Bizimkilerin evine geldiğimde herkes farklı şeylerle uğraşıyordu. Akay tıraş oluyordu, yiğit ağırlıklarla spor yapıyordu, Eslem de Akay ın yanında kendine yüz bakımı yapıyordu. İnşallah aralarında romantik ayna önü dakikaları yaşanmıyordur, diye dua etmekten ve manifest yapmaktan kendimi alamadım. Aslında Akay ve eslem i her zaman birbirine yakıştırmıştım ama arkadaş grubumuzun basit sebeplerle dağılması şu hayatta isteyeceğim son şey bile olamazdı.
Tek tesellim evrene verdiğim ve vermeye devam edeceğim pozitif mi pozitif enerjilerdi bu yüzden moralimi bozmadan Mercomun yanına gittim.
Mercan yeni bir tatlı tarifi deniyordu ve benim ilgi alanım tabii ki onun yanındaydı. Aramızdaki tek fark o işin pişirme bölümündeyken ben ise yeme bölümündeydim.
Mercan ne zaman yeni bir tarif denese ilk önce bana tattırırdı. Okuduğu bölüm dolayısıyla da bolca yeni tarifler denerdi ve bende bolca yerdim. Bunun asla şikayet edecek bir yanı yoktu zaten. Hayatımda kendim kadar kolay memnun olabilen birini tanımıyordum gerçekten. Biri bana yemek ısmarlayacak, ben de arkamı dönüp gideceğim? Komik.
Mercan tatlıyı yapmaya devam ederken bende telefonumla ilgilenip kendi çapımda eğleniyordum. Aynı zamanda da mercan a enerjik müzikler açıyordum ve ona evren aracılığıyla kendi pozitif enerjimi gönderiyordum. Bu enerji işlerine baya inanırdım çünkü pozitif olmanın yararlarını çokça gördüğümü düşünüyordum.
Tatlının bitmesi için çok beklememiştim. Mercan ım hemen önüme bir tabak tatlı koydu. Sütlü ve taze meyveli bir tatlıydı. Şekli şemali pek iyi değildi ama önemli olan -benim için- tadıydı. Hemen tatlıdan bir çatal aldım. Gerçekten harika bir tadı vardı ve çok hafif bir tatlıydı. Oturup bir tepsi bile bitirebilirdim. Gözlerim fal taşı gibi açıldı ve başımı anında kaldırarak mercana baktım.
“bunun belirli bir tarifi var mı yoksa tamamen sana mı ait?”
“Son ödevim için kendim bir tatlı yapmalıydım yani bana ait, kısa sürede teslim etmem lazım burçikinyo.”
“Siz cumartesi yola çıkacaksınız, yetiştirebilecek misin?”
“ cuma günü vereceğim, sen endişelenme, güzel mi olmuş?" Diyerek aşırı gereksiz bir soru yöneltti. Tepkimi tam olarak verememiştim galiba ama ödevi olduğu için görüntüsü çok daha güzel olmalıydı. Bu yüzden bunu mercan a söylemek istedim. Onun için iyi bir şey yaptığımı düşünüyordum.
“ bence tadı gerçekten şahane ama görüntüsü üzerinde çalışman gerektiğini düşünüyorum sonuçta bu bir ödev, değil mi?”
“haklısın, bu sefer pek özenmedim, daha da iyi olacak” deyince ona gülümsedim ve bir tabak daha istedim. Hiçbir tatlı tek tabakta benden ayrılamazdı. Aşure hariç.
Tam mercom bana tekrar tatlı koyarken Akay içeri girdi ve hem tatlıya hem de yiğit e aynı anda laf atabilecek yeteneğe sahip olduğunu gösterdi.
“ulan bu tatlı da yiğit in yansımasını görüyorum.”
Ne hikmetse yiğit de içeri girip Akay a laf attı.
“O zaman körsün, gerzek herif.”
Akay, yiğit e pis pis bakarken Eslem de içeri girdi. Akay, Eslem e bir tabak tatlı verdikten sonra kendine de almaya başladı. Çenem şaşkınlıktan tabağımın içine düşecekti resmen.
“Akay, ne bu ince ince davranışlar? Sen bir hödüksün kendine gel.” Dedim ve yargılayıcı bakışlarımı eslem ve Akay ın yüzüne diktim.
Eslem omuz silkti ve oturup tatlısına yumuldu. Akay da oturup söze girdi.
“kızım sen demiyor musun azıcık centilmen ol diye? Alt tarafı bir tatlı koyduk, büyütme.”
Ben bu işi sonra ikisiyle de konuşacaktım tabii ki ama şu an odak noktam her zaman ki gibi tatlımdı.
Bu konuşmalar aramızdan ışık hızıyla geçerken Yiğit umursamaz bir şekilde tatlısına gömülmüş, mercan ise tezgaha yaslanmış ve sırıtarak bizi izliyordu.
…………………………
Sonunda tatlı ve sohbet fastlımız bitince hep birlikte sinemaya gitmeye karar verdik ve AVM ye doğru yol almaya başladık. Bu sefer eslem in arabasıyla gidiyorduk bu yüzden daha rahattım. Camı açtım ve ablama kısa bir mesaj yazdım. Meraklanınca kafamı ütülemesini istemiyordum. Geç döneceğimi düşününce ablamın çikolata istediğini hatırladım ve eve birkaç bir şey daha söylerken çikolata da sipariş ettim.
Ben bunları yaparken sinema salonuna gelmiştik. Yiğit biletlerimizi internetten aldığı için sıra beklemedik ve salona gidip yerlerimize oturduk.
Depresif bir halde olmadığımız için komedi filmi seçmiştik. Akay ve Eslem in koltukları yan yanaydı ve ben buna tabii ki izin vermeyecektim. Akay ı benim koltuğuma oturttum ve ben eslem in yanına geçtim. Akay ne kadar beni öldürecek gibi baksa da umursamadan filmimizin başlamasını bekledim.
Eslem bu konuda biraz pasif duruyor ve tek kelime etmiyordu ya da Akay a tek bir bakışı bile yoktu. Yani en azından imalı bir bakışı yoktu. Acaba Akay platonik mi diye düşünmeden edemedim hatta bu yazlık tatilini eslem ile yalnız olmak için bile ayarlamış olabilirdi. Kafamda saçma sapan AkEs senaryoları kurmaya devam ederken film başladı ve ben, düşüncelerimi beynimdeki baya dolu ve boşaltılmaya ihtiyacı olan bir çöp kutusuna tıkarak filme odaklanmaya çalıştım.
…………………………………………….
Film bittikten sonra tekrar arabaya doluştuk ve ben yine rutinimi tekrarlayarak camı açtım. Sanki Ankara beni buraya zincirlemiş gibi hissediyordum ama ben bir Türküm.
HANGİ ÇILGIN BANA ZİNCİR VURACAKMIŞ? ŞAŞARIM. Diyerek kendimi cesaretlendirdim ve tatilimi iple çekmeye devam ettim. Ben bunları düşünürken eslem çoktan evimin önünde arabayı durdurmuştu bile.
Çocuklara veda ederek arabadan indim ve eve girdim. Ankara daki bir günüm daha bitmişti.
Yatağımın özlemiyle kavrularak hızlıca merdivenleri çıktım ve eve girdim.
“evim de evim.”