cinayet romanları var. Polisiye seviyorsan tavsiye ederim."

Bu tavsiye hayatımın şu anki dönemine ne kadar çok uymuştu öyle! Alayla güldüğümde Cihan ne olduğuna anlam veremeyerek bana baktı.

"Şu anda gerçek bir cinayet hikayesini kaleme alıyorum da..." dedim küçük bir açıklama yaparak. Cihan ağzı açık bir şekilde bana baktı. Sonra şaşkınlıkla karışık tatlı bir telaşla krem rengindeki deri koltuğu işaret etti.

"Oturmaz mısın?" Kibarca başımı sallayıp işaret ettiği koltuğa oturdum. Yazar olmam Cihan'da garip bir sevinç yaratınca ben de gülümsemeye başladım. Kitaplarla bu kadar içli dışlı birinin konuya karşı ilgisi elbette kaçınılmazdı. Belki de Cihan da bir yazardı. Kim bilebilirdi ki?

"Ben de bir şeyler yazıyorum. Kendi çapımda tabi ki... Roman apayrı bir dünya. Benim dünyam tamamen şiirlere ait." Konuşurken ellerini fazla kullanıyordu. Karizmatik bir ses tonu olduğunu inkar edemezdim. Bu adamın şiir yazıyor oluşu nedense beni şaşırtmamıştı.

"Benzer zevklere sahip biriyle tanıştığım için çok memnun oldum." dedim gülümseyerek. Cihan'ın iyiden iyiye merakının arttığını görebiliyordum. İlgiyle bana doğru dönüp oturduğu koltukta öne eğildiğinde boynundaki ilginç kolye havada sallanmaya başladı.

"Hangi gerçek hikaye bu? Biliyor olmam muhtemel mi?" Kaşlarımı çattım. Ege'nin bir tanıdığı olarak ve üstüne üstlük adımı sosyal medyada Narin'in adıyla yan yana görme ihtimali çok yüksek olduğunu düşünürsek bu sorunun cevabını biliyor olduğunu zannetmiştim. Bu yüzden fazla düşünmeden doğruca cevap verdim.

"Narin Durukan'ın hikayesi. Aslında Ege ile tanışmam da bu şekilde oldu. Kendisi kitabım için kaynaklık ediyor." Bu cümlem karşısında Cihan buz kesildi. Sertçe yutkunduğunu ve gözlerinin dolduğunu fark ettim. Narin'in ismini duymak üzerinde şok etkisi yaratmıştı.

"Narin ile yakın mıydın? Kusura bakma böyle bir anda söyleyince kulağa tuhaf gelmiş olabilir. İnternet üzerinde haberimiz yapıldığı için bildiğini düşünmüştüm."

"Ben interneti pek kullanmam. Bundan haberim yoktu. Ege bahsetmedi." Anlayışla başımı salladım. Öyleyse Cihan, Ege'ye Arya ve Menekşe'den çok daha uzak bir arkadaştı. Pot kırmış olma ihtimalimden korkarak konuyu değiştirmek istedim.

"Ege ile ne zamandır tanışıyorsunuz?" Cihan kaşlarını kaldırdı. Ne dediğimi anlamamış gibi bir süre yüzüme baktı. İlginç bir çocuktu. Bu çiftlik evinde tek başına yaşayan, duvarların ardında sıkışık kalmış yapayalnız birine benziyordu.

"Uzun... Uzun zamandır. Bana emanetini bırakacak kadar yakınız. Yani öyle olduğumuzu-" cümlesini yarıda bırakıp düşüncelere dalarak elini saçlarından geçirdi. Hayal kırıklığına uğramış gibiydi. Onu bir anda bu kadar üzen şeyin ne olduğunu anlamaya çalışarak onu inceledim.

"Emanet?" dedim neyden bahsettiğini anlamaya çalışarak. Cihan ellerinin arasından başını kaldırmadan kısık bir sesle beni yanıtsız bırakmadı.

"Bir yakınını bana-" Cihan'ın cümlesi yeniden havada kalmışken ikimizin arasındaki bu tuhaf diyalogu bozan Menekşe'nin cıvıltılı sesi oldu.

"Biz geldik! İnanamayacaksınız ama Kadir en az dört gün bizi ısıtacak kadar odun topladı. Ben pek yardım edemedim çünkü kendisi gerçekten çok hızlı ve yetenekli." Sohbetimizi yarıda kestiği için elimde olmadan Menekşe'ye kızsam da bir şey belli etmeden gülümseyerek ayağa kalktım. Cihan oturduğu yerden kalkmadan yorgun bakışlarla Menekşe'ye baktığında Menekşe bir şeylerin ters gittiğini düşünerek Cihan'ın yanına geldi ve elini omzuna koyarak ona baktı.

"Sen iyi misin Cihan?" dedi endişe ederek. Cihan başını ağır ağır salladı fakat aldığı sık nefesler aksini söylüyordu.

"İyiyim. Vera'ya odasını gösterebilir misin? Ben de akşama bir şeyler hazırlarım." Menekşe tatmin olmasa da söylediğini yerine getirerek koluma girdi ve onu odada yalnız bıraktık. Üst kata çıkarken Menekşe hiçbir kelime etmeden sessiz adımlarla önümden yürüdü. Çıkar çıkmaz sağa doğru yöneldik ve Menekşe kapısı kapalı, yan yana duran iki kapıdan birini açtı. İçerisinde açık renk nevresimle tertemiz gözüken çift kişilik bir yatak, küçük bir komodin, turkuaz renginde iç açıcı fon bir perde vardı. Süt mavisi, beyaz çizgili yastık kılıflarıyla odaya şirinlik katan iki yastığı Menekşe eliyle düzelttikten sonra balkon kapısına yakın duran puf koltuklardan birine oturdu. Ben de onun hemen karşısındaki bir diğer pufa oturdum.

"Arya gelmiş." dedim bir anda Menekşe'ye dönerek. Menekşe şaşkınlıktan ardına kadar açılan gözlerini üzerime dikti.

"Amerika'dan? Arya? Sebep?" dedi ardı ardına sorular sorarak. Asıl olay şimdi geliyordu. Omuz silktim. Umurumda değildi. Menekşe, Ege, Arya ve rumuz isimleriyle Anıl ve Ender. Bu beş kişi bir şekilde aralarında bir sır saklıyordu ve bu benim hiç hoşuma gitmiyordu.

"Narin'in soruşturması yeniden başlatılacakmış. Yani hepiniz tekrardan şüpheli konumunda olacaksınız." Buz gibi bir ifadeyle bunları söylerken Menekşe'nin panikle elini kalbine getirdiğini gördüm. Yalanlar çarkı. Bu beş arkadaşın kendi aralarında döndürüp durduğu bir çarktı bu. İşte bu çark şimdi durmak üzereydi. Bir anda hepsinden nefret eder pozisyona geldiğim için kendime inanamıyordum. Fakat bilinmezlikler içerisindeyken hislerimi kontrol altında tutamıyordum.

"Bu haksızlık." dedi Menekşe kendi kendine sayıklayarak.

"Neden Menekşe? İçinizden birisinin bir şekilde Narin'in ölümünde payı olmadı mı? Katil Asil Acar olabilir fakat içinizden birisinin sakladığı bir sır var. Bu sırrın açığa çıkması adil değil mi?"

"Sen... Ne diyorsun Vera?"

"Ege bana içinizden birisinin bir şekilde Narin'in ölümüyle bir ilgisi olduğunu söyledi. Bu yüzden bu korkunuz değil mi? İçinizden birisinin Asil'in yanında hücreye kapatılmasından korkuyorsunuz. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Üstelik en yakın arkadaşınız öldürülmüşken..."

Menekşe öfkelenmeye başlayarak ayağa kalktı. Nefes alabilmek adına balkonun kapısını açtı. İçeriye buz gibi bir hava girince rahatsız olarak kollarımı ovuşturdum. Soğuk rüzgar, Menekşe'yi hiç çarpmamış gibiydi. İhtiyacı olan daha sert, tokat gibi kendine getirebilecek boyutta bir güçtü.

"Hiçbir şeyi bilmiyorsun. Yaşadıklarımızdan haberin yok."

"Evet, bilmiyorum. Bilmediğim için de sizi savunamam. Ege her şeyi anlatacağına dair söz verdi. Çok yakında her şeyi biliyor olacağım." Menekşe bir anda vücudunu bana doğru çevirip sahte bir şekilde güldü.

"Her şeyi anlatacak mıymış? Yapamaz."

"Yapacak." dedim kendime son derece güvenerek. Yapacak, yapmalı. Eğer Ege bana biraz olsun değer veriyor ise bir daha ona sırtımı çevirme riskini alamaz. Anlatmadığı takdirde hayatından çekip gideceğim. Onu da, arkadaşlarını da bu sırlarla dolu hengamenin içerisinde bırakıp kendi sakin hayatıma döneceğim.

"Yapamaz Vera. Biz birbirimize söz verdik. Bu beşimizi de ilgilendiren bir olay. Ege yalnızca seni ve kendisini düşünemez." Başımı hızla olumsuz anlamda salladım.

"Eğer ikimiz için bir ihtimal düşünüyorsa bal gibi de anlatacak, Menekşe." Menekşe de tıpkı benim kadar inatçı bir tavırla başını salladı. Birkaç dakika önce oturduğu puf koltuğuna geri oturdu.

"Cihan bunu duymamalı." İşte şimdi işler bambaşka bir yere evriliyordu. Menekşe'ye doğru eğilip dirseklerimi dizime doğru yasladım.

"Cihan... Ekibin bir diğer üyesi değil mi?" Menekşe başlangıçta ne diyeceğini bilemeden stresle kıvırcık saçlarını parmağına doladı. Sonrasında benim bakışlarımdan ve sorularımdan kaçamayacağını anlayınca derin bir nefes aldı ve parmağına doladığı saçı bıraktı.

"Evet. Bak, Vera. Cihan hepimizden çok daha hassas biri. Bu yaşananlar içimizden en çok onu etkiledi. Henüz iki hafta önce psikolojik ilaçlarını yeni bıraktı. Narin öldüğünden beri bu çiftlikte tek başına yaşıyor. Sadece etkilenmemek için internete girmiyor. Bu soruşturmanın yeniden başlatılması, Narin'in yeniden gündeme gelmesi onu sağlıksız günlerine kavuşturabilir."

Sertçe yutkundum. Narin'in hikayesini kaleme aldığımdan bahsetmem bile onu ne kadar derinden etkilemişti. Üstelik Ege'nin bu durumu ondan gizlemiş olması canını çok daha fazla yakmıştı. Ah, psikolojik durumunu ve yaşadıklarını bilmiyordum. Ege'nin koyduğu rumuzları ve Cihan'dan bu kitap meselesini saklama nedenini şimdi çok daha iyi anlıyordum. Vicdan azabı çekerek ayağa kalktım ve odanın içerisinde volta atmaya başladım.

"Cihan'a yazdığım kitaptan bahsetmiş olabilirim." dedim suçluluk dolu bir sesle Menekşe'ye bakarak. Menekşe bıkkınlıkla gözlerini kapattı ve başını geriye atarak ağzından inlemeye benzer bir nida çıkardı.

"Sabır... Lütfen sabır. Geçecek. Düzelecek her şey." Kendi kendine konuştuğunu fark edince akıl sağlığından şüphe ederek ona yanaştım. Gözleri kapalı öylece duruyorken parmak uçlarımda yükselerek yüzüne baktım. Bir anda gözlerini açıp karşısında yüzümü görünce yerinde sıçradı. Normal şartlarda olsa bu hareketine gülebilirdim.

"Bir de ilgilenmemiz gereken bir düşmanımız var. Onu unutma. Plan yapacaktık unuttun mu?" dedim biraz aksiyonun ikimize de iyi geleceğini hissederek. Ağlamak isteyerek dudaklarını büzdü ve elleriyle yüzünü ovdu.

"Tamam... Ben onu biraz düşündüm. Onu halledebiliriz. Biraz zor olacak ama ilk adımımız çok zor değil. Bu adamla ilk buluştuğun yere gideceğiz. Sonuçta seninle orada buluşmak isteyen oydu öyle değil mi? İkimiz orada sahte bir buluşma ayarlayacağız. Bana Ege'ye hiçbir şey anlatmadığından ve o adamla buluşmak istediğinden söz edeceksin. Ben de sahte bir tavırla sana karşı çıkmaya falan çalışacağım. Sonrasında yanından ayrılıyor gibi yapıp bir arka sokağa çekileceğim ama merak etme sonrasında seni ve eğer ki o adam gelirse -umudumuz bu yönde- takip edeceğim."

"Takip etmen biraz riskli. Eğer açığa çıkarsak ikimiz de yanarız." dedim planındaki eksik bulduğum kısmı söyleyerek. Menekşe başını salladı.

"Ben takip etmezsem Ege takip edecektir. Bu kez senin güvenliğini riske atamayız."

"Ege'yi plana dahil edeceğimizi kim söyledi?"

Menekşe küçük bir kahkaha attı. Kıvırcık saçlarının yarısını avuçlarının arasına topladı ve rastgele bir topuz yapıp yine kendi saçıyla bağladı. Bunu nasıl yaptığını anlamasam da kalın saç tutamlarının toka görevi görebilecek kadar güçlü olduğunu varsaydım.

"Ege. Plana dahil olmayacak. Ege olmadan, ikimiz bir plan yapacağız." Parmaklarını hayali bir çerçeve yapar gibi havaya kaldırdı ve öylece önüne baktı. Önünde dizlerimi çöktüm ve ona doğru eğilip gözlerinin içine baktım. "Evet, Menekşe. İki güçlü kadın olarak bu düşmanın kimliğine ulaşacağız. Ege olmadan. Başaracağız." Menekşe bir anda söylediklerimden motive olarak inançla gülümsemeye başladı. Elimi tutup sıktı ve başını olumlu anlamda salladı.

"O zaman yarın akşam. Buradan bir şekilde çıkıp operasyonu başlatıyoruz." dedi Menekşe hevesle bana bakarak. Derin bir nefes aldım. İçimde garip bir his vardı. Bu kez olacaktı. Düşmanımızın bizi halt etmesine izin vermeyecektim. Aptal bir cesareti değil, akıl ölçüleri içerisinde kalan, bir tehditle baş edebilecek güçteki cesaretimi gösterecektim.

"Tamam öyleyse... Artık bu hesabı kapatmanın vakti geldi."

Bölüm sonu

7 yorum